Ve biz, at sırtında Orta Asya’dan hicret eden yorgun bir kavimdik. Kendisine yurt arayan bir aşirettik; nihayetinde birkaç yüz çadırla Söğüt’e yerleştik. Bizim hikâyemiz işte böyle başladı. Çadırımızın direğini Söğüt’e diktik. İplerinin çivilerini 3 kıtaya çaktık.

Torunlarından olmakla kendimi ‘bahtiyar’ hissettiğim ecdadım Ertuğrul Gazi’den Vahideddin Han’a teşekkür hisleriyle doluyum. Keşke hepsini tek tek görebilseydim ve ellerinden öpebilseydim. Ve fakat müsterihim: “Cennet bunun için değil mi?”

comments powered by Disqus