KURTUBA'NIN ALTIN ÇAĞI

KURTUBA'NIN ALTIN ÇAĞI

ENDÜLÜS, acaba sekiz asır süren uzun bir rüya mıydı, yoksa karanlık Ortaçağ Avrupası’na ilim, fen ve sanatı götüren bir büyük medeniyet mi? Kaybolan Cennet Endülüs’e gözyaşı dökmek ve ağıt yakmak yerine, asıl görevimiz bu büyük medeniyeti her yönüyle bütün dünyaya tanıtmaktır. Endülüs’ün her alanda zirvede olduğu devri gözler önüne sermektir. Gece ancak ellerindeki meşalelerle korkarak sokağa çıkabilen Parislilere, Viyanalılara, Romalılara karşılık, Kurtuba halkı aydınlatılmış pırıl pırıl caddelerde geç saatlere kadar güven içinde gezip dolaşıyorlardı. Avrupa temizliği bilmezken Kurtuba’da tam 800 hamam vardı. Temiz su şebekeleri evlerin içine kadar ulaşmıştı. Avrupa’da ancak kralların saraylarında 70-80 civarında kitap varken, Halife II. Hakem’in kütüphanesinde tam 400 bin cilt kitap bulunuyordu. Avrupa’nın ilk kâğıt fabrikası Şatibe’de kurulmuş seri üretim yapılıyor ve tüm dünyaya kâğıt ihraç ediliyordu. Franklar’ın, Roma’nın ve Bizans’ın hayranlıkla takip ettiği, prenslerini eğitim için üniversitelerine gönderdiği, sadece Avrupa’nın değil dünyanın en önemli ilim merkezlerinden biri olan Kurtuba’nın bin yıl önceki yaşantısını öğrenince çok şaşıracaksınız.

comments powered by Disqus