27 Mart 2019 Çarşamba 05:58
Anasayfa / Muhsin İlyas Subaşı

Muhsin İlyas Subaşı

Şair ve yazar. 25 Temmuz 1942 tarihinde Sivas Şarkışla’da doğdu. İlkokulu doğduğu yerde (1956), orta ve liseyi Kayseri İmam-Hatip Okulu’nda okudu. Yüksek öğrenimine İzmir’de başladı. Kayseri Yüksek İslâm Enstitüsü’nde (1972) tamamladı. Bir süre gazetecilik (1961-73), ardından Kayseri’deki çeşitli liselerde öğretmenlik (1973-95) yaptı. 1995’de emekli oldu. Lise öğrenciliği döneminde 22 Mayıs 1963 tarihinde Kayseri’de yayın hayatına giren Kayseri Ekspres gazetesinin yayın yönetmenliğini, yüksek öğrenimi sıra­sında, iki gazetenin (Hakimiyet ve Yeni Sabah) Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğünü yaptı (1966-73). Bir dönem, bölgesel yayın yapan Elif TV’nin Genel Müdürlüğünü (1995-95) ve İhlas Haber Ajansı (İHA)’nın Bölge Müdürlüğü (1995-2002) görevlerini yürüttü.

İlk şiiri 1962’de İslâm dergisinde yer aldı.1963’te Orkun dergi­sinde, 1965’te Türk Yurdu ve Hareket dergilerinde şiirleri yayım­lanmaya başladı. “Vuslat Türküsü” isimli ilk şiir kitabıyla tanındı. Şiir, deneme, eleştiri ve inceleme yazılarını 1965 yılından itibaren Hareket, Türk Yurdu, Hisar, Töre, Millî Kültür, Boğaziçi, Kültür ve Sanat, Yeni Düşünce’de yayımladı. Küçük Dergi dergisinin sahibi ve yayın yönetmenliğini yaptı. (1979-81, 24 sayı) Berceste, Erciyes, Edebiyat, Bruciye Edebiyat, Ay Vakti, Yedi İklim dergilerinde; siyasî ve aktüel konulardaki yazılarını ise Tercüman, Yeni Devir ve Türkiye gazetelerinde yayımladı.

Şiirlerinde, Türk şirinin geleneksel motişerinden yararlandı, çağdaş insanın bunalımlarına mistik çözümler getirdi. Muhsin İlyas Subaşı, şiirlerinde insanın kendini idrâk duygusu, yaratıcısıyla iç kontak olayı, çevreden, yani muhittin merkeze doğru bir metafizik kavrama ve yaşama arzusu ana temalardır. Bunları, günlük olaylardaki çarpıklıkları işaretle, kâinatın sonsuzluğundaki derin tefekkür arzusuyla, tarihî perspektife ulaşabilme gayretiyle beslemeye çalışır. Romanlarında da yaşanmış hayatın toplumu uyaracak tarafını ya da yönlendirici mesajlarını ön plana almaya dikkat eder. Batı’da ağır tahribatlar yapan ve bizde de giderek olumsuz etkisi insanlığı sarsmaya başlayan inanç erozyonunun durdurulması ve hayatın yeniden inancın kuşatıcı etkisinde şekillenmesi yönünde bir çaba içerisindedir.

Ancak, bunda slogana düşmemeye,inanmanın bir gereklilik olduğu kadar, inanmayanın da yaşama ve kendi değerlerini savunma hakkının bulunduğunu dikkate alır. Farklı düşüncenin zenginlik ve birbirini besleyen malzeme olması gerektiğini savunan Yazar, bunları roman tekniği içerisinde vermeye özen göstermektedir. İnceleme ve araştırmalarında ise, bütün insanlığın ortak duyarlılık ve kabullerinin ipuçlarını bulma çabasındadır. Özellikle 21. asırdan itibaren teknoloji ve bilişimin hayatımızdaki etkisinin sağladığı imkânları olumsuzluklara çekmeden bunlardan faydalanmanın insanlığı birlikte yaşama ortamına götüreceğine inanmaktadır. Araştırmalarında bu dikkat noktasına büyük önem vermektedir. Yazar, son eserlerinde, Batı değerleri ve kültürü ile İslam ve Türk kültür ve değerlerinin birbirini anlama ve besleme yönünde etkin gücünü göstermiştir.