Mihrabad Yayınları - Mimari Dokümantasyonu
Bu dokümantasyon, Mihrabad Yayınları web sitesinin teknik mimarisini, algoritma yapılarını ve veri akışını detaylı olarak açıklamaktadır.
📐 Genel Mimari
┌─────────────────────────────────────────────────────────────────┐
│ KULLANICI KATMANI │
│ (Web Tarayıcı / Mobil) │
└─────────────────────────────────────────────────────────────────┘
│
▼
┌─────────────────────────────────────────────────────────────────┐
│ SUNUM KATMANI (HTML/CSS/JS) │
│ ┌──────────┐ ┌──────────┐ ┌──────────┐ ┌──────────────┐ │
│ │ Bootstrap│ │ jQuery │ │ Lunr.js │ │ Tiny Slider │ │
│ │ 4.6 │ │ 3.6.0 │ │ (Arama) │ │ (Carousel) │ │
│ └──────────┘ └──────────┘ └──────────┘ └──────────────┘ │
└─────────────────────────────────────────────────────────────────┘
│
▼
┌─────────────────────────────────────────────────────────────────┐
│ ŞABLON MOTORU (Liquid) │
│ ┌─────────────────────────────────────────────────────────┐ │
│ │ Layouts │ Includes │ Collections │ Variables │ │
│ └─────────────────────────────────────────────────────────┘ │
└─────────────────────────────────────────────────────────────────┘
│
▼
┌─────────────────────────────────────────────────────────────────┐
│ JEKYLL BUILD SİSTEMİ │
│ ┌──────────┐ ┌──────────┐ ┌──────────┐ ┌──────────────┐ │
│ │ Markdown │ │ YAML │ │ Sass │ │ Plugins │ │
│ │ İşleme │ │ Parse │ │ Derleme │ │ Sistem │ │
│ └──────────┘ └──────────┘ └──────────┘ └──────────────┘ │
└─────────────────────────────────────────────────────────────────┘
│
▼
┌─────────────────────────────────────────────────────────────────┐
│ VERİ KATMANI │
│ ┌─────────────────────────────────────────────────────────┐ │
│ │ _books/ │ _authors/ │ _persons/ │ _posts/ │ │
│ │ (75) │ (27) │ (48) │ (35) │ │
│ └─────────────────────────────────────────────────────────┘ │
└─────────────────────────────────────────────────────────────────┘
🔄 Veri Akış Diyagramı
Build Süreci
┌─────────────┐
│ Kaynak │
│ Dosyalar │
└──────┬──────┘
│
┌───────────────┼───────────────┐
│ │ │
▼ ▼ ▼
┌─────────────┐ ┌─────────────┐ ┌─────────────┐
│ Markdown │ │ YAML │ │ Sass │
│ (.md) │ │ Front Matter│ │ (.scss) │
└──────┬──────┘ └──────┬──────┘ └──────┬──────┘
│ │ │
▼ ▼ ▼
┌─────────────┐ ┌─────────────┐ ┌─────────────┐
│ Kramdown │ │ Jekyll │ │ Sass │
│ Parser │ │ Parser │ │ Compiler │
└──────┬──────┘ └──────┬──────┘ └──────┬──────┘
│ │ │
└───────────────┼───────────────┘
│
▼
┌─────────────┐
│ Liquid │
│ Rendering │
└──────┬──────┘
│
▼
┌─────────────┐
│ _site/ │
│ (Output) │
└─────────────┘
📊 Koleksiyon Mimarisi
Koleksiyon İlişkileri
┌──────────────┐
│ BOOKS │
│ (Kitap) │
└───────┬──────┘
│
┌───────────────────┼───────────────────┐
│ │ │
▼ ▼ ▼
┌──────────────┐ ┌──────────────┐ ┌──────────────┐
│ AUTHORS │ │ ILLUSTRATORS │ │ TRANSLATORS │
│ (Yazar) │ │ (Çizer) │ │ (Çevirmen) │
└──────────────┘ └──────────────┘ └──────────────┘
│
│ (İlişkili içerik)
▼
┌──────────────┐ ┌──────────────┐ ┌──────────────┐
│ POSTS │ │ PERSONS │
│ (Blog) │ │ (Şahsiyet) │
└──────────────┘ └──────────────┘
Koleksiyon Yapılandırması (_config.yml)
collections:
books:
output: true
permalink: /kitaplar/:title
sort_by: publishnumber
authors:
output: true
permalink: /yazarlar/:title
persons:
output: true
permalink: /sahsiyetler/:title
Not: Slider verileri artık
_data/slider.ymldosyasından yönetilmektedir.
🧩 Layout Hiyerarşisi
┌─────────────────┐
│ default.html │
│ (Ana Şablon) │
└────────┬────────┘
│
┌────────────────────┼────────────────────┐
│ │ │
▼ ▼ ▼
┌───────────────┐ ┌───────────────┐ ┌───────────────┐
│ book.html │ │ author.html │ │ post.html │
│ (Kitap) │ │ (Yazar) │ │ (Blog) │
└───────────────┘ └───────────────┘ └───────────────┘
│ │
│ │
▼ ▼
┌───────────────┐ ┌───────────────┐
│ person.html │ │ page.html │
│ (Şahsiyet) │ │ (Sayfa) │
└───────────────┘ └───────────────┘
Default Layout Yapısı
<!DOCTYPE html>
<html>
<head>
<!-- Meta bilgileri -->
<!-- CSS dosyaları -->
<!-- Tracking header -->
</head>
<body>
<!-- Navbar -->
<nav class="topnav navbar">
<!-- Replace menu links here -->
<li class="nav-item">
<a class="nav-link" href="/">ANASAYFA</a>
</li>
<li class="nav-item">
<a class="nav-link" href="/hakkimizda">HAKKINDA</a>
</li>
<li class="nav-item">
<a class="nav-link" href="/kitaplar">KİTAPLAR</a>
</li>
<!-- <li class="nav-item">
<a class="nav-link" href="/yazarlar">Yazarlar</a>
</li> -->
<li class="nav-item">
<a class="nav-link" href="/sahsiyetler">KÜLTÜR MİRASI</a>
</li>
<!-- <li class="nav-item">
<a class="nav-link" href="/blog">Haberler</a>
</li> -->
<li class="nav-item">
<a class="nav-link" target="_blank" href="https://cdn.e-damla.com.tr/PUBLIC/Kataloglar/mihrabad-yayinlari/index.html">KATALOG</a>
</li>
<li class="nav-item">
<a class="nav-link" href="/iletisim">İLETİŞİM</a>
</li>
<li class="nav-item">
<a class="nav-link" target="_blank" href="https://mediterranean.agency/contact">FOREIGN RIGHTS</a>
</li>
<script src="/assets/js/lunr.js"></script>
<script>
$(function() {
// ESC tuşu ile kapatma
$(document).on('keydown', function(e) {
if (e.key === 'Escape') {
closeSpotlight();
}
});
// Backdrop'a tıklayınca kapatma
$("#lunrsearchresults").on('click', function(e) {
if (e.target === this || $(e.target).hasClass('spotlight-backdrop')) {
closeSpotlight();
}
});
// Kapatma butonları
$("#lunrsearchresults").on('click', '.spotlight-close', function() {
closeSpotlight();
});
});
function closeSpotlight() {
$('#lunrsearchresults').fadeOut(200);
$('body').removeClass('spotlight-open');
// Typing efektini durdur
if (typeof spotlightTypingInterval !== 'undefined' && spotlightTypingInterval) {
clearTimeout(spotlightTypingInterval);
spotlightTypingInterval = null;
}
}
var documents = [{
"id": 0,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/93-harbi-ve-nene-hatun",
"title": "93 Harbi ve Nene Hatun",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058301917.jpg",
"authors": "Sara Gürbüz Özeren",
"categories": "Roman, Tarih",
"body": "93 Harbi, 1877-1878 Osmanlı İmparatorluğu üzerinde yabancı emellerin hayata geçirildiği yıllardır. İngiltere, Anadolu’yu ele geçirmek için çareler aramakta; Rusya, Osmanlı’yı ve Müslümanlığı Balkanlar’dan söküp atarak sıcak denizlere açılan su yollarını ele geçirmek için çabalamaktadır. Rus ordusu Gazi Osman Paşa’nın şanlı savunmasına rağmen batıda Yeşilköy’e, doğuda ise Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın direnişine rağmen Erzurum’a kadar dayanır. Düşman her şeyi hesaba katmış, ama dadaş doğuran anaları hesaba katmamıştır. Şair diyor ki: “ Dadaş çelik bir yaydır onu germeye gelmez. Kabaran bir sel olur, dağlara da baş eğmez. ” Dadaş dağlara baş eğmez, onu doğuran analar eğer mi? Nene Hatun, iki çocuk annesi genç bir kadındır. 1877 yılının 8 Kasım’ı 9 Kasım’a bağlayan gece yaralı kardeşi Hasan kucağında can verir. Aynı anda şehrin bu¨tu¨n minarelerinden verilen salalar karanlığı yırtar. Ezanlar Nene Hatun’u gazaya davet etmektedir. "
}, {
"id": 1,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/abdulhamidin-kalkinma-hamlesi",
"title": "Abdulhamid'in Kalkınma Hamlesi",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056986536.jpg",
"authors": "Zafer Bilgi",
"categories": "Tarih",
"body": "II. Abdülhamid Han, olağanüstü kalkınma hamleleriyle, Osmanlı’nın en zayıf anında dünyada söz sahibi olmasını sağlamıştı. Dünyadaki ilk torpido atan denizaltı, zırhlı gemiler, savunma sanayii gibi askerî alandaki hamleleri; Ticaret ve Sanayi Odası, Ziraat Bankası gibi ticaret hamleleri, hastaneler ve tıp fakülteleri gibi sağlık alanındaki hamleleri unutulmaz. Demiryolu, telgraf ve telsiz istasyonları gibi ulaşım ve haberleşme hamleleri, binlerce okul ve üniversite ile çağa uygun eğitim ve kültür hamleleri; iplik, kâğıt, çimento, cam ve silah fabrikaları gibi sanayi hamleleri; elektrik ve hava gazı gibi enerji hamleleri onun gerçekleştirdiği kalkınma hamlelerinden yalnızca birkaçıdır. Osmanlı II. Abdülhamid döneminde ekonomide önemli büyüme gerçekleştirmiş ve dünyada en hızlı büyüyen ekonomilerin ilk 10’unda yer almayı başarmıştı. Onun kurduğu kurumlar bugünkü cumhuriyetin temellerini teşkil etmişti. O Türkiye Cumhuriyeti’nin gizli mimarlarından biriydi. Eğer durdurulmasaydı tüp geçit projesi ve Boğaz köprüsü çoktan yapılmış olacak, haritalarını çıkarttığı petrol yataklarından enerji fışkıracak, Türkiye’yi dünya liginde en ön sıralara taşıyacaktı. İngiliz tarihçi Arnold Joseph Toynbee’nin Osmanlı ile ilgili olarak şu müthiş tespiti manidardır: “Osmanlı yıkılmış bir devlet değil, durdurulmuş bir medeniyettir. Önündeki tarihî engeller kaldırılırsa, durdurulduğu yerden yürüyüşüne devam edecektir. ” "
}, {
"id": 2,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/ahilik",
"title": "Ahilik",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056667879.jpg",
"authors": "Yusuf Ekinci",
"categories": "Tarih, Din",
"body": "Ahilik, Müslüman Türk toplumunun kültürel, sosyal ve ekonomik hayatında önemli rol oynamış, günümüzün ifadesiyle sivil toplum kuruluşu olarak ortaya çıkmış bir esnaf teşkilâtıdır. Toplumun bütün kesimlerinde etkisini hissettiren bu kuruluş, insanımızın birliğini, dirliğini ve gücünü perçinlemiştir. Tasavvuf büyüklerinden Ahî Evran’ın kurucusu olduğu Ahilik, yüzyıllar öncesinden günümüze ışık tutan bir kurum olarak bugün daha çok ihtiyaç duyduğumuz beraberlik ruhunu, yardımlaşma, güven, şefkat, saygı ve sevgi kavramlarını öne çıkaran sağlam bir yapı olarak göz doldurmuştur. Bugün küreselleşmenin neticesi olarak toplumumuzda oluşan problemlerden hareketle kendi özümüze uygun yeni çözümler arama ihtiyacı gündeme gelmiştir. ‘İdeal toplum’un ruhunu yansıtan Ahilik kurumunun daha iyi bilinmesi, tanıtılması ve günümüzde de yaşatılması, kardeşlik odaklı anlayışın yaygınlaşmasını sağlayacaktır. "
}, {
"id": 3,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/aksultan-abdulhamid",
"title": "Aksultan Abdülhamid",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058199118.jpg",
"authors": "Hasan Basri Bilgin",
"categories": "Roman, Tarih",
"body": "Batmış bir imparatorluğu bin bir zahmetle ve tek başına 33 yıl omuzunda taşıyan, öldüğü gün tabutunun peşi sıra,“Bize ekmeği on paraya yediren adam!” diye, halkının sitayişle övdüğü bir liderdi Abdülhamid. Fakat;ABD ile 1947 yılında yapılan ‘Fulbright Anlaşması’ sonucu, Milli Eğitimimiz ve kültür hayatımızı, tümüyleEmperyalizmin emrine teslim ettiğimizden itibaren onun adı okul kitaplarımızda “Kızıl Sultan” olarak anılmaya başlandı. Ancak;Toplumsal huzurun namusunu, kendini halkın fikir işçisi gören, “kişisel çıkardan” arınmış, özüne sadık gerçekaydınlarımız çoğalınca da; onu kızıldan gri renge çevirdik. Şimdi;Aksultan Abdülhamid’in üstündeki gri rengi beyaza dönüştürmek bu kitabı okuyanlara düşüyor! "
}, {
"id": 4,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/anadolu-bacilari",
"title": "Anadolu Bacıları",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786057471680.jpg",
"authors": "Yusuf Ekinci",
"categories": "Tarih, Din",
"body": "Ahilik temelleri Anadolu topraklarında atılmış sosyal ve ekonomik bir yapıdır. Bu yapının özü ve amacı insana ve toplumuna sağlanabilecek faydaların kurumsallaşmasıdır. Bugün toplumsal hayatın düzenlenmesinde öne çıkan ve yararlanılan sosyal adalet kavramı Ahilik teşkilatının temellerini oluşturmuştur. Bu nedenledir ki Ahilik teşkilatı içinde oluşturulan düzen eşitlik, adalet, demokrasi gibi değerlerden beslenmiş ve günümüze model olmuştur. Ahilik teşkilatına dair günümüze model olabilecek bir diğer önemli unsur bu yapı içinde kurulmuş olan Bacıyân-ı Rum (Anadolu Bacıları) teşkilatıdır. Bacıyân-ı Rum Ahilik teşkilatının kadın kolları olmasının dışında dünyadaki ilk kadın sivil toplum örgütüdür. Bacıyân-ı Rum bütünüyle Ahilik ilkelerine göre erkeklerle aynı şekilde çalışmaktaydı. Bu nedenledir ki Bacıyân-ı Rum, kadınların toplumsal hayata nasıl dahil olması gerektiğine ilişkin önemli bir örnek, simge oluşturmuşlardır. Bu kitapta, Bacıyân-ı Rum teşkilatının kurucusu olan Fatma Bacı’nın ve teşkilat yapısının tanıtılarak Türk kadının tarihteki yerinin ve sağlamış olduğu toplumsal faydaların bir kez daha hatırlatılması hedeflenmiştir. "
}, {
"id": 5,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/anadolu-selcuklu-sultanlari",
"title": "Anadolu Selçuklu Sultanları",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786057471604.jpg",
"authors": "Muhsin İlyas Subaşı",
"categories": "Roman, Tarih",
"body": "Bu roman, devlet gücünün iyi kullanıldığı zaman ülkeyi nasıl hızla ihtişama yükselttiği, kişisel çıkarların devletin önüne geçtiği durumlarda ise nasıl ani çöküş ve felaketlere sebep olduğunun iç sızlatan macerasına sizleri davet ediyor. Anadolu Selçuklu Devleti’nin kardeş kavgaları bir yana, Baba Alaaddin Keykubad’la yükseliş dönemi, hemen arkasından gelen oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in saray entrikalarına alet edilmesiyle de çöküşünün sancıları anlatılıyor. Ülkemizin tanınmış yazarlarından Muhsin İlyas Subaşı’nın, tarihî gerçeklere sadık kalarak hazırladığı elinizdeki bu eser, tarihimizin saklı tarafına da ışık tutarak, övünüp gurur duyacağımız kadar, düşündürücü ve zaman zaman da ürkütücü bilgiler aktarmaktadır. Aşkların, ihtirasların, kendi çıkarı için devletin geleceğini hiçe sayan devlet bürokrasisi tarafından çevrilen entrikaların yer aldığı bu eser, objektif bilgileri roman üslûbu ile sunuyor. "
}, {
"id": 6,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/askin-mihrabi-yusuf",
"title": "Aşkın Mihrabı Yusuf",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056667886.jpg",
"authors": "Hasan Basri Bilgin",
"categories": "Roman, Din",
"body": "Dediler ki;Ey Züleyha tez söyle, bu kimdir?Bir Saba rüzgârı ya da bir meltem! O sustu, bilenler dedi;Evet bildik! Sence bir aşk fırtınası O;Şarkısını söyler denizler, dersini anlatır SURESİ. Alabilsek ele, durabilsek önünde biz,O Yusuf’tur! Belli ki;Sonsuz sevgi ve çılgın bir aşkın mihrabıydı YUSUF;Babası yürekten sevdi, kuyuya attılar. Züleyha ona aşık oldu, hapse koydular. O sadece RABBİ’Nİ sevmişti,İşte o gerçek AŞK;Saltanat tahtını ayaklarının altına serip dünyanın en seçkin Devlet Adamı yaptı ONU! "
}, {
"id": 7,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/askini-tasla-yazdim",
"title": "Aşkımı Taşla Yazdım",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058247567.jpg",
"authors": "Muhsin İlyas Subaşı",
"categories": "Roman, Tarih",
"body": "Aydınımıza irfan birikimini kazandıran en önemli faktörlerinden birisi, geçmişimizdeki mirasımızdır. Tarihimiz bu bakımdan onurla anacağımız malzemeyle doludur. Ne var ki, bizler hep ileriye baktığımız için geçmişteki çabaları ve fedakârlıklarıyla bizim geleceğimizi hazırlayan insanları yeteri kadar anlayamadık. Bu, ilahiyattan edebiyata, sosyolojiden mimariye, tıptan astronomiye kadar her alanda böyle bir talihsiz örtü altında tutulmuştur. Artık, geçmişin zengin birikimi olmadan önümüzü açmamızın zor olacağını kavradığımız bir döneme girmiş bulunuyoruz. Bu noktada, dikkate alacağımız isimler elbette sayılamayacak kadar çoktur. Bu dikkat noktası içerisinde mimariye baktığımız zaman, bizim üzerinde durmamız gereken en önemli isimlerden birisi kuşkusuz Mimar Sinan’dır. Bir Anadolu çocuğunun, devşirme yoluyla Saray’a intikaliyle ülkeye kazandırdığının fotoğrafını irdelemek gerekiyorsa, Sinan’ın hayatına gizlenen ayrıntıları kavramak icap edecektir. 50 yaşında ‘Ser Mimarânı Hassa’, yani bugünkü diliyle; ‘Osmanlı Devleti’nin Başmimarı’ olmuşsa, bu cevherin mayalandığı kaynağı ve onun yoğrulduğu hamuru, pişirildiği fırını çok iyi bilmemizde büyük fayda vardır. Elinizdeki bu çalışma, Sinan’ın toprağından bir Yazar’ın, Muhsin İlyas Subaşı’nın çok uzun ve yorucu bir araştırma ve eserlerini inceleme çabasından sonra, Sinan’la ilgili diğer iki kitabındaki birikimin burada roman üslubuyla anlatılan seçkin bir ürünüdür. "
}, {
"id": 8,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/ayasofya-tebessumu",
"title": "Ayasofya Tebessümü",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056986567.jpg",
"authors": "Muhsin İlyas Subaşı",
"categories": "Roman, Tarih",
"body": "17 asır içerisinde varlığını koruyarak günümüze ulaşan bir mabedin macerası zamana karşı verdiği mücadeleyle donanmış vaziyettedir. İnşa edilen ilk ikisinin depremlerde yıkılmasındansonra üçüncü kez yeniden inşasıyla günümüze kadar ulaşan Ayasofya, insanlığın sığınma duygusundaki merkezi rolünü korumayı başarmıştır. Peygamberimiz doğmadan önce 27 Aralık 537’de açılan ve günümüze kadar 1483 yıl boyunca büyük olaylara sahne olan böyle bir eserin kaderi, onu var eden milletin kaderiyle aynı olmamıştır. Çünkü onu inşa eden Bizans yıkılmış, Ayasofya yıkılmamıştır. 571 yılında Peygamberimizin doğumuyla beraber meydana gelen fevkalade olayların yanında Ayasofya’nın kubbesi de depremle sarsılmış ve çatlamıştır. Nihayet “Ni’mel Ceyş” müjdesiylefetih gerçekleşmiş ve Ayasofya kelime-i tevhid ile nurlanmıştır. Ayasofya’nın etrafında yaşanan dinî ve siyasi olayları Bizans’tan günümüze konu edinen kitap, bu mabedin gözyaşı ve tebessüm hikâyelerini anlatan bir belge roman niteliğindedir. Yayınevimiz, bu kutlu davaya destek olacak “AYASOFYA KİTAPLIĞI” dizisinin ilkini sunmakla iftihar eder. "
}, {
"id": 9,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/ayip-usaklari",
"title": "Ayıp Uşakları",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056667893.jpg",
"authors": "Üstün İnanç",
"categories": "Roman",
"body": "Türkiye, dünyanın en ilgi çekici ülkelerinden biridir. Muhteşem coğrafyası tarih boyunca istilacı güçlerin iştahını kabartmış ve bu yüzden başımız bir türlü dertten kurtulamamıştır. Devamlı olarak yedi düvelle boğuşmamız bundandır. Türkiye kültürel bakımdan da araftadır. Doğu ve Batı’nın tam ortasındadır. Yani yönümüz Batı’ya dönük olsa da Doğulu kimliğimizi hiçbir zaman bırakmıyoruz. Üstün İnanç işte bu arayışların, çelişkilerin ve kafa karışıklığının romanını yazdı, Ayıp Uşakları. Romanda, Füsun’un kişiliğinde kimliğini arayan ve keşfettiği değerlerine sahip çıkan aydın bir kadın anlatılıyor. “Serpil’in Anlattıkları”nı Yalnız Değilsiniz ile okuyucunun önüne çıkaran usta romancı, Ayıp Uşakları ile de Füsun’un hayat serencamını, yaşadığı acı ve tatlı olayları paylaşıyor. Yazar, romanda farklı izmlere kapılmış aydınlarımızın içine düştüğü bataklığa dikkat çekiyor ve kurtuluş için doğru yolu gösterip çözüm üretiyor. Füsun’un feminizmden İslâmî düşünceye uzanan yolculuğunu bir solukta okuyacaksınız. "
}, {
"id": 10,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/babialiden-gecen-adamlar",
"title": "Babıali'den Geçen Adamlar",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058199156.jpg",
"authors": "Gürbüz Azak",
"categories": "Araştırma",
"body": "Bâbıâli büyük bir alan. Fikir hayatımızın, basın dünyamızın ve yayın âlemimizin kalbi hep burada atmıştır. Gazeteler ve dergiler burada kurulmuş, yayınevleri bu semtten okuyucularına kitaplarını ulaştırmışlardır. Gürbüz Azak, Bâbıâli’ye en fazla emek veren sanatkârlardan. Ressam, gazeteci ve yazar olarak tanınan ve sevilen bir kültür sanat adamı. Bâbıâli’den Geçen Adamlar eserinde tanıdığı gazetecilerin, yazarların, edebiyatçıların, ressamların, hattatların, basın patronlarının ve siyaset adamlarının ilgi çekici yönlerini unutulmaz hatıralar eşliğinde anlatıyor. Birçok yönüyle düşünce ve sanat dünyamıza ayna tutan eser, bir nostalji zevki tattırırken aynı zamanda yakın tarihimizden ders alınması gereken hususları da okuyuculara işaret ediyor. Acı tatlı yönleriyle Bâbıâli’yi yakından tanımak isteyenler, bu eseri ellerinden bırakamayacak. "
}, {
"id": 11,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/ben-osmanliyim",
"title": "Ben Osmanlıyım",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058301993.jpg",
"authors": "Murat Başaran",
"categories": "Tarih",
"body": "Ve biz, at sırtında Orta Asya’dan hicret eden yorgun bir kavimdik. Kendisine yurt arayan bir aşirettik; nihayetinde birkaç yüz çadırla Söğüt’e yerleştik. Bizim hikâyemiz işte böyle başladı. Çadırımızın direğini Söğüt’e diktik. İplerinin çivilerini 3 kıtaya çaktık. Torunlarından olmakla kendimi ‘bahtiyar’ hissettiğim ecdadım Ertuğrul Gazi’den Vahideddin Han’a teşekkür hisleriyle doluyum. Keşke hepsini tek tek görebilseydim ve ellerinden öpebilseydim. Ve fakat müsterihim: “Cennet bunun için değil mi?” "
}, {
"id": 12,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/beyoglundan-bir-hafiz",
"title": "Beyoğlu'nda Bir Hafız",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786057471611.jpg",
"authors": "Dr. Mehmet Ali Sarı",
"categories": "Din, Sanat",
"body": "Beyoğlu’nda Bir Hafız/Kur’ân’la GeçenBir Ömür adlı bu eser, çok küçük yaştaAnadolu’dan İstanbul’a gelmiş, uzun süreBeyoğlu’nda bulunmuş ve o zamanınpek çok ünlü şahsiyetiyle tanışmış ve birçokönemli olaya şahit olmuş, dünden bugüneİstanbul’u bütün yönleriyle görüp değerlendirmişHafız Mehmet Ali Sarı’nın hatıralarındanoluşmaktadır. Bu eserde, üç padişah döneminde yaşamış,Saray hafızı unvanıyla meşhur, Sultan II. AbdülhamidHan’dan iltifatlar görmüş Hafız AliÜsküdarlı gibi efsaneleşmiş bir büyükle…Hattat ve Bestekâr Hafız Kemal Batanay gibiyeri doldurulmaz bir değerle…İmam Hatip Okullarının açılmasında büyük emeği geçen gerçek âlim CelalHoca (Mahmut Celalettin Ökten) ile…Sadettin Kaynak, Mustafa Nafiz Irmak gibi iki ünlü bestekârla…Türk Sanat Musikisi üstadları Nevzad Atlığ ve Bekir Sıtkı Sezgin’le…Ali Rıza Sağman, M. Zekâi Konrapa, Esat Gerede gibi daha nice Kur’ân vemusiki üstadıyla birebir yaşanmış ve şimdiye kadar hiçbir yerde anlatılmamışçok önemli hatıralar bulunuyor. Mehmet Ali Sarı’nın hatıralarında ayrıca bir neslin yetişmesinde büyük fedakârlıklardabulunan Gönenli Mehmet Efendi, Abdurrahman Gürses gibi seçkinpek çok kıymetli şahsiyetle yapılan özel görüşmeler ve değerlendirmeler deyer alıyor…Ezanın yasaklandığı (Türkçe ezanlı) yıllarda camilere gidenler, neler yaşadılarve ne hissettiler? Yassıada faciasına o günün insanı hangi gönül yangınıylaşahit oldu? Bu kitapta, yakın tarihimizde Müslümanların çektiği çileler, ıztıraplar,acılar; o günleri yakından görüp gözlemlemiş bir üstadın dilinden bir romanakıcılığıyla aktarılıyor. "
}, {
"id": 13,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/bir-kimlik-lutfen",
"title": "Bir Kimlik Lütfen",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058301924.jpg",
"authors": "Üstün İnanç",
"categories": "Roman",
"body": "Kimliğini arayıp bulma sırası galiba bize geldi… Sanayi gelmeden Sanayi Toplu-mu’na girerek uzun yıllardan beri sıkıntı çekiyoruz. Ancak ufukta beliren bazı emareler, Türkiye’de bir kabuk değişikliğini gösteriyor. Belki ‘ imece ’ dayanışmasından etkilenerek büyük özelliği aşk ve dayanışma olan bir sürecin işaretidir bu. Usta yazar Üstün İnanç’ın Bir Kimlik Lütfen romanında, son yıllarda kendisini kuvvetle hissettiren kimliğimizi arama macerası anlatılıyor. "
}, {
"id": 14,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/bu-cagda-cocuk-yetistirmek",
"title": "Bu Çağda Çocuk Yetiştirmek",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058199149.jpg",
"authors": "Ahmet Maraşlı",
"categories": "Eğitim",
"body": "“Ahmet Maraşlı, kütüphanemize yıldız bir eser daha kazandırdı. Onun bu eseriyle 21. yüzyıl çocuklarının sağlam bir temelde yetişmesine önemli bir katkı sağladığını düşünüyorum. ” (Psikiyatrist Prof. Dr. Sefa Saygılı) Anne babalar, anne baba adayları, eğitimciler ve çocukların iyi yetişmesini isteyen herkes için, uygulanmış ve uygulanabilir örnekler eşliğinde çok sayıda yollar sunan bir başucu, masaüstü ve çanta kitabı. “Ateşler içinde bile olsa çiçek yetiştirilebilir. ” iddiasında bir eser. Aileler ve eğitimciler; çocuklarını, öğrencilerini ve yakınlarını iyi yetiştirmek için asla çaresiz değil, aksine çok güçlüler. Yeter ki, yeterince istesin, düşünsün, araştırsın ve olumlu anlamda harekete geçsinler. Malum; fedakârlık olmazsa hiçbir şey olmaz. O fedakârlık hele bilinçle birleşirse -istisnalar kaideyi bozmaz- ortaya harikalar çıkar. "
}, {
"id": 15,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/cakil-taslari",
"title": "Çakıl Taşları",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058247512.jpg",
"authors": "Hasan Basri Bilgin",
"categories": "Roman, Din",
"body": "Yüce Yaratan, insanı yarattıklarının en mükemmeli olarak vasıflandırmış olup HAYATI, geçici ve esrarengiz bir oyun, hem de; içinde “Seçme Hürriyeti” bulunan sonu belli bir bekleme süresi olarak tanzim buyurmuş. Yani;“Sen insansın, insan gibi yaşa!” denmiş bize!Etrafına bak,Sevinçler bir dağ bu hayatta, hüzünler derin kuyu. Sen, inen bir kayık, çıkan bir kayık,Şaşkınsın burada!Oysa bir kova olabilse insan;Önce İMAN ahdiyle doldursa içini ve “DUA, yaşamanın gıdası!” diye haykırsa. Sonrası kolay;“Aşkı deniz, gökyüzünü onun üstünde bir köpük” olarak algılayıp hayatını onunla renklendirecek. Yarını görmeyenlerin bu günü yaşamaya mecali kalmaz!. . Yarınlar ise ÇAKIL TAŞLARINI cevhere çevirenlerin olacaktır. İşte bütün SIR burada!. "
}, {
"id": 16,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/celaleddin-harizmsah",
"title": "Celaleddin Harizmşah",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786057471635.jpg",
"authors": "Nurettin Taşkesen",
"categories": "Tarih",
"body": "Büyük Selçuklu’nun siyasi varisi olan Harizmşahlar, 12. Yüzyıl’da Aral Gölü’nden Hint Okyanusu’na, Kafkaslar’dan Seyhun Irmağı’na kadar çok geniş topraklara sahip bir Türk Devletiydi. Cengiz Han, Harizm ülkesini yakıp, yıkarak Horasan, İran, Irak ve Anadolu’yu istila etmeye hazırlanıyordu. Babası Sultan Muhammed’den kendisine sadece bir saltanat kılıcı kalan Harizmşah’ın son arslanı Celâleddin devleti yeniden kurup, Moğolların önüne bir dağ gibi dikildi. Cihad uğruna gerektiğinde annesini, hanımını ve çocuklarını ölüme gönderecek kadar fedakâr, düşman savaşçılarıyla teke tek dövüşecek kadar cesur, kendisine ihanet edenleri affedecek kadar merhametli bir sultan olan Celâleddin, at üstünde Horasan’dan Anadolu’ya kadar geniş bir coğrafyada ömür tüketmişti. Maksadı Müslümanları yeniden bir araya toplamak ve yaklaşan Moğol tehlikesine karşı hep birlikte karşı koymaktı. Bu kitapta büyük Türk hükümdarı Celâleddin Harizmşah’ın cesaret ve kahramanlık örnekleriyle dopdolu hayatını okuyacaksınız. "
}, {
"id": 17,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/cin-kampindan-nasil-kurtuldum",
"title": "Çin Kampından Nasıl Kurtuldum?",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786057471642.jpg",
"authors": "Gülbahar Haitiwaji",
"categories": "Araştırma",
"body": "“Kamplarda yaşam ve ölüm arasında bir fark yoktu. Gece, gardiyanların ayak sesleri bizi uyandırdığında yüzlerce kez beni kurşuna dizmeye geldiklerini sandım…” “Ölüm her yerde sinsi sinsi dolaşıyordu. Hemşireler, bizi aşılamak için soğuk elleriyle kollarımızı tuttuklarında, bizi zehirlemeye çalıştıklarına inandım. İşte burası, hayata geçirilen kamp sisteminin karmaşık hedefininin ne olduğunu anladığım yer oldu: Amaçları bizi soğukkanlılıkla öldürmek değil, yavaş yavaş ortadan kaldırmaktı. O kadar yavaş ki kimse yok olduğunuzu fark etmeyecekti…” “Anlattıklarımın hepsi tamamen gerçek! Yaşadığım hiçbir şey, olayın şartlarını abartan hastalıklı bir mahkûm fantezisi tezahürü değil. Binlerce kişi gibi ben de bizi hapseden, bize işkence yapan Çin’in çılgın kasırgasında sürüklendim…” “Beni önce yedi yıl ‘yeniden eğitim’ kampına mahkûm ettiler. Vücuduma işkence ettiler ve zihnimi çılgınlığın sınırına getirdiler. Ve şimdi, davamı inceledikten sonra bir yargıç, aslında masum olduğuma karar vermişti…” Tüyler ürperten gerçekliklere şahit olan Gülbahar Haitiwaji, yaşadıklarını anlattığı bu kitabı yayımlayarak kendisi ve Şincan’daki ailesi için büyük riskler alıyor!. . Çin’in “Yeniden Eğitim Kampları” adı altında Uygurlara uyguladığı baskı ve işkencenin ayrıntılarını ortaya çıkaran gerçek bir yaşam öyküsü… "
}, {
"id": 18,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/deli-yusuf",
"title": "Deli Yusuf",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058247543.jpg",
"authors": "Gürbüz Azak",
"categories": "Roman, Tarih",
"body": "Bu benim ilk romanım. İyi de, ne gerek vardı diyebilirsiniz, anlatayım:1950, Demokrat Parti’nin iktidar yılı. Bu partiyiiktidara taşıyanlar, nesiller boyu itilip kakılankesimdi. Ünlü okumuşların, üniversite hocalarının,varlıklıların, eşrafın, gazetecilerin boya çaldığı,iftiraya boğduğu günlerde bizim insanımızönü alınmaz bir hevesle Demokrat Partiiçin çırpındı, onu sahiplendi. Hatta bu yolda fena hırpalandı. Ben, bu inanılmaz 1950zaferini gerçekleştiren insanlarıntam ortasında idim. Çocukaklımla onlardan oldum ve çekilmezçileleriyle sarsıldım. Olayların tamamı gerçek. Bana sadece sıraya koymak düştü. Romanımı, Türk milletiniküçümseyenlere atılmış bir tokatsayabilirsiniz. Veya, bir inanılmazbayram sonrası gene işine gücünedönen Şoför Âkiflere, Terzi Hulûsilere,Kalaycı Receplere, Deli Yusuflara,Sarhoş Tahirlere sıcak bir teşekkür. Bu roman, yazılmamışın ardınadüşüştür. "
}, {
"id": 19,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/dunyadan-gecerken",
"title": "Dünyadan Geçerken",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058199194.jpg",
"authors": "Ahmet Maraşlı",
"categories": "Sanat",
"body": "Kim bilir belki de, Bezm-i Elest’teki “Elestü bi-Rabbiküm” (Ben sizin Rabbiniz değil miyim!) hitâbına, “Belâ” (Evet, Sen bizim Rabbimizsin!) diyen büyülenmiş hayret, iştiyâk ve hasret nidâlarının içinde bir yerlerdedir “şiir” ve gerçek şairde aşkınlaşırken şerirde şaşkınlaşır. Bam telini yakalar, “Hah!” dedirtir, “Ah!” dedirtir…Şiire pek rağbet olmamasının en önemli sebebi, sanırım günümüz dünyasında duygunun can çekişmesidir. Öyle ise insanî duyguları, bilinci ve bilinç dışını harekete geçiren şiire daha çok ihtiyaç var. Ne şu, ne bu; mesele “en büyük hakikat”i yakalamak!. . Bu kitap, dünyadan geçerken envâ-ı çeşit karmaşa, kargaşa ve seylablar içinde ruhunu, gönlünü, vicdanını ve aklını dinlemek isteyenler için… "
}, {
"id": 20,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/egenin-efeleri",
"title": "Ege’nin Efeleri",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056986512.jpg",
"authors": "Gürbüz Azak",
"categories": "Tarih",
"body": "“Ben, Adnan Menderes!…Yunan mezalimine karşı Ethem, ben ve Üsteğmen Selami Bey bir çete kurduk. Adı: Ay-Yıldız Çetesi… Bizler silâhlanıp pusatlanınca yiğit köylüler ve gençler de aramıza katıldılar. Böylece yurdu savunmak için başlamış ilk millî hareketlere biz de katıldık. Nehrin üst tarafında Demirci Mehmet Efe vardı. Bizim yanda ise Yörük Ali Efe silâhlanmıştı. İşte bu efelerle birlikte sık sık baskınlara katıldık, Yunan’ı perişan ettik. Daha sonraları Yarbay Osman Bey kumandasında düşmana karşı epey savaştık. Ceketimin iç cebinde İstiklâl Madalyam duruyor. Gösterdiğimkahramanlık ve sağladığım yararlar için Kurtuluş Savaşında kazandığım madalyam…Tam kalbimin üstünde duruyor… Karşıda ip…” Ege’nin Efeleri Kurtuluş Savaşı’nda Yunan’a kök söktürmüşçatal yürekli kahramanlardır. Efeler zulme karşı çıkar, halkı koruyup kollar, vakar sahibi, saygıdeğer, hem de güvenilir bilinir. O yüzden de çok sevilir ve adlarına çokça türküler yakılır. Millet olarak değerlerini yeni yeni keşfettiğimiz, hayatlarından, fikirlerinden ve ideallerinden ibret aldığımız Ege’nin Efeleri bu kitapta buluşuyor. "
}, {
"id": 21,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/eger-seni-sevmeseydim",
"title": "Eğer Seni Sevmeseydim",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056667862.jpg",
"authors": "Murat Başaran",
"categories": "Felsefe Düşünce",
"body": "“Bir ömür boyu” yetmezdi bana… Ben seni severek… Cenneti istemeyi öğrendim; ve sonsuzluğu… Uykuyu uysal bir kedi gibi yanıma alıp, şafak vakti ettiğim dualarda… Sana ve sevgime bakıp… Rabbimi öğrendim… O’nun büyüklüğünü öğrenmenin mümkün olmadığını öğrenip… Hayreti öğrendim… "
}, {
"id": 22,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/elhamranin-gozyaslari",
"title": "Elhamra'nın Gözyaşları",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786057471659.jpg",
"authors": "Nurettin Taşkesen",
"categories": "Roman, Tarih",
"body": "Ortaçağ Avrupası’na ilim, sanat ve medeniyeti öğreten Endülüslü Müslümanlar, ne yazık ki aralarındaki kardeşliği unuttular. İslam’ın açıkça yasakladığı kavim asabiyeti yüzünden devamlı birbirleriyle kavga ettiler. Endülüs’te isyanlar ve darbeler asırlar boyunca fırsat kollayan düşmana davetiye çıkardı. Son Beni Ahmer Sultanı Ebu Abdullah, şehri Katolik krallara teslim edip Gırnata’dan ayrılırken, Büşşerât’a giden yol üzerindeki son dönemeçte Gözyaşı Tepesi’nden geriye dönüp Elhamra’ya bakarak ağlamaya başlamıştı. Bunu gören annesi Ayşe Sultan ise ona: “Erkekler gibi savunamadığın ülken için şimdi kadınlar gibi ağla!” demişti. Bu eser, Müslümanların sekiz asır süren medeniyetlerinin taht kavgaları yüzünden sona erişinin hazin hikâyesini dile getirmekte; bu arada askerî ve siyasi zafiyete rağmen, Endülüs’te ortaya konan sanat ve mimarideki mükemmel eserleri de tanıtmaktadır. Elbette bu mimari eserlerin en önemlisi “Endülüs’ün son kalesi” Elhamra’dır. Bu muhteşem kale-sarayın nakışları arasında belki binlerce defa tekrar edilen bir ibare, yegâne galip olanın sadece Allah olduğunu bütün dünyaya haykırmaktadır:Velâ Galibe İllallah "
}, {
"id": 23,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/endulus-fatihleri",
"title": "Endülüs Fatihleri",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056846274.jpg",
"authors": "Nurettin Taşkesen",
"categories": "Tarih",
"body": "Müslüman Fatihler Î’la-yi Kelimetullah ve cihad için çıktıkları seferlerde doğuda Çin Seddi’ne dayanmış, batıda Atlas Okyanusu kıyılarında durmuşlardı. Bu uçsuz bucaksız deniz, onları belki engellemişti ama karşılarında yeni bir ülke vardı: Endülüs. Dev bir nöbetçi edasıyla sahili bekleyen Cebelitarık, sisler içinden sanki onları davet ediyordu. Bir bahar günü gemilerle gelen binlerce atlının nal izleri henüz bu kumsaldan silinmeden; Fatihler bu muazzam dağın dibinde bir vakit namaz kılacak kadar gölgelenmiş, onları bekleyen İberya’nın içlerine doğru akıp gitmişlerdi. Vizigotlar, Franklar, Batı Roma ve Bizans, bekleyin artık. İslam Orduları geliyor. Tarık bin Ziyad, Musa bin Nusayr, Abdülaziz bin Musa geliyor. Fatihler geliyor. Ortaçağın karanlık Avrupasına İslam’ı getiriyor, insanlığı getiriyor, adaleti getiriyor… "
}, {
"id": 24,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/ertugrul-gazi",
"title": "Ertuğrul Gazi",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058301986.jpg",
"authors": "Talip Arışahin",
"categories": "Tarih",
"body": "Alparslan’ın Malazgirt Zaferi’yle Anadolu’nun kapıları bizlere açılmıştır. Bu kapıdan girenler arasında Kayı Obası da vardı. Ertuğrul Gazi’nin Beyliğindeki oba, yer arayışını tamamlamış, Söğüt ve Domaniç’te çadırlarını kurmuştur. Anadolu Selçuklu Devleti’nin Sultanı Alaeddin Keykubat’ın takdirini kazanan Ertuğrul, az kuvvetle bir yandan Moğol güçleriyle, bir taraftan Bizans kuvvetleri ve Tapınak Şövalyeleriyle mücadele etmiş, içerde ise ihanet odaklarını üstün siyasi dehasıyla bertaraf etmiştir. Dönemin maneviyat büyükleriyle sık sık görüşüp dualarını alan Ertuğrul Gazi, 624 yıl dünyaya hükümferma olacak, üç kıtada, yedi iklimde adalet ve hakkaniyetle devam edecek olan Osmanlı Devleti’nin temelini attı. Ertuğrul Gazi, hem inançlı kişiliğiyle hem de cesareti ve kararlılığıyla Türkmen obalarını da arkasından sürüklemiş ve herkese ümit olmuştur. Eseri okurken ‘kurucu bir lider’in dirayetini, metanetini, gayretini ve cesaretini görecek, ‘cihan hâkimiyeti mefkûresi’ne tanık olacaksınız. "
}, {
"id": 25,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/esaret-1916",
"title": "Esaret 1916",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058301962.jpg",
"authors": "Nurettin Taşkesen",
"categories": "Roman, Tarih",
"body": "Esaret 1916, Doğu cephesinde Ruslara karşı büyük mücadele veren, ardından Moskoflara esir düşüp gurbet ve esaret hayatı yaşayan bir kahramanın romanı… 1890-1961 yılları arasında yaşayan Ahmet Onbaşı, tren vagonlarında başlayan esaret hayatının ardından maceralı bir firar yaşar ve Türkiye’ye döner. Yeni başlaya Millî Mücadele saflarında yer alır ve İstiklâl Harbi’ne katılır. Köyüne döndüğü zaman onu nelerin beklediğini bilmemektedir. Bu arada olağanüstü yıkımlara sebep olan 1939 Erzincan Depremi’ni de yaşar, artık kaybettiklerinin hesabını tutamaz… Kuvvetli iradesiyle zoru nasıl başardığı, meşakkatli yılları ardında bırakarak yine vatan savunmasına coşkuyla katılışınınöyküsüdür Esaret 1916. Beş yıllık esaret ve yedi yıl askerlik hayatıyla birlikte on iki yıl sonra köye dönüş… Esaret 1916, fırtınalı bir hayatın romanı… "
}, {
"id": 26,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/evde-okul-okulda-kalite",
"title": "Evde Okul Okulda Kalite",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058247598.jpg",
"authors": "Ahmet Maraşlı",
"categories": "Eğitim",
"body": "“Mezun olunan iyi bir okul iyi bir referanstır ama her şey değildir. Üstün özellikler, fark üreten meziyetler olmazsa diploma ne yapsın!. . Günümüz dünyasında sadece bilgi yeterli mi!. . Bu kitap, evde ve okulda, çocuklara ve gençlere, üstün özellikler ve fark üreten meziyetler verebilmek için uygulanabilir bir program sunuyor. Çocuk yetiştirme üzerine pratik ve orijinal yöntemler veriyor. Hemen her bölümde evde uygulamaya dönük ve eğitim kurumlarında kaliteyi ciddî anlamda artırıcı apayrı sürprizlerin, hiç duymadığınız orijinal fikir ve programların olduğunu göreceksiniz. Eğer uygulanmaya çalışılırsa, her aile ve okul ortamına tatlı bir heyecan ve hareketlenme getirecek farklı bir eser var elinizde. ”Bu sözleri zaman haklı çıkardı. Eser, birçok aile ve eğitimcinin uygulama kitabı oldu. Eğitimdeki yeni müfredattan yıllar önce ortaya konduğu için ayrıca ilgi gördü ve tavsiye edildi. Tecrübeler şunu söylüyor:Kitabınızı kaptırmayın!. . "
}, {
"id": 27,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/ezansiz-yillar",
"title": "Ezansız Yıllar",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056986574.jpg",
"authors": "irfan-soyler",
"categories": "Roman, Din",
"body": "Oğuz’un ak sakallılarından Ayaz Ata’nın Moğollara karşı yaktığı direniş ateşi ile harman olan Anadolu’nun küçük bir kasabasında 7 asır sonra 1930’lu yıllarda yaşananlara uzanacak ve yüreğiniz yanarak kendinizi ömür boyu unutamayacağınız bir zulüm dünyasının içinde bulacaksınız. Vatanını düşmanlar istila etmesin, ezan dinmesin, bayrak inmesin diye iman gücü ile savaşmış, şehit olmuş, gazi kalmış, fakirlik boyunu aşmış, Anadolu insanının imanını elinden almak isteyenlerin hırsını gördükçe kendinizden geçeceksiniz. Kutlu seda o gün kesildi. Ezan, Kuran yasaklandı. Zulüm dışarıdan değil bağrımızdan gelip seccademizin üstüne oturdu. Soyumuzu unutturmak için anlamsız soy isimleri verildi. Bin yıllık imanımızı yüreğimizden sökmek için minare büyüklüğündeki hançerler göğsümüze saplandı. Bu roman olayları bizzat yaşayanların göz yaşları ile anlattıklarını dinleyerek ortaya çıktı. Zulmü yaşayanların anlatırken bile korku ile irkilerek titreyen ses tonları kelimelere dökülüp roman oldu. Türkçe ezanın dayatıldığı zulüm yılları olan EZANSIZ YILLAR’ı okuyun ve özellikle çocuklarınıza okutun. "
}, {
"id": 28,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/fetva-yokusu",
"title": "Fetva Yokuşu",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786051748801.jpg",
"authors": "Durali Yılmaz",
"categories": "Roman, Tarih",
"body": "Akademisyen kimliğinin yanı sıra romanları ve hikâyeleriyle de tanınan edebiyatçı Prof. Dr. Durali Yılmaz’ın sevilen romanı Fetva Yokuşu’nun beşinci baskısı, Mihrabad Yayınları tarafından yapıldı. Roman, yeni mizanpajı ve kapağıyla okuyucularını selamlıyor. Adını Süleymaniye’deki Fetvahane’nin değişiminden alan Fetva Yokuşu romanının başkahramanı, idam cezasına çarptırılan yeniçerilerin infazında kullanılmak üzere 16. yüzyılda yaptırılan meşhur “Cellat Taşı”dır. İnsanların günlük hayatlarında karşılaştıkları dinî ve hukukî konularla sınırlı olmayan fetva müessesesi, devletin işleyişinde de temel bir meşruiyet kaynağıdır. Romanda bu kurumun değişimi ve dönüşümü ‘cellat taşı’nın şahitliğinde anlatılıyor. Konusunu tarihten alan Fetva Yokuşu, bir bakıma 16. yüzyıldan itibaren üç kıtaya hükmetmeye başlayan Yeniçeri Ocağı’nın da gayrı resmi tarihidir. Ordu-millet anlayışı üzerine kurulan Osmanlı’nın zamanla gerileyişi, Yeniçeri’nin bozulmasıyla başlar. Siyasete bulaştırılan askerin (Yeniçerilerin) toplumda meydana getirdiği dalgalanmalar ve huzursuzluklar, günümüze de ışık tutuyor. Okuyucu, kanlı darbe anlayışının sona erdiği günümüz Türkiye’sinde geçmişe bu anlamda ibretle bakıyor. Şiirli bir dili olan ve sürükleyici bir üsluba sahip bulunan Durali Yılmaz, başromanı diyebileceğimiz Fetva Yokuşu ile okuyucularına hem zevkli bir tarih yolculuğu yaptırıyor, hem de bazı müesseselerin zamanla nasıl aşındığına ve bozulduğuna dikkat çekiyor. Bu anlamda ibret ve dikkatle okunması gereken önemli bir eserdir Fetva Yokuşu. Romanseverlerin başucu kitabı olacağı ise muhakkak. "
}, {
"id": 29,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/gencler-icin-kudus-filistin-hz-omerden-gunumuze",
"title": "Gençler İçin Kudüs ve Filistin Hz Ömer'den Günümüze",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786057195302.jpg",
"authors": "Nurettin Taşkesen",
"categories": "Tarih, Din",
"body": "Kudüs ve Mescidi Aksa, Fahri Kâinat Efendimizin (s. a. v. ) Mi’raca yükseldiği yerdir. Müslümanların ilk kıblesidir. Hazreti Ömer’in (r. a. ) fethiyle, bütün Müslümanlara emanet edilen mukaddes beldemizdir. Haçlıların elinden şehri kurtarıncaya kadar hiç gülmeyen,çok az yiyip içen Sultan Selahaddin Eyyubî’nin İslam âlemineen büyük hediyesidir. Kudüs bilincinin oluşması için, önce tarihi gerçekleri öğrenmemizgerekir. Hiçbir dava bilinmeden savunulamaz. Kudüs, bütün Müslümanların ortak davasıdır. İnşaallahİslam dünyasında birlik ve beraberliği sağlayacak vetüm mazlum ve mağdurların da kurtuluşunavesile olacaktır. Bu kitapta Kudüs ve Filistin ileilgili merak edilen önemli konular,Hz. Ömer’den günümüzekadar kronolojik sıraylave resimleriyle birliktebütüncül olarak sunulmaktadır. "
}, {
"id": 30,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/ismail-saib-sencer",
"title": "İsmail Saib Sencer",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056725180.jpg",
"authors": "Zafer Bilgi",
"categories": "Araştırma",
"body": "Bu kitapta, Osmanlı’dan kalan büyük değer “Hâfız-ı Kütüplük nedir?” sorusuna cevap alacak, Osmanlı’nın son hâfız-ı kütüplerinden İsmail Saib Sencer Hoca’nın ilginç ve bir o kadar da münzevî hayatına yolculuğa çıkacaksınız… Dönemin en büyük ilim adamlarının kaynağı olan Hoca Efendi, kedileriyle kendini gizlemesiyle ve sorulan her alandan soruya cevap vermesiyle dikkat çekmişti. Bir mesele arz edilince “Sağdan yedinci raftaki falanca kitabın ikinci cildini al, kırkyedinci sayfasındaki üçüncü paragrafı oku. ” dedikten sonra “Şu, şu kitapların şu sayfalarında da aradığınız neviden bilgiler vardır. ” diyebilecek kadar ilim deryası idi. • O Bayezid Kütüphanesi’nin ruhu idi. İsmail Hami Danışmend• O, bir kütüphane memuru değil, canlı bir bibliyografya idi. Dr. Adnan Adıvar• Gazali kadar mütekellim, Fahreddin Razi kadar müfessir, Buhari kadar muhaddis, İbni Sina kadar hekim, Muhyiddin Arabi kadar âlim, Mevlâna kadar âşık, Hacı Bayram kadar vâkıf, Kınalızade kadar zi-fünun’ bir zat idi. Abdülbaki Gölpınarlı• Kendisi yirminci asrın allamesi olup, şark encümenidir. Yahya Kemal "
}, {
"id": 31,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/istiklalden-istikbale",
"title": "İstiklâlden İstikbale",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056725159.jpg",
"authors": "Mehmet Nuri Yardım",
"categories": "Felsefe Düşünce",
"body": "Türkiye, 15 Temmuz 2016 tarihinde sadece alçak ve kanlı bir darbe teşebbüsü ile karşı karşıya kalmadı. O menfur gecede, “İslam’ın son kalesi” kabul edilen ülkemizin, istiklal ve istikbali de fütursuzca tehlikeye atılıyordu. Emperyalist Batı’nın oyuncağı ve kuklası olan kirli bir örgüt, bize düşman sömürgeci ülkelerden aldığı desteğe rağmen başarılı olamadı. Yarım asırdır beslediği hain emellerine kavuşamadı. Büyük oyunu fark eden aziz milletimiz, yollara düştü, meydanlara indi ve güzel vatanımızın ihanet örgütlerine ve düşman devletlere peşkeş çekilmesine izin vermedi. İstiklal Harbi’nde nasıl zafer kazanıldıysa 15 Temmuz’da da aynı şanlı ecdadın kahraman torunları, kiralanmış askerlerin kara tanklarına karşı tarihî direniş gösterdiler, ihanete yol vermediler. Kitaptaki yazılar, o kapkaranlık zifiri gün ve gecelere düşülmüş tarihî ve bilgilendirici notlardır. Geleceğin tarihçileri, bu yazı, intiba, hatıra, duygu ve düşüncelerden yola çıkarak, destanlar yazmış büyük bir milletin uyanışını, dirilişini, direnişini ve şahlanışını yeni nesillere anlatacaklardır. "
}, {
"id": 32,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/kafkas-islam-ordusu",
"title": "Kafkas İslam Ordusu (Yitik Neslin Hikayesi)",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056846243.jpg",
"authors": "Abdulhamit Avşar",
"categories": "Tarih",
"body": "Başta Osmanlı ve Azerbaycan Türkü olmak üzere muhtelif İslam ülkelerinden derlenerek kurulan Kafkas İslam Ordusu, Osmanlı Devleti’nin Azerbaycan’daki kardeşlerimizin korunması amacıyla oluşturduğu askerî bir güçtür. Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa’nın komutasındaki bu düzenli ordu sayesinde, Azerbaycan’ın başşehri Bakü’nün kurtarılması ve 15 Eylül 1918 tarihinde bağımsız Azerbaycan Devleti’nin kurulması sağlanmıştır. Usta ve tecrübeli gazeteci Abdulhamit Avşar, Kafkas İslam Ordusu -Yitik Neslin Hikâyesi- kitabında, görev almış ve kahramanca savaşmış askerlerin hayatta olan birinci derecedeki yakınlarıyla görüştü, hatıralarını tespit etti. Önemli bir sözlü tarih araştırması olan bu eseri okuduğunuzda Ruslara karşı savaşan bu ordu neferlerinin ve komutanlarının vatan uğruna ve hürriyet adına nasıl cansiperane mücadele ettiklerini hüzünle görüyorsunuz. Yüzyıl önce yaşanmış gerçek olaylar, günümüze daha geniş ufukla bakmamızı ve değerlendirme yapmamızı sağlıyor. Başta Osmanlı ve Azerbaycan Türkü olmak üzere muhtelif İslam ülkelerinden derlenerek kurulan Kafkas İslam Ordusu, Osmanlı Devleti’nin Azerbaycan’daki kardeşlerimizin korunması amacıyla oluşturduğu askerî bir güçtür. Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa’nın komutasındaki bu düzenli ordu sayesinde, Azerbaycan’ın başşehri Bakü’nün kurtarılması ve 15 Eylül 1918 tarihinde bağımsız Azerbaycan Devleti’nin kurulması sağlanmıştır. Usta ve tecrübeli gazeteci Abdulhamit Avşar, Kafkas İslam Ordusu -Yitik Neslin Hikâyesi- kitabında, görev almış ve kahramanca savaşmış askerlerin hayatta olan birinci derecedeki yakınlarıyla görüştü, hatıralarını tespit etti. Önemli bir sözlü tarih araştırması olan bu eseri okuduğunuzda Ruslara karşı savaşan bu ordu neferlerinin ve komutanlarının vatan uğruna ve hürriyet adına nasıl cansiperane mücadele ettiklerini hüzünle görüyorsunuz. Yüzyıl önce yaşanmış gerçek olaylar, günümüze daha geniş ufukla bakmamızı ve değerlendirme yapmamızı sağlıyor. "
}, {
"id": 33,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/kudus-fatihi-selahaddin-eyyubi",
"title": "Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi ",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058247536.jpg",
"authors": "Cavit Ersen",
"categories": "Tarih",
"body": "Bugünü anlayabilmek için dünü bilmek gerek. Bugün Ortadoğu kaynıyor, Kudüs gündemden düşmüyor. Çünkü Kudüs’e hâkim olan bir bakıma bölgeye de egemen olur. Bunun şuurunda olan İslam kahramanı Selahaddin Eyyubî, bundan tam 830 yıl önce Kudüs’ü Haçlıların elinden kurtarıncaya ve İslam topraklarına katıncaya kadar yememiş, içmemiş ve gece gündüz bu fetih rüyasını görmüştür. Büyük Sultan kalabalık Haçlı ordularını 1187 tarihinde mağlup etmiş ve Kudüs-ü Şerif ’i işgalcilerin elinden kurtarmıştır. Bu fetih Selahaddin Eyyubî’nin Müslümanlara en büyük hediyesi olmuştur "
}, {
"id": 34,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/kuran-tilavetinde-turk-tavri-ve-merhum-temsilcileri",
"title": "Kur'an Tilavetinde Türk Tavrı ve Merhum Temsilcileri",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786057471628.jpg",
"authors": "Dr. Mehmet Ali Sarı",
"categories": "Din, Sanat",
"body": "Kur’ân Tilâvetinde Türk Tavrı ve Merhum Temsilcileri adlı bu eserde,tilâvet usûlü, Türk Tavrı ile Arap Tavrı arasındaki farklar,Türk Tavrı’nın fem-i muhsin / üstad temsilcileri ile İstanbul Tavrıve mevlid üstadları hakkında bilgiler yer alıyor. Müslümanların bulunduğu coğrafyalarda Kur’ân tilâveti, milletlerinkendi seslendirme dünyalarının orijinlerine göre şekillendiği,bunlardan Kahire ve İstanbul Tavrı’nın İslâm ülkeleriarasında yayıldığı, tilâvet tavırları arasındaki farkın, ses ve nağmeyapısında olduğu açıklanıyor. Eser, yazı düzeyinde kalmayarak, Kur’an ve mevlid üstadlarınınelde edilebilen okuyuşları “karekod” tekniği ile kitap üzerindendinlenebiliyor. Bu imkânla, Hafız Ali Üsküdarlı, Hafız HasanAkkuş, Hafız Abdurrahman Gürses, Hafız Ali Rıza Sağman,Hafız Kemal Batanay, Hafız İsmail Biçer gibi Kur’an üstadlarıile Kani Karaca, Mecit Sesigür, Halil İbrahim Çanakkaleli, AzizBahriyeli, Fevzi Mısır, Bekir Sıtkı Sezgin ve Hüseyin Sebilci gibimevlithanların hayat hikâyeleri yanında, ses kayıtlarına da aynıteknikle ulaşılabiliyor. 10 Aralık 1950’de Süleymaniye Camii’nde okutulan ve Devletradyosundan ilk kez yayınlanan Kore Şehitleri Mevlidi ile bütünülkenin tarifsiz bir sevince boğulduğu, o münasebetle mevlid gruplarınınoluştuğu, o günleri yaşayan Mehmet Ali Sarı Hocamızınakıcı üslûbuyla anlatılıyor. "
}, {
"id": 35,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/kurtubanin-altin-cagi",
"title": "Kurtuba’nın Altın Çağı",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056986581.jpg",
"authors": "Nurettin Taşkesen",
"categories": "Tarih",
"body": "ENDÜLÜS, acaba sekiz asır süren uzun bir rüya mıydı, yoksa karanlık Ortaçağ Avrupası’na ilim, fen ve sanatı götüren bir büyük medeniyet mi? Kaybolan Cennet Endülüs’e gözyaşı dökmek ve ağıt yakmak yerine, asıl görevimiz bu büyük medeniyeti her yönüyle bütün dünyaya tanıtmaktır. Endülüs’ün her alanda zirvede olduğu devri gözler önüne sermektir. Gece ancak ellerindeki meşalelerle korkarak sokağa çıkabilen Parislilere, Viyanalılara, Romalılara karşılık, Kurtuba halkı aydınlatılmış pırıl pırıl caddelerde geç saatlere kadar güven içinde gezip dolaşıyorlardı. Avrupa temizliği bilmezken Kurtuba’da tam 800 hamam vardı. Temiz su şebekeleri evlerin içine kadar ulaşmıştı. Avrupa’da ancak kralların saraylarında 70-80 civarındakitap varken, Halife II. Hakem’in kütüphanesinde tam 400 bin cilt kitap bulunuyordu. Avrupa’nın ilk kâğıt fabrikası Şatibe’de kurulmuş seri üretim yapılıyor ve tüm dünyaya kâğıt ihraç ediliyordu. Franklar’ın, Roma’nın ve Bizans’ın hayranlıkla takip ettiği, prenslerini eğitim için üniversitelerine gönderdiği, sadece Avrupa’nın değil dünyanın en önemli ilim merkezlerindenbiri olan Kurtuba’nın bin yıl önceki yaşantısını öğrenince çok şaşıracaksınız. "
}, {
"id": 36,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/kus-kopru",
"title": "Kuş Köprü",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056846229.jpg",
"authors": "sencer-olgun",
"categories": "Roman",
"body": "Bir Sevda RomanıHayat anaforunda aşkına ve inancına sahip çıkma mücadelesi“…Bu konuşmalar sırasında Ali soğuk soğuk terler döküyordu. Bu güne kadar bu denli çaresiz ve yapayalnız kalmamıştı. Babasının dediği gibi hayatı tüm acı yönleriyle öğrenmişti hem de bu genç yaşında. Kendisinden çok ailesi için hatta Zeynep için endişelenmeye başladı. Korucu Şehmus’un anlattığı şeyler gerçekleşir ve sevdiklerine bir zarar gelirse o zaman kahrından ölürdü. Onca insanın kendi aleyhinde şahitlik yapması durumunda tek başına kendisini nasıl haklı çıkarabilirdi?. . ”Akıcı bir dili ve sürükleyici bir üslubu bulunan Kuş Köprü’yü, edebiyatseverler bir çırpıda okuyacaklar. Anadolu iklimini ve insanlarımızın hasbi yaşayışını dile getiren eser, aslında bizim hikâyemiz. "
}, {
"id": 37,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/kutul-amare",
"title": "Kut'ül Amare",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058199101.jpg",
"authors": "Zafer Bilgi",
"categories": "Tarih",
"body": "Kut’ül Amare Zaferi, 13. 300 İngiliz asker ve komutanının Osmanlı ordusuna kayıtsız şartsız teslim olduğu büyük bir destandır. Bu zafer, Osmanlı ordusunu destekleyen Arap milislerin de katkısıyla kazanılmıştır. İngilizlerin dünyaya rezil olduğu bu savaş, Osmanlı’yakarşı Çanakkale Destanı’ndan sonra kaybettiği ikinci büyük mağlubiyettir. İngiltere, etki altına aldığı bütün ülkelerde bu zaferitarih kitaplarından sildirmiş ve unutturmaya çalışmıştır. Osmanlı, Halifelik sancağı altında İttihad-ı İslam’ı (İslam Birliği)tesis etmiş ve Müslümanların dünyadaki zalim devletlere karşı güçlenip başarı kazanmasını sağlamıştır. Kut’ül Amare, farklı ırklara ve kültürlere sahip olmasına rağmen İslam ümmetinin birleştiği ve İngilizlere karşı zafer anıtını diktiğibir tarihî harptir. Bugün de büyük acılar çeken ve Haçlı saldırılarına her zaman muhatap olan Müslümanların kurtuluşu, bu birlik veberaberlik ruhundadır. Dolayısıyla bu dayanışmanın ve ittihadın ne kadar önemli olduğunu Kut’ül Amare Zaferi çarpıcı bir şekildebize göstermektedir. Kitapta, bu savaşa katılan üst düzey askerlerin hatırat ve günlüklerinden yararlanılmıştır. Eser, devlet arşivlerinden veGenelkurmay Başkanlığı Arşivi’nden edinilen bilgi, belge, resim ve haritalarla zenginleştirilmiştir. "
}, {
"id": 38,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/leyladan-mevlaya",
"title": "Leylâ'dan Mevlâ'ya",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056725197.jpg",
"authors": "İsmail Bilgin",
"categories": "Felsefe Düşünce",
"body": "Gülnihal,Bu topraklar için söylenecek nice sevda türkülerimiz var. Her ne kadar hayallerimiz mayınlanmaya çalışılsa da. Söylenecek çok türkümüz var dilimizde ve gönlümüzde. Bu topraklar için nice hülyalarımız var. Yurt denen toprakların kılıç ile kazanıldığını ancak adalet ile yüceldiğini, ilim ve teknik ile yükseldiğini, dua ile bereketlendiğini de iyi biliriz. Kalem ve kâğıdı değerli biliriz. Bu yüzden bizim nazarımızda kalem, kılıçtan keskindir. Bir de öfkemiz keskindir… Öfkemiz de kendi şahsımızdan, nefsimizden dolayı değildir. Kendi öfkemiz kör bir bıçak misalidir. Kesmez. Bu kadere teslim olup kader karşısında boynumuzun kıldan ince olduğuna delâlettir. Bunu bilmezler de her daim öfkemizi denemeye kalkarlar. Usanmazlar… "
}, {
"id": 39,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/makedonya-gamzesi",
"title": "Makedonya Gamzesi",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056725142.jpg",
"authors": "Üstün İnanç",
"categories": "Roman, Tarih",
"body": "Üstün İnanç, romanında İstanbul’un ‘dersaadet’ dönemine gidiyor ve ‘Kaybettiğinin farkına varmak, aramaya başlamanın ilk adımıdır. ’ diyerek okuyucuyu, geçmişte yolculuğa çıkarıyor. Dönemin net bir fotoğrafının tarafsız bir gözle çekildiği romanda Batılı devletlerle İşbirliğine giren Jön Türkler, Hareket Ordusu ve 31 Mart Vak’ası ibretle anlatılıyor. Manastır ve Selânik’te başlayan hain örgütlenmeler ile İttihat ve Terakki’nin Abdülhamid’e karşı hareketleri ele alınıyor. "
}, {
"id": 40,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/mehmed-akif",
"title": "Mehmed Akif",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058301979.jpg",
"authors": "Süleyman Nazif",
"categories": "Araştırma",
"body": "Süleyman Nazif, “İstiklâl Marşı” ve Safahat şairi Mehmed Âkif’in en aziz ve yakın dostlarındandır. Yüzyıl önce büyük felâketlerin yaşandığı ülkemizde aynı hicranı duymuş,aynı ızdırabı terennüm etmiş, aynı hüznü yaşamışlardır. Hem Mehmed Âkif hem deSüleyman Nazif, bu mübarek milletin değerlerine bağlanmış, vatana sevdalanmış, bayrağaâşık olmuş iki fikir, ideal ve iman adamıdır. Süleyman Nazif’in kaleme aldığı ve Mehmed Âkif hakkında yazılan ilk kitap özelliği taşıyan bu kitapta Türkçenin ve İstanbul’un büyük sanatkârını daha yakından tanıma fırsatı bulabiliyoruz. Eserde, Çanakkale Destanı’nı en iyi anlatan şairimizin İslâm’ın derdiyle dertlenen mizacını, iç dünyasının zenginliğini, derin hislerini, ulvî fikirlerini, yüksek ideallerini ve geleceğe dair ümitlerini, yani “Asım’ın Nesli”ni görebiliyoruz. Milletimizin çok sevdiği ve her zaman rahmetle andığı İstiklâl Şairimiz Mehmed Âkif, bugün Edirnekapı Şehitliği’nde masher sabahını ve ebedî hayatı bekliyor. Yanı başında da Süleyman Nazif yatıyor. Bugün yaşananları daha iyi idrak edebilmek için dünkü acıları ve sevinçleri bilmek gerekiyor. Mehmed Âkif’i hakkıyla tanıyabilmeniz için bu eserle sizi geniş ufuklu bir yolculuğa davet ediyoruz. "
}, {
"id": 41,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/muhurlu-gunler-efendi-bey",
"title": "Mühürlü Günler Efendi Bey",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056667848.png",
"authors": "Mesut Turan",
"categories": "Roman, Tarih",
"body": "Olaylar o kadar çığırından çıkmıştı ki, bir insanın adı bile öldürülmesi için yeterli sebepti. Ateş düştüğü yeri yakar ya, işte ülkenin her tarafı yangın yerine dönmüştü. Efendi Bey telaşlı… Nasıl olmasın ki? Yetişkin altı evlat ve her biri ayrı telden çalıyor. Kiminin ismi sağcıların esame listesinde, kimininki solcuların. Anarşi olaylarından ailesi ziyadesiyle etkilenmiş, ülkedeki kardeş kavgası ailesine de sirayet etmiştir. Öyle ki çocukları siyasi fikirleri yüzünden birbirleriyle kavgalı ve hatta küskündürler. En küçük iki oğlu Tuna ve Şahinhariç hepsi kendi yolunu çizmiş ve aileden kopmuşlardır. En büyük korkusu onların da bir gün ağabeyleri gibi elinin altından kayıp gitmeleridir. Nitekim korktuğu başına gelir ve Tuna işlediği garip bir cinayetten dolayı gözaltına alınır. Ardından Şahin akıllara durgunluk verenbir iş yapar. Efendi Bey’in artık insan içine çıkmaya yüzü kalmamıştır. Böylece ailenin hayatı hepten yanlışlıklara ve kavgalara bürünür. Ve bir sabah… 12 Eylül 1980 Cuma günü… Radyove televizyonlarda darbe bildirisi okunuyor. Efendi Bey, küs olan evlatlarını barıştırmayı, bir araya getirmeyi hayal ederken bir oğlu kayıplara karışmıştır. Tuna, bilinmeyen bir yolculuğa çıkmıştır. Kendisinden en ufak bir haber alınamayan Tuna ve bu süreçte yaşananların, 80öncesi anarşinin ve 12 Eylül askeri darbesinin aileye yaşattığı acıların anlatıldığı Efendi Bey, eşi, çocukları ve torunları arasındaki çok bilinmeyenli bir denklemin tahlilidir. Efendi Bey romanında, Türkiye’nin yakın tarihi anlatılıyor. Roman, 1980 Darbesi’nin arka planında yaşanmış olayları âdeta bir dürbünle okuyucuya yakınlaştırıyor. "
}, {
"id": 42,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/nasil-fatih-oldu",
"title": "Nasıl Fatih Oldu?",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056667824.jpg",
"authors": "Zafer Bilgi",
"categories": "Tarih",
"body": "“Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın…Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!”Arif Nihat Asya Nasıl ki, bir binanın dayanıklı olması temelindeki sağlamlıkta gizliyse, Fatih’in fatih olmasındaki sır da çocukluğunda aldığı eğitimde gizlidir. Nasıl Fatih Oldu? kitabı Fatih gibi dünya çapında büyük bir hükümdarın, cihangir bir devlet adamının sırrını okuyucuyla paylaşmak için yazıldı. Fatih’in yetişmesindeki sırlar nelerdir?Şehzade Mehmed nasıl Fatih’e dönüştü?Fatih’i kimler nasıl yetiştirdi?Fatih olana kadar hangi süreçlerden geçti?Fethe giden yolda, hangi kaynaklardan beslendi?Fetihteki başarı sırları nelerdi?Fatih’in liderlik şifreleri nelerdi?Bugünün Fatih’lerini yetiştirmek mümkün mü?sorularına Nasıl Fatih Oldu? kitabımızda cevap bulacaksınız. "
}, {
"id": 43,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/nekbe-1948",
"title": "Nekbe 1948",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056846205.jpg",
"authors": "Nurettin Taşkesen",
"categories": "Roman, Tarih",
"body": "NEKBE NEDİR?Edebiyatçı yazar Nurettin Taşkesen, 70 Yıllık Filistin Dramı Nekbe 1948 (Büyük Felaket) adlı eseri Mihrabad Yayınları tarafından yayımlandı. 15 Mayıs 1948’den sonra siyonistlerce gerçekleştirilen katliam, baskı ve sürgünler sonucunda 750 bin Filistinli evinden, köyünden, toprağından uzaklaştırılmış, kendi ülkesinde veya başka ülkelerde mülteci durumuna düşmüştü. Filistinliler sürgüne giderken ev ve işyeri anahtarlarını da yanlarına almışlardı. Dolayısıyla anahtar bu büyük acının sembolüdür. Anlamı ise “Evlerimize geri döneceğiz” demektir. Filistinliler bu güne büyük felaket anlamında “NEKBE” demişlerdi. Kudüs 1917 kitabının yazarı Nurettin Taşkesen’in kaleme aldığı 70 YILLIK FİLİSTİN DRAMI NEKBE 1948 BÜYÜK FELAKET kitabı, gerçek olaylara dayanan büyük felaket “NEKBE”nin belge roman niteliğinde anlatımıdır. "
}, {
"id": 44,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/nisabul-mevlevi",
"title": "Nisabü'l Mevlevi",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056725166.jpg",
"authors": "seyh-ismail-ankaravi",
"categories": "Din",
"body": "Hz. Mevlâna’nın baş eseri Mesnevî, baştan başa bir kültür âlemidir ve evrensel eserler arasında bu kitabın seçkin bir yeri vardır. Tasavvufla ilgili eserler ve şiirler arasında ise bir benzeri yoktur. Mesnevî âlimler, edipler, şairler kadar devlet adamları, esnaf ve halk tarafından da gittikçe artan bir ilgiyle sevilerek okunmuştur. Mesnevî’nin iyi anlaşılması için şerhleri yapılmıştır. Mesnevî şârihlerinin piri, hiç şüphesiz Şeyh İsmail Ankaravî’dir. Ankaravî, Mesnevî’den seçmeler yaparak Farsça Nisâbü’l-Mevlevî eserini hazırlamış ve eseri hakkında şunları söylemiştir:“Mevlevî olanlar bu eseri başucu kitabı olarak gereğince amel etmek üzere gece gündüz okumalıdırlar. Bu okuma sonucunda kendileri için nefsin elinden kurtulmak, tarikat hâllerini kavramak ve sonunda yüksek makamlara ulaşmak suretiyle Mesnevî’nin hakikatlerini anlama noktasına gelir. ”Mevlevî yolunun esaslarını, Mevlevîlikteki seyr-i sülûk durumunu anlatan ve Mesnevî’yi en güzel şekilde özetleyen Nisâbü’l-Mevlevî’yi son asrın Mesnevî şârihlerinden “Tahir’ül-Mevlevî” Türkçeye çevirmiş ve sayın Bekir Şahin günümüz Türkçesiyle eseri yayına hazırlamıştır. "
}, {
"id": 45,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/oguzun-altin-sesi-necip-fazil",
"title": "Oğuz'un Altın Sesi Necip Fazıl",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056846250.jpg",
"authors": "Muhsin İlyas Subaşı",
"categories": "Araştırma",
"body": "Necip Fazıl’ı yazmak anlamaktan çok daha zordur. Onudinlerken ve okurken çoğu kere içimizde alevlenen duygularıtutuşturmuştur… Aslında bütünüyle bir alevdir O. Zaten zorluğuda buradan gelmektedir. Onun hakkında çok az kitapyazılışının bir sebebi de budur. Kimse buna cesaret edemez. Onun gizli bir tarafı yok ki, ifşa edesiniz. Onun söylenmedikbir sözü yok ki, ilave yapasınız. Onun bilinmeyen bir macerasıyok ki, iz sürüp ortaya çıkarasınız…İmparatorluktan Cumhuriyet’e geçtiğimiz bir ara döneminacılarını yaşadı. Buna rağmen tercihini İmparatorluk terbiyesiyle,imanından yana koyup, Cumhuriyet rejiminin ıslahınatalip oldu. Bunun için de dışlanıp cezalandırıldı. Bütün bubaskılara rağmen sinmedi; “Sana uymayan ölçü hayat olsateperim!” diyerek samimiyetini bir abide gibi yükseltip davasınınBaşkumandanı olarak varlığını korumayı başardı. Onu güçlü yapan da bu kahramanca edasıdır. Yazarımız Muhsin İlyas Subaşı, bu kitapla, onu anlamagayretinde olanlara bazı kapıları açmaya çalıştı. Eserinözelliği, samimiyetinden kaynaklanmaktadır. Umarız NecipFazıl’ın davasına bir katkı sağlar. "
}, {
"id": 46,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/okumayi-sevdirme-projesi",
"title": "Okumayı Sevdirme Projesi",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058247581.jpg",
"authors": "Ahmet Maraşlı",
"categories": "Eğitim",
"body": "Çocuklara, öğrencilere, yetişkinlere okuma sevgi ve alışkanlığı kazandırmak için yüzden fazla kolay uygulanacak yollar sunan bir eser. Başta sınıf, Türkçe ve edebiyat öğretmenleri olmak üzere bütün öğretmenlere,Bütün bilinçli anne babalara,Bütün bilinçli anne baba adaylarına,Bütün okul ve kurum yöneticilerine,Okumanın temel ihtiyaç olduğunu düşünen herkese!Okumayı sevdirmek ve okuma alışkanlığı kazandırmak için hediye edilecek bir eser!Okuma alışkanlığı kazanmak kazandırmak isteyenler için, sürekli masa üstünde, çantada, el altında bulunması gereken ve “Neler yapabiliriz?” diye bakılacak bir eser. "
}, {
"id": 47,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/omer-bin-abdulaziz",
"title": "Ömer Bin Abdülaziz",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056846281.jpg",
"authors": "Muhsin İlyas Subaşı",
"categories": "Roman, Tarih, Din",
"body": "İslam’ın getirdiği yeni ruh ve dinamizmi YücePeygamberimiz hayata geçirmiş ve bütün insanlığınkurtuluşuna vesile olan tebliğiyle bu görevini sonsuzakadar bir iman emaneti olarak bizlere bırakmıştır. Kendisinden sonra hizmeti üstlenen Dört Halife, bukutsal emaneti hakkıyla ifa etmişlerdir. İslam’ın ilk asrında Dört Halife’den sonra gelenEmeviler başta Peygamber Efendimizin reyhanlarıHz. Hasan ve Hüseyin olmak üzere pek çok Müslümanatarif olunamaz zulümler yaşatmışlardır. Böyle bir zulüm karanlığında hikmet-i ilahi tecellietmiş, İslam’ın nurunu ve adaletini yeniden tesiseden Ömer bin Abdulaziz halife olmuştur. İslamtarihinde kendisinden haklı olarak ‘5. Halife’ ya da‘2. Ömer’, olarak söz edilmesinin ana sebebi; onunKur’an ve sünnete uygun adaletli idareyi yenidentesis etmesidir. Elinizdeki bu eser; İslam’ın siyasal entrikalarınkirli çarkından çıkarılarak geleceğe taşınmasınabüyük katkı sağlayan bu Aziz İnsanın kısa halifelikdöneminde çok büyük işleri başarmış olmasınınromanıdır. "
}, {
"id": 48,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/orhan-bey",
"title": "Orhan Bey",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056667817.png",
"authors": "Cavit Ersen",
"categories": "Tarih",
"body": "Orhan Gazi, üç kıtaya yayılan cihan ülkesi, Devlet-i Aliyye’nin, yani Osmanlı Devleti’nin ikinci padişahıdır. Babası, Devletin kurucusu Osman Gazi’den devraldığı mesuliyetin idrakinde olan Orhan Gazi, bu sorumluluğun hakkını vermiş ve daha babası hayatta iken Bursa’yı fethedip başkent yapmış, Avrupa kıtasına ilk kez o asker çıkarmış, civar iller ile birlikte Osmanlı’yı büyütmüştür. Osmanlı, Orhan Gazi ile Devlet sistemleştirilmeye başlanmış, muhtelif müesseleler ve teşkilâtlar kurularak, Devlet’in önü açılmıştır. Yapılan imar ve ihya çalışmaları ile Osmanlı şehirleri, cazibeli birer ticaret ve sanat merkezi hâline dönüşmüştür. İlk Osmanlı parası olan akçe sikkelerini bastıran, ilk vezir ataması yapan, Başkent Bursa’ya bağlı sancaklara kadılar tayin eden ve civardaki beylikleri Osmanlı’ya biat ettiren Orhan Gazi’dir. Vakıf sistemini kuran, ilk düzenli Osmanlı ordusunu kurup donanma çalışmalarını başlatan ve ilk defa kanunlar çıkaran da Orhan Gazi’dir. Kayı Boyu’nun Devlet olma düşüncesinin temeli Osman Gazi ile atılmış, Orhan Gazi ile bu fikir, tam mânasıyla sistemleştirilerek hakikate dönüşmüştür. Osman Gazi Oğlu Orhan Gazi, Cavit Ersen’in ikinci tarihî romanıdır. Daha önce Ertuğrul Gazi Oğlu Osman Gazi’yi neşreden Mihrabat Yayınları’nın bu romanında, Orhan Bey’in hayatını, askerî dehasını ve mücadelelerini keyifli bir yolculuk eşliğinde okuyacaksınız. "
}, {
"id": 49,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/osman-gazi",
"title": "Osman Gazi",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056667800.jpg",
"authors": "Cavit Ersen",
"categories": "Tarih",
"body": "Ertuğrul Gazi’nin oğlu olan Osman Gazi, Kayı Boyu’ndan üç kıtaya yayılan büyük bir devletin kurucusudur. Babasından ve Selçuklulardan aldığı emanete hakkıyla sahip çıkan bu şanlı Oğuz Beyi, İlâ’yı Kelimetullah’ı, yani Allah’ın ismini yüceltmek ve hak din İslâm’ı yaymak için cansiperâne çalışmış ve altı asır ayakta duracak Osmanlı Devleti’nin temelini atmıştır. Günümüzdeki bütün dünya liderlerine örnek olan ve yüce bir medeniyetin temelini atan Osman Gazi, fethettiği topraklarda Müslümanlar için olduğu kadar gayr-ı müslimler için de adalet, müsamaha, huzur ve barış ortamını sağlamış, bütün insanlığa muhteşem bir devlet modeli armağan etmiştir. Mihrabat Yayınları, Cavit Ersen’in sürükleyici bir üslûp ve akıcı bir Türkçe ile kaleme aldığı Osman Gazi isimli bu değerli eserini okuyuculara takdim ederken, toplumda uyanan tarih şuuruna ve genç nesillerde giderek genişleyen ecdat sevgisine de katkıda bulunmayı amaçlıyor. "
}, {
"id": 50,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/osman-yuksel-serdengecti",
"title": "Osman Yüksel Serdengeçti",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056667855.jpg",
"authors": "Abdurrahim Balcıoğlu",
"categories": "Araştırma",
"body": "Zor yılların çelik iradeli ismi Osman Yüksel Serdengeçti, üstünde yaşadığımız mübarek toprakların geleneklerine bağlı, inançlı ve kararlı öncülerindendir. Gönlü memleket hasretiyle dolu, yüreğinde Allah, vatan, bayrak ve memleket sevdası taşıyan bir ahlâk, fazilet ve ideal adamıdır. Ömrünü zulme, haksızlığa ve baskıya karşı direnerek taçlandıran, Toros kırlarının havasını solumuş olan Osman Yüksel, düzensiz çıkardığı Serdengeçti mecmuasıyla özdeşleşmiş bir karakter numunesiydi. Maneviyattan uzaklaştırılmak istenen nesillerin destanını binbir zulme uğrayarak yazan bu soylu ses, kalemini erdemli bir dünyada yaşamak ve zulme uğrayan mazlum insanlar için kullandı. Mahpusluktan mebusluğa giden yolda ilerlerken bazen kah›r bazen ikbal gören ve fırtınalı bir hayatı yaşayan bu dava adamı, bazı kişilerce horlanan millî ve manevi değerlerimize heyecanla sahip çıkan yürekli bir millî kahramandı. Serdengeçti, pervasız karakteri ve hırçın mizacı ile hayata mizah gözüyle bakan çelebi kişiliğiyle gönüllerde taht kurmuştu. Büyük milletimizin hiç unutmadığı ve aziz hatırasını her zaman şerefle yaşattığı bir şair, yazar ve düşünce adamıdır. Hakkın müdafaası ile dolu bu çileli ve kutlu hayatı, yakın dostlarından merhum Abdurrahim Balcıoğlu anlatıyor. Bazen gülerek bazen de hüzünle okuyacağınız kitap, sizi yakın tarihte yaşanmış ibretli olayların arasında dolaştıracaktır. "
}, {
"id": 51,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/osmanli-cografyasinda-istihbarat-teskilatlari",
"title": "Osmanlı Coğrafyasında İstihbarat Teşkilatları",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058199163.jpg",
"authors": "Nurettin Taşkesen",
"categories": "Araştırma",
"body": "Üç kıtada 6 asır hâkimiyetini sürdürmüş olan Osmanlı’nın dağılıp parçalanması, İslam beldelerinin küçük devletçiklere bölünmesi ve sömürgeleştirilmesi için, Haçlı ve Siyonist örgütler 150 yıl öncesinden istihbarat savaşları başlatmışlardı. Bu araştırmada; Sultan Abdülhamid’in “Yıldız İstihbarat Teşkilatı”, Teşkilatı Mahsusa’nın, operasyonları ve fedaileri, Nili, Bilu, Gideon, Haşumer vb. İngiliz işgali öncesi Siyonist örgütleri, Haganah, Irgun, Stern vb. işgal sonrası Siyonist örgütleri, İngiliz İstihbarat Örgütü Intelligence Servisine bağlı Arap Bürosu casusları ve faaliyetleri, Çok bilinen casus Lawrence ve Gertrude Bell’in yanısıra Aubrey Herbert, Charles Noel, Irvine Shakespear gibi adı pek bilinmeyen İngiliz casuslarının hikâyeleri incelenmiştir. Yüz yıl önceki bu casusların hayatlarını ve entrikalarını okurken, günümüzde de benzer oyunların oynanmakta olduğunu hayretle ve ibretle göreceksiniz. "
}, {
"id": 52,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/osmanlida-darbeler-ihanetler-isyanlar",
"title": "Osmanlıda Darbeler, İhanetler, İsyanlar",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056725111.jpg",
"authors": "Gürbüz Azak",
"categories": "Tarih",
"body": "Bizde darbelerin tarihi eskilere dayanır. Osmanlıda izleri unutulmayan darbelere sık sık şahit olunmuştur. Bunlar o devirde ‘kıyam’, ‘isyan’ ve ‘kalkışma’ şeklinde tanımlanmış ama hepsi de ‘ihanet’ olarak addedilmiştir. Bâbıâli’nin usta ismi Gürbüz Azak, Osmanlı tarihi boyunca meydana gelen darbe, ihanet ve isyan hareketlerini bu eserde anlatıyor. Bu teşebbüslerin sonuçları ve padişahları devirmek isteyenlerin akıbetleri bir film şeridi gibi gözler önüne seriliyor. Osmanlı Sarayı’na kafa tutanlar ve padişahları tahtlarından indirip kendi heves ve isteklerine uygun kişileri o makamlara oturtmak isteyenler, genelde başarısızlıkla sonuçlanan bu girişimleriyle hem toplumda lanetlenmiş hem de şiddetle cezalandırıl-mışlardır. Bugünü daha iyi anlayabilmek için, dünü bilmek ve anlamak gerekiyor. "
}, {
"id": 53,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/ozgur-kudusun-sifresi",
"title": "Özgür Kudüs'ün Şifresi",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058247574.jpg",
"authors": "Nurettin Taşkesen",
"categories": "Tarih",
"body": "Selahaddin Eyyubi, Kudüs ve Mescidi Aksa’nın işgal altında olduğu bir dönemde ve menfaat hırsına kapılanEmirlerin idaresindeki İslam beldelerinin parça parça olduğu bir coğrafyada, acaba neler yapmıştı? NureddinZengi’nin attığı sağlam temeller üzerine onun İslâm Birliğini kurmak için verdiği mücadele, sekiz asır öncesindenbize çok ibretli dersler vermektedir. Birbirinin kanını dökmekten çekinmeyen, düşmanının ekmeğine yağ süren,fitnecilerin oyuncağı haline gelmiş olan Müslümanları, İslam’ın bayrağı altında toplamayı başaran SelahaddinEyyubi, zihinlere de Kudüs’ü kurtarma şuurunu yerleştirmişti. İslam ülkelerinin günümüzdeki parçalanmışdurumuna çok benzeyen bir dönemde Selahaddin Eyyubi’nin hayatı boyunca uyguladığı siyaset, bizeÖzgür Kudüs’ün Şifresini vermektedir. Yeter ki onun hayatını dikkatlice okuyup bize verdiği mesajları anlayabilelim. "
}, {
"id": 54,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/peygamberimizden-dualar",
"title": "Peygamberimizden Dualar",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056986550.jpg",
"authors": "sadik-yalsizucanlar",
"categories": "Din",
"body": "Dua, ‘duanız olmazsa ne öneminiz var’ (Furkan suresi, 77. ayet) İlahi gerçeğinin de bildirdiği gibi, kulluğun özünü oluşturur. Dua, ibadetin ruhudur. İnsanın güçsüzlüğünü bilip Kudret Sahibi’ne sığınmasıdır. Zayıflığını hissedip gücü her şeye yeten Allah’ın rahmet kapısını çalmaktır. ‘Rahmetim gazabımı aştı’ (Buhârî, Bed’ü’l-halk, 1) buyuran Yüce Yaratıcı’nın merhamet denizinden bir damla dilenmektir. Duanın en güzeli, kuşkusuz Allah Resulü’nün dilinden dökülenidir. O da Allah’ın güzel isimlerini şefaatçi yaparak dua etmiştir. O hâlde, Allah Elçisi’nin (s. a. v. ) yakarışlarından oluşan dua bahçesine birlikte girelim. O Rahmet Peygamberi’nin güzelim yakarışlarını paylaşalım. Duamızı, O’nun dualarıyla taçlandıralım. "
}, {
"id": 55,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/sevmek-olmekle-baslar",
"title": "Sevmek Ölmekle Başlar",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058199125.jpg",
"authors": "Murat Başaran",
"categories": "Felsefe Düşünce",
"body": "“Sevmek Ölmekle Başlar” diyor Murat Başaran. Bir kitap için oldukça düşündürücü isim bulmuş. Birisine korkunç gelen ölüm olayı, bir diğerine sevgili ölüm olur. Mesele farkı idrak etmekte. Murat Başaran’ı okursanız yakaladığı üslûbu ve ördüğü tefekkür motifli cümleleri biraz hayret, biraz da takdirle karşılarsınız. (Abdurrahim Karakoç) Murat Başaran tarihi ve manevi motifleri ustaca yerli yerinde kullanıyor. Dili çok sade olmasına rağmen, şiirli ve zengin…Kendisinden çok güzel eserler bekliyorum… (Ahmet Kabaklı) Bakın, Murat konuşuyor. Diyecekleri var: Aklın son hududundan derlenmiş, taze, istikametli… Keşke bütün Murat’lar aynı konuşsa. Sevmek… bir kolay bir zor. Ölmek… bir kolay bir zor. Başlamak… bir kolay bir zor. Ama, Murat’ı dinlemek bi hoş. Dolu dolu oluyor şimdileriniz. İçinizde bir çalar saat ansızın kendini hatırlatıyor, ötüyor. Murat konuşuyor çünkü. (Gürbüz Azak) "
}, {
"id": 56,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/sorularla-tasavvuf-ve-tarikatlar",
"title": "Sorularla Tasavvuf ve Tarikatlar",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056725173.jpg",
"authors": "Prof. Dr. Mehmet Demirci",
"categories": "Din",
"body": "Tasavvuf ve tarîkat konusu çoğumuzun ilgisini çeken fakat hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığımız alanlardan biridir. Dinî, felsefî, tarihî ve sosyal boyutlarından her biri, ayrı ayrı belli bir ağırlıkla ele alınmadan tam olarak anlaşılması zordur. Tasavvuf ve tarîkat, özü itibarıyla dinin bir algılanış ve yaşanış biçimidir. Duygusal taraf ağır bastığından tarîkatta kolayca yanlışlığa düşülebilir. Onun için bu alan mutlaka doğru bilgi ile beslenmeli ve desteklenmelidir. Her şeyin “ilmi cehlinden yeğdir”. Soru-cevap şeklinde hazırlanan bu kitabın, doğuşundan günümüze kadar tasavvuf ve tarîkatlar konusunda yeterli malumatı vereceğini, bazı yanlış kanaatlerin ve ön yargıların düzeltilmesine yardımcı olacağını umuyoruz. "
}, {
"id": 57,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/soylenemeyen-tarih",
"title": "Söylenemeyen Tarih",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056986543.jpg",
"authors": "Hasan Basri Bilgin",
"categories": "Tarih",
"body": "Yalansız SÖZ güzeldir, yücedir! Dünya tarihine yön veren Hünkâr Fatih ve Yavuz Selim Han ile; yıkılmaktayken devraldığı Devleti Aliyye’yi 33 yıl binbir güçlükle avucunda taşıyan Sultan II. Abdülhamid hakkında niçin özellikle itibarsızlaştırma kampanyaları yapılıyor… Ayrıca; kurduğu, insanı önceleyen düzenle koskoca Bizans’ı dize getiren Osman Gazi ise, niçin ÖRNEK alınmasından korkulup yeterince tanıtılmıyor… Batı kaynaklı planlanmış tarih yerine, ayrıcalıklı ve gerçekleri ön plana çıkaran bu eserde söylenemeyenleri söyledik! Bunu yaparken de; ilim bilmez, irfan bilmez, söz bilmez cahiller sınıfından uzak durup; tarihi kanıtlara odaklandık… Sadece, “Başsız düşünen kuyruk olur. ” uyarısına kulak vererek, olayları düşünce ve sorgueleğinde süzüp öyle sunduk okuyucuya. "
}, {
"id": 58,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/sudanli-zenci-musa",
"title": "Sudanlı Zenci Musa",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056986505.jpg",
"authors": "Harun Çolak",
"categories": "Tarih",
"body": "“Eşref Bey’in emir eri Zenci MusaOmuz vermiş, göğe çıkmış: Nebi İsa”M. Âkif Ersoy“Ben Malta’dan kurtulup MillîMücadele’nin bayrağını açanlardan birisiolmak şerefine mazhar olduğum günlerde,Musa, o benim kahraman Arabımveremden ölmüş. ”Kuşçubaşı Eşref Bir Osmanlı Mücahidi Zenci MusaSudan’da doğup Üsküdar’da Özbekler Tekkesi’nde vefat eden bir kahraman Osmanlı Askeri ve Teşkilat-ı Mahsusa üyesidir. Hayatı Girit’te bir Türk mahallesinde başlayan Zenci Musa, Trablusgarp’tan Balkanlara, Çanakkale’den Kudüs’e, Yemen çöllerinden Anadolu’ya kadar yangın neredeyse oraya koşmuş fedakâr ve vefakâr bir yiğittir. Kuşçubaşı Eşref ile Libya çöllerinde tanışmış ve Osmanlı ordusunda son nefesine kadar, gönderildiği her cephede savaşmıştır. En son İngiliz işgali altındaki İstanbul’dan Kurtuluş Savaşı’na destek olmuştur. Yılmamış, yılgınlığa düşmemiş, ümmet bilinciyle Müslüman kardeşleri için hak ve adalet nizamı için canla başla mücadele etmiştir. Bu kitap ile insanlık düşmanlarının emperyalist emellerini gerçekleştirmek için uyguladıkları vahşetlere ve Zenci Musa’nın ibretlerle dolu mücadelesine tanık olacaksınız. "
}, {
"id": 59,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/tarihin-degistigi-gun-alparslan-ve-malazgirt-zaferi",
"title": "Tarihin Değiştiği Gün Alparslan ve Malazgirt Zaferi",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056846267.png",
"authors": "Sara Gürbüz Özeren",
"categories": "Tarih",
"body": "Selçuk Beg, Yengikent’ten kalkıp batıya doğru at sürdü. Dağları aştı, nehirleri geçti. Yurt tutabilmek için at üstünde yalınkılıç savaştı. Torunları Çağrı Beg ile Tuğrul Beg, onun hayalini gerçekleştirerek Selçuklu Devleti’ni kurdular. Artık Oğuzlar doğuda güçlü bir Türk devletinin temellerini atmışlardı. Çağrı Beg’in oğlu Alparslan da atalarının yolundan giderek İslam’ın ve Türklüğün bayrağını daha ileriye taşımak için ant içti, İ’la-yı Kelimetullah için bütün gücüyle çalıştı. Bizans’ın mağrur hükümdarı Romenos Diogenes’i Malazgirt’te mağlup etti. Anadolu’nun kapılarını Türklere ve Müslümanlara açtı. Böylece Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasının temelleri atıldı. Bu kitapta, Büyük Selçuklu Hakanı Alparslan’ın Malazgirt Ovası’nda yazdığı destan ve olağanüstü zafer anlatılıyor. Anadolu’yu yurt tutan cihangir orduların kökleşmesini dile getirilirken, Horasan erenlerinin bu topraklarda ektikleri tohumlarla yeşeren manevi fütuhat için gösterdikleri üstün gayrete de dikkat çekiliyor. "
}, {
"id": 60,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/tiyatro-eserlerim",
"title": "Tiyatro Eserlerim",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056846298.jpg",
"authors": "Üstün İnanç",
"categories": "Sanat",
"body": "Bizde gelenekli Türk tiyatrosu, “Kukla”, “Meddah”, “Karagözve Hacivat” ile “Ortaoyunu” sayesinde gelişmiş ve asırlar boyuncahalkımızın büyük ilgisiyle karşılaşmıştır. Modern Türk tiyatrosundailk Türkçe oyun, İbrahim Şinasi’nin Şair Evlenmesi’dir ve 1860yılında yayınlanmıştır. Demek ki bu türün bizde yaklaşık 160 yıllıkbir geçmişi vardır. “Yerli ve milli tiyatro” alanında geçmişten beri kıymetli oyunlarkaleme alan pek çok yazarımız vardır. Türkiye’de son 40 yıldanberi bu sahada emek verenlerin başında Üstün İnanç geliyor. Ustaromancımız, tiyatro alanında da öncülük yapmış ve seçkin eserlereimza atmıştır. Mihrabad Yayınları, yazarımızın sahnelendiğindebüyük alaka gören “Göksultan” , “Makedonya Gamzesi”, “Bir GülKoşusu”, “İbrahim Müteferrika” ve “Cancağızım”ı okuyucularınabirlikte sunuyor. Ayrıca yazarımızın “Celaleddin Harizmşâh” ile“Kınalı Kuzular” adlı senaryoları da takdim ediliyor. "
}, {
"id": 61,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/turk-islam-tarihi",
"title": "Türk İslam Medeniyeti Tarihi",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058199132.jpg",
"authors": "Prof. Dr. Mehmet Şeker, Süleyman Genç",
"categories": "Tarih, Din",
"body": "Türklerin, Müslüman olmalarından itibaren, daha önce bu dine giren milletlerin samimi gayretleriyle gerçekleşmiş olan fetihler sayesinde kendilerini, İslâm’ın açıldığı geniş bir coğrafyada bulmuş olmaları dikkat çekicidir. Zira bilindiği üzere Türkler, Müslümanlığı kabul ettikten sonra, İslâm öncesi döneme ait kültürel, medenî, sosyal birikim ve bazı değerleri, İslâmî değerler ile mezcetmek suretiyle yeni bir tarih, kültür ve medeniyet inşa sürecine girmişlerdir. Bu süreçte Türkler, yeni bir ruh, yeni bir kimlik ve dinamizmle kurdukları yeni devletler vasıtası ile dünyaya açılıp aşk ile imanı, insaf ile adâleti, müsamaha ile aklı mantığı bütünleştirip, bilgiye ve ilmî araştırmaya değer vererek tarih sahnesinde yapıcı ve hamleci bir rol üstlenmişler ve dolayısıyla cihanşümul bir medeniyetin parçası olmayı başarabilmişlerdir. Bu mütevazı eser, İslâm’ı kabulle birlikte İslâm medeniyeti dairesine girmiş olan Türklerin; hem bu medeniyet dairesindeki yerlerini, hem de diğer milletlere ve toplumlara hizmet amacıyla ortaya koydukları müessese ve sosyal kurumları, -kısmen de olsa- örneklerle ele alıp, genç kuşaklara ve okuyuculara aktarmak amacını hedeflemiştir. "
}, {
"id": 62,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/uyanis-15-temmuz-2016",
"title": "Uyanış 15 Temmuz 2016",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056725104.jpg",
"authors": "Sara Gürbüz Özeren",
"categories": "Roman, Tarih",
"body": "Türkiye, 15 Temmuz 2016’da tarihinin en büyük saldırılarından, ihanetlerinden birini yaşadı. Bu, topyekûn istila, parçalama ve yok etme hareketiydi. Dışarıda emperyalist güçlerin ve içeride hain işbirlikçilerin emellerini sahneye koymaları işten bile değildi. Fakat unuttukları bir gerçek vardı. Her hesabın üstünde bir hesap olduğu…İşte o hesabın bozulduğu an… Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, ekran karşısında canlı telefon bağlantısındaki tarihî konuşmasıyla milletimizi meydanlara inmeye ve ülkesine sahip çıkmaya davet ediyordu. Mesaj alınmıştı. Millet, taşkın bir sel gibi akın akın meydanları doldurmaya, hainlere karşı göğsünü siper ederek, vatanlarını işgalcilerden korumaya başlamıştı. Kimi tankların üstüne çıktı, kimi tankların altına yattı. Kimi “bir gül bahçesine girer gibi” kurşunların üstüne üstüne gitti. Kimi de patlamaya hazır bir volkan gibi hainlerin tepesine çöktü. Usta yazar Sara Gürbüz Özeren, Uyanış-15 Temmuz 2016’da bir milletin uyanışını, dirilişini, ayağa kalkışını ve düşmana karşı şahlanışını anlatıyor. Yazar, eserini o geceyi yaşayanların gözüyle ve bir roman üslûbuyla kaleme aldı ve geleceğe aktardı. Uyanış-15 Temmuz 2016’yı âdeta nefes almadan okuyacaksınız. "
}, {
"id": 63,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/yagmur-kanla-basladi",
"title": "Yağmur Kanla Başladı",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058247550.jpg",
"authors": "Üstün İnanç",
"categories": "Roman, Tarih",
"body": "Yağmur Kanla Başladı, Makedonya Gamzesi’nin devamı olmakla birlikte, başlı başına bir dönem romanıdır da. Çünkü Balkan Faciaları’nın ardından koca devletimizin tükeniş zillerinin çalmaya başladığı sıkıntılı günleri anlatmaktadır. Klasik tiplerimizin dışında, sahneye yeni çıkan kahramanlarımızın hepsi tarihî şahsiyetlerdir. Birinci Cihan Savaşı’na giden yolda, dönemin siyasi ve sosyal şartları bu eserde bir arada anlatılıyor. Talan edilen Yüce Devlet!. . 31 Mart olaylarını tertipleyen ve Sultan Abdülhamid’i tahttan indiren politikacıların pişmanlıkları!. . Trablusgarp hezimeti!. . İkinci Balkan Bozgunu’nun acı yüzü!. . Ordusuna siyaset bulaşmış Osmanlı’nın çaresizliği!. . Her zaman olduğu gibi, olaylara kültür planından baktık. Başarabildikse ne mutlu!. . "
}, {
"id": 64,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/yalniz-degilsiniz",
"title": "Yalnız Değilsiniz",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056667831.jpg",
"authors": "Üstün İnanç",
"categories": "Roman",
"body": "Türkiye’nin gündemine zaman zaman zoraki bir şekilde taşınan başörtüsü konusu, ülkemizin son yarım yüzyılında en çok konuşulan ve tartışılan meselelerinden birisi olagelmiştir. Hakikatte temel bir inanç meselesi ve hakkı olan tesettür, bazı kesimler tarafından siyasileştirilmek ve başka mecralara taşınmak istenmiştir. Devletimizin bugün çözdüğü ve insanlara istediği gibi giyinme ve dilediği gibi inanma hakkını getirdiği kanunlara rağmen konu, kimileri tarafından ısıtılıp ısıtılıp tekrar meydana sürülmeye çalışılıyor. Usta yazar Üstün İnanç, bu konuyu Yalnız Değilsiniz romanında olağanüstü bir şekilde anlatmış ve konuyu etraflı bir şekilde dile getirmiştir. Toplumumuz tarafından büyük ilgi gören romanın filmi de Mesut Uçakan tarafından beyaz perdeye aktarılmış ve geniş bir seyirci kitlesine ulaşmıştır. Roman, temel bir inanç meselesi ekseninde aslında son yarım yüzyılımızın çağdaşlaşma hikâyesini, arayışlarını, çelişkilerini ve Batı kültürü ile İslâm medeniyeti arasındaki fikrî mücadeleleri ele alıyor. Mihrabad Yayınları’nın 32. baskısını kültür hayatımıza kazandırdığı Yalnız Değilsiniz, farklı görüşlere kapılmış birçok kişinin peşin hükümlerini de ortadan kaldıracak güçte mükemmel bir roman… "
}, {
"id": 65,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/yanilsamalar-kumpasi",
"title": "Yanılsamalar Kumpanyası",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058301931.png",
"authors": "Murat Başaran",
"categories": "Roman",
"body": "– Aşk mı, dedi kadın. Sanki Yavuz âşık olamazmış gibi!– Aşk, dedi Yavuz. Yaşadığıma, daha doğrusu hissettiğime ilk anda ben de isim koyamadım. Ama olsa olsa aşk olurdu bunun adı. Çünkü iptal oldum bir anda. Bir anda bir duygunun potasında eridim âdeta. Eridim ve bittim. Kadın dikkat kesildi. Dinlediğini açıkça belli etti ve sanki her hâliyle “Anlat, eğer aşkı anlatacaksan acele et. ” der gibiydi. Yavuz “Artık anlatmayacağım. ” Deyip kalksa, gelmek için bu kadar inat eden kadın neredeyse onu durduracak ve konuşmasını tamamlamasını rica edecekti. Bu durum Yavuz’a bir anda fazlaca güven duygusu verdi ve her hâline yansıdı. Kadın zekiydi. – Aslında bana ne. Bu saatten sonar aşk… Ve ustaca umursamaz tavrını takındı hemen. Yavuz avucunun içinde hissettiği bir şansı kaçırmak üzere olduğunu anlayıp konuşmaya başladı hemen… "
}, {
"id": 66,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/yarim-asklar-ulkesi",
"title": "Yarım Aşklar Ülkesi",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056725128.jpg",
"authors": "Harun Çolak",
"categories": "Roman, Tarih",
"body": "Çerkez Hasan’dan Ömer Halisdemir’e Vatana Adanmış Kahramanlar İnsanlık tarihi boyunca ihanetlerin ardı arkası kesilmemiştir. Bizde de devlete karşı çıkan, isyan eden ve ihanette bulunan kişilerin ve kurumların sayısı az değildir. Yarım Aşklar Ülkesi romanında 15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye’de yaşanan uzun gece anlatılırken, binlerce kahraman arasında öne çıkan Ömer Halisdemir’in hayatı, idealleri ve güzel vatanımıza adanmış pırıl pırıl ömrü gözler önüne seriliyor. Eserde, geçmişte Osmanlı döneminde yaşanan destansı bir olaya da yer veriliyor. Sultan Abdülaziz’i katledenleri alnının ortasından vuran Çerkez Hasan’ın kahramanlığı ve şehadeti ele alınıyor. "
}, {
"id": 67,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/yasamak-odev-yasatmak-ibadet",
"title": "Yaşamak Ödev Yaşatmak İbadet",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056846236.jpg",
"authors": "Hasan Basri Bilgin",
"categories": "Tarih",
"body": "624 yıl ayakta duran Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi, Hocası Şeyh Edebâ-li’nin “İnsanı yaşat ki, Devlet yaşasın” buyruğunu benimsemiş, esas almış ve bu anla-yışla hareket etmiştir. Ecdadımızın üç kıtada adaletle hükümran olmasının temelinde, insana sevgiyle bakan, şefkatle yaklaşan ve merhametle muamele eden bu hassasiyeti müşahade ediyoruz. “Yaşamak ödev, yaşatmak ibadet” anlayışı, sadece Fatih Sultan Mehmed’in parolası olmamış, ondan önceki Osmanlı padişahların-da, Selçuklu sultanlarında ve Müslüman Türk hakanlarında da biricik prensip kabul edilmiş ve bu ilkeye sımsıkı bağlı kalınmıştır. Derviş Yunus’un ulu ifadesiyle, “Yaradılan Yara-dan’dan ötürü hoş görülmüş” ve elbette hoş tutulmuştur. Bugün Türkiye, bu insanî anlayışın biricik mirasçısı olarak yine yeryüzündeki bütün mazlumların, mağdurların ve masumların ümit beslediği neredeyse biricik ülke. Kırım’dan Bosna’ya, Kerkük’ten Suriye’ye, Doğu Tür-kistan’dan Arakan’a kadar zulme uğrayan herkes, yönünü Türkiye’ye çeviriyor. Çünkü bu topraklarda, ‘yaşatmanın ibadet’ olduğuna inanan insanların yaşadıklarını biliyorlar. "
}, {
"id": 68,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/yavuz-sultan-selim",
"title": "Yavuz Sultan Selim",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058301948.jpg",
"authors": "Talip Arışahin",
"categories": "Tarih",
"body": "Yavuz Sultan Selim, Osmanlı Devleti’nin en kudretli, geniş ufuklu ve büyük padişahlarındandır. Onun kısa zamanda yaptığı işler, kazandığı zaferler ve elde ettiği başarılar, olağanüstü derecededir. Dedesi Fatih Sultan Mehmed gibi âlimlere çok büyük saygı gösteren ve gece gündüz kitap okuyup bilgisini arttıran Yavuz, sanatkâr yönüyle de temayüz etmiş, hafızalarda yer eden şiirlere imza atmıştır. Yavuz, Anadolu’da huzur ve birliği sağlamasıyla, Çaldıran ve Ridaniye zaferleriyle, Güneydoğu illerini Osmanlı’ya bağlamasıyla, Arap İslâm ülkelerini imparatorluk topraklarına katmasıyla Suriye ve Mısır topraklarını fethetmesiyle bir cihan padişahı olduğunu göstermiştir. 50 yıllık kısa ömründe 8 yıl saltanat süren, padişahlığı döneminde Devlet-i Âliye’yi şahlandıran ve Osmanlı’ya “İslâm dünyasının liderliği”ni kazandıran Yavuz’un hayatını Talip Arışahin’in kaleminden okuyacaksınız. Yazar bu eserinde, Yavuz’un doğumundan başlayarak çocukluğunu, delikanlılık yıllarını, aldığı eğitimi, hocalarını, şehzadelik dönemini, fizikî ve ruhî portresi ile birlikte sağlam kişiliğini anlatıyor. İsyanların üstüne gidip püskürten, ayaklanmaları bastıran, fitne odaklarının faaliyetlerini kudretli şahsiyetiyle durduran Yavuz’un, Osmanlı’ya ka-zandırdığı ‘Halifelik’ müessesesine verdiği büyük değer “Hâdim’ül Haremeyn” ifadesiyle kendisini buluyor "
}, {
"id": 69,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/yaziklar-cikmazi",
"title": "Yazıklar Çıkmazı",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058199170.jpg",
"authors": "Üstün İnanç",
"categories": "Roman",
"body": "Yaşadığı dönemin sosyal, kültürel ve siyasi hayatını hafızasında yaşatan ve bunları geliştirip kaleme döken değerli romancımız Üstün İnanç, Yazıklar Çıkmazı’nda 1940’lı yıllarda başlayan ve 1960’lı yılların sonuna kadar devam eden baskı döneminden bir kesit sunuyor. İnandığı ve inandığını yaşadığı için zulüm altında tutulan, horlanan ve dışlanan halkımızın değerlerine sahip çıkışının hikâyesidir roman. Zengin bir dile ve akıcı bir üsluba sahip olan İnanç, ağır baskılar sonucu sosyal buhranlar yaşayan toplumumuzun bu çıkmazdan kurtuluşunun çarelerini de gösteriyor. Roman, yakın tarihimizdeki siyasi ve sosyal çekişmeleri anlatırken bir ailenin ve milletin, inandığı değerleri yaşamak uğruna verdiği büyük mücadelenin hikâyesini de dile getiriyor. "
}, {
"id": 70,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/yeniden-istiklal",
"title": "Yeniden İstiklal",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058247505.jpg",
"authors": "Elif Sönmezışık",
"categories": "Araştırma",
"body": "Türkiye, 15 Temmuz 2016 tarihinde büyük bir savrulma yaşadı. Ülkenin geleceğine kasteden bu hareketi sadece bir ‘darbe’ olarak tanımlamak doğru olmaz. Bu, darbenin ötesinde ülkemizi parçalama ve yok etme hareketiydi. Zira içerideki ihanet grupları ve dışarıdaki ezelî düşmanlarımız şer odağı olarak kenetlenmiş, birleşmişlerdi. Saldırdılar ama başaramadılar, imanlı nesiller tarafından püskürtüldüler. Ama büyük milletimiz bu ‘hayasız akın’a dur dedi ve istilacılara izin vermedi. İşte o şanlı gecenin, yaşanmış o destanın kitabıdır Yeniden İstiklal. Ömrünü düşünmeye, yazmaya ve eser vermeye adamış tam 41 yazar o gecede yaşadıklarını anlattılar. Hislerini dile getirdiler. Yazarlar ve aydınlar çağlarının tanığıdır. İşte bu yazılar, o şahitliklerin terennümü, devlet ve millet bütünlüğünün özü, özetidir. Türkiye’de yaşayan halkın son büyük destanının hikâyesi veya Yeniden İstiklal’i… "
}, {
"id": 71,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/yildirim-beyazid",
"title": "Yıldırım Bayezid",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058301955.jpg",
"authors": "Cavit Ersen",
"categories": "Roman, Tarih",
"body": "Yıldırım Bayezid, ismine yakışır şekilde hızlı hareket eden, her yere koşan, herkese ulaşan, hareket etme kabiliyeti son derece yüksek cevval, aksiyoner ve düşmanın tepesine yıldırım gibi düşen bir padişah. 1354 - 8 Mart 1403 tarihleri arasında yaşayan, toplam 14 yıl saltanat süren Yıldırım Bayezid, Haçlılara karşı Niğbolu’da muhteşem bir zafere imza atmıştır. Yakın çevresi tarafından çok sevilen ve sayılan, genç yaşta hayatını kaybeden Yıldırım Bayezid, işlediği zulümlerle tanınan Timur’la Ankara’da yaptığı savaşı kaybetmiş ve Osmanlı Devletifetret dönemine girmiştir. Osmanlı’da ilk ihanetleri yaşayan ancak moralini hiç bozmayan ve i’lâ-yı kelimetullah uğruna ömrünü tamamlayan Yıldırım Bayezid’in hayatı ibretlerle doludur. Cavit Ersen’in ustalık dönemi eseri sayılan bu romanında, Fetih öncesi Osmanlı’nın genel durumu hakkında da fikir verilmektedir. "
}, {
"id": 72,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/yuzyillik-hasret-kudus-1917",
"title": "Yüzyıllık Hasret Kudüs 1917",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786058247529.jpg",
"authors": "Nurettin Taşkesen",
"categories": "Roman, Tarih",
"body": "Neden “Kudüs 1917”?Çünkü Kudüs ve Mescidi Aksa, Fahri Kâinat Efendimizin (s. a. v. ) Mi’raca yükseldiği yerdir. Müslümanların ilk kıblesidir. Hz. Ömer’in (r. a. ) fethiyle, bütün Müslümanlara emanet edilen mukaddes beldemizdir. Kudüs Yılı ilan edilen 2017 neden önemlidir? Çünkü: Hz. Ömer’in gönderdiği İslam Orduları Başkumandanı Ebu Ubeyde bin Cerrah’ın, 637’de Kudüs’ü fethetmesinin 1380. yılı, Kudüs Fatihi Sultan Selahaddin Eyyubi’nin, 1187’de şehri Haçlılardan kurtarmasının 830. yılı, İlk Osmanlı Halifesi Yavuz Sultan Selim Hanın, 1517’de Kudüs’ü Osmanlı idaresi altına almasının 500. yılı, İngilizlerin Birinci Dünya Savaşında 9 Aralık 1917’de, Kudüs’ü işgal etmelerinin 100. yılı, İsrail’in 7 Haziran 1967’de, Kudüs’ün tamamını işgal ederek başşehir ilan etmesinin ise 50. yılıdır. 100 yıl önce “kaybolan mukaddes topraklar” elimizden nasıl çıktı, kimler kapalı kapılar ardında hangi anlaşmaları yaptı, hangi casusluk örgütleri bu savaşın sonucuna önemli etkide bulundu, hangi kumandanlar kahramanca savaştı, hangileri cephelerde bozguna sebep oldu? Bütün bu soruların cevabını Kudüs 1917 kitabında bulacaksınız. Gerçek tarihî olaylar içinde isimsiz kahramanların fedakârlıklarını ve Gazze-Kudüs-Filistin cephesinin akıl almaz sıkıntı ve zorluklarını öğrenecek ve kahraman ecdadımızı rahmetle anacaksınız. "
}, {
"id": 73,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/zekadan-dehaya",
"title": "Zeka'dan Deha'ya",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056846212.jpg",
"authors": "Ahmet Maraşlı",
"categories": "Eğitim",
"body": "“… Eğitim çevrelerinde zekâ, yetenek, kapasite kavramları çoğu zaman sadece kelime anlamları düzeyinde kullanılır ve anne babalar, öğretmenler, yöneticiler tarafından hemen her çocuk veya yetişkin için bu üç parça kumaştan modasına göre eğitimde giydirilen bir gömlek ya da kaftan biçilir…Ahmet Maraşlı, bu geleneksel öğrenme engellerinin geçersizliğini ispatlamak için sanki ‘Her çocuk -daha doğrusu her insan- öğrenir. ’ ilkesinden yola çıkmış. Kitabının her satırında sadece düşündüklerini, tasarılarını değil öğrenme sürecinde yaptıklarını ve başardıklarını paylaşıyor. Bu çalışma bir proje değil somut, yalın, anlaşılır sonuçların, duru, yalın anlatımıdır. Yoğun bir çabanın anlamlı ürünüdür. Kitap bütünde, özel ve özgün uygulamaların cömertçe hiçbir satırına en ufak gizlilik işareti konulmadan dürüstçe sergilendiği bir öğrenme/öğretme kılavuzudur. …” Aytaç Açıkalın (Prof. Dr. )Hacettepe Üniversitesi Eğitim FakültesiEmekli Öğretim Üyesi "
}, {
"id": 74,
"url": "https://www.mihrabadyayinlari.com/kitaplar/zulcenaheyn",
"title": "Zülcenaheyn",
"image": "https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/ean/9786056986529.jpg",
"authors": "Mesut Turan",
"categories": "Araştırma, Din",
"body": "Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın soyu nereden gelmektedir? Seyyid midir? Onu anlayabilmek için ondan önce tanımanız gereken iki kişi kimdir? Babasının ruhî sıkıntılarıonu nasıl etkiledi? Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin ilk hocası kimdi? İlim tahsiline kaç yaşında başladı? İsmail Fakirullah Hazretleriyle nasıl tanıştı? Tillo Dergâhı’nda kaç yıl kaldı? İlim yolunda arkadaşları kimlerdi? Payitahtta padişah 1. Mahmut tarafından tarafından nasıl karşılandı? Marifetname’yi nerede yazdı? Yazarken yaşadığı ilginç hadiseler neydi?Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri ömrü boyunca nerelere kaç seyahat yaptı? Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri, Erzurum’a küskün mü vefat etti? Neden Erzurum yerine Tillo’ya defnedildi? Erzurumlu İbrahim Hakkı… 77 yıllık bir ömre sığdırılmış şairlir, seyyahlık, bilgelik… Bilinen en meşhur eseri Marifetname ve dahası bilinmeyen onlarca eseriyle yaşadığı asrın çok çok ilerisinde bir büyük tasavvuf erbabı, bir büyük bilim adamı… Dünyevi ve uhrevi ilimlerde bir deha… İki Kanatlı yani Zülcenaheyn… Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri… "
}];
var idx = lunr(function () {
this.ref('id')
this.field('title', { boost: 10 })
this.field('authors', { boost: 5 })
this.field('categories', { boost: 3 })
this.field('body')
documents.forEach(function (doc) {
this.add(doc)
}, this)
});
function lunr_search(term) {
$('#lunrsearchresults').fadeIn(200);
$('body').addClass('spotlight-open');
var spotlightHTML = `
<div class="spotlight-backdrop">
<div class="spotlight-container">
<div class="spotlight-header">
<div class="spotlight-search-box">
<i class="fa fa-search spotlight-icon"></i>
<input type="text" id="spotlight-input" value="${term || ''}" placeholder="Kitap ara..." autofocus>
<span class="spotlight-shortcut">ESC</span>
</div>
</div>
<div class="spotlight-results">
<div class="spotlight-results-header">
<span class="spotlight-category-title"><i class="fa fa-book"></i> Kitaplar</span>
</div>
<ul class="spotlight-list"></ul>
</div>
<div class="spotlight-footer">
<span><i class="fa fa-arrow-up"></i><i class="fa fa-arrow-down"></i> gezin</span>
<span><i class="fa fa-level-down fa-rotate-90"></i> aç</span>
<span class="spotlight-close"><i class="fa fa-times"></i> kapat</span>
</div>
</div>
</div>
`;
document.getElementById('lunrsearchresults').innerHTML = spotlightHTML;
// Input'a odaklan ve event listener ekle
var spotlightInput = document.getElementById('spotlight-input');
spotlightInput.focus();
// Spotlight için typing efekti başlat
startSpotlightTyping(spotlightInput);
spotlightInput.addEventListener('input', function() {
performSearch(this.value);
});
spotlightInput.addEventListener('keydown', function(e) {
if (e.key === 'Enter') {
e.preventDefault();
var firstResult = document.querySelector('.spotlight-item a');
if (firstResult) {
window.location.href = firstResult.href;
}
}
});
if(term) {
performSearch(term);
} else {
showAllBooks();
}
return false;
}
function showAllBooks() {
var listEl = document.querySelector('.spotlight-list');
var html = '';
var limit = Math.min(documents.length, 8);
for (var i = 0; i < limit; i++) {
html += createResultItem(documents[i], i);
}
listEl.innerHTML = html;
updateResultsHeader(documents.length, 'Tüm Kitaplar');
}
function performSearch(term) {
var listEl = document.querySelector('.spotlight-list');
if (!term || term.length < 1) {
showAllBooks();
return;
}
var results = idx.search(term + '*');
if (results.length > 0) {
var html = '';
for (var i = 0; i < results.length; i++) {
var ref = results[i]['ref'];
var doc = documents[ref];
html += createResultItem(doc, i);
}
listEl.innerHTML = html;
updateResultsHeader(results.length, "'" + term + "' için sonuçlar");
} else {
listEl.innerHTML = `
<li class="spotlight-empty">
<i class="fa fa-search"></i>
<span>Sonuç bulunamadı</span>
<small>Farklı anahtar kelimeler deneyin</small>
</li>
`;
updateResultsHeader(0, 'Sonuç yok');
}
}
function createResultItem(doc, index) {
var body = doc.body.substring(0, 80) + '...';
return `
<li class="spotlight-item" style="animation-delay: ${index * 0.03}s">
<a href="${doc.url}">
<div class="spotlight-item-icon">
<img src="${doc.image}" alt="${doc.title}" onerror="this.parentElement.innerHTML='<i class=\\'fa fa-book\\'></i>'">
</div>
<div class="spotlight-item-content">
<div class="spotlight-item-title">${doc.title}</div>
<div class="spotlight-item-subtitle">${doc.authors}</div>
<div class="spotlight-item-meta">${doc.categories}</div>
</div>
<div class="spotlight-item-action">
<i class="fa fa-chevron-right"></i>
</div>
</a>
</li>
`;
}
function updateResultsHeader(count, text) {
var header = document.querySelector('.spotlight-category-title');
if (header) {
header.innerHTML = `<i class="fa fa-book"></i> ${text} <span class="spotlight-count">${count}</span>`;
}
}
</script>
<style>
/* Spotlight Backdrop */
body.spotlight-open {
overflow: hidden;
}
#lunrsearchresults {
display: none;
}
.spotlight-backdrop {
position: fixed;
top: 0;
left: 0;
right: 0;
bottom: 0;
background: rgba(0, 0, 0, 0.5);
backdrop-filter: blur(8px);
-webkit-backdrop-filter: blur(8px);
z-index: 9999;
display: flex;
justify-content: center;
padding-top: 10vh;
animation: spotlightFadeIn 0.2s ease;
}
@keyframes spotlightFadeIn {
from { opacity: 0; }
to { opacity: 1; }
}
/* Spotlight Container */
.spotlight-container {
width: 680px;
max-width: 90vw;
max-height: 70vh;
background: rgba(255, 255, 255, 0.95);
border-radius: 16px;
box-shadow:
0 25px 50px -12px rgba(0, 0, 0, 0.4),
0 0 0 1px rgba(255, 255, 255, 0.1);
overflow: hidden;
display: flex;
flex-direction: column;
animation: spotlightSlideIn 0.25s ease;
}
@keyframes spotlightSlideIn {
from {
opacity: 0;
transform: scale(0.96) translateY(-10px);
}
to {
opacity: 1;
transform: scale(1) translateY(0);
}
}
/* Search Header */
.spotlight-header {
padding: 16px;
border-bottom: 1px solid rgba(0, 0, 0, 0.08);
}
.spotlight-search-box {
display: flex;
align-items: center;
gap: 12px;
background: rgba(0, 0, 0, 0.04);
border-radius: 10px;
padding: 12px 16px;
}
.spotlight-icon {
color: #86868b;
font-size: 18px;
}
.spotlight-search-box input {
flex: 1;
border: none;
background: transparent;
font-size: 18px;
font-weight: 400;
color: #1d1d1f;
outline: none;
}
.spotlight-search-box input::placeholder {
color: #86868b;
}
.spotlight-shortcut {
background: rgba(0, 0, 0, 0.06);
color: #86868b;
font-size: 11px;
font-weight: 500;
padding: 4px 8px;
border-radius: 5px;
font-family: 'Vogun', Georgia, serif;
}
/* Results Section */
.spotlight-results {
flex: 1;
overflow-y: auto;
padding: 8px 0;
}
.spotlight-results-header {
padding: 8px 20px;
}
.spotlight-category-title {
font-size: 12px;
font-weight: 600;
color: #86868b;
text-transform: uppercase;
letter-spacing: 0.5px;
}
.spotlight-category-title i {
margin-right: 6px;
}
.spotlight-count {
background: rgba(0, 0, 0, 0.08);
padding: 2px 8px;
border-radius: 10px;
margin-left: 8px;
font-size: 11px;
}
.spotlight-list {
list-style: none;
padding: 0;
margin: 0;
}
/* Result Items */
.spotlight-item {
animation: spotlightItemIn 0.2s ease forwards;
opacity: 0;
}
@keyframes spotlightItemIn {
from {
opacity: 0;
transform: translateY(4px);
}
to {
opacity: 1;
transform: translateY(0);
}
}
.spotlight-item a {
display: flex;
align-items: center;
gap: 14px;
padding: 10px 20px;
text-decoration: none;
transition: background 0.15s ease;
border-radius: 8px;
margin: 0 8px;
}
.spotlight-item a:hover {
background: rgba(0, 122, 255, 0.1);
}
.spotlight-item-icon {
width: 48px;
height: 64px;
border-radius: 6px;
overflow: hidden;
flex-shrink: 0;
background: linear-gradient(135deg, #667eea 0%, #764ba2 100%);
display: flex;
align-items: center;
justify-content: center;
box-shadow: 0 2px 8px rgba(0, 0, 0, 0.15);
}
.spotlight-item-icon img {
width: 100%;
height: 100%;
object-fit: cover;
}
.spotlight-item-icon i {
color: white;
font-size: 20px;
}
.spotlight-item-content {
flex: 1;
min-width: 0;
}
.spotlight-item-title {
font-size: 14px;
font-weight: 600;
color: #1d1d1f;
white-space: nowrap;
overflow: hidden;
text-overflow: ellipsis;
margin-bottom: 2px;
}
.spotlight-item-subtitle {
font-size: 12px;
color: #6e6e73;
white-space: nowrap;
overflow: hidden;
text-overflow: ellipsis;
}
.spotlight-item-meta {
font-size: 11px;
color: #86868b;
margin-top: 2px;
}
.spotlight-item-action {
color: #c7c7cc;
opacity: 0;
transition: opacity 0.15s ease;
}
.spotlight-item a:hover .spotlight-item-action {
opacity: 1;
}
/* Empty State */
.spotlight-empty {
display: flex;
flex-direction: column;
align-items: center;
justify-content: center;
padding: 48px 20px;
color: #86868b;
}
.spotlight-empty i {
font-size: 32px;
margin-bottom: 12px;
opacity: 0.5;
}
.spotlight-empty span {
font-size: 15px;
font-weight: 500;
color: #6e6e73;
}
.spotlight-empty small {
font-size: 13px;
margin-top: 4px;
}
/* Footer */
.spotlight-footer {
display: flex;
justify-content: flex-end;
gap: 20px;
padding: 12px 20px;
background: rgba(0, 0, 0, 0.03);
border-top: 1px solid rgba(0, 0, 0, 0.06);
}
.spotlight-footer span {
font-size: 11px;
color: #86868b;
display: flex;
align-items: center;
gap: 4px;
}
.spotlight-footer i {
font-size: 10px;
}
.spotlight-close {
cursor: pointer;
transition: color 0.15s ease;
}
.spotlight-close:hover {
color: #d9230f;
}
/* Scrollbar Styling */
.spotlight-results::-webkit-scrollbar {
width: 6px;
}
.spotlight-results::-webkit-scrollbar-track {
background: transparent;
}
.spotlight-results::-webkit-scrollbar-thumb {
background: rgba(0, 0, 0, 0.15);
border-radius: 3px;
}
.spotlight-results::-webkit-scrollbar-thumb:hover {
background: rgba(0, 0, 0, 0.25);
}
/* Dark Mode Support */
@media (prefers-color-scheme: dark) {
.spotlight-container {
background: rgba(30, 30, 32, 0.95);
}
.spotlight-search-box {
background: rgba(255, 255, 255, 0.08);
}
.spotlight-search-box input {
color: #f5f5f7;
}
.spotlight-item-title {
color: #f5f5f7;
}
.spotlight-item-subtitle {
color: #a1a1a6;
}
.spotlight-footer {
background: rgba(255, 255, 255, 0.03);
border-top-color: rgba(255, 255, 255, 0.08);
}
.spotlight-shortcut {
background: rgba(255, 255, 255, 0.1);
}
}
</style>
<!-- Arama Formu -->
<form class="bd-search hidden-sm-down" style="margin-left: 2rem;" onSubmit="return lunr_search(document.getElementById('lunrsearch').value);">
<div class="search-trigger-wrapper">
<i class="fa fa-search search-trigger-icon"></i>
<input type="text" class="form-control search-trigger-input" id="lunrsearch" name="q" value="" placeholder="Kitap ara..." readonly onclick="lunr_search('')">
<span class="search-trigger-shortcut">⌘K</span>
</div>
</form>
<style>
/* Arama Trigger Butonu - Spotlight Tarzı */
.search-trigger-wrapper {
display: flex;
align-items: center;
gap: 10px;
background: rgba(0, 0, 0, 0.04);
border: 1px solid rgba(0, 0, 0, 0.08);
border-radius: 10px;
padding: 8px 14px;
cursor: pointer;
transition: all 0.2s ease;
min-width: 220px;
}
.search-trigger-wrapper:hover {
background: rgba(0, 0, 0, 0.06);
border-color: rgba(0, 0, 0, 0.12);
}
.search-trigger-icon {
color: #86868b;
font-size: 14px;
}
.search-trigger-input {
flex: 1;
border: none !important;
background: transparent !important;
padding: 0 !important;
font-size: 14px;
color: #86868b;
cursor: pointer;
box-shadow: none !important;
}
.search-trigger-input:focus {
outline: none;
}
.search-trigger-shortcut {
background: rgba(0, 0, 0, 0.06);
color: #86868b;
font-size: 11px;
font-weight: 500;
padding: 3px 7px;
border-radius: 5px;
font-family: 'Vogun', Georgia, serif;
}
</style>
<script>
// Klavye kısayolu (Cmd/Ctrl + K)
document.addEventListener('keydown', function(e) {
if ((e.metaKey || e.ctrlKey) && e.key === 'k') {
e.preventDefault();
lunr_search('');
}
});
// Yazar isimleri listesi
var authorNames = [
"Abdulhamit Avşar", "Abdurrahim Balcıoğlu", "Ahmet Maraşlı", "Cavit Ersen", "Durali Yılmaz", "Elif Sönmezışık", "Gülbahar Haitiwaji", "Gürbüz Azak", "Harun Çolak", "Hasan Basri Bilgin", "Şeyh İsmail Ankaravi", "İsmail Bilgin", "Dr. Mehmet Ali Sarı", "Prof. Dr. Mehmet Demirci", "Mehmet Nuri Yardım", "Prof. Dr. Mehmet Şeker", "Mesut Turan", "Muhsin İlyas Subaşı", "Murat Başaran", "Nurettin Taşkesen", "Sara Gürbüz Özeren", "Süleyman Genç", "Süleyman Nazif", "Talip Arışahin", "Üstün İnanç", "Yusuf Ekinci", "Zafer Bilgi"
];
// Spotlight modal için typing efekti
var spotlightTypingInterval = null;
function startSpotlightTyping(inputEl) {
if (spotlightTypingInterval) {
clearTimeout(spotlightTypingInterval);
}
var phrases = authorNames.map(function(name) {
return '"' + name + '" ara...';
});
var currentIndex = Math.floor(Math.random() * phrases.length);
var isDeleting = false;
var charIndex = 0;
function typeSpotlight() {
// Eğer kullanıcı yazmaya başladıysa typing'i durdur
if (inputEl.value.length > 0) {
inputEl.placeholder = 'Kitap ara...';
return;
}
var fullText = phrases[currentIndex];
if (isDeleting) {
charIndex--;
} else {
charIndex++;
}
inputEl.placeholder = fullText.substring(0, charIndex);
var nextDelay = isDeleting ? 35 : 70;
if (!isDeleting && charIndex === fullText.length) {
nextDelay = 2000;
isDeleting = true;
} else if (isDeleting && charIndex === 0) {
isDeleting = false;
currentIndex = Math.floor(Math.random() * phrases.length);
nextDelay = 400;
}
spotlightTypingInterval = setTimeout(typeSpotlight, nextDelay);
}
setTimeout(typeSpotlight, 300);
}
// Trigger input için typing efekti
(function() {
var searchPhrases = authorNames.map(function(name) {
return '"' + name + '" ara...';
});
var inputEl = document.getElementById('lunrsearch');
if (!inputEl) return;
var currentIndex = Math.floor(Math.random() * searchPhrases.length);
var currentText = '';
var isDeleting = false;
var charIndex = 0;
var typeSpeed = 80;
var deleteSpeed = 40;
var pauseTime = 2500;
function type() {
var fullText = searchPhrases[currentIndex];
if (isDeleting) {
currentText = fullText.substring(0, charIndex - 1);
charIndex--;
} else {
currentText = fullText.substring(0, charIndex + 1);
charIndex++;
}
inputEl.placeholder = currentText;
var nextDelay = isDeleting ? deleteSpeed : typeSpeed;
if (!isDeleting && charIndex === fullText.length) {
nextDelay = pauseTime;
isDeleting = true;
} else if (isDeleting && charIndex === 0) {
isDeleting = false;
currentIndex = Math.floor(Math.random() * searchPhrases.length);
nextDelay = 500;
}
setTimeout(type, nextDelay);
}
// Başlangıç gecikmesi
setTimeout(type, 1000);
})();
</script>
</nav>
<!-- İçerik -->
<main class="site-content">
<div class="container">
<div class="embed-responsive embed-responsive-16by9 text-center">
<iframe class="embed-responsive-item" src="https://www.youtube.com/embed/XD6zi7jITHo?si=UPmwDOaxBfgvM0-L" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div>
</div>
<br>
<hr>
<div class="container">
<h3>Mehmet Ali Sarı'nın Eserleri</h3>
<style>
button[data-action="stop"] {
display: none;
}
button[data-action="start"] {
display: none;
}
</style>
<div class="container add-site-content-margin slider">
<div class="product-slider h-10" id="product-slider">
<div class="item">
<a class="item img book-1" href="/kitaplar/beyoglundan-bir-hafiz">
<img class="img-fluid h-25 slider-image cover-shadow" src="/assets/images/ean/9786057471611.jpg" alt="Beyoğlu'nda Bir Hafız">
</a>
</div>
<div class="item">
<a class="item img book-2" href="/kitaplar/kuran-tilavetinde-turk-tavri-ve-merhum-temsilcileri">
<img class="img-fluid h-25 slider-image cover-shadow" src="/assets/images/ean/9786057471628.jpg" alt="Kur'an Tilavetinde Türk Tavrı ve Merhum Temsilcileri">
</a>
</div>
</div>
<!-- tiny slider -->
<script src="/assets/js/tiny-slider.js"></script>
<script>
var productslider = tns({
container: '.product-slider',
items: 2,
autoHeight: true,
slideBy: 'page',
mouseDrag: true,
swipeAngle: false,
loop: true,
autoplay: true,
speed: 600,
controls: false,
nav: false,
prevButton: true,
nextButton: true,
autoplayButton: false,
edgePadding: 10,
gutter: 10,
// pixels from bootstap document: https://getbootstrap.com/docs/4.1/layout/grid/
responsive: {
576: {
items: 2
},
768: {
items: 4
},
992: {
items: 5
},
1140: {
items: 5
}
}
}
);
</script>
</div>
</main>
<!-- Footer -->
<!-- Footer -->
<footer class="border-top py-5 text-white" style="background-color: #032957">
<div class="container">
<div class="row">
<!-- Sol Taraf - Linkler -->
<div class="col-lg-4 col-md-4 col-sm-12 mb-4 mb-md-0">
<h6 class="text-uppercase mb-3" style="color: #ff0002; font-weight: 600; letter-spacing: 1px;">Kurumsal</h6>
<ul class="list-unstyled footer-links">
<li class="mb-2">
<a href="/hakkimizda" class="text-white-50 footer-link">
<i class="fas fa-angle-right mr-2"></i>Hakkında
</a>
</li>
<li class="mb-2">
<a href="/sss" class="text-white-50 footer-link">
<i class="fas fa-angle-right mr-2"></i>Sık Sorulan Sorular
</a>
</li>
<li class="mb-2">
<a href="/rights-permissions" class="text-white-50 footer-link">
<i class="fas fa-angle-right mr-2"></i>Rights and Permissions
</a>
</li>
<li class="mb-2">
<a href="/iletisim" class="text-white-50 footer-link">
<i class="fas fa-angle-right mr-2"></i>İletişim
</a>
</li>
</ul>
<h6 class="text-uppercase mt-4 mb-3" style="color: #ff0002; font-weight: 600; letter-spacing: 1px;">Alışveriş</h6>
<div class="d-flex flex-wrap">
<a href="https://www.damlayayinevi.com.tr/mihrabad-yayinlari" target="_blank" class="mr-3 mb-2 btn btn-light text-dark font-weight-bold" style="border-radius: 2rem; padding: 4px 20px;" title="Satın Al">
Satın Al
</a>
</div>
</div>
<!-- Orta - Logo -->
<div class="col-lg-4 col-md-4 col-sm-12 text-center mb-4 mb-md-0">
<a href="/">
<img src="/assets/images/logo-white-dikey.svg" alt="Mihrabad Yayınları" style="max-height: 150px;" class="mb-3">
</a>
<p class="text-white-50 small mt-3" style="line-height: 1.8;">
Kültür, sanat, tarih ve edebiyat<br>
alanlarında medeniyet eksenli yayıncılık.
</p>
</div>
<!-- Sağ Taraf - Künye -->
<div class="col-lg-4 col-md-4 col-sm-12 text-md-right">
<!-- Sosyal Medya İkonları -->
<div class="mb-3">
<a href="https://www.facebook.com/mihrabadyayin" target="_blank" class="text-white-50 mr-3 social-icon">
<i class="fab fa-facebook-f fa-lg"></i>
</a>
<a href="https://twitter.com/mihrabadyayin" target="_blank" class="text-white-50 mr-3 social-icon">
<i class="fab fa-twitter fa-lg"></i>
</a>
<a href="https://instagram.com/mihrabadyayin" target="_blank" class="text-white-50 mr-3 social-icon">
<i class="fab fa-instagram fa-lg"></i>
</a>
<a href="https://www.youtube.com/c/DamlaYay%C4%B1nevi%C4%B0stanbul" target="_blank" class="text-white-50 social-icon">
<i class="fab fa-youtube fa-lg"></i>
</a>
</div>
<!-- Adres Bilgileri -->
<h6 class="text-uppercase mb-3" style="color: #ff0002; font-weight: 600; letter-spacing: 1px;">İletişim</h6>
<address class="text-white-50 small" style="line-height: 1.8; font-style: normal;">
<i class="fas fa-map-marker-alt mr-2" style="color: #ff0002;"></i>
Prof. Kazım İsmail Gürkan Cad. No:8<br>
<span class="ml-4">Cağaloğlu - Fatih / İstanbul</span>
</address>
<!-- Telefon -->
<p class="text-white-50 small mb-2">
<i class="fas fa-phone-alt mr-2" style="color: #ff0002;"></i>
<a href="tel:+902125142828" class="text-white-50">+902125142828</a>
</p>
<!-- E-posta -->
<p class="text-white-50 small mb-0">
<i class="fas fa-envelope mr-2" style="color: #ff0002;"></i>
<a href="mailto:iletisim@mihrabadyayinlari.com" class="text-white-50">iletisim@mihrabadyayinlari.com</a>
</p>
</div>
</div>
<!-- Alt Çizgi ve Copyright -->
<hr style="border-color: rgba(255,255,255,0.1); margin: 2rem 0;">
<div class="row align-items-center">
<div class="col-md-6 text-center text-md-left">
<span class="text-white-50 small">
Copyright © <script>document.write(new Date().getFullYear())</script> Mihrabad Yayınları
</span>
</div>
<div class="col-md-6 text-center text-md-right">
<span class="text-white-50 small">
<a href="https://www.damlayayinevi.com.tr" class="text-white-50" target="_blank" rel="noopener">Damla Yayınevi'nin Tescilli Markasıdır.</a>
</span>
</div>
</div>
</div>
</footer>
<style>
.footer-link {
transition: all 0.3s ease;
}
.footer-link:hover {
color: #ff0002 !important;
padding-left: 5px;
}
.social-icon {
transition: all 0.3s ease;
display: inline-block;
}
.social-icon:hover {
color: #ff0002 !important;
transform: translateY(-3px);
}
footer a:hover {
text-decoration: none;
}
@media (max-width: 767.98px) {
footer .text-md-right {
text-align: center !important;
}
footer .col-lg-4 {
text-align: center !important;
}
footer .footer-links {
display: inline-block;
text-align: left;
}
footer address {
text-align: center !important;
}
footer address .ml-4 {
margin-left: 0 !important;
}
}
</style>
<!-- Scripts -->
<!-- All this area goes before </body> closing tag -->
</body>
</html>
🔍 Arama Algoritması (Lunr.js)
İndeksleme Süreci
// 1. Doküman oluşturma
var documents = [
// Tüm sayfalar
{
"id": 75,
"url": "/404.html",
"title": "",
"body": "
404
Page not found :(
The requested page could not be found.
"
},
{
"id": 75,
"url": "/yazarlar",
"title": "Yazarlar",
"body": "
Yazarlar
Abdulhamit Avşar
Abdurrahim Balcıoğlu
Ahmet Maraşlı
Cavit Ersen
Durali Yılmaz
Elif Sönmezışık
Gülbahar Haitiwaji
Gürbüz Azak
Harun Çolak
Hasan Basri Bilgin
Şeyh İsmail Ankaravi
İsmail Bilgin
Dr. Mehmet Ali Sarı
Prof. Dr. Mehmet Demirci
Mehmet Nuri Yardım
Prof. Dr. Mehmet Şeker
Mesut Turan
Muhsin İlyas Subaşı
Murat Başaran
Nurettin Taşkesen
Sara Gürbüz Özeren
Süleyman Genç
Süleyman Nazif
Talip Arışahin
Üstün İnanç
Yusuf Ekinci
Zafer Bilgi
"
},
{
"id": 75,
"url": "/kitaplar",
"title": "Kitaplar",
"body": "
Yeni Çıkanlar
Kitaplar
Gençler İçin Kudüs ve Filistin Hz Ömer'den Günümüze
Nurettin Taşkesen
Anadolu Bacıları
Yusuf Ekinci
Elhamra'nın Gözyaşları
Nurettin Taşkesen
Çin Kampından Nasıl Kurtuldum?
Gülbahar Haitiwaji
Beyoğlu'nda Bir Hafız
Dr. Mehmet Ali Sarı
Celaleddin Harizmşah
Nurettin Taşkesen
Anadolu Selçuklu Sultanları
Muhsin İlyas Subaşı
Kur'an Tilavetinde Türk Tavrı ve Merhum Temsilcileri
Dr. Mehmet Ali Sarı
Ayasofya Tebessümü
Muhsin İlyas Subaşı
Peygamberimizden Dualar
Ezansız Yıllar
Kurtuba’nın Altın Çağı
Nurettin Taşkesen
Söylenemeyen Tarih
Hasan Basri Bilgin
Zülcenaheyn
Mesut Turan
Ege’nin Efeleri
Gürbüz Azak
Sudanlı Zenci Musa
Harun Çolak
Fetva Yokuşu
Durali Yılmaz
Abdulhamid'in Kalkınma Hamlesi
Zafer Bilgi
Tiyatro Eserlerim
Üstün İnanç
Ömer Bin Abdülaziz
Muhsin İlyas Subaşı
Endülüs Fatihleri
Nurettin Taşkesen
Tarihin Değiştiği Gün Alparslan ve Malazgirt Zaferi
Sara Gürbüz Özeren
Oğuz'un Altın Sesi Necip Fazıl
Muhsin İlyas Subaşı
Kafkas İslam Ordusu (Yitik Neslin Hikayesi)
Abdulhamit Avşar
Özgür Kudüs'ün Şifresi
Nurettin Taşkesen
Yaşamak Ödev Yaşatmak İbadet
Hasan Basri Bilgin
Kuş Köprü
Zeka'dan Deha'ya
Ahmet Maraşlı
Nekbe 1948
Nurettin Taşkesen
Dünyadan Geçerken
Ahmet Maraşlı
Babıali'den Geçen Adamlar
Gürbüz Azak
Osmanlı Coğrafyasında İstihbarat Teşkilatları
Nurettin Taşkesen
Bu Çağda Çocuk Yetiştirmek
Ahmet Maraşlı
Yazıklar Çıkmazı
Üstün İnanç
Aksultan Abdülhamid
Hasan Basri Bilgin
Evde Okul Okulda Kalite
Ahmet Maraşlı
Okumayı Sevdirme Projesi
Ahmet Maraşlı
Sevmek Ölmekle Başlar
Murat Başaran
Kut'ül Amare
Zafer Bilgi
Türk İslam Medeniyeti Tarihi
Prof. Dr. Mehmet Şeker
-
Süleyman Genç
Aşkımı Taşla Yazdım
Muhsin İlyas Subaşı
Deli Yusuf
Gürbüz Azak
Yağmur Kanla Başladı
Üstün İnanç
Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi
Cavit Ersen
Yüzyıllık Hasret Kudüs 1917
Nurettin Taşkesen
Yeniden İstiklal
Elif Sönmezışık
Çakıl Taşları
Hasan Basri Bilgin
Leylâ'dan Mevlâ'ya
İsmail Bilgin
İsmail Saib Sencer
Zafer Bilgi
Sorularla Tasavvuf ve Tarikatlar
Prof. Dr. Mehmet Demirci
Nisabü'l Mevlevi
İstiklâlden İstikbale
Mehmet Nuri Yardım
Makedonya Gamzesi
Üstün İnanç
Yarım Aşklar Ülkesi
Harun Çolak
Osmanlıda Darbeler, İhanetler, İsyanlar
Gürbüz Azak
Uyanış 15 Temmuz 2016
Sara Gürbüz Özeren
Ben Osmanlıyım
Murat Başaran
Ertuğrul Gazi
Talip Arışahin
Mehmed Akif
Süleyman Nazif
Esaret 1916
Nurettin Taşkesen
Yıldırım Bayezid
Cavit Ersen
Yavuz Sultan Selim
Talip Arışahin
Yanılsamalar Kumpanyası
Murat Başaran
93 Harbi ve Nene Hatun
Sara Gürbüz Özeren
Bir Kimlik Lütfen
Üstün İnanç
Ayıp Uşakları
Üstün İnanç
Aşkın Mihrabı Yusuf
Hasan Basri Bilgin
Ahilik
Yusuf Ekinci
Eğer Seni Sevmeseydim
Murat Başaran
Osman Yüksel Serdengeçti
Abdurrahim Balcıoğlu
Mühürlü Günler Efendi Bey
Mesut Turan
Nasıl Fatih Oldu?
Zafer Bilgi
Yalnız Değilsiniz
Üstün İnanç
Orhan Bey
Cavit Ersen
Osman Gazi
Cavit Ersen
"
},
{
"id": 75,
"url": "/kategoriler.html",
"title": "Kategoriler",
"body": "
Kategoriler
Kültür
Abdülhamid’i hem yazdım hem de oynadım: Ben her şeyimle Büyük Doğucu’yum
Üstün İnanç, Necip Fazıl’ın yazdığı II. Abdülhamid oyununu sahneye koyarak 519 temsil gerçekleştirmiş. Bu temsillerin 200 tanesinde II. Abdülhamid’i bizzat kendisi canlandıran İnanç, ...
Kategori:
Kültür,
12.02.2024
Hafızamdaki okuyucu, hafız ve mevlithanlar
Dr. Mehmet Ali Sarı’nın Türk Tavrı’nın fem-i muhsin temsilcileri ile mevlid üstadlarını anlatığı “Kur’ân Tilâvetinde Türk Tavrı ve Merhum Temsilcileri” çalışması genişletilen ikinci b...
Kategori:
Kültür,
15.04.2023
Mevlânâ Halid Bağdadi
Avrupa’nın; Endülüs Medeniyetinin sekiz yüz senelik birikimini kullanarak başardığı Rönesans, onları görünüşte modern, gerçekte ise daha hırslı ve vahşi yaptı. Semavi din olması dolay...
Kategori:
Kültür,
03.04.2023
Bir Kitap: Beyoğlu'nda Bir Hafız - Mehmet Ali Sarı
Değerli hocamız Sayın Mehmet Ali Sarı’nın “Beyoğlu’nda Bir Hafız” adlı hatıra kitabını büyük bir zevkle, heyecan ve ilgiyle okudum… Kitabı okurken ben de kendisiyle birlikte İstiklal ...
Kategori:
Kültür,
27.03.2023
Din-i ilahi ve Ekber Şah
16.Yüzyıl, Osmanlı Devleti’nin en muhteşem devri kabul edilmektedir. 1517’de Mısır’ı fetheden ve hilafeti İstanbul’a getiren Yavuz Sultan Selim, Osmanlıyı bir cihan devleti yapmıştı. ...
Kategori:
Kültür,
21.03.2023
Uygur yazar Haitiwaji, 2 yıl esir tutulduğu kamp hayatını anlattı
Uygur yazar Haitiwaji, 2 yıl esir tutulduğu kamp hayatını anlattı Haitiwaji: “Gece nöbet tutuyoruz, gündüz 11 saat psikolojik siyasi çalışmalar yapılıyor” Çin’in Doğu Türkistan’daki k...
Kategori:
Kültür,
06.03.2023
1939'dan 2023'e büyük felaket!
Takvimler 27 Aralık 1939’u gösteriyordu. Zemheri ayı girmiş, diz boyu kar yağmıştı. Herkes sobasını yakmış, sıcacık evlerinde yemeklerini yemiş, soğuk ve uzun kış gecesinde kimisi sob...
Kategori:
Kültür,
05.03.2023
Üstün İnanç: Beni Kurtaran Necip Fazıl’dır
60’lı, 70’li yıllarda “Sol” ve “Sağ” olarak adlandırılan çevreleri, toplulukları yakından tanıyan birisiniz. O dönemin kültür-sanat hayatından bize bahsedebilir misiniz?O dönem… Nurla...
Kategori:
Kültür,
24.06.2022
Mehmet Ali Sarı Gönenli Mehmet Efendi'yi Anlatıyor
Geçmiş Zaman Olur ki…Mehmet Ali Sarı HOcamız İz Bırakan değerlerimizden Gönenli Mehmet Efendi’yi konuşup, yâd etti.
Kategori:
Kültür,
23.06.2022
Üstün İnanç'ın Romanları ve Romancılığı Üzerine Bir İnceleme
Bu çalışmada, son dönem yazarlarından Üstün İnanç’ın hayatı, çalışma alanları, sanatı, romanlarının kronolojik tanıtımı ve romancılığı üzerine bir incelemesi yapılmıştır. 1937 yılında...
Kategori:
Kültür,
22.06.2022
Mescid-i Aksa’ya cevap!
Ey Mescid-i Aksa ne söylesen haklısın!Birlikte yaşıyoruz fitnesini ahir zamanın!Bize yaptığın bütün sitemlerine müstehakız!Sen bize uzak olsan da biz sana çok yakınız!Elbet bir gün ge...
Kategori:
Kültür,
11.05.2022
Mescid-i Aksa Dile Gelse!
Mescid-i Aksa dile gelse acaba neler söyler?Nice zulümlere, katliamlara şahitlik ettiğini,Hangi işgallerin onu üzüntülere boğduğunu,Nice sevinçler, neşeler yaşadığını, Müslümanlarla b...
Kategori:
Kültür,
26.04.2022
Zafer Bilgi 66 Adımda Ayasofya Söyleşisi
Yazarımız Zafer Bilgi, Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesinde “66 Adımda Ayasofya” isimli bir söyleşi gerçekleştirdi. 26 Şubat Cumartesi günü saat 14.00’te başlayan söyleşide Aya...
Kategori:
Kültür,
03.03.2022
Rönesans’ın temelinde Endülüs medeniyeti vardır
“Rönesans’ın temelinde Endülüs medeniyeti vardır.”TV Net Kitap Cafe’nin bu haftaki konuğu yazarımız Nurettin Taşkesen oldu.Mihrabat Yayınları’ndan çıkan Endülüs Fatihleri ve Kurtuba’n...
Kategori:
Kültür,
04.02.2022
Nurettin Taşkesen yazdı: Moriskolar
Moriskolarİspanya’da Endülüs Müslümanlarından geriye kalanlar, insanlığın yüz karası Engizisyon Mahkemelerinin işkenceleri altında inim inim inleyen zavallılar, türlü baskılar altında...
Kategori:
Kültür,
20.12.2021
Nurettin Taşkesen Selahattin Eyyubi ve Özgür Kudüs'ün Şifresini Anlattı
Mihrabat Yayınları yazarı Nurettin Taşkesen, İstanbul Başakşehir Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmen Gelişim Programı kapsamında öğretmenlerle bi...
Kategori:
Kültür,
20.12.2021
Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri Edebiyat Ödülü Gürbüz Azak'ın
Edebiyat dünyasının usta ismi Denizlili yazar Gürbüz Azak, Kültür Sanat Büyük Ödülleri Edebiyat dalında ödül aldı.Beştepe’deki ödül töreninde Denizlili sanatçı, ödülünü Cumhurbaşkanı ...
Kategori:
Kültür,
20.12.2021
Fahreddin Paşa ve Medine Müdafaası
Fahredddin Paşa 1. Dünya Savaşı esnasında Musul’da bulunan 12. Kolordu’ya komutan olarak atanmış, Kolordusu ile Halep’e gitmiştir. Kanal Harekâtını yönetmek üzere Bahriye Nazırı ve IV...
Kategori:
Kültür,
20.12.2021
Çin kamplarında yaşadıklarını anlattı
Çin’de iki yıl boyu kamplarda tutulan Gülbahar Haitiwaji (Heyithacı) yaşadıklarını “Çin Kampından Nasıl Kurtuldum” adıyla kitaplaştırdı. Heyithacı, dünyanın gözü önünde Uygur halkının...
Kategori:
Kültür,
09.12.2021
Beyoğlu'nda Bir Hafız
Hüseyin Öztürk yazdı: Beyoğlu’nda Bir HafızBu hafta tanıtacağımız eser, Mihrabad Yayınlarından çıkan “Beyoğlu’nda Bir Hafız” isimli eser. Yazarı ise Dr. Mehmet Ali Sarı.Mehmet Ali Sar...
Kategori:
Kültür,
07.12.2021
Ege’nin Efeleri Kahraman Milletimizi Anlatıyor
Bâbıâli’nin sevilen ve sayılan ismi ressam ve yazar Gürbüz Azak’ın kaleme aldığı Ege’nin Efeleri kitabının tanıtım toplantısı Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi (Kızlarağası Med...
Kategori:
Kültür,
06.12.2021
Elif Sönmezışık, 15 Temmuz Destanı İle İlgili Yeniden İstiklal’i Anlattı
“MİLLETİMİZ, DÜNYA DOLUSU KÖTÜLÜĞE DİRENİYOR”Mehmet Nuri Yardım15 Temmuz Destanı, artık tarihimizin unutulmayacak günlerinden ve şerefli levhalarından biridir. Nesiller boyu hatırlana...
Kategori:
Kültür,
05.12.2021
Süleyman Nazif’ten Mehmed Âkif Kitabı
“İnanışını taklitten tahkike ulaştırdıktan sonra, Mehmed Akif daha kavi bir Müslüman olmuştur. Hazreti Muhammed’in bereketli nefesi, şairin her mısraında açıkça görülür”.“Mehmed Akif ...
Kategori:
Kültür,
04.12.2021
İçinde Tarih Geçen Romanlar
Yerli değerlere önem veren yazarların eserlerini ön plana çıkaran Mihrabad’dan dört kitap daha okura sunuldu. Bu kitaplardan bazılarının piyasada baskısı tükenmişti. Bunlardan ikisi y...
Kategori:
Kültür,
03.12.2021
Nurettin Taşkesen, Esaret 1916’yı Anlattı
Yazarımız Nurettin Taşkesen, CNR 4. Uluslar arası Kitap Fuarı’nda yaptığı sohbette Mihrabad Yayınları tarafından yayımlanan Esaret 1916 adlı romanını anlattı. Dinleyiciler Nurettin Ta...
Kategori:
Kültür,
02.12.2021
Hasan Basri Bilgin, Peygamber Kıssalarını Anlattı
Yazarımız Hasan Basri Bilgin 28 Şubat 2017 Salı günü CNR 4. Uluslar arası Kitap Fuarı’nda okuyucularıyla buluştu. Saat 13.00’de Salon2’de “Peygamber Kıssalarının Romanlaştırılması” ko...
Kategori:
Kültür,
01.12.2021
Üstün İnanç, Yakın Tarihimizin Bilinmeyenlerini Anlattı
Üstün İnanç, CNR Kitap Fuarı’nda Mihrabad Yayınları’nın düzenlediği konferansta yakın tarihimizden ve kültür hayatımızdan tanıdığı bir çok şahsiyeti anlattı.
Kategori:
Kültür,
01.12.2021
Hain Darbe’ye, Darbe Vuran Kitaplar Çıkıyor
Dünyanın en güzel ülkesi, yeryüzündeki mazlumların sığındığı son ve tek kale Türkiye’miz, 15 Temmuz 2016 tarihinde alçakça bir saldırıya uğradı. Bu hareket, sıradan bir taarruz değild...
Kategori:
Kültür,
30.11.2021
“Oku” Dergisi Mihrabad Yayınları Tarafından Toplanıp Basıldı
Türkiye İmam Hatip Okulu Mezunları Cemiyeti tarafından yaklaşık 20 yıl boyunca çıkarılan “İslam’ın İlk Emri Oku” dergisi tek ciltte toplandı.İlk sayısı 1961’de çıkarılan ve 1980 darbe...
Kategori:
Kültür,
29.11.2021
Ömer bin Abdülaziz Romanı Bir Dirilişin Hikayesidir
Muhsin İlyas Subaşı Anadolu’nun edebiyatımızdaki sesi, nefesi ve temsilcisidir. Yaşadığı Kayseri’de kaleme aldığı değerli eserleri düzenli olarak günışığına çıkaran Subaşı, gençlere v...
Kategori:
Kültür,
28.11.2021
Üstün İnanç, Tiyatro Eserlerinde Gelenekle Moderni Birleştirdi
“Üstün İnanç’ın Tiyatro Eserleri” paneli, Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nde gerçekleşti. Toplantıya yazar Üstün İnanç’ın yarısıra tiyatro sanatçıları Caner Bilginer, Fulya ...
Kategori:
Kültür,
27.11.2021
Cellat Taşı'nın Romanı
Akademisyen yazar Durali Yılmaz’ın son çıkan romanı Fetva Yokuşu, Osmanlı döneminde önemli bir görevin ifasında kullanılan Cellat Taşı’nın serencamınıa nlatıyor.SÜLEYMAN KARAKULLUK HE...
Kategori:
Kültür,
26.11.2021
Ruhlarımız Ölmüş, Zihinlerimiz Çılgınlığın Sınırlarına Dayanmıştı
Bir insanın hayatı, gelen tek bir telefonla değişebilir mi? Herhangi bir Uygur Türkü için, eğer bu telefon Çin’den geliyorsa en iyisi o telefonu hiç açmamaktır, diyebiliriz.Tarihle he...
Kategori:
Kültür,
24.11.2021
9 numara? Senin sıran! Gülbahar
Hani derler ya bir kitap okudum, bir film seyrettim dünyam değişti. Ben de hafta sonu bir kitap okudum iki gün kendime gelemedim. Klasik yaklaşımla bu çağda bu olur mu? Bu eski zamanl...
Kategori:
Kültür,
23.11.2021
Orta Doğu’daki Çanakkale Savaşımız: Kut’ül Amare
Osmanlı’nın Son Zaferi Orta Doğu’daki Çanakkale Savaşımız: Kut’ül AmareMehmed Âkif’in deyimiyle; İstiklal Savaşımızın Habercisi, Ön Sözü…Kut’ül Amare; Birinci Dünya Savaşı Yıllarında ...
Kategori:
Kültür,
22.11.2021
Öne Çıkanlar
Abdülhamid’i hem yazdım hem de oynadım: Ben her şeyimle Büyük Doğucu’yum
Kategori:
Kültür,
Hafızamdaki okuyucu, hafız ve mevlithanlar
Kategori:
Kültür,
Mevlânâ Halid Bağdadi
Kategori:
Kültür,
Bir Kitap: Beyoğlu'nda Bir Hafız - Mehmet Ali Sarı
Kategori:
Kültür,
Din-i ilahi ve Ekber Şah
Kategori:
Kültür,
Uygur yazar Haitiwaji, 2 yıl esir tutulduğu kamp hayatını anlattı
Kategori:
Kültür,
1939'dan 2023'e büyük felaket!
Kategori:
Kültür,
Üstün İnanç: Beni Kurtaran Necip Fazıl’dır
Kategori:
Kültür,
Mehmet Ali Sarı Gönenli Mehmet Efendi'yi Anlatıyor
Kategori:
Kültür,
Üstün İnanç'ın Romanları ve Romancılığı Üzerine Bir İnceleme
Kategori:
Kültür,
Mescid-i Aksa’ya cevap!
Kategori:
Kültür,
Mescid-i Aksa Dile Gelse!
Kategori:
Kültür,
Zafer Bilgi 66 Adımda Ayasofya Söyleşisi
Kategori:
Kültür,
Rönesans’ın temelinde Endülüs medeniyeti vardır
Kategori:
Kültür,
Nurettin Taşkesen yazdı: Moriskolar
Kategori:
Kültür,
Nurettin Taşkesen Selahattin Eyyubi ve Özgür Kudüs'ün Şifresini Anlattı
Kategori:
Kültür,
Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri Edebiyat Ödülü Gürbüz Azak'ın
Kategori:
Kültür,
Fahreddin Paşa ve Medine Müdafaası
Kategori:
Kültür,
Beyoğlu'nda Bir Hafız
Kategori:
Kültür,
Ege’nin Efeleri Kahraman Milletimizi Anlatıyor
Kategori:
Kültür,
Elif Sönmezışık, 15 Temmuz Destanı İle İlgili Yeniden İstiklal’i Anlattı
Kategori:
Kültür,
Süleyman Nazif’ten Mehmed Âkif Kitabı
Kategori:
Kültür,
İçinde Tarih Geçen Romanlar
Kategori:
Kültür,
Nurettin Taşkesen, Esaret 1916’yı Anlattı
Kategori:
Kültür,
Hasan Basri Bilgin, Peygamber Kıssalarını Anlattı
Kategori:
Kültür,
Üstün İnanç, Yakın Tarihimizin Bilinmeyenlerini Anlattı
Kategori:
Kültür,
Hain Darbe’ye, Darbe Vuran Kitaplar Çıkıyor
Kategori:
Kültür,
“Oku” Dergisi Mihrabad Yayınları Tarafından Toplanıp Basıldı
Kategori:
Kültür,
Ömer bin Abdülaziz Romanı Bir Dirilişin Hikayesidir
Kategori:
Kültür,
Üstün İnanç, Tiyatro Eserlerinde Gelenekle Moderni Birleştirdi
Kategori:
Kültür,
Cellat Taşı'nın Romanı
Kategori:
Kültür,
Ruhlarımız Ölmüş, Zihinlerimiz Çılgınlığın Sınırlarına Dayanmıştı
Kategori:
Kültür,
9 numara? Senin sıran! Gülbahar
Kategori:
Kültür,
Orta Doğu’daki Çanakkale Savaşımız: Kut’ül Amare
Kategori:
Kültür,
"
},
{
"id": 75,
"url": "/iletisim",
"title": "İletişim",
"body": "Adres:
Mihrabad Yayınları,
Prof. Kazım İsmail Gürkan Cad. No:8 Kat: 2
Cagaloglu - Fatih, 34110 İstanbul
Telefon:
+90 212 514 28 28
e-posta:
iletisim@mihrabadyayinlari.com
Lüften mesajlarınızı bize yazın. En kısa sürede size geri dönüş sağlayacağız!
"
},
{
"id": 75,
"url": "/hakkimizda",
"title": "Hakkımızda",
"body": "Her yenilik, birçok güzelliği beraberinde getirir. Bâbıâli olarak bilinen yayın dünyasına yeni katılan Mihrabad Yayınları, yerli ve millî özellikleri öne çıkaracak olan bir kültür kuruluşu olma iddiasında ve emelindedir. Arka planda Damla Yayın Grubu’nun yaklaşık 50 yıllık tecrübesini ve birikimini taşıyan Mihrabad Yayınları, değerlerimize hizmet etmek için İstanbul’un fetih gününde, 29 Mayıs 2016 tarihinde kuruldu.
Yayınevimiz, kültür, sanat, tarih ve edebiyat alanlarında yayımlanacak kitaplarla medeniyet eksenli bir beyin fırtınası oluşturmayı amaçlıyor. Büyük şairimiz Yahya Kemal’in güzel deyişiyle “kökü mâzide olan âti”yi hedefliyor. Dünle bugünü, bugünle yarını birbirine bağlayan kuvvetli ve sağlam gönül köprüleri tesis etmeyi gaye ediniyor. Bugün yeryüzünde mazlumların, masumların ve mağdurların biricik sığınağı olan Türkiye’mizin irfanî duygu ve düşüncelerini aksettirmeyi ilke edinen bu neşriyat ile kültür ve yayıncılık sahasında da dünya milletleri arasında hak ettiğimiz yere geleceğimize inanıyoruz.
Bâbıâli, muhteşem bir geçmişin merkezi olarak aslında kültür hayatımızın kalbi olmaya devam ediyor. Mihrabad, bu engin, derin ve renkli muhitte iyi, faydalı, hayırlı ve kalıcı çalışmaların içinde ve önünde olmaya devam edecektir.
"
},
{
"id": 75,
"url": "/cizerler",
"title": "Çizerlerimiz",
"body": "
Çizerlerimiz
"
},
{
"id": 75,
"url": "/blog/",
"title": "Haberler",
"body": "
Haberler
Abdülhamid’i hem yazdım hem de oynadım: Ben her şeyimle Büyük Doğucu’yum
Üstün İnanç, Necip Fazıl’ın yazdığı II. Abdülhamid oyununu sahneye koyarak 519 temsil gerçekleştirmiş. Bu temsillerin 200 tanesinde II. Abdülhamid’i bizzat kendisi canlandıran İnanç, ...
Kategori:
Kültür,
12.02.2024
Hafızamdaki okuyucu, hafız ve mevlithanlar
Dr. Mehmet Ali Sarı’nın Türk Tavrı’nın fem-i muhsin temsilcileri ile mevlid üstadlarını anlatığı “Kur’ân Tilâvetinde Türk Tavrı ve Merhum Temsilcileri” çalışması genişletilen ikinci b...
Kategori:
Kültür,
15.04.2023
Mevlânâ Halid Bağdadi
Avrupa’nın; Endülüs Medeniyetinin sekiz yüz senelik birikimini kullanarak başardığı Rönesans, onları görünüşte modern, gerçekte ise daha hırslı ve vahşi yaptı. Semavi din olması dolay...
Kategori:
Kültür,
03.04.2023
Bir Kitap: Beyoğlu'nda Bir Hafız - Mehmet Ali Sarı
Değerli hocamız Sayın Mehmet Ali Sarı’nın “Beyoğlu’nda Bir Hafız” adlı hatıra kitabını büyük bir zevkle, heyecan ve ilgiyle okudum… Kitabı okurken ben de kendisiyle birlikte İstiklal ...
Kategori:
Kültür,
27.03.2023
Din-i ilahi ve Ekber Şah
16.Yüzyıl, Osmanlı Devleti’nin en muhteşem devri kabul edilmektedir. 1517’de Mısır’ı fetheden ve hilafeti İstanbul’a getiren Yavuz Sultan Selim, Osmanlıyı bir cihan devleti yapmıştı. ...
Kategori:
Kültür,
21.03.2023
Uygur yazar Haitiwaji, 2 yıl esir tutulduğu kamp hayatını anlattı
Uygur yazar Haitiwaji, 2 yıl esir tutulduğu kamp hayatını anlattı Haitiwaji: “Gece nöbet tutuyoruz, gündüz 11 saat psikolojik siyasi çalışmalar yapılıyor” Çin’in Doğu Türkistan’daki k...
Kategori:
Kültür,
06.03.2023
1939'dan 2023'e büyük felaket!
Takvimler 27 Aralık 1939’u gösteriyordu. Zemheri ayı girmiş, diz boyu kar yağmıştı. Herkes sobasını yakmış, sıcacık evlerinde yemeklerini yemiş, soğuk ve uzun kış gecesinde kimisi sob...
Kategori:
Kültür,
05.03.2023
Üstün İnanç: Beni Kurtaran Necip Fazıl’dır
60’lı, 70’li yıllarda “Sol” ve “Sağ” olarak adlandırılan çevreleri, toplulukları yakından tanıyan birisiniz. O dönemin kültür-sanat hayatından bize bahsedebilir misiniz?O dönem… Nurla...
Kategori:
Kültür,
24.06.2022
Mehmet Ali Sarı Gönenli Mehmet Efendi'yi Anlatıyor
Geçmiş Zaman Olur ki…Mehmet Ali Sarı HOcamız İz Bırakan değerlerimizden Gönenli Mehmet Efendi’yi konuşup, yâd etti.
Kategori:
Kültür,
23.06.2022
Üstün İnanç'ın Romanları ve Romancılığı Üzerine Bir İnceleme
Bu çalışmada, son dönem yazarlarından Üstün İnanç’ın hayatı, çalışma alanları, sanatı, romanlarının kronolojik tanıtımı ve romancılığı üzerine bir incelemesi yapılmıştır. 1937 yılında...
Kategori:
Kültür,
22.06.2022
Mescid-i Aksa’ya cevap!
Ey Mescid-i Aksa ne söylesen haklısın!Birlikte yaşıyoruz fitnesini ahir zamanın!Bize yaptığın bütün sitemlerine müstehakız!Sen bize uzak olsan da biz sana çok yakınız!Elbet bir gün ge...
Kategori:
Kültür,
11.05.2022
Mescid-i Aksa Dile Gelse!
Mescid-i Aksa dile gelse acaba neler söyler?Nice zulümlere, katliamlara şahitlik ettiğini,Hangi işgallerin onu üzüntülere boğduğunu,Nice sevinçler, neşeler yaşadığını, Müslümanlarla b...
Kategori:
Kültür,
26.04.2022
Zafer Bilgi 66 Adımda Ayasofya Söyleşisi
Yazarımız Zafer Bilgi, Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesinde “66 Adımda Ayasofya” isimli bir söyleşi gerçekleştirdi. 26 Şubat Cumartesi günü saat 14.00’te başlayan söyleşide Aya...
Kategori:
Kültür,
03.03.2022
Rönesans’ın temelinde Endülüs medeniyeti vardır
“Rönesans’ın temelinde Endülüs medeniyeti vardır.”TV Net Kitap Cafe’nin bu haftaki konuğu yazarımız Nurettin Taşkesen oldu.Mihrabat Yayınları’ndan çıkan Endülüs Fatihleri ve Kurtuba’n...
Kategori:
Kültür,
04.02.2022
Nurettin Taşkesen yazdı: Moriskolar
Moriskolarİspanya’da Endülüs Müslümanlarından geriye kalanlar, insanlığın yüz karası Engizisyon Mahkemelerinin işkenceleri altında inim inim inleyen zavallılar, türlü baskılar altında...
Kategori:
Kültür,
20.12.2021
Nurettin Taşkesen Selahattin Eyyubi ve Özgür Kudüs'ün Şifresini Anlattı
Mihrabat Yayınları yazarı Nurettin Taşkesen, İstanbul Başakşehir Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmen Gelişim Programı kapsamında öğretmenlerle bi...
Kategori:
Kültür,
20.12.2021
Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri Edebiyat Ödülü Gürbüz Azak'ın
Edebiyat dünyasının usta ismi Denizlili yazar Gürbüz Azak, Kültür Sanat Büyük Ödülleri Edebiyat dalında ödül aldı.Beştepe’deki ödül töreninde Denizlili sanatçı, ödülünü Cumhurbaşkanı ...
Kategori:
Kültür,
20.12.2021
Fahreddin Paşa ve Medine Müdafaası
Fahredddin Paşa 1. Dünya Savaşı esnasında Musul’da bulunan 12. Kolordu’ya komutan olarak atanmış, Kolordusu ile Halep’e gitmiştir. Kanal Harekâtını yönetmek üzere Bahriye Nazırı ve IV...
Kategori:
Kültür,
20.12.2021
Çin kamplarında yaşadıklarını anlattı
Çin’de iki yıl boyu kamplarda tutulan Gülbahar Haitiwaji (Heyithacı) yaşadıklarını “Çin Kampından Nasıl Kurtuldum” adıyla kitaplaştırdı. Heyithacı, dünyanın gözü önünde Uygur halkının...
Kategori:
Kültür,
09.12.2021
Beyoğlu'nda Bir Hafız
Hüseyin Öztürk yazdı: Beyoğlu’nda Bir HafızBu hafta tanıtacağımız eser, Mihrabad Yayınlarından çıkan “Beyoğlu’nda Bir Hafız” isimli eser. Yazarı ise Dr. Mehmet Ali Sarı.Mehmet Ali Sar...
Kategori:
Kültür,
07.12.2021
«
1
2
Next »
Öne Çıkanlar
Abdülhamid’i hem yazdım hem de oynadım: Ben her şeyimle Büyük Doğucu’yum
Kategori:
Kültür,
Hafızamdaki okuyucu, hafız ve mevlithanlar
Kategori:
Kültür,
Mevlânâ Halid Bağdadi
Kategori:
Kültür,
Bir Kitap: Beyoğlu'nda Bir Hafız - Mehmet Ali Sarı
Kategori:
Kültür,
Din-i ilahi ve Ekber Şah
Kategori:
Kültür,
Uygur yazar Haitiwaji, 2 yıl esir tutulduğu kamp hayatını anlattı
Kategori:
Kültür,
1939'dan 2023'e büyük felaket!
Kategori:
Kültür,
Üstün İnanç: Beni Kurtaran Necip Fazıl’dır
Kategori:
Kültür,
Mehmet Ali Sarı Gönenli Mehmet Efendi'yi Anlatıyor
Kategori:
Kültür,
Üstün İnanç'ın Romanları ve Romancılığı Üzerine Bir İnceleme
Kategori:
Kültür,
Mescid-i Aksa’ya cevap!
Kategori:
Kültür,
Mescid-i Aksa Dile Gelse!
Kategori:
Kültür,
Zafer Bilgi 66 Adımda Ayasofya Söyleşisi
Kategori:
Kültür,
Rönesans’ın temelinde Endülüs medeniyeti vardır
Kategori:
Kültür,
Nurettin Taşkesen yazdı: Moriskolar
Kategori:
Kültür,
Nurettin Taşkesen Selahattin Eyyubi ve Özgür Kudüs'ün Şifresini Anlattı
Kategori:
Kültür,
Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri Edebiyat Ödülü Gürbüz Azak'ın
Kategori:
Kültür,
Fahreddin Paşa ve Medine Müdafaası
Kategori:
Kültür,
Beyoğlu'nda Bir Hafız
Kategori:
Kültür,
Ege’nin Efeleri Kahraman Milletimizi Anlatıyor
Kategori:
Kültür,
Elif Sönmezışık, 15 Temmuz Destanı İle İlgili Yeniden İstiklal’i Anlattı
Kategori:
Kültür,
Süleyman Nazif’ten Mehmed Âkif Kitabı
Kategori:
Kültür,
İçinde Tarih Geçen Romanlar
Kategori:
Kültür,
Nurettin Taşkesen, Esaret 1916’yı Anlattı
Kategori:
Kültür,
Hasan Basri Bilgin, Peygamber Kıssalarını Anlattı
Kategori:
Kültür,
Üstün İnanç, Yakın Tarihimizin Bilinmeyenlerini Anlattı
Kategori:
Kültür,
Hain Darbe’ye, Darbe Vuran Kitaplar Çıkıyor
Kategori:
Kültür,
“Oku” Dergisi Mihrabad Yayınları Tarafından Toplanıp Basıldı
Kategori:
Kültür,
Ömer bin Abdülaziz Romanı Bir Dirilişin Hikayesidir
Kategori:
Kültür,
Üstün İnanç, Tiyatro Eserlerinde Gelenekle Moderni Birleştirdi
Kategori:
Kültür,
Cellat Taşı'nın Romanı
Kategori:
Kültür,
Ruhlarımız Ölmüş, Zihinlerimiz Çılgınlığın Sınırlarına Dayanmıştı
Kategori:
Kültür,
9 numara? Senin sıran! Gülbahar
Kategori:
Kültür,
Orta Doğu’daki Çanakkale Savaşımız: Kut’ül Amare
Kategori:
Kültür,
"
},
{
"id": 75,
"url": "/",
"title": "Anasayfa",
"body": "
Roman
Bilim
Din
Tarih
Eğitim
Felsefe Düşünce
Araştırma
Sanat
Yeni Çıkanlar
Yakında Çıkacaklar
Çok Satanlar
Gençler İçin Kudüs ve Filistin Hz Ömer'den Günümüze
Anadolu Bacıları
Elhamra'nın Gözyaşları
Çin Kampından Nasıl Kurtuldum?
Beyoğlu'nda Bir Hafız
Celaleddin Harizmşah
Anadolu Selçuklu Sultanları
Kur'an Tilavetinde Türk Tavrı ve Merhum Temsilcileri
Ayasofya Tebessümü
Peygamberimizden Dualar
Ezansız Yıllar
Kurtuba’nın Altın Çağı
Söylenemeyen Tarih
Zülcenaheyn
Ege’nin Efeleri
Sudanlı Zenci Musa
Fetva Yokuşu
Abdulhamid'in Kalkınma Hamlesi
Tiyatro Eserlerim
Ömer Bin Abdülaziz
Endülüs Fatihleri
Tarihin Değiştiği Gün Alparslan ve Malazgirt Zaferi
Oğuz'un Altın Sesi Necip Fazıl
Kafkas İslam Ordusu (Yitik Neslin Hikayesi)
Özgür Kudüs'ün Şifresi
Yaşamak Ödev Yaşatmak İbadet
Kuş Köprü
Zeka'dan Deha'ya
Nekbe 1948
Dünyadan Geçerken
Babıali'den Geçen Adamlar
Babıali'den Geçen Adamlar
Editörün Seçtikleri
Çin kamplarında yaşadıklarını anlattı
Çin’de iki yıl boyu kamplarda tutulan Gülbahar Haitiwaji (Heyithacı) yaşadıklarını “Çin Kampından Nasıl Kurtuldum” adıyla kitaplaştırdı. Heyithacı, dünyanın gözü önünde Uygur halkının yaşadığı soykırıma sessiz kalınmaması için çağrıda bulunuyor.
Devamını oku
Yayın Günlüğü
Abdülhamid’i hem yazdım hem de oynadım: Ben her şeyimle Büyük Doğucu’yum
Kategori:
Kültür,
Hafızamdaki okuyucu, hafız ve mevlithanlar
Kategori:
Kültür,
Mevlânâ Halid Bağdadi
Kategori:
Kültür,
Bir Kitap: Beyoğlu'nda Bir Hafız - Mehmet Ali Sarı
Kategori:
Kültür,
Din-i ilahi ve Ekber Şah
Kategori:
Kültür,
Uygur yazar Haitiwaji, 2 yıl esir tutulduğu kamp hayatını anlattı
Kategori:
Kültür,
"
},
{
"id": 75,
"url": "/sahsiyetler",
"title": "Abide Şahsiyetlerin Kültürel Mirası",
"body": "
Abide Şahsiyetlerin Kültürel Mirası
Hafız Aziz Bahriyeli
Hafız Fevzi Mısır
Hafız Mehmet Öğütçü (Gönenli)
Hafız Hüseyin Küçük
Hafız İhsan Sedef
Hafız İsmail Dâniş
Hafız Mehmet Ziya Karacan
Hafız Mahmut Sarıcaoğlu
Hafız Mustafa Göl
Hafız Mustafa Tüzün
Hafız Necati Özer
Hafız Raif Bahriyeli
Hafız Abbas Nazaş
Hafız Abdurrahman Gürses
Hafız Ahmet Alagöz
Hafız Ahmet Cevdet Soydanses
Hafız Ali Gülses
Hafız Ali Rıza Altunbay
Hafız Ali Rıza Sağman
Hafız Ali Üsküdarlı
Bekir Sıdkı Sezgin
Hafız Cemal Bağcı
Hafız Emin Işık
Hafız Esat Gerede
Hafız Fahri Bey (Adliyeli)
Hafız Fikri Aksoy
Hafız Hasan Akkuş
Hafız Hasan Gökdemir
Hafız İsmail Biçer
Hafız Kâni Karaca
Hattat Hafız Kemal Batanay
Hafız Mahmut Öncü (Beşiktaşlı)
Hafız Mecit Sesigür
Dr. Mehmet Ali Sarı
Muharrem Arslantürk
Duahan Hafız Nusret Yeşilçay
Hafız Rahmi Şenses
Hafız Yusuf Gebzeli
Hafız Zeki Altun
Hafız Halil İbrahim Çanakkaleli
Hüseyin Okurlar (Sebilci)
İsmail Doruk (Bülbül)
Hafız İsmail Hakkı Bayrı (Kesik Bacak)
Hafız İsmail Hakkı Özdemir (Enderunlu)
Hafız Kemal Tezergil
Hafız Mehmet Nureddin Yavuzer
Hafız Ömer Aköz
Hafız Sadettin Kaynak
"
},
{
"id": 75,
"url": "/privacy-policy",
"title": "Privacy Policy",
"body": "“Mihrabad Yayınları” takes your privacy seriously. To better protect your privacy we provide this privacy policy notice explaining the way your personal information is collected and used.
Collection of Routine Information
This website track basic information about their visitors. This information includes, but is not limited to, IP addresses, browser details, timestamps and referring pages. None of this information can personally identify specific visitor to this website. The information is tracked for routine administration and maintenance purposes.
Cookies
Where necessary, this website uses cookies to store information about a visitor’s preferences and history in order to better serve the visitor and/or present the visitor with customized content.
Advertisement and Other Third Parties
Advertising partners and other third parties may use cookies, scripts and/or web beacons to track visitor activities on this website in order to display advertisements and other useful information. Such tracking is done directly by the third parties through their own servers and is subject to their own privacy policies. This website has no access or control over these cookies, scripts and/or web beacons that may be used by third parties. Learn how to opt out of Google’s cookie usage.
Links to Third Party Websites
We have included links on this website for your use and reference. We are not responsible for the privacy policies on these websites. You should be aware that the privacy policies of these websites may differ from our own.
Security
The security of your personal information is important to us, but remember that no method of transmission over the Internet, or method of electronic storage, is 100% secure. While we strive to use commercially acceptable means to protect your personal information, we cannot guarantee its absolute security.
Changes To This Privacy Policy
This Privacy Policy is effective and will remain in effect except with respect to any changes in its provisions in the future, which will be in effect immediately after being posted on this page.
We reserve the right to update or change our Privacy Policy at any time and you should check this Privacy Policy periodically. If we make any material changes to this Privacy Policy, we will notify you either through the email address you have provided us, or by placing a prominent notice on our website.
Contact Information
For any questions or concerns regarding the privacy policy, please contact us here.
"
},
{
"id": 75,
"url": "/rights-permissions",
"title": "Rights and Permissions",
"body": "Rights and Permissions
For all inquiries regarding translation rights, foreign rights, and permissions for Mihrabad Yayınları publications, please contact us.
Foreign Rights
If you are interested in acquiring translation rights for any of our titles, please send your request including:
Title(s) of interest
Target language(s)
Territory/territories requested
Publisher information
Brief description of your publishing program
Permissions
For permission to reproduce excerpts from our publications in academic works, anthologies, or other media, please provide:
Complete bibliographic information of the source
Specific pages/passages to be reproduced
Purpose of use
Print run and distribution details
Format (print, digital, etc.)
Contact
We are proudly represented exclusively worldwide by:
Mediterranean Agency
E-mail: rights@mediterraneanagency.com
WhatsApp / Telegram: +90 533 267 40 22
We aim to respond to all inquiries within 5-7 business days.
"
},
{
"id": 75,
"url": "/sss",
"title": "Sık Sorulan Sorular",
"body": "Sık Sorulan Sorular
1. Kitaplarınızı nereden satın alabilirim?
Mihrabad Yayınları kitaplarını şu yollarla satın alabilirsiniz:
Doğrudan internet sitesi üzerinden sipariş verebilirsiniz.
Kitaplarımız seçkin kitapçılarda ve büyük online satış platformlarında mevcuttur.
Ayrıca indirim ve kampanyalar için sosyal medya hesaplarımızı takip edebilir, uygulamamızı indirebilirsiniz.
2. Kitap dosyamı size gönderebilir miyim?
Evet, yayınevimize dosya gönderebilirsiniz. Lütfen başvurunuzu ve dosyanızı iletisim@mihrabadyayinlari.com adresine iletin. Her başvuru titizlikle değerlendirilir ve size en kısa sürede dönüş sağlanır.
3. Başvuruma ne kadar sürede dönüş yapılır?
Başvurunuz ulaştıktan sonra genellikle 15 iş günü içerisinde size geri dönüş yapılmaktadır.
4. Kitaplarınızda ön okuma seçeneği var mı?
Evet, birçok kitabımız için ön okuma seçeneği sitemizde ilgili kitap sayfasında sunulmaktadır.
"
},
{
"id": 75,
"url": "/etiketler.html",
"title": "Etiketler",
"body": "
Etiketler
Fahreddin Paşa
Fahreddin Paşa ve Medine Müdafaası
Fahredddin Paşa 1. Dünya Savaşı esnasında Musul’da bulunan 12. Kolordu’ya komutan olarak atanmış, Kolordusu ile Halep’e gitmiştir. Kanal Harekâtını yönetmek üzere Bahriye Nazırı ve IV...
Kategori:
Kültür,
20.12.2021
Medine Müdafaası
Fahreddin Paşa ve Medine Müdafaası
Fahredddin Paşa 1. Dünya Savaşı esnasında Musul’da bulunan 12. Kolordu’ya komutan olarak atanmış, Kolordusu ile Halep’e gitmiştir. Kanal Harekâtını yönetmek üzere Bahriye Nazırı ve IV...
Kategori:
Kültür,
20.12.2021
Gürbüz Azak
Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri Edebiyat Ödülü Gürbüz Azak'ın
Edebiyat dünyasının usta ismi Denizlili yazar Gürbüz Azak, Kültür Sanat Büyük Ödülleri Edebiyat dalında ödül aldı.Beştepe’deki ödül töreninde Denizlili sanatçı, ödülünü Cumhurbaşkanı ...
Kategori:
Kültür,
20.12.2021
Edebiyat Ödülü
Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri Edebiyat Ödülü Gürbüz Azak'ın
Edebiyat dünyasının usta ismi Denizlili yazar Gürbüz Azak, Kültür Sanat Büyük Ödülleri Edebiyat dalında ödül aldı.Beştepe’deki ödül töreninde Denizlili sanatçı, ödülünü Cumhurbaşkanı ...
Kategori:
Kültür,
20.12.2021
Nurettin Taşkesen
Mevlânâ Halid Bağdadi
Avrupa’nın; Endülüs Medeniyetinin sekiz yüz senelik birikimini kullanarak başardığı Rönesans, onları görünüşte modern, gerçekte ise daha hırslı ve vahşi yaptı. Semavi din olması dolay...
Kategori:
Kültür,
03.04.2023
Bir Kitap: Beyoğlu'nda Bir Hafız - Mehmet Ali Sarı
Değerli hocamız Sayın Mehmet Ali Sarı’nın “Beyoğlu’nda Bir Hafız” adlı hatıra kitabını büyük bir zevkle, heyecan ve ilgiyle okudum… Kitabı okurken ben de kendisiyle birlikte İstiklal ...
Kategori:
Kültür,
27.03.2023
Din-i ilahi ve Ekber Şah
16.Yüzyıl, Osmanlı Devleti’nin en muhteşem devri kabul edilmektedir. 1517’de Mısır’ı fetheden ve hilafeti İstanbul’a getiren Yavuz Sultan Selim, Osmanlıyı bir cihan devleti yapmıştı. ...
Kategori:
Kültür,
21.03.2023
1939'dan 2023'e büyük felaket!
Takvimler 27 Aralık 1939’u gösteriyordu. Zemheri ayı girmiş, diz boyu kar yağmıştı. Herkes sobasını yakmış, sıcacık evlerinde yemeklerini yemiş, soğuk ve uzun kış gecesinde kimisi sob...
Kategori:
Kültür,
05.03.2023
Mescid-i Aksa’ya cevap!
Ey Mescid-i Aksa ne söylesen haklısın!Birlikte yaşıyoruz fitnesini ahir zamanın!Bize yaptığın bütün sitemlerine müstehakız!Sen bize uzak olsan da biz sana çok yakınız!Elbet bir gün ge...
Kategori:
Kültür,
11.05.2022
Mescid-i Aksa Dile Gelse!
Mescid-i Aksa dile gelse acaba neler söyler?Nice zulümlere, katliamlara şahitlik ettiğini,Hangi işgallerin onu üzüntülere boğduğunu,Nice sevinçler, neşeler yaşadığını, Müslümanlarla b...
Kategori:
Kültür,
26.04.2022
Rönesans’ın temelinde Endülüs medeniyeti vardır
“Rönesans’ın temelinde Endülüs medeniyeti vardır.”TV Net Kitap Cafe’nin bu haftaki konuğu yazarımız Nurettin Taşkesen oldu.Mihrabat Yayınları’ndan çıkan Endülüs Fatihleri ve Kurtuba’n...
Kategori:
Kültür,
04.02.2022
Nurettin Taşkesen yazdı: Moriskolar
Moriskolarİspanya’da Endülüs Müslümanlarından geriye kalanlar, insanlığın yüz karası Engizisyon Mahkemelerinin işkenceleri altında inim inim inleyen zavallılar, türlü baskılar altında...
Kategori:
Kültür,
20.12.2021
Nurettin Taşkesen Selahattin Eyyubi ve Özgür Kudüs'ün Şifresini Anlattı
Mihrabat Yayınları yazarı Nurettin Taşkesen, İstanbul Başakşehir Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmen Gelişim Programı kapsamında öğretmenlerle bi...
Kategori:
Kültür,
20.12.2021
Özgür Kudüs
Nurettin Taşkesen yazdı: Moriskolar
Moriskolarİspanya’da Endülüs Müslümanlarından geriye kalanlar, insanlığın yüz karası Engizisyon Mahkemelerinin işkenceleri altında inim inim inleyen zavallılar, türlü baskılar altında...
Kategori:
Kültür,
20.12.2021
Nurettin Taşkesen Selahattin Eyyubi ve Özgür Kudüs'ün Şifresini Anlattı
Mihrabat Yayınları yazarı Nurettin Taşkesen, İstanbul Başakşehir Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmen Gelişim Programı kapsamında öğretmenlerle bi...
Kategori:
Kültür,
20.12.2021
Selahattin Eyyubi
Nurettin Taşkesen Selahattin Eyyubi ve Özgür Kudüs'ün Şifresini Anlattı
Mihrabat Yayınları yazarı Nurettin Taşkesen, İstanbul Başakşehir Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmen Gelişim Programı kapsamında öğretmenlerle bi...
Kategori:
Kültür,
20.12.2021
Kudüs
Nurettin Taşkesen yazdı: Moriskolar
Moriskolarİspanya’da Endülüs Müslümanlarından geriye kalanlar, insanlığın yüz karası Engizisyon Mahkemelerinin işkenceleri altında inim inim inleyen zavallılar, türlü baskılar altında...
Kategori:
Kültür,
20.12.2021
Elhamra'nın Gözyaşları
Rönesans’ın temelinde Endülüs medeniyeti vardır
“Rönesans’ın temelinde Endülüs medeniyeti vardır.”TV Net Kitap Cafe’nin bu haftaki konuğu yazarımız Nurettin Taşkesen oldu.Mihrabat Yayınları’ndan çıkan Endülüs Fatihleri ve Kurtuba’n...
Kategori:
Kültür,
04.02.2022
Endülüs
Rönesans’ın temelinde Endülüs medeniyeti vardır
“Rönesans’ın temelinde Endülüs medeniyeti vardır.”TV Net Kitap Cafe’nin bu haftaki konuğu yazarımız Nurettin Taşkesen oldu.Mihrabat Yayınları’ndan çıkan Endülüs Fatihleri ve Kurtuba’n...
Kategori:
Kültür,
04.02.2022
Zafer Bilgi
Zafer Bilgi 66 Adımda Ayasofya Söyleşisi
Yazarımız Zafer Bilgi, Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesinde “66 Adımda Ayasofya” isimli bir söyleşi gerçekleştirdi. 26 Şubat Cumartesi günü saat 14.00’te başlayan söyleşide Aya...
Kategori:
Kültür,
03.03.2022
66 Adımda Ayasofya
Zafer Bilgi 66 Adımda Ayasofya Söyleşisi
Yazarımız Zafer Bilgi, Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesinde “66 Adımda Ayasofya” isimli bir söyleşi gerçekleştirdi. 26 Şubat Cumartesi günü saat 14.00’te başlayan söyleşide Aya...
Kategori:
Kültür,
03.03.2022
Ayasofya
Zafer Bilgi 66 Adımda Ayasofya Söyleşisi
Yazarımız Zafer Bilgi, Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesinde “66 Adımda Ayasofya” isimli bir söyleşi gerçekleştirdi. 26 Şubat Cumartesi günü saat 14.00’te başlayan söyleşide Aya...
Kategori:
Kültür,
03.03.2022
Mescid-i Aksa
Mescid-i Aksa’ya cevap!
Ey Mescid-i Aksa ne söylesen haklısın!Birlikte yaşıyoruz fitnesini ahir zamanın!Bize yaptığın bütün sitemlerine müstehakız!Sen bize uzak olsan da biz sana çok yakınız!Elbet bir gün ge...
Kategori:
Kültür,
11.05.2022
Mescid-i Aksa Dile Gelse!
Mescid-i Aksa dile gelse acaba neler söyler?Nice zulümlere, katliamlara şahitlik ettiğini,Hangi işgallerin onu üzüntülere boğduğunu,Nice sevinçler, neşeler yaşadığını, Müslümanlarla b...
Kategori:
Kültür,
26.04.2022
Üstün İnanç
Abdülhamid’i hem yazdım hem de oynadım: Ben her şeyimle Büyük Doğucu’yum
Üstün İnanç, Necip Fazıl’ın yazdığı II. Abdülhamid oyununu sahneye koyarak 519 temsil gerçekleştirmiş. Bu temsillerin 200 tanesinde II. Abdülhamid’i bizzat kendisi canlandıran İnanç, ...
Kategori:
Kültür,
12.02.2024
Üstün İnanç: Beni Kurtaran Necip Fazıl’dır
60’lı, 70’li yıllarda “Sol” ve “Sağ” olarak adlandırılan çevreleri, toplulukları yakından tanıyan birisiniz. O dönemin kültür-sanat hayatından bize bahsedebilir misiniz?O dönem… Nurla...
Kategori:
Kültür,
24.06.2022
Üstün İnanç'ın Romanları ve Romancılığı Üzerine Bir İnceleme
Bu çalışmada, son dönem yazarlarından Üstün İnanç’ın hayatı, çalışma alanları, sanatı, romanlarının kronolojik tanıtımı ve romancılığı üzerine bir incelemesi yapılmıştır. 1937 yılında...
Kategori:
Kültür,
22.06.2022
Tez
Üstün İnanç'ın Romanları ve Romancılığı Üzerine Bir İnceleme
Bu çalışmada, son dönem yazarlarından Üstün İnanç’ın hayatı, çalışma alanları, sanatı, romanlarının kronolojik tanıtımı ve romancılığı üzerine bir incelemesi yapılmıştır. 1937 yılında...
Kategori:
Kültür,
22.06.2022
Söyleşi
Üstün İnanç: Beni Kurtaran Necip Fazıl’dır
60’lı, 70’li yıllarda “Sol” ve “Sağ” olarak adlandırılan çevreleri, toplulukları yakından tanıyan birisiniz. O dönemin kültür-sanat hayatından bize bahsedebilir misiniz?O dönem… Nurla...
Kategori:
Kültür,
24.06.2022
Deprem
1939'dan 2023'e büyük felaket!
Takvimler 27 Aralık 1939’u gösteriyordu. Zemheri ayı girmiş, diz boyu kar yağmıştı. Herkes sobasını yakmış, sıcacık evlerinde yemeklerini yemiş, soğuk ve uzun kış gecesinde kimisi sob...
Kategori:
Kültür,
05.03.2023
Doğal Afet
1939'dan 2023'e büyük felaket!
Takvimler 27 Aralık 1939’u gösteriyordu. Zemheri ayı girmiş, diz boyu kar yağmıştı. Herkes sobasını yakmış, sıcacık evlerinde yemeklerini yemiş, soğuk ve uzun kış gecesinde kimisi sob...
Kategori:
Kültür,
05.03.2023
Çin Kampından Nasıl Kurtuldum?
Uygur yazar Haitiwaji, 2 yıl esir tutulduğu kamp hayatını anlattı
Uygur yazar Haitiwaji, 2 yıl esir tutulduğu kamp hayatını anlattı Haitiwaji: “Gece nöbet tutuyoruz, gündüz 11 saat psikolojik siyasi çalışmalar yapılıyor” Çin’in Doğu Türkistan’daki k...
Kategori:
Kültür,
06.03.2023
Uygur yazar Haitiwaji
Uygur yazar Haitiwaji, 2 yıl esir tutulduğu kamp hayatını anlattı
Uygur yazar Haitiwaji, 2 yıl esir tutulduğu kamp hayatını anlattı Haitiwaji: “Gece nöbet tutuyoruz, gündüz 11 saat psikolojik siyasi çalışmalar yapılıyor” Çin’in Doğu Türkistan’daki k...
Kategori:
Kültür,
06.03.2023
Din-i İlahi
Bir Kitap: Beyoğlu'nda Bir Hafız - Mehmet Ali Sarı
Değerli hocamız Sayın Mehmet Ali Sarı’nın “Beyoğlu’nda Bir Hafız” adlı hatıra kitabını büyük bir zevkle, heyecan ve ilgiyle okudum… Kitabı okurken ben de kendisiyle birlikte İstiklal ...
Kategori:
Kültür,
27.03.2023
Din-i ilahi ve Ekber Şah
16.Yüzyıl, Osmanlı Devleti’nin en muhteşem devri kabul edilmektedir. 1517’de Mısır’ı fetheden ve hilafeti İstanbul’a getiren Yavuz Sultan Selim, Osmanlıyı bir cihan devleti yapmıştı. ...
Kategori:
Kültür,
21.03.2023
Ekber Şah
Bir Kitap: Beyoğlu'nda Bir Hafız - Mehmet Ali Sarı
Değerli hocamız Sayın Mehmet Ali Sarı’nın “Beyoğlu’nda Bir Hafız” adlı hatıra kitabını büyük bir zevkle, heyecan ve ilgiyle okudum… Kitabı okurken ben de kendisiyle birlikte İstiklal ...
Kategori:
Kültür,
27.03.2023
Din-i ilahi ve Ekber Şah
16.Yüzyıl, Osmanlı Devleti’nin en muhteşem devri kabul edilmektedir. 1517’de Mısır’ı fetheden ve hilafeti İstanbul’a getiren Yavuz Sultan Selim, Osmanlıyı bir cihan devleti yapmıştı. ...
Kategori:
Kültür,
21.03.2023
Mevlânâ Halid Bağdadi
Mevlânâ Halid Bağdadi
Avrupa’nın; Endülüs Medeniyetinin sekiz yüz senelik birikimini kullanarak başardığı Rönesans, onları görünüşte modern, gerçekte ise daha hırslı ve vahşi yaptı. Semavi din olması dolay...
Kategori:
Kültür,
03.04.2023
Mehmet Ali Sarı
Hafızamdaki okuyucu, hafız ve mevlithanlar
Dr. Mehmet Ali Sarı’nın Türk Tavrı’nın fem-i muhsin temsilcileri ile mevlid üstadlarını anlatığı “Kur’ân Tilâvetinde Türk Tavrı ve Merhum Temsilcileri” çalışması genişletilen ikinci b...
Kategori:
Kültür,
15.04.2023
Türk Tavrı
Hafızamdaki okuyucu, hafız ve mevlithanlar
Dr. Mehmet Ali Sarı’nın Türk Tavrı’nın fem-i muhsin temsilcileri ile mevlid üstadlarını anlatığı “Kur’ân Tilâvetinde Türk Tavrı ve Merhum Temsilcileri” çalışması genişletilen ikinci b...
Kategori:
Kültür,
15.04.2023
Abdülhamid
Abdülhamid’i hem yazdım hem de oynadım: Ben her şeyimle Büyük Doğucu’yum
Üstün İnanç, Necip Fazıl’ın yazdığı II. Abdülhamid oyununu sahneye koyarak 519 temsil gerçekleştirmiş. Bu temsillerin 200 tanesinde II. Abdülhamid’i bizzat kendisi canlandıran İnanç, ...
Kategori:
Kültür,
12.02.2024
Öne Çıkanlar
Abdülhamid’i hem yazdım hem de oynadım: Ben her şeyimle Büyük Doğucu’yum
Kategori:
Kültür,
Hafızamdaki okuyucu, hafız ve mevlithanlar
Kategori:
Kültür,
Mevlânâ Halid Bağdadi
Kategori:
Kültür,
Bir Kitap: Beyoğlu'nda Bir Hafız - Mehmet Ali Sarı
Kategori:
Kültür,
Din-i ilahi ve Ekber Şah
Kategori:
Kültür,
Uygur yazar Haitiwaji, 2 yıl esir tutulduğu kamp hayatını anlattı
Kategori:
Kültür,
1939'dan 2023'e büyük felaket!
Kategori:
Kültür,
Üstün İnanç: Beni Kurtaran Necip Fazıl’dır
Kategori:
Kültür,
Mehmet Ali Sarı Gönenli Mehmet Efendi'yi Anlatıyor
Kategori:
Kültür,
Üstün İnanç'ın Romanları ve Romancılığı Üzerine Bir İnceleme
Kategori:
Kültür,
Mescid-i Aksa’ya cevap!
Kategori:
Kültür,
Mescid-i Aksa Dile Gelse!
Kategori:
Kültür,
Zafer Bilgi 66 Adımda Ayasofya Söyleşisi
Kategori:
Kültür,
Rönesans’ın temelinde Endülüs medeniyeti vardır
Kategori:
Kültür,
Nurettin Taşkesen yazdı: Moriskolar
Kategori:
Kültür,
Nurettin Taşkesen Selahattin Eyyubi ve Özgür Kudüs'ün Şifresini Anlattı
Kategori:
Kültür,
Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri Edebiyat Ödülü Gürbüz Azak'ın
Kategori:
Kültür,
Fahreddin Paşa ve Medine Müdafaası
Kategori:
Kültür,
Beyoğlu'nda Bir Hafız
Kategori:
Kültür,
Ege’nin Efeleri Kahraman Milletimizi Anlatıyor
Kategori:
Kültür,
Elif Sönmezışık, 15 Temmuz Destanı İle İlgili Yeniden İstiklal’i Anlattı
Kategori:
Kültür,
Süleyman Nazif’ten Mehmed Âkif Kitabı
Kategori:
Kültür,
İçinde Tarih Geçen Romanlar
Kategori:
Kültür,
Nurettin Taşkesen, Esaret 1916’yı Anlattı
Kategori:
Kültür,
Hasan Basri Bilgin, Peygamber Kıssalarını Anlattı
Kategori:
Kültür,
Üstün İnanç, Yakın Tarihimizin Bilinmeyenlerini Anlattı
Kategori:
Kültür,
Hain Darbe’ye, Darbe Vuran Kitaplar Çıkıyor
Kategori:
Kültür,
“Oku” Dergisi Mihrabad Yayınları Tarafından Toplanıp Basıldı
Kategori:
Kültür,
Ömer bin Abdülaziz Romanı Bir Dirilişin Hikayesidir
Kategori:
Kültür,
Üstün İnanç, Tiyatro Eserlerinde Gelenekle Moderni Birleştirdi
Kategori:
Kültür,
Cellat Taşı'nın Romanı
Kategori:
Kültür,
Ruhlarımız Ölmüş, Zihinlerimiz Çılgınlığın Sınırlarına Dayanmıştı
Kategori:
Kültür,
9 numara? Senin sıran! Gülbahar
Kategori:
Kültür,
Orta Doğu’daki Çanakkale Savaşımız: Kut’ül Amare
Kategori:
Kültür,
"
},
{
"id": 75,
"url": "/cevirmenler",
"title": "Çevirmenler",
"body": "
Çevirmenler
"
},
{
"id": 75,
"url": "/mehmet-ali-sari-vavtv",
"title": "Mehmet Ali Sarı ile Anıların İzinde Vavtv",
"body": "
Mehmet Ali Sarı'nın Eserleri
"
},
{
"id": 75,
"url": "/assets/css/style.css",
"title": "",
"body": "/*! normalize.css v4.1.1 | MIT License | github.com/necolas/normalize.css */html{font-family:sans-serif;-ms-text-size-adjust:100%;-webkit-text-size-adjust:100%}body{margin:0}article,aside,details,figcaption,figure,footer,header,main,menu,nav,section{display:block}summary{display:list-item}audio,canvas,progress,video{display:inline-block}audio:not([controls]){display:none;height:0}progress{vertical-align:baseline}template,[hidden]{display:none !important}a{background-color:transparent}a:active,a:hover{outline-width:0}abbr[title]{border-bottom:none;text-decoration:underline;text-decoration:underline dotted}b,strong{font-weight:inherit}b,strong{font-weight:bolder}dfn{font-style:italic}h1{font-size:2em;margin:0.67em 0}mark{background-color:#ff0;color:#000}small{font-size:80%}sub,sup{font-size:75%;line-height:0;position:relative;vertical-align:baseline}sub{bottom:-0.25em}sup{top:-0.5em}img{border-style:none}svg:not(:root){overflow:hidden}code,kbd,pre,samp{font-family:monospace, monospace;font-size:1em}figure{margin:1em 40px}hr{box-sizing:content-box;height:0;overflow:visible}button,input,select,textarea{font:inherit;margin:0}optgroup{font-weight:bold}button,input{overflow:visible}button,select{text-transform:none}button,html [type="button"],[type="reset"],[type="submit"]{-webkit-appearance:button}button::-moz-focus-inner,[type="button"]::-moz-focus-inner,[type="reset"]::-moz-focus-inner,[type="submit"]::-moz-focus-inner{border-style:none;padding:0}button:-moz-focusring,[type="button"]:-moz-focusring,[type="reset"]:-moz-focusring,[type="submit"]:-moz-focusring{outline:1px dotted ButtonText}fieldset{border:1px solid #c0c0c0;margin:0 2px;padding:0.35em 0.625em 0.75em}legend{box-sizing:border-box;color:inherit;display:table;max-width:100%;padding:0;white-space:normal}textarea{overflow:auto}[type="checkbox"],[type="radio"]{box-sizing:border-box;padding:0}[type="number"]::-webkit-inner-spin-button,[type="number"]::-webkit-outer-spin-button{height:auto}[type="search"]{-webkit-appearance:textfield;outline-offset:-2px}[type="search"]::-webkit-search-cancel-button,[type="search"]::-webkit-search-decoration{-webkit-appearance:none}::-webkit-input-placeholder{color:inherit;opacity:0.54}::-webkit-file-upload-button{-webkit-appearance:button;font:inherit}*{box-sizing:border-box}input,select,textarea,button{font-family:inherit;font-size:inherit;line-height:inherit}body{font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,"Segoe UI",Helvetica,Arial,sans-serif,"Apple Color Emoji","Segoe UI Emoji","Segoe UI Symbol";font-size:14px;line-height:1.5;color:#24292e;background-color:#fff}a{color:#0366d6;text-decoration:none}a:hover{text-decoration:underline}b,strong{font-weight:600}hr,.rule{height:0;margin:15px 0;overflow:hidden;background:transparent;border:0;border-bottom:1px solid #dfe2e5}hr::before,.rule::before{display:table;content:""}hr::after,.rule::after{display:table;clear:both;content:""}table{border-spacing:0;border-collapse:collapse}td,th{padding:0}button{cursor:pointer;border-radius:0}[hidden][hidden]{display:none !important}details summary{cursor:pointer}details:not([open])>*:not(summary){display:none !important}h1,h2,h3,h4,h5,h6{margin-top:0;margin-bottom:0}h1{font-size:32px;font-weight:600}h2{font-size:24px;font-weight:600}h3{font-size:20px;font-weight:600}h4{font-size:16px;font-weight:600}h5{font-size:14px;font-weight:600}h6{font-size:12px;font-weight:600}p{margin-top:0;margin-bottom:10px}small{font-size:90%}blockquote{margin:0}ul,ol{padding-left:0;margin-top:0;margin-bottom:0}ol ol,ul ol{list-style-type:lower-roman}ul ul ol,ul ol ol,ol ul ol,ol ol ol{list-style-type:lower-alpha}dd{margin-left:0}tt,code{font-family:"SFMono-Regular",Consolas,"Liberation Mono",Menlo,Courier,monospace;font-size:12px}pre{margin-top:0;margin-bottom:0;font-family:"SFMono-Regular",Consolas,"Liberation Mono",Menlo,Courier,monospace;font-size:12px}.octicon{vertical-align:text-bottom}.anim-fade-in{animation-name:fade-in;animation-duration:1s;animation-timing-function:ease-in-out}.anim-fade-in.fast{animation-duration:300ms}@keyframes fade-in{0%{opacity:0}100%{opacity:1}}.anim-fade-out{animation-name:fade-out;animation-duration:1s;animation-timing-function:ease-out}.anim-fade-out.fast{animation-duration:0.3s}@keyframes fade-out{0%{opacity:1}100%{opacity:0}}.anim-fade-up{opacity:0;animation-name:fade-up;animation-duration:0.3s;animation-fill-mode:forwards;animation-timing-function:ease-out;animation-delay:1s}@keyframes fade-up{0%{opacity:0.8;transform:translateY(100%)}100%{opacity:1;transform:translateY(0)}}.anim-fade-down{animation-name:fade-down;animation-duration:0.3s;animation-fill-mode:forwards;animation-timing-function:ease-in}@keyframes fade-down{0%{opacity:1;transform:translateY(0)}100%{opacity:0.5;transform:translateY(100%)}}.anim-grow-x{width:0%;animation-name:grow-x;animation-duration:0.3s;animation-fill-mode:forwards;animation-timing-function:ease;animation-delay:0.5s}@keyframes grow-x{to{width:100%}}.anim-shrink-x{animation-name:shrink-x;animation-duration:0.3s;animation-fill-mode:forwards;animation-timing-function:ease-in-out;animation-delay:0.5s}@keyframes shrink-x{to{width:0%}}.anim-scale-in{animation-name:scale-in;animation-duration:0.15s;animation-timing-function:cubic-bezier(0.2, 0, 0.13, 1.5)}@keyframes scale-in{0%{opacity:0;transform:scale(0.5)}100%{opacity:1;transform:scale(1)}}.anim-pulse{animation-name:pulse;animation-duration:2s;animation-timing-function:linear;animation-iteration-count:infinite}@keyframes pulse{0%{opacity:0.3}10%{opacity:1}100%{opacity:0.3}}.anim-pulse-in{animation-name:pulse-in;animation-duration:0.5s}@keyframes pulse-in{0%{transform:scale3d(1, 1, 1)}50%{transform:scale3d(1.1, 1.1, 1.1)}100%{transform:scale3d(1, 1, 1)}}.hover-grow{transition:transform 0.3s;backface-visibility:hidden}.hover-grow:hover{transform:scale(1.025)}.border{border:1px #e1e4e8 solid !important}.border-y{border-top:1px #e1e4e8 solid !important;border-bottom:1px #e1e4e8 solid !important}.border-0{border:0 !important}.border-dashed{border-style:dashed !important}.border-blue{border-color:#0366d6 !important}.border-blue-light{border-color:#c8e1ff !important}.border-green{border-color:#34d058 !important}.border-green-light{border-color:#a2cbac !important}.border-red{border-color:#d73a49 !important}.border-red-light{border-color:#cea0a5 !important}.border-purple{border-color:#6f42c1 !important}.border-yellow{border-color:#d9d0a5 !important}.border-gray-light{border-color:#eaecef !important}.border-gray-dark{border-color:#d1d5da !important}.border-black-fade{border-color:rgba(27,31,35,0.15) !important}.border-top{border-top:1px #e1e4e8 solid !important}.border-right{border-right:1px #e1e4e8 solid !important}.border-bottom{border-bottom:1px #e1e4e8 solid !important}.border-left{border-left:1px #e1e4e8 solid !important}.border-top-0{border-top:0 !important}.border-right-0{border-right:0 !important}.border-bottom-0{border-bottom:0 !important}.border-left-0{border-left:0 !important}.rounded-0{border-radius:0 !important}.rounded-1{border-radius:3px !important}.rounded-2{border-radius:6px !important}.rounded-top-0{border-top-left-radius:0 !important;border-top-right-radius:0 !important}.rounded-top-1{border-top-left-radius:3px !important;border-top-right-radius:3px !important}.rounded-top-2{border-top-left-radius:6px !important;border-top-right-radius:6px !important}.rounded-right-0{border-top-right-radius:0 !important;border-bottom-right-radius:0 !important}.rounded-right-1{border-top-right-radius:3px !important;border-bottom-right-radius:3px !important}.rounded-right-2{border-top-right-radius:6px !important;border-bottom-right-radius:6px !important}.rounded-bottom-0{border-bottom-right-radius:0 !important;border-bottom-left-radius:0 !important}.rounded-bottom-1{border-bottom-right-radius:3px !important;border-bottom-left-radius:3px !important}.rounded-bottom-2{border-bottom-right-radius:6px !important;border-bottom-left-radius:6px !important}.rounded-left-0{border-bottom-left-radius:0 !important;border-top-left-radius:0 !important}.rounded-left-1{border-bottom-left-radius:3px !important;border-top-left-radius:3px !important}.rounded-left-2{border-bottom-left-radius:6px !important;border-top-left-radius:6px !important}@media (min-width: 544px){.border-sm-top{border-top:1px #e1e4e8 solid !important}.border-sm-right{border-right:1px #e1e4e8 solid !important}.border-sm-bottom{border-bottom:1px #e1e4e8 solid !important}.border-sm-left{border-left:1px #e1e4e8 solid !important}.border-sm-top-0{border-top:0 !important}.border-sm-right-0{border-right:0 !important}.border-sm-bottom-0{border-bottom:0 !important}.border-sm-left-0{border-left:0 !important}.rounded-sm-0{border-radius:0 !important}.rounded-sm-1{border-radius:3px !important}.rounded-sm-2{border-radius:6px !important}.rounded-sm-top-0{border-top-left-radius:0 !important;border-top-right-radius:0 !important}.rounded-sm-top-1{border-top-left-radius:3px !important;border-top-right-radius:3px !important}.rounded-sm-top-2{border-top-left-radius:6px !important;border-top-right-radius:6px !important}.rounded-sm-right-0{border-top-right-radius:0 !important;border-bottom-right-radius:0 !important}.rounded-sm-right-1{border-top-right-radius:3px !important;border-bottom-right-radius:3px !important}.rounded-sm-right-2{border-top-right-radius:6px !important;border-bottom-right-radius:6px !important}.rounded-sm-bottom-0{border-bottom-right-radius:0 !important;border-bottom-left-radius:0 !important}.rounded-sm-bottom-1{border-bottom-right-radius:3px !important;border-bottom-left-radius:3px !important}.rounded-sm-bottom-2{border-bottom-right-radius:6px !important;border-bottom-left-radius:6px !important}.rounded-sm-left-0{border-bottom-left-radius:0 !important;border-top-left-radius:0 !important}.rounded-sm-left-1{border-bottom-left-radius:3px !important;border-top-left-radius:3px !important}.rounded-sm-left-2{border-bottom-left-radius:6px !important;border-top-left-radius:6px !important}}@media (min-width: 768px){.border-md-top{border-top:1px #e1e4e8 solid !important}.border-md-right{border-right:1px #e1e4e8 solid !important}.border-md-bottom{border-bottom:1px #e1e4e8 solid !important}.border-md-left{border-left:1px #e1e4e8 solid !important}.border-md-top-0{border-top:0 !important}.border-md-right-0{border-right:0 !important}.border-md-bottom-0{border-bottom:0 !important}.border-md-left-0{border-left:0 !important}.rounded-md-0{border-radius:0 !important}.rounded-md-1{border-radius:3px !important}.rounded-md-2{border-radius:6px !important}.rounded-md-top-0{border-top-left-radius:0 !important;border-top-right-radius:0 !important}.rounded-md-top-1{border-top-left-radius:3px !important;border-top-right-radius:3px !important}.rounded-md-top-2{border-top-left-radius:6px !important;border-top-right-radius:6px !important}.rounded-md-right-0{border-top-right-radius:0 !important;border-bottom-right-radius:0 !important}.rounded-md-right-1{border-top-right-radius:3px !important;border-bottom-right-radius:3px !important}.rounded-md-right-2{border-top-right-radius:6px !important;border-bottom-right-radius:6px !important}.rounded-md-bottom-0{border-bottom-right-radius:0 !important;border-bottom-left-radius:0 !important}.rounded-md-bottom-1{border-bottom-right-radius:3px !important;border-bottom-left-radius:3px !important}.rounded-md-bottom-2{border-bottom-right-radius:6px !important;border-bottom-left-radius:6px !important}.rounded-md-left-0{border-bottom-left-radius:0 !important;border-top-left-radius:0 !important}.rounded-md-left-1{border-bottom-left-radius:3px !important;border-top-left-radius:3px !important}.rounded-md-left-2{border-bottom-left-radius:6px !important;border-top-left-radius:6px !important}}@media (min-width: 1012px){.border-lg-top{border-top:1px #e1e4e8 solid !important}.border-lg-right{border-right:1px #e1e4e8 solid !important}.border-lg-bottom{border-bottom:1px #e1e4e8 solid !important}.border-lg-left{border-left:1px #e1e4e8 solid !important}.border-lg-top-0{border-top:0 !important}.border-lg-right-0{border-right:0 !important}.border-lg-bottom-0{border-bottom:0 !important}.border-lg-left-0{border-left:0 !important}.rounded-lg-0{border-radius:0 !important}.rounded-lg-1{border-radius:3px !important}.rounded-lg-2{border-radius:6px !important}.rounded-lg-top-0{border-top-left-radius:0 !important;border-top-right-radius:0 !important}.rounded-lg-top-1{border-top-left-radius:3px !important;border-top-right-radius:3px !important}.rounded-lg-top-2{border-top-left-radius:6px !important;border-top-right-radius:6px !important}.rounded-lg-right-0{border-top-right-radius:0 !important;border-bottom-right-radius:0 !important}.rounded-lg-right-1{border-top-right-radius:3px !important;border-bottom-right-radius:3px !important}.rounded-lg-right-2{border-top-right-radius:6px !important;border-bottom-right-radius:6px !important}.rounded-lg-bottom-0{border-bottom-right-radius:0 !important;border-bottom-left-radius:0 !important}.rounded-lg-bottom-1{border-bottom-right-radius:3px !important;border-bottom-left-radius:3px !important}.rounded-lg-bottom-2{border-bottom-right-radius:6px !important;border-bottom-left-radius:6px !important}.rounded-lg-left-0{border-bottom-left-radius:0 !important;border-top-left-radius:0 !important}.rounded-lg-left-1{border-bottom-left-radius:3px !important;border-top-left-radius:3px !important}.rounded-lg-left-2{border-bottom-left-radius:6px !important;border-top-left-radius:6px !important}}@media (min-width: 1280px){.border-xl-top{border-top:1px #e1e4e8 solid !important}.border-xl-right{border-right:1px #e1e4e8 solid !important}.border-xl-bottom{border-bottom:1px #e1e4e8 solid !important}.border-xl-left{border-left:1px #e1e4e8 solid !important}.border-xl-top-0{border-top:0 !important}.border-xl-right-0{border-right:0 !important}.border-xl-bottom-0{border-bottom:0 !important}.border-xl-left-0{border-left:0 !important}.rounded-xl-0{border-radius:0 !important}.rounded-xl-1{border-radius:3px !important}.rounded-xl-2{border-radius:6px !important}.rounded-xl-top-0{border-top-left-radius:0 !important;border-top-right-radius:0 !important}.rounded-xl-top-1{border-top-left-radius:3px !important;border-top-right-radius:3px !important}.rounded-xl-top-2{border-top-left-radius:6px !important;border-top-right-radius:6px !important}.rounded-xl-right-0{border-top-right-radius:0 !important;border-bottom-right-radius:0 !important}.rounded-xl-right-1{border-top-right-radius:3px !important;border-bottom-right-radius:3px !important}.rounded-xl-right-2{border-top-right-radius:6px !important;border-bottom-right-radius:6px !important}.rounded-xl-bottom-0{border-bottom-right-radius:0 !important;border-bottom-left-radius:0 !important}.rounded-xl-bottom-1{border-bottom-right-radius:3px !important;border-bottom-left-radius:3px !important}.rounded-xl-bottom-2{border-bottom-right-radius:6px !important;border-bottom-left-radius:6px !important}.rounded-xl-left-0{border-bottom-left-radius:0 !important;border-top-left-radius:0 !important}.rounded-xl-left-1{border-bottom-left-radius:3px !important;border-top-left-radius:3px !important}.rounded-xl-left-2{border-bottom-left-radius:6px !important;border-top-left-radius:6px !important}}.circle{border-radius:50% !important}.box-shadow{box-shadow:0 1px 1px rgba(27,31,35,0.1) !important}.box-shadow-medium{box-shadow:0 1px 5px rgba(27,31,35,0.15) !important}.box-shadow-large{box-shadow:0 1px 15px rgba(27,31,35,0.15) !important}.box-shadow-extra-large{box-shadow:0 10px 50px rgba(27,31,35,0.07) !important}.box-shadow-none{box-shadow:none !important}.bg-white{background-color:#fff !important}.bg-blue{background-color:#0366d6 !important}.bg-blue-light{background-color:#f1f8ff !important}.bg-gray-dark{background-color:#24292e !important}.bg-gray{background-color:#f6f8fa !important}.bg-gray-light{background-color:#fafbfc !important}.bg-green{background-color:#28a745 !important}.bg-green-light{background-color:#dcffe4 !important}.bg-red{background-color:#d73a49 !important}.bg-red-light{background-color:#ffdce0 !important}.bg-yellow{background-color:#ffd33d !important}.bg-yellow-light{background-color:#fff5b1 !important}.bg-purple{background-color:#6f42c1 !important}.bg-purple-light{background-color:#f5f0ff !important}.bg-shade-gradient{background-image:linear-gradient(180deg, rgba(27,31,35,0.065), rgba(27,31,35,0)) !important;background-repeat:no-repeat !important;background-size:100% 200px !important}.text-blue{color:#0366d6 !important}.text-red{color:#cb2431 !important}.text-gray-light{color:#6a737d !important}.text-gray{color:#586069 !important}.text-gray-dark{color:#24292e !important}.text-green{color:#28a745 !important}.text-orange{color:#a04100 !important}.text-orange-light{color:#e36209 !important}.text-purple{color:#6f42c1 !important}.text-white{color:#fff !important}.text-inherit{color:inherit !important}.text-pending{color:#b08800 !important}.bg-pending{color:#dbab09 !important}.link-gray{color:#586069 !important}.link-gray:hover{color:#0366d6 !important}.link-gray-dark{color:#24292e !important}.link-gray-dark:hover{color:#0366d6 !important}.link-hover-blue:hover{color:#0366d6 !important}.muted-link{color:#586069 !important}.muted-link:hover{color:#0366d6 !important;text-decoration:none}.details-overlay[open]>summary::before{position:fixed;top:0;right:0;bottom:0;left:0;z-index:80;display:block;cursor:default;content:" ";background:transparent}.details-overlay-dark[open]>summary::before{z-index:99;background:rgba(27,31,35,0.5)}.flex-row{flex-direction:row !important}.flex-row-reverse{flex-direction:row-reverse !important}.flex-column{flex-direction:column !important}.flex-wrap{flex-wrap:wrap !important}.flex-nowrap{flex-wrap:nowrap !important}.flex-justify-start{justify-content:flex-start !important}.flex-justify-end{justify-content:flex-end !important}.flex-justify-center{justify-content:center !important}.flex-justify-between{justify-content:space-between !important}.flex-justify-around{justify-content:space-around !important}.flex-items-start{align-items:flex-start !important}.flex-items-end{align-items:flex-end !important}.flex-items-center{align-items:center !important}.flex-items-baseline{align-items:baseline !important}.flex-items-stretch{align-items:stretch !important}.flex-content-start{align-content:flex-start !important}.flex-content-end{align-content:flex-end !important}.flex-content-center{align-content:center !important}.flex-content-between{align-content:space-between !important}.flex-content-around{align-content:space-around !important}.flex-content-stretch{align-content:stretch !important}.flex-auto{flex:1 1 auto !important}.flex-shrink-0{flex-shrink:0 !important}.flex-self-auto{align-self:auto !important}.flex-self-start{align-self:flex-start !important}.flex-self-end{align-self:flex-end !important}.flex-self-center{align-self:center !important}.flex-self-baseline{align-self:baseline !important}.flex-self-stretch{align-self:stretch !important}.flex-item-equal{flex-grow:1;flex-basis:0}@media (min-width: 544px){.flex-sm-row{flex-direction:row !important}.flex-sm-row-reverse{flex-direction:row-reverse !important}.flex-sm-column{flex-direction:column !important}.flex-sm-wrap{flex-wrap:wrap !important}.flex-sm-nowrap{flex-wrap:nowrap !important}.flex-sm-justify-start{justify-content:flex-start !important}.flex-sm-justify-end{justify-content:flex-end !important}.flex-sm-justify-center{justify-content:center !important}.flex-sm-justify-between{justify-content:space-between !important}.flex-sm-justify-around{justify-content:space-around !important}.flex-sm-items-start{align-items:flex-start !important}.flex-sm-items-end{align-items:flex-end !important}.flex-sm-items-center{align-items:center !important}.flex-sm-items-baseline{align-items:baseline !important}.flex-sm-items-stretch{align-items:stretch !important}.flex-sm-content-start{align-content:flex-start !important}.flex-sm-content-end{align-content:flex-end !important}.flex-sm-content-center{align-content:center !important}.flex-sm-content-between{align-content:space-between !important}.flex-sm-content-around{align-content:space-around !important}.flex-sm-content-stretch{align-content:stretch !important}.flex-sm-auto{flex:1 1 auto !important}.flex-sm-shrink-0{flex-shrink:0 !important}.flex-sm-self-auto{align-self:auto !important}.flex-sm-self-start{align-self:flex-start !important}.flex-sm-self-end{align-self:flex-end !important}.flex-sm-self-center{align-self:center !important}.flex-sm-self-baseline{align-self:baseline !important}.flex-sm-self-stretch{align-self:stretch !important}.flex-sm-item-equal{flex-grow:1;flex-basis:0}}@media (min-width: 768px){.flex-md-row{flex-direction:row !important}.flex-md-row-reverse{flex-direction:row-reverse !important}.flex-md-column{flex-direction:column !important}.flex-md-wrap{flex-wrap:wrap !important}.flex-md-nowrap{flex-wrap:nowrap !important}.flex-md-justify-start{justify-content:flex-start !important}.flex-md-justify-end{justify-content:flex-end !important}.flex-md-justify-center{justify-content:center !important}.flex-md-justify-between{justify-content:space-between !important}.flex-md-justify-around{justify-content:space-around !important}.flex-md-items-start{align-items:flex-start !important}.flex-md-items-end{align-items:flex-end !important}.flex-md-items-center{align-items:center !important}.flex-md-items-baseline{align-items:baseline !important}.flex-md-items-stretch{align-items:stretch !important}.flex-md-content-start{align-content:flex-start !important}.flex-md-content-end{align-content:flex-end !important}.flex-md-content-center{align-content:center !important}.flex-md-content-between{align-content:space-between !important}.flex-md-content-around{align-content:space-around !important}.flex-md-content-stretch{align-content:stretch !important}.flex-md-auto{flex:1 1 auto !important}.flex-md-shrink-0{flex-shrink:0 !important}.flex-md-self-auto{align-self:auto !important}.flex-md-self-start{align-self:flex-start !important}.flex-md-self-end{align-self:flex-end !important}.flex-md-self-center{align-self:center !important}.flex-md-self-baseline{align-self:baseline !important}.flex-md-self-stretch{align-self:stretch !important}.flex-md-item-equal{flex-grow:1;flex-basis:0}}@media (min-width: 1012px){.flex-lg-row{flex-direction:row !important}.flex-lg-row-reverse{flex-direction:row-reverse !important}.flex-lg-column{flex-direction:column !important}.flex-lg-wrap{flex-wrap:wrap !important}.flex-lg-nowrap{flex-wrap:nowrap !important}.flex-lg-justify-start{justify-content:flex-start !important}.flex-lg-justify-end{justify-content:flex-end !important}.flex-lg-justify-center{justify-content:center !important}.flex-lg-justify-between{justify-content:space-between !important}.flex-lg-justify-around{justify-content:space-around !important}.flex-lg-items-start{align-items:flex-start !important}.flex-lg-items-end{align-items:flex-end !important}.flex-lg-items-center{align-items:center !important}.flex-lg-items-baseline{align-items:baseline !important}.flex-lg-items-stretch{align-items:stretch !important}.flex-lg-content-start{align-content:flex-start !important}.flex-lg-content-end{align-content:flex-end !important}.flex-lg-content-center{align-content:center !important}.flex-lg-content-between{align-content:space-between !important}.flex-lg-content-around{align-content:space-around !important}.flex-lg-content-stretch{align-content:stretch !important}.flex-lg-auto{flex:1 1 auto !important}.flex-lg-shrink-0{flex-shrink:0 !important}.flex-lg-self-auto{align-self:auto !important}.flex-lg-self-start{align-self:flex-start !important}.flex-lg-self-end{align-self:flex-end !important}.flex-lg-self-center{align-self:center !important}.flex-lg-self-baseline{align-self:baseline !important}.flex-lg-self-stretch{align-self:stretch !important}.flex-lg-item-equal{flex-grow:1;flex-basis:0}}@media (min-width: 1280px){.flex-xl-row{flex-direction:row !important}.flex-xl-row-reverse{flex-direction:row-reverse !important}.flex-xl-column{flex-direction:column !important}.flex-xl-wrap{flex-wrap:wrap !important}.flex-xl-nowrap{flex-wrap:nowrap !important}.flex-xl-justify-start{justify-content:flex-start !important}.flex-xl-justify-end{justify-content:flex-end !important}.flex-xl-justify-center{justify-content:center !important}.flex-xl-justify-between{justify-content:space-between !important}.flex-xl-justify-around{justify-content:space-around !important}.flex-xl-items-start{align-items:flex-start !important}.flex-xl-items-end{align-items:flex-end !important}.flex-xl-items-center{align-items:center !important}.flex-xl-items-baseline{align-items:baseline !important}.flex-xl-items-stretch{align-items:stretch !important}.flex-xl-content-start{align-content:flex-start !important}.flex-xl-content-end{align-content:flex-end !important}.flex-xl-content-center{align-content:center !important}.flex-xl-content-between{align-content:space-between !important}.flex-xl-content-around{align-content:space-around !important}.flex-xl-content-stretch{align-content:stretch !important}.flex-xl-auto{flex:1 1 auto !important}.flex-xl-shrink-0{flex-shrink:0 !important}.flex-xl-self-auto{align-self:auto !important}.flex-xl-self-start{align-self:flex-start !important}.flex-xl-self-end{align-self:flex-end !important}.flex-xl-self-center{align-self:center !important}.flex-xl-self-baseline{align-self:baseline !important}.flex-xl-self-stretch{align-self:stretch !important}.flex-xl-item-equal{flex-grow:1;flex-basis:0}}.position-static{position:static !important}.position-relative{position:relative !important}.position-absolute{position:absolute !important}.position-fixed{position:fixed !important}.top-0{top:0 !important}.right-0{right:0 !important}.bottom-0{bottom:0 !important}.left-0{left:0 !important}.v-align-middle{vertical-align:middle !important}.v-align-top{vertical-align:top !important}.v-align-bottom{vertical-align:bottom !important}.v-align-text-top{vertical-align:text-top !important}.v-align-text-bottom{vertical-align:text-bottom !important}.v-align-baseline{vertical-align:baseline !important}.overflow-hidden{overflow:hidden !important}.overflow-scroll{overflow:scroll !important}.overflow-auto{overflow:auto !important}.clearfix::before{display:table;content:""}.clearfix::after{display:table;clear:both;content:""}.float-left{float:left !important}.float-right{float:right !important}.float-none{float:none !important}@media (min-width: 544px){.float-sm-left{float:left !important}.float-sm-right{float:right !important}.float-sm-none{float:none !important}}@media (min-width: 768px){.float-md-left{float:left !important}.float-md-right{float:right !important}.float-md-none{float:none !important}}@media (min-width: 1012px){.float-lg-left{float:left !important}.float-lg-right{float:right !important}.float-lg-none{float:none !important}}@media (min-width: 1280px){.float-xl-left{float:left !important}.float-xl-right{float:right !important}.float-xl-none{float:none !important}}.width-fit{max-width:100% !important}.width-full{width:100% !important}.height-fit{max-height:100% !important}.height-full{height:100% !important}.min-width-0{min-width:0 !important}.direction-rtl{direction:rtl !important}.direction-ltr{direction:ltr !important}@media (min-width: 544px){.direction-sm-rtl{direction:rtl !important}.direction-sm-ltr{direction:ltr !important}}@media (min-width: 768px){.direction-md-rtl{direction:rtl !important}.direction-md-ltr{direction:ltr !important}}@media (min-width: 1012px){.direction-lg-rtl{direction:rtl !important}.direction-lg-ltr{direction:ltr !important}}@media (min-width: 1280px){.direction-xl-rtl{direction:rtl !important}.direction-xl-ltr{direction:ltr !important}}.m-0{margin:0 !important}.mt-0{margin-top:0 !important}.mr-0{margin-right:0 !important}.mb-0{margin-bottom:0 !important}.ml-0{margin-left:0 !important}.mx-0{margin-right:0 !important;margin-left:0 !important}.my-0{margin-top:0 !important;margin-bottom:0 !important}.m-1{margin:4px !important}.mt-1{margin-top:4px !important}.mr-1{margin-right:4px !important}.mb-1{margin-bottom:4px !important}.ml-1{margin-left:4px !important}.mt-n1{margin-top:-4px !important}.mr-n1{margin-right:-4px !important}.mb-n1{margin-bottom:-4px !important}.ml-n1{margin-left:-4px !important}.mx-1{margin-right:4px !important;margin-left:4px !important}.my-1{margin-top:4px !important;margin-bottom:4px !important}.m-2{margin:8px !important}.mt-2{margin-top:8px !important}.mr-2{margin-right:8px !important}.mb-2{margin-bottom:8px !important}.ml-2{margin-left:8px !important}.mt-n2{margin-top:-8px !important}.mr-n2{margin-right:-8px !important}.mb-n2{margin-bottom:-8px !important}.ml-n2{margin-left:-8px !important}.mx-2{margin-right:8px !important;margin-left:8px !important}.my-2{margin-top:8px !important;margin-bottom:8px !important}.m-3{margin:16px !important}.mt-3{margin-top:16px !important}.mr-3{margin-right:16px !important}.mb-3{margin-bottom:16px !important}.ml-3{margin-left:16px !important}.mt-n3{margin-top:-16px !important}.mr-n3{margin-right:-16px !important}.mb-n3{margin-bottom:-16px !important}.ml-n3{margin-left:-16px !important}.mx-3{margin-right:16px !important;margin-left:16px !important}.my-3{margin-top:16px !important;margin-bottom:16px !important}.m-4{margin:24px !important}.mt-4{margin-top:24px !important}.mr-4{margin-right:24px !important}.mb-4{margin-bottom:24px !important}.ml-4{margin-left:24px !important}.mt-n4{margin-top:-24px !important}.mr-n4{margin-right:-24px !important}.mb-n4{margin-bottom:-24px !important}.ml-n4{margin-left:-24px !important}.mx-4{margin-right:24px !important;margin-left:24px !important}.my-4{margin-top:24px !important;margin-bottom:24px !important}.m-5{margin:32px !important}.mt-5{margin-top:32px !important}.mr-5{margin-right:32px !important}.mb-5{margin-bottom:32px !important}.ml-5{margin-left:32px !important}.mt-n5{margin-top:-32px !important}.mr-n5{margin-right:-32px !important}.mb-n5{margin-bottom:-32px !important}.ml-n5{margin-left:-32px !important}.mx-5{margin-right:32px !important;margin-left:32px !important}.my-5{margin-top:32px !important;margin-bottom:32px !important}.m-6{margin:40px !important}.mt-6{margin-top:40px !important}.mr-6{margin-right:40px !important}.mb-6{margin-bottom:40px !important}.ml-6{margin-left:40px !important}.mt-n6{margin-top:-40px !important}.mr-n6{margin-right:-40px !important}.mb-n6{margin-bottom:-40px !important}.ml-n6{margin-left:-40px !important}.mx-6{margin-right:40px !important;margin-left:40px !important}.my-6{margin-top:40px !important;margin-bottom:40px !important}.mx-auto{margin-right:auto !important;margin-left:auto !important}@media (min-width: 544px){.m-sm-0{margin:0 !important}.mt-sm-0{margin-top:0 !important}.mr-sm-0{margin-right:0 !important}.mb-sm-0{margin-bottom:0 !important}.ml-sm-0{margin-left:0 !important}.mx-sm-0{margin-right:0 !important;margin-left:0 !important}.my-sm-0{margin-top:0 !important;margin-bottom:0 !important}.m-sm-1{margin:4px !important}.mt-sm-1{margin-top:4px !important}.mr-sm-1{margin-right:4px !important}.mb-sm-1{margin-bottom:4px !important}.ml-sm-1{margin-left:4px !important}.mt-sm-n1{margin-top:-4px !important}.mr-sm-n1{margin-right:-4px !important}.mb-sm-n1{margin-bottom:-4px !important}.ml-sm-n1{margin-left:-4px !important}.mx-sm-1{margin-right:4px !important;margin-left:4px !important}.my-sm-1{margin-top:4px !important;margin-bottom:4px !important}.m-sm-2{margin:8px !important}.mt-sm-2{margin-top:8px !important}.mr-sm-2{margin-right:8px !important}.mb-sm-2{margin-bottom:8px !important}.ml-sm-2{margin-left:8px !important}.mt-sm-n2{margin-top:-8px !important}.mr-sm-n2{margin-right:-8px !important}.mb-sm-n2{margin-bottom:-8px !important}.ml-sm-n2{margin-left:-8px !important}.mx-sm-2{margin-right:8px !important;margin-left:8px !important}.my-sm-2{margin-top:8px !important;margin-bottom:8px !important}.m-sm-3{margin:16px !important}.mt-sm-3{margin-top:16px !important}.mr-sm-3{margin-right:16px !important}.mb-sm-3{margin-bottom:16px !important}.ml-sm-3{margin-left:16px !important}.mt-sm-n3{margin-top:-16px !important}.mr-sm-n3{margin-right:-16px !important}.mb-sm-n3{margin-bottom:-16px !important}.ml-sm-n3{margin-left:-16px !important}.mx-sm-3{margin-right:16px !important;margin-left:16px !important}.my-sm-3{margin-top:16px !important;margin-bottom:16px !important}.m-sm-4{margin:24px !important}.mt-sm-4{margin-top:24px !important}.mr-sm-4{margin-right:24px !important}.mb-sm-4{margin-bottom:24px !important}.ml-sm-4{margin-left:24px !important}.mt-sm-n4{margin-top:-24px !important}.mr-sm-n4{margin-right:-24px !important}.mb-sm-n4{margin-bottom:-24px !important}.ml-sm-n4{margin-left:-24px !important}.mx-sm-4{margin-right:24px !important;margin-left:24px !important}.my-sm-4{margin-top:24px !important;margin-bottom:24px !important}.m-sm-5{margin:32px !important}.mt-sm-5{margin-top:32px !important}.mr-sm-5{margin-right:32px !important}.mb-sm-5{margin-bottom:32px !important}.ml-sm-5{margin-left:32px !important}.mt-sm-n5{margin-top:-32px !important}.mr-sm-n5{margin-right:-32px !important}.mb-sm-n5{margin-bottom:-32px !important}.ml-sm-n5{margin-left:-32px !important}.mx-sm-5{margin-right:32px !important;margin-left:32px !important}.my-sm-5{margin-top:32px !important;margin-bottom:32px !important}.m-sm-6{margin:40px !important}.mt-sm-6{margin-top:40px !important}.mr-sm-6{margin-right:40px !important}.mb-sm-6{margin-bottom:40px !important}.ml-sm-6{margin-left:40px !important}.mt-sm-n6{margin-top:-40px !important}.mr-sm-n6{margin-right:-40px !important}.mb-sm-n6{margin-bottom:-40px !important}.ml-sm-n6{margin-left:-40px !important}.mx-sm-6{margin-right:40px !important;margin-left:40px !important}.my-sm-6{margin-top:40px !important;margin-bottom:40px !important}.mx-sm-auto{margin-right:auto !important;margin-left:auto !important}}@media (min-width: 768px){.m-md-0{margin:0 !important}.mt-md-0{margin-top:0 !important}.mr-md-0{margin-right:0 !important}.mb-md-0{margin-bottom:0 !important}.ml-md-0{margin-left:0 !important}.mx-md-0{margin-right:0 !important;margin-left:0 !important}.my-md-0{margin-top:0 !important;margin-bottom:0 !important}.m-md-1{margin:4px !important}.mt-md-1{margin-top:4px !important}.mr-md-1{margin-right:4px !important}.mb-md-1{margin-bottom:4px !important}.ml-md-1{margin-left:4px !important}.mt-md-n1{margin-top:-4px !important}.mr-md-n1{margin-right:-4px !important}.mb-md-n1{margin-bottom:-4px !important}.ml-md-n1{margin-left:-4px !important}.mx-md-1{margin-right:4px !important;margin-left:4px !important}.my-md-1{margin-top:4px !important;margin-bottom:4px !important}.m-md-2{margin:8px !important}.mt-md-2{margin-top:8px !important}.mr-md-2{margin-right:8px !important}.mb-md-2{margin-bottom:8px !important}.ml-md-2{margin-left:8px !important}.mt-md-n2{margin-top:-8px !important}.mr-md-n2{margin-right:-8px !important}.mb-md-n2{margin-bottom:-8px !important}.ml-md-n2{margin-left:-8px !important}.mx-md-2{margin-right:8px !important;margin-left:8px !important}.my-md-2{margin-top:8px !important;margin-bottom:8px !important}.m-md-3{margin:16px !important}.mt-md-3{margin-top:16px !important}.mr-md-3{margin-right:16px !important}.mb-md-3{margin-bottom:16px !important}.ml-md-3{margin-left:16px !important}.mt-md-n3{margin-top:-16px !important}.mr-md-n3{margin-right:-16px !important}.mb-md-n3{margin-bottom:-16px !important}.ml-md-n3{margin-left:-16px !important}.mx-md-3{margin-right:16px !important;margin-left:16px !important}.my-md-3{margin-top:16px !important;margin-bottom:16px !important}.m-md-4{margin:24px !important}.mt-md-4{margin-top:24px !important}.mr-md-4{margin-right:24px !important}.mb-md-4{margin-bottom:24px !important}.ml-md-4{margin-left:24px !important}.mt-md-n4{margin-top:-24px !important}.mr-md-n4{margin-right:-24px !important}.mb-md-n4{margin-bottom:-24px !important}.ml-md-n4{margin-left:-24px !important}.mx-md-4{margin-right:24px !important;margin-left:24px !important}.my-md-4{margin-top:24px !important;margin-bottom:24px !important}.m-md-5{margin:32px !important}.mt-md-5{margin-top:32px !important}.mr-md-5{margin-right:32px !important}.mb-md-5{margin-bottom:32px !important}.ml-md-5{margin-left:32px !important}.mt-md-n5{margin-top:-32px !important}.mr-md-n5{margin-right:-32px !important}.mb-md-n5{margin-bottom:-32px !important}.ml-md-n5{margin-left:-32px !important}.mx-md-5{margin-right:32px !important;margin-left:32px !important}.my-md-5{margin-top:32px !important;margin-bottom:32px !important}.m-md-6{margin:40px !important}.mt-md-6{margin-top:40px !important}.mr-md-6{margin-right:40px !important}.mb-md-6{margin-bottom:40px !important}.ml-md-6{margin-left:40px !important}.mt-md-n6{margin-top:-40px !important}.mr-md-n6{margin-right:-40px !important}.mb-md-n6{margin-bottom:-40px !important}.ml-md-n6{margin-left:-40px !important}.mx-md-6{margin-right:40px !important;margin-left:40px !important}.my-md-6{margin-top:40px !important;margin-bottom:40px !important}.mx-md-auto{margin-right:auto !important;margin-left:auto !important}}@media (min-width: 1012px){.m-lg-0{margin:0 !important}.mt-lg-0{margin-top:0 !important}.mr-lg-0{margin-right:0 !important}.mb-lg-0{margin-bottom:0 !important}.ml-lg-0{margin-left:0 !important}.mx-lg-0{margin-right:0 !important;margin-left:0 !important}.my-lg-0{margin-top:0 !important;margin-bottom:0 !important}.m-lg-1{margin:4px !important}.mt-lg-1{margin-top:4px !important}.mr-lg-1{margin-right:4px !important}.mb-lg-1{margin-bottom:4px !important}.ml-lg-1{margin-left:4px !important}.mt-lg-n1{margin-top:-4px !important}.mr-lg-n1{margin-right:-4px !important}.mb-lg-n1{margin-bottom:-4px !important}.ml-lg-n1{margin-left:-4px !important}.mx-lg-1{margin-right:4px !important;margin-left:4px !important}.my-lg-1{margin-top:4px !important;margin-bottom:4px !important}.m-lg-2{margin:8px !important}.mt-lg-2{margin-top:8px !important}.mr-lg-2{margin-right:8px !important}.mb-lg-2{margin-bottom:8px !important}.ml-lg-2{margin-left:8px !important}.mt-lg-n2{margin-top:-8px !important}.mr-lg-n2{margin-right:-8px !important}.mb-lg-n2{margin-bottom:-8px !important}.ml-lg-n2{margin-left:-8px !important}.mx-lg-2{margin-right:8px !important;margin-left:8px !important}.my-lg-2{margin-top:8px !important;margin-bottom:8px !important}.m-lg-3{margin:16px !important}.mt-lg-3{margin-top:16px !important}.mr-lg-3{margin-right:16px !important}.mb-lg-3{margin-bottom:16px !important}.ml-lg-3{margin-left:16px !important}.mt-lg-n3{margin-top:-16px !important}.mr-lg-n3{margin-right:-16px !important}.mb-lg-n3{margin-bottom:-16px !important}.ml-lg-n3{margin-left:-16px !important}.mx-lg-3{margin-right:16px !important;margin-left:16px !important}.my-lg-3{margin-top:16px !important;margin-bottom:16px !important}.m-lg-4{margin:24px !important}.mt-lg-4{margin-top:24px !important}.mr-lg-4{margin-right:24px !important}.mb-lg-4{margin-bottom:24px !important}.ml-lg-4{margin-left:24px !important}.mt-lg-n4{margin-top:-24px !important}.mr-lg-n4{margin-right:-24px !important}.mb-lg-n4{margin-bottom:-24px !important}.ml-lg-n4{margin-left:-24px !important}.mx-lg-4{margin-right:24px !important;margin-left:24px !important}.my-lg-4{margin-top:24px !important;margin-bottom:24px !important}.m-lg-5{margin:32px !important}.mt-lg-5{margin-top:32px !important}.mr-lg-5{margin-right:32px !important}.mb-lg-5{margin-bottom:32px !important}.ml-lg-5{margin-left:32px !important}.mt-lg-n5{margin-top:-32px !important}.mr-lg-n5{margin-right:-32px !important}.mb-lg-n5{margin-bottom:-32px !important}.ml-lg-n5{margin-left:-32px !important}.mx-lg-5{margin-right:32px !important;margin-left:32px !important}.my-lg-5{margin-top:32px !important;margin-bottom:32px !important}.m-lg-6{margin:40px !important}.mt-lg-6{margin-top:40px !important}.mr-lg-6{margin-right:40px !important}.mb-lg-6{margin-bottom:40px !important}.ml-lg-6{margin-left:40px !important}.mt-lg-n6{margin-top:-40px !important}.mr-lg-n6{margin-right:-40px !important}.mb-lg-n6{margin-bottom:-40px !important}.ml-lg-n6{margin-left:-40px !important}.mx-lg-6{margin-right:40px !important;margin-left:40px !important}.my-lg-6{margin-top:40px !important;margin-bottom:40px !important}.mx-lg-auto{margin-right:auto !important;margin-left:auto !important}}@media (min-width: 1280px){.m-xl-0{margin:0 !important}.mt-xl-0{margin-top:0 !important}.mr-xl-0{margin-right:0 !important}.mb-xl-0{margin-bottom:0 !important}.ml-xl-0{margin-left:0 !important}.mx-xl-0{margin-right:0 !important;margin-left:0 !important}.my-xl-0{margin-top:0 !important;margin-bottom:0 !important}.m-xl-1{margin:4px !important}.mt-xl-1{margin-top:4px !important}.mr-xl-1{margin-right:4px !important}.mb-xl-1{margin-bottom:4px !important}.ml-xl-1{margin-left:4px !important}.mt-xl-n1{margin-top:-4px !important}.mr-xl-n1{margin-right:-4px !important}.mb-xl-n1{margin-bottom:-4px !important}.ml-xl-n1{margin-left:-4px !important}.mx-xl-1{margin-right:4px !important;margin-left:4px !important}.my-xl-1{margin-top:4px !important;margin-bottom:4px !important}.m-xl-2{margin:8px !important}.mt-xl-2{margin-top:8px !important}.mr-xl-2{margin-right:8px !important}.mb-xl-2{margin-bottom:8px !important}.ml-xl-2{margin-left:8px !important}.mt-xl-n2{margin-top:-8px !important}.mr-xl-n2{margin-right:-8px !important}.mb-xl-n2{margin-bottom:-8px !important}.ml-xl-n2{margin-left:-8px !important}.mx-xl-2{margin-right:8px !important;margin-left:8px !important}.my-xl-2{margin-top:8px !important;margin-bottom:8px !important}.m-xl-3{margin:16px !important}.mt-xl-3{margin-top:16px !important}.mr-xl-3{margin-right:16px !important}.mb-xl-3{margin-bottom:16px !important}.ml-xl-3{margin-left:16px !important}.mt-xl-n3{margin-top:-16px !important}.mr-xl-n3{margin-right:-16px !important}.mb-xl-n3{margin-bottom:-16px !important}.ml-xl-n3{margin-left:-16px !important}.mx-xl-3{margin-right:16px !important;margin-left:16px !important}.my-xl-3{margin-top:16px !important;margin-bottom:16px !important}.m-xl-4{margin:24px !important}.mt-xl-4{margin-top:24px !important}.mr-xl-4{margin-right:24px !important}.mb-xl-4{margin-bottom:24px !important}.ml-xl-4{margin-left:24px !important}.mt-xl-n4{margin-top:-24px !important}.mr-xl-n4{margin-right:-24px !important}.mb-xl-n4{margin-bottom:-24px !important}.ml-xl-n4{margin-left:-24px !important}.mx-xl-4{margin-right:24px !important;margin-left:24px !important}.my-xl-4{margin-top:24px !important;margin-bottom:24px !important}.m-xl-5{margin:32px !important}.mt-xl-5{margin-top:32px !important}.mr-xl-5{margin-right:32px !important}.mb-xl-5{margin-bottom:32px !important}.ml-xl-5{margin-left:32px !important}.mt-xl-n5{margin-top:-32px !important}.mr-xl-n5{margin-right:-32px !important}.mb-xl-n5{margin-bottom:-32px !important}.ml-xl-n5{margin-left:-32px !important}.mx-xl-5{margin-right:32px !important;margin-left:32px !important}.my-xl-5{margin-top:32px !important;margin-bottom:32px !important}.m-xl-6{margin:40px !important}.mt-xl-6{margin-top:40px !important}.mr-xl-6{margin-right:40px !important}.mb-xl-6{margin-bottom:40px !important}.ml-xl-6{margin-left:40px !important}.mt-xl-n6{margin-top:-40px !important}.mr-xl-n6{margin-right:-40px !important}.mb-xl-n6{margin-bottom:-40px !important}.ml-xl-n6{margin-left:-40px !important}.mx-xl-6{margin-right:40px !important;margin-left:40px !important}.my-xl-6{margin-top:40px !important;margin-bottom:40px !important}.mx-xl-auto{margin-right:auto !important;margin-left:auto !important}}.p-0{padding:0 !important}.pt-0{padding-top:0 !important}.pr-0{padding-right:0 !important}.pb-0{padding-bottom:0 !important}.pl-0{padding-left:0 !important}.px-0{padding-right:0 !important;padding-left:0 !important}.py-0{padding-top:0 !important;padding-bottom:0 !important}.p-1{padding:4px !important}.pt-1{padding-top:4px !important}.pr-1{padding-right:4px !important}.pb-1{padding-bottom:4px !important}.pl-1{padding-left:4px !important}.px-1{padding-right:4px !important;padding-left:4px !important}.py-1{padding-top:4px !important;padding-bottom:4px !important}.p-2{padding:8px !important}.pt-2{padding-top:8px !important}.pr-2{padding-right:8px !important}.pb-2{padding-bottom:8px !important}.pl-2{padding-left:8px !important}.px-2{padding-right:8px !important;padding-left:8px !important}.py-2{padding-top:8px !important;padding-bottom:8px !important}.p-3{padding:16px !important}.pt-3{padding-top:16px !important}.pr-3{padding-right:16px !important}.pb-3{padding-bottom:16px !important}.pl-3{padding-left:16px !important}.px-3{padding-right:16px !important;padding-left:16px !important}.py-3{padding-top:16px !important;padding-bottom:16px !important}.p-4{padding:24px !important}.pt-4{padding-top:24px !important}.pr-4{padding-right:24px !important}.pb-4{padding-bottom:24px !important}.pl-4{padding-left:24px !important}.px-4{padding-right:24px !important;padding-left:24px !important}.py-4{padding-top:24px !important;padding-bottom:24px !important}.p-5{padding:32px !important}.pt-5{padding-top:32px !important}.pr-5{padding-right:32px !important}.pb-5{padding-bottom:32px !important}.pl-5{padding-left:32px !important}.px-5{padding-right:32px !important;padding-left:32px !important}.py-5{padding-top:32px !important;padding-bottom:32px !important}.p-6{padding:40px !important}.pt-6{padding-top:40px !important}.pr-6{padding-right:40px !important}.pb-6{padding-bottom:40px !important}.pl-6{padding-left:40px !important}.px-6{padding-right:40px !important;padding-left:40px !important}.py-6{padding-top:40px !important;padding-bottom:40px !important}@media (min-width: 544px){.p-sm-0{padding:0 !important}.pt-sm-0{padding-top:0 !important}.pr-sm-0{padding-right:0 !important}.pb-sm-0{padding-bottom:0 !important}.pl-sm-0{padding-left:0 !important}.px-sm-0{padding-right:0 !important;padding-left:0 !important}.py-sm-0{padding-top:0 !important;padding-bottom:0 !important}.p-sm-1{padding:4px !important}.pt-sm-1{padding-top:4px !important}.pr-sm-1{padding-right:4px !important}.pb-sm-1{padding-bottom:4px !important}.pl-sm-1{padding-left:4px !important}.px-sm-1{padding-right:4px !important;padding-left:4px !important}.py-sm-1{padding-top:4px !important;padding-bottom:4px !important}.p-sm-2{padding:8px !important}.pt-sm-2{padding-top:8px !important}.pr-sm-2{padding-right:8px !important}.pb-sm-2{padding-bottom:8px !important}.pl-sm-2{padding-left:8px !important}.px-sm-2{padding-right:8px !important;padding-left:8px !important}.py-sm-2{padding-top:8px !important;padding-bottom:8px !important}.p-sm-3{padding:16px !important}.pt-sm-3{padding-top:16px !important}.pr-sm-3{padding-right:16px !important}.pb-sm-3{padding-bottom:16px !important}.pl-sm-3{padding-left:16px !important}.px-sm-3{padding-right:16px !important;padding-left:16px !important}.py-sm-3{padding-top:16px !important;padding-bottom:16px !important}.p-sm-4{padding:24px !important}.pt-sm-4{padding-top:24px !important}.pr-sm-4{padding-right:24px !important}.pb-sm-4{padding-bottom:24px !important}.pl-sm-4{padding-left:24px !important}.px-sm-4{padding-right:24px !important;padding-left:24px !important}.py-sm-4{padding-top:24px !important;padding-bottom:24px !important}.p-sm-5{padding:32px !important}.pt-sm-5{padding-top:32px !important}.pr-sm-5{padding-right:32px !important}.pb-sm-5{padding-bottom:32px !important}.pl-sm-5{padding-left:32px !important}.px-sm-5{padding-right:32px !important;padding-left:32px !important}.py-sm-5{padding-top:32px !important;padding-bottom:32px !important}.p-sm-6{padding:40px !important}.pt-sm-6{padding-top:40px !important}.pr-sm-6{padding-right:40px !important}.pb-sm-6{padding-bottom:40px !important}.pl-sm-6{padding-left:40px !important}.px-sm-6{padding-right:40px !important;padding-left:40px !important}.py-sm-6{padding-top:40px !important;padding-bottom:40px !important}}@media (min-width: 768px){.p-md-0{padding:0 !important}.pt-md-0{padding-top:0 !important}.pr-md-0{padding-right:0 !important}.pb-md-0{padding-bottom:0 !important}.pl-md-0{padding-left:0 !important}.px-md-0{padding-right:0 !important;padding-left:0 !important}.py-md-0{padding-top:0 !important;padding-bottom:0 !important}.p-md-1{padding:4px !important}.pt-md-1{padding-top:4px !important}.pr-md-1{padding-right:4px !important}.pb-md-1{padding-bottom:4px !important}.pl-md-1{padding-left:4px !important}.px-md-1{padding-right:4px !important;padding-left:4px !important}.py-md-1{padding-top:4px !important;padding-bottom:4px !important}.p-md-2{padding:8px !important}.pt-md-2{padding-top:8px !important}.pr-md-2{padding-right:8px !important}.pb-md-2{padding-bottom:8px !important}.pl-md-2{padding-left:8px !important}.px-md-2{padding-right:8px !important;padding-left:8px !important}.py-md-2{padding-top:8px !important;padding-bottom:8px !important}.p-md-3{padding:16px !important}.pt-md-3{padding-top:16px !important}.pr-md-3{padding-right:16px !important}.pb-md-3{padding-bottom:16px !important}.pl-md-3{padding-left:16px !important}.px-md-3{padding-right:16px !important;padding-left:16px !important}.py-md-3{padding-top:16px !important;padding-bottom:16px !important}.p-md-4{padding:24px !important}.pt-md-4{padding-top:24px !important}.pr-md-4{padding-right:24px !important}.pb-md-4{padding-bottom:24px !important}.pl-md-4{padding-left:24px !important}.px-md-4{padding-right:24px !important;padding-left:24px !important}.py-md-4{padding-top:24px !important;padding-bottom:24px !important}.p-md-5{padding:32px !important}.pt-md-5{padding-top:32px !important}.pr-md-5{padding-right:32px !important}.pb-md-5{padding-bottom:32px !important}.pl-md-5{padding-left:32px !important}.px-md-5{padding-right:32px !important;padding-left:32px !important}.py-md-5{padding-top:32px !important;padding-bottom:32px !important}.p-md-6{padding:40px !important}.pt-md-6{padding-top:40px !important}.pr-md-6{padding-right:40px !important}.pb-md-6{padding-bottom:40px !important}.pl-md-6{padding-left:40px !important}.px-md-6{padding-right:40px !important;padding-left:40px !important}.py-md-6{padding-top:40px !important;padding-bottom:40px !important}}@media (min-width: 1012px){.p-lg-0{padding:0 !important}.pt-lg-0{padding-top:0 !important}.pr-lg-0{padding-right:0 !important}.pb-lg-0{padding-bottom:0 !important}.pl-lg-0{padding-left:0 !important}.px-lg-0{padding-right:0 !important;padding-left:0 !important}.py-lg-0{padding-top:0 !important;padding-bottom:0 !important}.p-lg-1{padding:4px !important}.pt-lg-1{padding-top:4px !important}.pr-lg-1{padding-right:4px !important}.pb-lg-1{padding-bottom:4px !important}.pl-lg-1{padding-left:4px !important}.px-lg-1{padding-right:4px !important;padding-left:4px !important}.py-lg-1{padding-top:4px !important;padding-bottom:4px !important}.p-lg-2{padding:8px !important}.pt-lg-2{padding-top:8px !important}.pr-lg-2{padding-right:8px !important}.pb-lg-2{padding-bottom:8px !important}.pl-lg-2{padding-left:8px !important}.px-lg-2{padding-right:8px !important;padding-left:8px !important}.py-lg-2{padding-top:8px !important;padding-bottom:8px !important}.p-lg-3{padding:16px !important}.pt-lg-3{padding-top:16px !important}.pr-lg-3{padding-right:16px !important}.pb-lg-3{padding-bottom:16px !important}.pl-lg-3{padding-left:16px !important}.px-lg-3{padding-right:16px !important;padding-left:16px !important}.py-lg-3{padding-top:16px !important;padding-bottom:16px !important}.p-lg-4{padding:24px !important}.pt-lg-4{padding-top:24px !important}.pr-lg-4{padding-right:24px !important}.pb-lg-4{padding-bottom:24px !important}.pl-lg-4{padding-left:24px !important}.px-lg-4{padding-right:24px !important;padding-left:24px !important}.py-lg-4{padding-top:24px !important;padding-bottom:24px !important}.p-lg-5{padding:32px !important}.pt-lg-5{padding-top:32px !important}.pr-lg-5{padding-right:32px !important}.pb-lg-5{padding-bottom:32px !important}.pl-lg-5{padding-left:32px !important}.px-lg-5{padding-right:32px !important;padding-left:32px !important}.py-lg-5{padding-top:32px !important;padding-bottom:32px !important}.p-lg-6{padding:40px !important}.pt-lg-6{padding-top:40px !important}.pr-lg-6{padding-right:40px !important}.pb-lg-6{padding-bottom:40px !important}.pl-lg-6{padding-left:40px !important}.px-lg-6{padding-right:40px !important;padding-left:40px !important}.py-lg-6{padding-top:40px !important;padding-bottom:40px !important}}@media (min-width: 1280px){.p-xl-0{padding:0 !important}.pt-xl-0{padding-top:0 !important}.pr-xl-0{padding-right:0 !important}.pb-xl-0{padding-bottom:0 !important}.pl-xl-0{padding-left:0 !important}.px-xl-0{padding-right:0 !important;padding-left:0 !important}.py-xl-0{padding-top:0 !important;padding-bottom:0 !important}.p-xl-1{padding:4px !important}.pt-xl-1{padding-top:4px !important}.pr-xl-1{padding-right:4px !important}.pb-xl-1{padding-bottom:4px !important}.pl-xl-1{padding-left:4px !important}.px-xl-1{padding-right:4px !important;padding-left:4px !important}.py-xl-1{padding-top:4px !important;padding-bottom:4px !important}.p-xl-2{padding:8px !important}.pt-xl-2{padding-top:8px !important}.pr-xl-2{padding-right:8px !important}.pb-xl-2{padding-bottom:8px !important}.pl-xl-2{padding-left:8px !important}.px-xl-2{padding-right:8px !important;padding-left:8px !important}.py-xl-2{padding-top:8px !important;padding-bottom:8px !important}.p-xl-3{padding:16px !important}.pt-xl-3{padding-top:16px !important}.pr-xl-3{padding-right:16px !important}.pb-xl-3{padding-bottom:16px !important}.pl-xl-3{padding-left:16px !important}.px-xl-3{padding-right:16px !important;padding-left:16px !important}.py-xl-3{padding-top:16px !important;padding-bottom:16px !important}.p-xl-4{padding:24px !important}.pt-xl-4{padding-top:24px !important}.pr-xl-4{padding-right:24px !important}.pb-xl-4{padding-bottom:24px !important}.pl-xl-4{padding-left:24px !important}.px-xl-4{padding-right:24px !important;padding-left:24px !important}.py-xl-4{padding-top:24px !important;padding-bottom:24px !important}.p-xl-5{padding:32px !important}.pt-xl-5{padding-top:32px !important}.pr-xl-5{padding-right:32px !important}.pb-xl-5{padding-bottom:32px !important}.pl-xl-5{padding-left:32px !important}.px-xl-5{padding-right:32px !important;padding-left:32px !important}.py-xl-5{padding-top:32px !important;padding-bottom:32px !important}.p-xl-6{padding:40px !important}.pt-xl-6{padding-top:40px !important}.pr-xl-6{padding-right:40px !important}.pb-xl-6{padding-bottom:40px !important}.pl-xl-6{padding-left:40px !important}.px-xl-6{padding-right:40px !important;padding-left:40px !important}.py-xl-6{padding-top:40px !important;padding-bottom:40px !important}}.p-responsive{padding-right:16px !important;padding-left:16px !important}@media (min-width: 544px){.p-responsive{padding-right:40px !important;padding-left:40px !important}}@media (min-width: 1012px){.p-responsive{padding-right:16px !important;padding-left:16px !important}}.h1{font-size:26px !important}@media (min-width: 768px){.h1{font-size:32px !important}}.h2{font-size:22px !important}@media (min-width: 768px){.h2{font-size:24px !important}}.h3{font-size:18px !important}@media (min-width: 768px){.h3{font-size:20px !important}}.h4{font-size:16px !important}.h5{font-size:14px !important}.h6{font-size:12px !important}.h1,.h2,.h3,.h4,.h5,.h6{font-weight:600 !important}.f1{font-size:26px !important}@media (min-width: 768px){.f1{font-size:32px !important}}.f2{font-size:22px !important}@media (min-width: 768px){.f2{font-size:24px !important}}.f3{font-size:18px !important}@media (min-width: 768px){.f3{font-size:20px !important}}.f4{font-size:16px !important}@media (min-width: 768px){.f4{font-size:16px !important}}.f5{font-size:14px !important}.f6{font-size:12px !important}.f00-light{font-size:40px !important;font-weight:300 !important}@media (min-width: 768px){.f00-light{font-size:48px !important}}.f0-light{font-size:32px !important;font-weight:300 !important}@media (min-width: 768px){.f0-light{font-size:40px !important}}.f1-light{font-size:26px !important;font-weight:300 !important}@media (min-width: 768px){.f1-light{font-size:32px !important}}.f2-light{font-size:22px !important;font-weight:300 !important}@media (min-width: 768px){.f2-light{font-size:24px !important}}.f3-light{font-size:18px !important;font-weight:300 !important}@media (min-width: 768px){.f3-light{font-size:20px !important}}.text-small{font-size:12px !important}.lead{margin-bottom:30px;font-size:20px;font-weight:300;color:#586069}.lh-condensed-ultra{line-height:1 !important}.lh-condensed{line-height:1.25 !important}.lh-default{line-height:1.5 !important}.lh-0{line-height:0 !important}.text-right{text-align:right !important}.text-left{text-align:left !important}.text-center{text-align:center !important}@media (min-width: 544px){.text-sm-right{text-align:right !important}.text-sm-left{text-align:left !important}.text-sm-center{text-align:center !important}}@media (min-width: 768px){.text-md-right{text-align:right !important}.text-md-left{text-align:left !important}.text-md-center{text-align:center !important}}@media (min-width: 1012px){.text-lg-right{text-align:right !important}.text-lg-left{text-align:left !important}.text-lg-center{text-align:center !important}}@media (min-width: 1280px){.text-xl-right{text-align:right !important}.text-xl-left{text-align:left !important}.text-xl-center{text-align:center !important}}.text-normal{font-weight:400 !important}.text-bold{font-weight:600 !important}.text-italic{font-style:italic !important}.text-uppercase{text-transform:uppercase !important}.text-underline{text-decoration:underline !important}.no-underline{text-decoration:none !important}.no-wrap{white-space:nowrap !important}.ws-normal{white-space:normal !important}.wb-break-all{word-break:break-all !important}.text-emphasized{font-weight:600;color:#24292e}.list-style-none{list-style:none !important}.text-shadow-dark{text-shadow:0 1px 1px rgba(27,31,35,0.25),0 1px 25px rgba(27,31,35,0.75)}.text-shadow-light{text-shadow:0 1px 0 rgba(255,255,255,0.5)}.text-mono{font-family:"SFMono-Regular",Consolas,"Liberation Mono",Menlo,Courier,monospace}.user-select-none{user-select:none !important}.d-block{display:block !important}.d-flex{display:flex !important}.d-inline{display:inline !important}.d-inline-block{display:inline-block !important}.d-inline-flex{display:inline-flex !important}.d-none{display:none !important}.d-table{display:table !important}.d-table-cell{display:table-cell !important}@media (min-width: 544px){.d-sm-block{display:block !important}.d-sm-flex{display:flex !important}.d-sm-inline{display:inline !important}.d-sm-inline-block{display:inline-block !important}.d-sm-inline-flex{display:inline-flex !important}.d-sm-none{display:none !important}.d-sm-table{display:table !important}.d-sm-table-cell{display:table-cell !important}}@media (min-width: 768px){.d-md-block{display:block !important}.d-md-flex{display:flex !important}.d-md-inline{display:inline !important}.d-md-inline-block{display:inline-block !important}.d-md-inline-flex{display:inline-flex !important}.d-md-none{display:none !important}.d-md-table{display:table !important}.d-md-table-cell{display:table-cell !important}}@media (min-width: 1012px){.d-lg-block{display:block !important}.d-lg-flex{display:flex !important}.d-lg-inline{display:inline !important}.d-lg-inline-block{display:inline-block !important}.d-lg-inline-flex{display:inline-flex !important}.d-lg-none{display:none !important}.d-lg-table{display:table !important}.d-lg-table-cell{display:table-cell !important}}@media (min-width: 1280px){.d-xl-block{display:block !important}.d-xl-flex{display:flex !important}.d-xl-inline{display:inline !important}.d-xl-inline-block{display:inline-block !important}.d-xl-inline-flex{display:inline-flex !important}.d-xl-none{display:none !important}.d-xl-table{display:table !important}.d-xl-table-cell{display:table-cell !important}}.v-hidden{visibility:hidden !important}.v-visible{visibility:visible !important}@media (max-width: 544px){.hide-sm{display:none !important}}@media (min-width: 544px) and (max-width: 768px){.hide-md{display:none !important}}@media (min-width: 768px) and (max-width: 1012px){.hide-lg{display:none !important}}@media (min-width: 1012px){.hide-xl{display:none !important}}.table-fixed{table-layout:fixed !important}.sr-only{position:absolute;width:1px;height:1px;padding:0;overflow:hidden;clip:rect(0, 0, 0, 0);word-wrap:normal;border:0}.show-on-focus{position:absolute;width:1px;height:1px;margin:0;overflow:hidden;clip:rect(1px, 1px, 1px, 1px)}.show-on-focus:focus{z-index:20;width:auto;height:auto;clip:auto}.container{width:980px;margin-right:auto;margin-left:auto}.container::before{display:table;content:""}.container::after{display:table;clear:both;content:""}.container-md{max-width:768px;margin-right:auto;margin-left:auto}.container-lg{max-width:1012px;margin-right:auto;margin-left:auto}.container-xl{max-width:1280px;margin-right:auto;margin-left:auto}.columns{margin-right:-10px;margin-left:-10px}.columns::before{display:table;content:""}.columns::after{display:table;clear:both;content:""}.column{float:left;padding-right:10px;padding-left:10px}.one-third{width:33.333333%}.two-thirds{width:66.666667%}.one-fourth{width:25%}.one-half{width:50%}.three-fourths{width:75%}.one-fifth{width:20%}.four-fifths{width:80%}.centered{display:block;float:none;margin-right:auto;margin-left:auto}.col-1{width:8.3333333333%}.col-2{width:16.6666666667%}.col-3{width:25%}.col-4{width:33.3333333333%}.col-5{width:41.6666666667%}.col-6{width:50%}.col-7{width:58.3333333333%}.col-8{width:66.6666666667%}.col-9{width:75%}.col-10{width:83.3333333333%}.col-11{width:91.6666666667%}.col-12{width:100%}@media (min-width: 544px){.col-sm-1{width:8.3333333333%}.col-sm-2{width:16.6666666667%}.col-sm-3{width:25%}.col-sm-4{width:33.3333333333%}.col-sm-5{width:41.6666666667%}.col-sm-6{width:50%}.col-sm-7{width:58.3333333333%}.col-sm-8{width:66.6666666667%}.col-sm-9{width:75%}.col-sm-10{width:83.3333333333%}.col-sm-11{width:91.6666666667%}.col-sm-12{width:100%}}@media (min-width: 768px){.col-md-1{width:8.3333333333%}.col-md-2{width:16.6666666667%}.col-md-3{width:25%}.col-md-4{width:33.3333333333%}.col-md-5{width:41.6666666667%}.col-md-6{width:50%}.col-md-7{width:58.3333333333%}.col-md-8{width:66.6666666667%}.col-md-9{width:75%}.col-md-10{width:83.3333333333%}.col-md-11{width:91.6666666667%}.col-md-12{width:100%}}@media (min-width: 1012px){.col-lg-1{width:8.3333333333%}.col-lg-2{width:16.6666666667%}.col-lg-3{width:25%}.col-lg-4{width:33.3333333333%}.col-lg-5{width:41.6666666667%}.col-lg-6{width:50%}.col-lg-7{width:58.3333333333%}.col-lg-8{width:66.6666666667%}.col-lg-9{width:75%}.col-lg-10{width:83.3333333333%}.col-lg-11{width:91.6666666667%}.col-lg-12{width:100%}}@media (min-width: 1280px){.col-xl-1{width:8.3333333333%}.col-xl-2{width:16.6666666667%}.col-xl-3{width:25%}.col-xl-4{width:33.3333333333%}.col-xl-5{width:41.6666666667%}.col-xl-6{width:50%}.col-xl-7{width:58.3333333333%}.col-xl-8{width:66.6666666667%}.col-xl-9{width:75%}.col-xl-10{width:83.3333333333%}.col-xl-11{width:91.6666666667%}.col-xl-12{width:100%}}.gutter{margin-right:-16px;margin-left:-16px}.gutter>[class*="col-"]{padding-right:16px !important;padding-left:16px !important}.gutter-condensed{margin-right:-8px;margin-left:-8px}.gutter-condensed>[class*="col-"]{padding-right:8px !important;padding-left:8px !important}.gutter-spacious{margin-right:-24px;margin-left:-24px}.gutter-spacious>[class*="col-"]{padding-right:24px !important;padding-left:24px !important}@media (min-width: 544px){.gutter-sm{margin-right:-16px;margin-left:-16px}.gutter-sm>[class*="col-"]{padding-right:16px !important;padding-left:16px !important}.gutter-sm-condensed{margin-right:-8px;margin-left:-8px}.gutter-sm-condensed>[class*="col-"]{padding-right:8px !important;padding-left:8px !important}.gutter-sm-spacious{margin-right:-24px;margin-left:-24px}.gutter-sm-spacious>[class*="col-"]{padding-right:24px !important;padding-left:24px !important}}@media (min-width: 768px){.gutter-md{margin-right:-16px;margin-left:-16px}.gutter-md>[class*="col-"]{padding-right:16px !important;padding-left:16px !important}.gutter-md-condensed{margin-right:-8px;margin-left:-8px}.gutter-md-condensed>[class*="col-"]{padding-right:8px !important;padding-left:8px !important}.gutter-md-spacious{margin-right:-24px;margin-left:-24px}.gutter-md-spacious>[class*="col-"]{padding-right:24px !important;padding-left:24px !important}}@media (min-width: 1012px){.gutter-lg{margin-right:-16px;margin-left:-16px}.gutter-lg>[class*="col-"]{padding-right:16px !important;padding-left:16px !important}.gutter-lg-condensed{margin-right:-8px;margin-left:-8px}.gutter-lg-condensed>[class*="col-"]{padding-right:8px !important;padding-left:8px !important}.gutter-lg-spacious{margin-right:-24px;margin-left:-24px}.gutter-lg-spacious>[class*="col-"]{padding-right:24px !important;padding-left:24px !important}}@media (min-width: 1280px){.gutter-xl{margin-right:-16px;margin-left:-16px}.gutter-xl>[class*="col-"]{padding-right:16px !important;padding-left:16px !important}.gutter-xl-condensed{margin-right:-8px;margin-left:-8px}.gutter-xl-condensed>[class*="col-"]{padding-right:8px !important;padding-left:8px !important}.gutter-xl-spacious{margin-right:-24px;margin-left:-24px}.gutter-xl-spacious>[class*="col-"]{padding-right:24px !important;padding-left:24px !important}}.offset-1{margin-left:8.3333333333% !important}.offset-2{margin-left:16.6666666667% !important}.offset-3{margin-left:25% !important}.offset-4{margin-left:33.3333333333% !important}.offset-5{margin-left:41.6666666667% !important}.offset-6{margin-left:50% !important}.offset-7{margin-left:58.3333333333% !important}.offset-8{margin-left:66.6666666667% !important}.offset-9{margin-left:75% !important}.offset-10{margin-left:83.3333333333% !important}.offset-11{margin-left:91.6666666667% !important}@media (min-width: 544px){.offset-sm-1{margin-left:8.3333333333% !important}.offset-sm-2{margin-left:16.6666666667% !important}.offset-sm-3{margin-left:25% !important}.offset-sm-4{margin-left:33.3333333333% !important}.offset-sm-5{margin-left:41.6666666667% !important}.offset-sm-6{margin-left:50% !important}.offset-sm-7{margin-left:58.3333333333% !important}.offset-sm-8{margin-left:66.6666666667% !important}.offset-sm-9{margin-left:75% !important}.offset-sm-10{margin-left:83.3333333333% !important}.offset-sm-11{margin-left:91.6666666667% !important}}@media (min-width: 768px){.offset-md-1{margin-left:8.3333333333% !important}.offset-md-2{margin-left:16.6666666667% !important}.offset-md-3{margin-left:25% !important}.offset-md-4{margin-left:33.3333333333% !important}.offset-md-5{margin-left:41.6666666667% !important}.offset-md-6{margin-left:50% !important}.offset-md-7{margin-left:58.3333333333% !important}.offset-md-8{margin-left:66.6666666667% !important}.offset-md-9{margin-left:75% !important}.offset-md-10{margin-left:83.3333333333% !important}.offset-md-11{margin-left:91.6666666667% !important}}@media (min-width: 1012px){.offset-lg-1{margin-left:8.3333333333% !important}.offset-lg-2{margin-left:16.6666666667% !important}.offset-lg-3{margin-left:25% !important}.offset-lg-4{margin-left:33.3333333333% !important}.offset-lg-5{margin-left:41.6666666667% !important}.offset-lg-6{margin-left:50% !important}.offset-lg-7{margin-left:58.3333333333% !important}.offset-lg-8{margin-left:66.6666666667% !important}.offset-lg-9{margin-left:75% !important}.offset-lg-10{margin-left:83.3333333333% !important}.offset-lg-11{margin-left:91.6666666667% !important}}@media (min-width: 1280px){.offset-xl-1{margin-left:8.3333333333% !important}.offset-xl-2{margin-left:16.6666666667% !important}.offset-xl-3{margin-left:25% !important}.offset-xl-4{margin-left:33.3333333333% !important}.offset-xl-5{margin-left:41.6666666667% !important}.offset-xl-6{margin-left:50% !important}.offset-xl-7{margin-left:58.3333333333% !important}.offset-xl-8{margin-left:66.6666666667% !important}.offset-xl-9{margin-left:75% !important}.offset-xl-10{margin-left:83.3333333333% !important}.offset-xl-11{margin-left:91.6666666667% !important}}.markdown-body{font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,"Segoe UI",Helvetica,Arial,sans-serif,"Apple Color Emoji","Segoe UI Emoji","Segoe UI Symbol";font-size:16px;line-height:1.5;word-wrap:break-word}.markdown-body::before{display:table;content:""}.markdown-body::after{display:table;clear:both;content:""}.markdown-body>*:first-child{margin-top:0 !important}.markdown-body>*:last-child{margin-bottom:0 !important}.markdown-body a:not([href]){color:inherit;text-decoration:none}.markdown-body .absent{color:#cb2431}.markdown-body .anchor{float:left;padding-right:4px;margin-left:-20px;line-height:1}.markdown-body .anchor:focus{outline:none}.markdown-body p,.markdown-body blockquote,.markdown-body ul,.markdown-body ol,.markdown-body dl,.markdown-body table,.markdown-body pre{margin-top:0;margin-bottom:16px}.markdown-body hr{height:.25em;padding:0;margin:24px 0;background-color:#e1e4e8;border:0}.markdown-body blockquote{padding:0 1em;color:#6a737d;border-left:0.25em solid #dfe2e5}.markdown-body blockquote>:first-child{margin-top:0}.markdown-body blockquote>:last-child{margin-bottom:0}.markdown-body kbd{display:inline-block;padding:3px 5px;font-size:11px;line-height:10px;color:#444d56;vertical-align:middle;background-color:#fafbfc;border:solid 1px #c6cbd1;border-bottom-color:#959da5;border-radius:3px;box-shadow:inset 0 -1px 0 #959da5}.markdown-body h1,.markdown-body h2,.markdown-body h3,.markdown-body h4,.markdown-body h5,.markdown-body h6{margin-top:24px;margin-bottom:16px;font-weight:600;line-height:1.25}.markdown-body h1 .octicon-link,.markdown-body h2 .octicon-link,.markdown-body h3 .octicon-link,.markdown-body h4 .octicon-link,.markdown-body h5 .octicon-link,.markdown-body h6 .octicon-link{color:#1b1f23;vertical-align:middle;visibility:hidden}.markdown-body h1:hover .anchor,.markdown-body h2:hover .anchor,.markdown-body h3:hover .anchor,.markdown-body h4:hover .anchor,.markdown-body h5:hover .anchor,.markdown-body h6:hover .anchor{text-decoration:none}.markdown-body h1:hover .anchor .octicon-link,.markdown-body h2:hover .anchor .octicon-link,.markdown-body h3:hover .anchor .octicon-link,.markdown-body h4:hover .anchor .octicon-link,.markdown-body h5:hover .anchor .octicon-link,.markdown-body h6:hover .anchor .octicon-link{visibility:visible}.markdown-body h1 tt,.markdown-body h1 code,.markdown-body h2 tt,.markdown-body h2 code,.markdown-body h3 tt,.markdown-body h3 code,.markdown-body h4 tt,.markdown-body h4 code,.markdown-body h5 tt,.markdown-body h5 code,.markdown-body h6 tt,.markdown-body h6 code{font-size:inherit}.markdown-body h1{padding-bottom:0.3em;font-size:2em;border-bottom:1px solid #eaecef}.markdown-body h2{padding-bottom:0.3em;font-size:1.5em;border-bottom:1px solid #eaecef}.markdown-body h3{font-size:1.25em}.markdown-body h4{font-size:1em}.markdown-body h5{font-size:0.875em}.markdown-body h6{font-size:0.85em;color:#6a737d}.markdown-body ul,.markdown-body ol{padding-left:2em}.markdown-body ul.no-list,.markdown-body ol.no-list{padding:0;list-style-type:none}.markdown-body ul ul,.markdown-body ul ol,.markdown-body ol ol,.markdown-body ol ul{margin-top:0;margin-bottom:0}.markdown-body li{word-wrap:break-all}.markdown-body li>p{margin-top:16px}.markdown-body li+li{margin-top:.25em}.markdown-body dl{padding:0}.markdown-body dl dt{padding:0;margin-top:16px;font-size:1em;font-style:italic;font-weight:600}.markdown-body dl dd{padding:0 16px;margin-bottom:16px}.markdown-body table{display:block;width:100%;overflow:auto}.markdown-body table th{font-weight:600}.markdown-body table th,.markdown-body table td{padding:6px 13px;border:1px solid #dfe2e5}.markdown-body table tr{background-color:#fff;border-top:1px solid #c6cbd1}.markdown-body table tr:nth-child(2n){background-color:#f6f8fa}.markdown-body table img{background-color:transparent}.markdown-body img{max-width:100%;box-sizing:content-box;background-color:#fff}.markdown-body img[align=right]{padding-left:20px}.markdown-body img[align=left]{padding-right:20px}.markdown-body .emoji{max-width:none;vertical-align:text-top;background-color:transparent}.markdown-body span.frame{display:block;overflow:hidden}.markdown-body span.frame>span{display:block;float:left;width:auto;padding:7px;margin:13px 0 0;overflow:hidden;border:1px solid #dfe2e5}.markdown-body span.frame span img{display:block;float:left}.markdown-body span.frame span span{display:block;padding:5px 0 0;clear:both;color:#24292e}.markdown-body span.align-center{display:block;overflow:hidden;clear:both}.markdown-body span.align-center>span{display:block;margin:13px auto 0;overflow:hidden;text-align:center}.markdown-body span.align-center span img{margin:0 auto;text-align:center}.markdown-body span.align-right{display:block;overflow:hidden;clear:both}.markdown-body span.align-right>span{display:block;margin:13px 0 0;overflow:hidden;text-align:right}.markdown-body span.align-right span img{margin:0;text-align:right}.markdown-body span.float-left{display:block;float:left;margin-right:13px;overflow:hidden}.markdown-body span.float-left span{margin:13px 0 0}.markdown-body span.float-right{display:block;float:right;margin-left:13px;overflow:hidden}.markdown-body span.float-right>span{display:block;margin:13px auto 0;overflow:hidden;text-align:right}.markdown-body code,.markdown-body tt{padding:0.2em 0.4em;margin:0;font-size:85%;background-color:rgba(27,31,35,0.05);border-radius:3px}.markdown-body code br,.markdown-body tt br{display:none}.markdown-body del code{text-decoration:inherit}.markdown-body pre{word-wrap:normal}.markdown-body pre>code{padding:0;margin:0;font-size:100%;word-break:normal;white-space:pre;background:transparent;border:0}.markdown-body .highlight{margin-bottom:16px}.markdown-body .highlight pre{margin-bottom:0;word-break:normal}.markdown-body .highlight pre,.markdown-body pre{padding:16px;overflow:auto;font-size:85%;line-height:1.45;background-color:#f6f8fa;border-radius:3px}.markdown-body pre code,.markdown-body pre tt{display:inline;max-width:auto;padding:0;margin:0;overflow:visible;line-height:inherit;word-wrap:normal;background-color:transparent;border:0}.markdown-body .csv-data td,.markdown-body .csv-data th{padding:5px;overflow:hidden;font-size:12px;line-height:1;text-align:left;white-space:nowrap}.markdown-body .csv-data .blob-num{padding:10px 8px 9px;text-align:right;background:#fff;border:0}.markdown-body .csv-data tr{border-top:0}.markdown-body .csv-data th{font-weight:600;background:#f6f8fa;border-top:0}.highlight table td{padding:5px}.highlight table pre{margin:0}.highlight .cm{color:#999988;font-style:italic}.highlight .cp{color:#999999;font-weight:bold}.highlight .c1{color:#999988;font-style:italic}.highlight .cs{color:#999999;font-weight:bold;font-style:italic}.highlight .c,.highlight .cd{color:#999988;font-style:italic}.highlight .err{color:#a61717;background-color:#e3d2d2}.highlight .gd{color:#000000;background-color:#ffdddd}.highlight .ge{color:#000000;font-style:italic}.highlight .gr{color:#aa0000}.highlight .gh{color:#999999}.highlight .gi{color:#000000;background-color:#ddffdd}.highlight .go{color:#888888}.highlight .gp{color:#555555}.highlight .gs{font-weight:bold}.highlight .gu{color:#aaaaaa}.highlight .gt{color:#aa0000}.highlight .kc{color:#000000;font-weight:bold}.highlight .kd{color:#000000;font-weight:bold}.highlight .kn{color:#000000;font-weight:bold}.highlight .kp{color:#000000;font-weight:bold}.highlight .kr{color:#000000;font-weight:bold}.highlight .kt{color:#445588;font-weight:bold}.highlight .k,.highlight .kv{color:#000000;font-weight:bold}.highlight .mf{color:#009999}.highlight .mh{color:#009999}.highlight .il{color:#009999}.highlight .mi{color:#009999}.highlight .mo{color:#009999}.highlight .m,.highlight .mb,.highlight .mx{color:#009999}.highlight .sb{color:#d14}.highlight .sc{color:#d14}.highlight .sd{color:#d14}.highlight .s2{color:#d14}.highlight .se{color:#d14}.highlight .sh{color:#d14}.highlight .si{color:#d14}.highlight .sx{color:#d14}.highlight .sr{color:#009926}.highlight .s1{color:#d14}.highlight .ss{color:#990073}.highlight .s{color:#d14}.highlight .na{color:#008080}.highlight .bp{color:#999999}.highlight .nb{color:#0086B3}.highlight .nc{color:#445588;font-weight:bold}.highlight .no{color:#008080}.highlight .nd{color:#3c5d5d;font-weight:bold}.highlight .ni{color:#800080}.highlight .ne{color:#990000;font-weight:bold}.highlight .nf{color:#990000;font-weight:bold}.highlight .nl{color:#990000;font-weight:bold}.highlight .nn{color:#555555}.highlight .nt{color:#000080}.highlight .vc{color:#008080}.highlight .vg{color:#008080}.highlight .vi{color:#008080}.highlight .nv{color:#008080}.highlight .ow{color:#000000;font-weight:bold}.highlight .o{color:#000000;font-weight:bold}.highlight .w{color:#bbbbbb}.highlight{background-color:#f8f8f8}
"
},
{
"id": 75,
"url": "/ARCHITECTURE/",
"title": "Mihrabad Yayınları - Mimari Dokümantasyonu",
"body": "# Mihrabad Yayınları - Mimari Dokümantasyonu
Bu dokümantasyon, Mihrabad Yayınları web sitesinin teknik mimarisini, algoritma yapılarını ve veri akışını detaylı olarak açıklamaktadır.
---
## 📐 Genel Mimari
┌─────────────────────────────────────────────────────────────────┐ │ KULLANICI KATMANI │ │ (Web Tarayıcı / Mobil) │ └─────────────────────────────────────────────────────────────────┘ │ ▼ ┌─────────────────────────────────────────────────────────────────┐ │ SUNUM KATMANI (HTML/CSS/JS) │ │ ┌──────────┐ ┌──────────┐ ┌──────────┐ ┌──────────────┐ │ │ │ Bootstrap│ │ jQuery │ │ Lunr.js │ │ Tiny Slider │ │ │ │ 4.6 │ │ 3.6.0 │ │ (Arama) │ │ (Carousel) │ │ │ └──────────┘ └──────────┘ └──────────┘ └──────────────┘ │ └─────────────────────────────────────────────────────────────────┘ │ ▼ ┌─────────────────────────────────────────────────────────────────┐ │ ŞABLON MOTORU (Liquid) │ │ ┌─────────────────────────────────────────────────────────┐ │ │ │ Layouts │ Includes │ Collections │ Variables │ │ │ └─────────────────────────────────────────────────────────┘ │ └─────────────────────────────────────────────────────────────────┘ │ ▼ ┌─────────────────────────────────────────────────────────────────┐ │ JEKYLL BUILD SİSTEMİ │ │ ┌──────────┐ ┌──────────┐ ┌──────────┐ ┌──────────────┐ │ │ │ Markdown │ │ YAML │ │ Sass │ │ Plugins │ │ │ │ İşleme │ │ Parse │ │ Derleme │ │ Sistem │ │ │ └──────────┘ └──────────┘ └──────────┘ └──────────────┘ │ └─────────────────────────────────────────────────────────────────┘ │ ▼ ┌─────────────────────────────────────────────────────────────────┐ │ VERİ KATMANI │ │ ┌─────────────────────────────────────────────────────────┐ │ │ │ _books/ │ _authors/ │ _persons/ │ _posts/ │ │ │ │ (75) │ (27) │ (48) │ (35) │ │ │ └─────────────────────────────────────────────────────────┘ │ └─────────────────────────────────────────────────────────────────┘
---
## 🔄 Veri Akış Diyagramı
### Build Süreci
┌─────────────┐
│ Kaynak │
│ Dosyalar │
└──────┬──────┘
│
┌───────────────┼───────────────┐
│ │ │
▼ ▼ ▼
┌─────────────┐ ┌─────────────┐ ┌─────────────┐
│ Markdown │ │ YAML │ │ Sass │
│ (.md) │ │ Front Matter│ │ (.scss) │
└──────┬──────┘ └──────┬──────┘ └──────┬──────┘
│ │ │
▼ ▼ ▼
┌─────────────┐ ┌─────────────┐ ┌─────────────┐
│ Kramdown │ │ Jekyll │ │ Sass │
│ Parser │ │ Parser │ │ Compiler │
└──────┬──────┘ └──────┬──────┘ └──────┬──────┘
│ │ │
└───────────────┼───────────────┘
│
▼
┌─────────────┐
│ Liquid │
│ Rendering │
└──────┬──────┘
│
▼
┌─────────────┐
│ _site/ │
│ (Output) │
└─────────────┘ ```
📊 Koleksiyon Mimarisi
Koleksiyon İlişkileri
┌──────────────┐
│ BOOKS │
│ (Kitap) │
└───────┬──────┘
│
┌───────────────────┼───────────────────┐
│ │ │
▼ ▼ ▼
┌──────────────┐ ┌──────────────┐ ┌──────────────┐
│ AUTHORS │ │ ILLUSTRATORS │ │ TRANSLATORS │
│ (Yazar) │ │ (Çizer) │ │ (Çevirmen) │
└──────────────┘ └──────────────┘ └──────────────┘
│
│ (İlişkili içerik)
▼
┌──────────────┐ ┌──────────────┐ ┌──────────────┐
│ POSTS │ │ PERSONS │
│ (Blog) │ │ (Şahsiyet) │
└──────────────┘ └──────────────┘
Koleksiyon Yapılandırması (_config.yml)
collections:
books:
output: true
permalink: /kitaplar/:title
sort_by: publishnumber
authors:
output: true
permalink: /yazarlar/:title
persons:
output: true
permalink: /sahsiyetler/:title
Not: Slider verileri artık
_data/slider.ymldosyasından yönetilmektedir.
🧩 Layout Hiyerarşisi
┌─────────────────┐
│ default.html │
│ (Ana Şablon) │
└────────┬────────┘
│
┌────────────────────┼────────────────────┐
│ │ │
▼ ▼ ▼
┌───────────────┐ ┌───────────────┐ ┌───────────────┐
│ book.html │ │ author.html │ │ post.html │
│ (Kitap) │ │ (Yazar) │ │ (Blog) │
└───────────────┘ └───────────────┘ └───────────────┘
│ │
│ │
▼ ▼
┌───────────────┐ ┌───────────────┐
│ person.html │ │ page.html │
│ (Şahsiyet) │ │ (Sayfa) │
└───────────────┘ └───────────────┘
Default Layout Yapısı
{% include menu-header.html %}
{% include search-lunr.html %}
{{ content }}
{% include footer.html %}
{% include tracking-footer.html %}
🔍 Arama Algoritması (Lunr.js)
İndeksleme Süreci
// 1. Doküman oluşturma
var documents = [
// Tüm sayfalar
{% for page in site.pages %}
{
"id": {{ counter }},
"url": "{{ page.url }}",
"title": "{{ page.title }}",
"body": "{{ page.content | strip_html }}"
},
{% endfor %}
// Tüm postlar
{% for page in site.posts %}
{
"id": {{ counter }},
"url": "{{ page.url }}",
"title": "{{ page.title }}",
"body": "{{ page.content | strip_html }}"
}
{% endfor %}
];
// 2. Lunr indeksi oluşturma
var idx = lunr(function () {
this.ref('id');
this.field('title'); // Başlık alanı
this.field('body'); // İçerik alanı
documents.forEach(function (doc) {
this.add(doc);
}, this);
});
// 3. Arama fonksiyonu
function lunr_search(term) {
var results = idx.search(term);
// Sonuçları göster
}
Arama Akışı
┌─────────────┐ ┌─────────────┐ ┌─────────────┐
│ Kullanıcı │────▶│ Arama │────▶│ Lunr.js │
│ Girişi │ │ Formu │ │ Index │
└─────────────┘ └─────────────┘ └──────┬──────┘
│
▼
┌─────────────┐ ┌─────────────┐ ┌─────────────┐
│ Modal │◀────│ Sonuç │◀────│ Eşleşme │
│ Gösterim │ │ Listesi │ │ Algoritma │
└─────────────┘ └─────────────┘ └─────────────┘
🎠 Carousel Algoritması
Ana Sayfa Carousel (mainpage-carousel.html)
// Tab ve Carousel Yönetimi
document.addEventListener('DOMContentLoaded', function() {
// 1. Tab Değişim Algoritması
tabLinks.forEach(link => {
link.addEventListener('click', function(e) {
e.preventDefault();
// Aktif tab'ı güncelle
tabLinks.forEach(l => l.classList.remove('active'));
this.classList.add('active');
// Panel'i göster
const targetPanel = document.getElementById(targetId);
targetPanel.classList.add('active');
// Carousel'i başlat
initCarousel(targetPanel);
});
});
// 2. Carousel Sayfalama Algoritması
function initCarousel(panel) {
const items = track.querySelectorAll('.carousel-item');
const itemsPerPage = 8; // 4 sütun x 2 satır
const totalPages = Math.ceil(items.length / itemsPerPage);
function showPage(page) {
const start = page * itemsPerPage;
const end = start + itemsPerPage;
items.forEach((item, index) => {
item.style.display =
(index >= start && index {{ siteauthor.title }}
{% endfor %}
🎵 Müzik Oynatıcı Mimarisi
Veri Yapısı
# _persons/ içindeki dosyada
music: true
musics: [
["Furkan suresi 21-32. ayetler", "05:19", "22-hafiz-kani-karaca/1"],
["Kadr suresi", "01:10", "22-hafiz-kani-karaca/2"]
]
JavaScript Playlist Oluşturma
var playlist = [
{% for music in page.musics %}
{
"track": {{ forloop.index }},
"name": "{{ music[0] }}",
"duration": "{{ music[1] }}",
"file": "{{ music[2] }}"
},
{% endfor %}
];
// Plyr.js ile oynatma
const player = plyr.setup('#audio1');
🖼️ Lazy Loading Algoritması
// lazyload.js
document.addEventListener("DOMContentLoaded", function() {
var lazyImages = [].slice.call(
document.querySelectorAll("img.lazy")
);
if ("IntersectionObserver" in window) {
let lazyImageObserver = new IntersectionObserver(
function(entries, observer) {
entries.forEach(function(entry) {
if (entry.isIntersecting) {
let lazyImage = entry.target;
lazyImage.src = lazyImage.dataset.src;
lazyImage.classList.remove("lazy");
lazyImageObserver.unobserve(lazyImage);
}
});
}
);
lazyImages.forEach(function(lazyImage) {
lazyImageObserver.observe(lazyImage);
});
}
});
📜 Scroll Davranışı Algoritması
Navbar Gizleme/Gösterme
// theme.js
var didScroll;
var lastScrollTop = 0;
var delta = 5;
var navbarHeight = $('nav').outerHeight();
function hasScrolled() {
var st = $(this).scrollTop();
// Delta kontrolü
if(Math.abs(lastScrollTop - st) lastScrollTop && st > navbarHeight) {
$('nav').removeClass('nav-down').addClass('nav-up');
$('.nav-up').css('top', -navbarHeight + 'px');
}
// Yukarı kaydırma - navbar'ı göster
else {
$('nav').removeClass('nav-up').addClass('nav-down');
$('.nav-down').css('top', '0px');
}
lastScrollTop = st;
}
setInterval(function() {
if (didScroll) {
hasScrolled();
didScroll = false;
}
}, 250);
🔗 URL Yapısı ve Routing
Permalink Konfigürasyonu
# _config.yml
permalink: /:title/
collections:
books:
permalink: /kitaplar/:title
authors:
permalink: /yazarlar/:title
persons:
permalink: /sahsiyetler/:title
URL Örnekleri
| İçerik Tipi | Kaynak Dosya | Oluşan URL |
|---|---|---|
| Kitap | _books/2021-09-01-ismail-saib-sencer.md |
/kitaplar/ismail-saib-sencer |
| Yazar | _authors/mehmet-ali-sari.md |
/yazarlar/mehmet-ali-sari |
| Blog | _posts/2021-12-09-cin-kampinda.md |
/cin-kampinda/ |
| Sayfa | _pages/hakkimizda.md |
/hakkimizda |
📡 RSS Feed Yapısı
# _config.yml
feed:
collections:
books:
path: "/kitaplar/feed.xml"
authors:
path: "/yazarlar/feed.xml"
persons:
path: "/sahsiyetler/feed.xml"
🔐 SEO Optimizasyonu
Jekyll SEO Tag Kullanımı
{% seo %}
Sayfa Başlığı | Mihrabad Yayınları
📊 Performans Optimizasyonları
1. CSS Sıkıştırma
# _config.yml
sass:
sass_dir: _sass
style: compressed
2. Lazy Loading
# _config.yml
lazyimages: "enabled"
3. Lokal Bağımlılıklar
Tüm JavaScript ve CSS kütüphaneleri lokal olarak barındırılmaktadır:
assets/
├── js/
│ ├── jquery.min.js # jQuery 3.6.0
│ ├── popper.min.js # Popper.js 1.16.1
│ ├── bootstrap.min.js # Bootstrap 4.6.0
│ ├── plyr.js # Plyr.js (ses oynatıcı)
│ └── ...
├── font/
│ ├── fontawesome/ # Font Awesome 5.15.4
│ │ ├── css/all.min.css
│ │ └── webfonts/
│ ├── lora/ # Lora font
│ │ ├── style.css
│ │ └── *.woff2
│ ├── vogun/ # Vogun font
│ └── minion-pro/ # Minion Pro font
└── css/
└── plyr.css # Plyr.js stilleri
Not: Harici CDN bağımlılıkları kaldırılarak site tamamen bağımsız hale getirilmiştir.
🧪 Build ve Deploy Süreci
┌─────────────┐
│ Kaynak │
│ Kod │
└──────┬──────┘
│
▼
┌─────────────┐ ┌─────────────┐
│ Jekyll │────▶│ _site/ │
│ Build │ │ Çıktı │
└─────────────┘ └──────┬──────┘
│
┌───────────────────┼───────────────────┐
│ │ │
▼ ▼ ▼
┌─────────────┐ ┌─────────────┐ ┌─────────────┐
│ GitHub │ │ Netlify │ │ FTP │
│ Pages │ │ │ │ Upload │
└─────────────┘ └─────────────┘ └─────────────┘
📝 Sonuç
Mihrabad Yayınları web sitesi, Jekyll’in güçlü koleksiyon sistemi ve Liquid şablon motoru üzerine kurulu modüler bir mimari kullanmaktadır. Bu yapı:
- Ölçeklenebilirlik: Yeni içerik türleri kolayca eklenebilir
- Bakım Kolaylığı: Şablonlar ve içerikler ayrı tutulur
- Performans: Statik dosya çıktısı ile hızlı yükleme
- SEO Dostu: Temiz URL yapısı ve meta etiketleri
sağlamaktadır. “ },
{
"id": 75,
"url": "/STYLES/",
"title": "Mihrabad Yayınları - Stil ve Tasarım Dokümantasyonu",
"body": "# Mihrabad Yayınları - Stil ve Tasarım Dokümantasyonu
Bu dokümantasyon, Mihrabad Yayınları web sitesinin CSS sınıflarını, renk paletini ve tasarım sistemini detaylı olarak açıklamaktadır.
🎨 Renk Paleti
Ana Renkler
| Renk Adı | Hex Kodu | RGB | Kullanım Alanı |
|---|---|---|---|
| Primary Green | #03a87c |
rgb(3, 168, 124) | Linkler, butonlar, vurgu |
| Accent Red | #ff0002 |
rgb(255, 0, 2) | Tab alt çizgi, footer başlıklar |
| Navy Blue | #032957 |
rgb(3, 41, 87) | Footer arka plan, carousel butonları |
| Humayun Gold | #ffc107 |
rgb(255, 193, 7) | Özel vurgu sınıfı |
Yardımcı Renkler
| Renk Adı | Hex Kodu | Kullanım |
|---|---|---|
| Secondary | #7832e2 |
İkincil vurgu |
| Success | #03a87c |
Başarı durumları |
| Info | #09ebaf |
Bilgi mesajları |
| Warning | #ffde03 |
Uyarı mesajları |
| Danger | #ea2f65 |
Hata durumları |
| Light | #f8f9fa |
Açık arka plan |
| Dark | #212529 |
Koyu metin |
| Purple | #ad6edd |
Dekoratif |
| Salmon | #ff977a |
Dekoratif |
| Cyan | #35bdff |
Dekoratif |
| Gray | #ced4da |
Kenarlıklar |
| Indigo | #502c6c |
Dekoratif |
| Orange | #fbb500 |
Vurgu |
| Lightblue | #e8f3ec |
Açık arka plan |
Renk Kullanım Örnekleri
/* Ana link rengi */
a {
color: #03a87c;
}
/* Footer arka plan */
footer {
background-color: #032957;
}
/* Vurgu çizgisi */
.tabs-link.active {
border-bottom-color: #ff0002;
}
📝 Tipografi
Font Stratejisi
Site iki farklı font ailesi kullanmaktadır:
| Font | Kullanım Alanı |
|---|---|
| Vogun | Başlıklar, menüler, butonlar, arayüz elementleri |
| Minion Pro | Paragraflar, uzun metinler, kitap içerikleri, biyografiler |
Font Dosyaları Konumu
assets/font/
├── fontawesome/ # Font Awesome 5.15.4 (lokal)
│ ├── css/
│ │ └── all.min.css
│ └── webfonts/
│ ├── fa-brands-400.woff2
│ ├── fa-regular-400.woff2
│ └── fa-solid-900.woff2
│
├── lora/ # Lora font (lokal)
│ ├── Lora-Regular.woff2
│ ├── Lora-Italic.woff2
│ ├── Lora-Bold.woff2
│ └── style.css
│
├── vogun/
│ ├── Vogun-Medium.woff
│ ├── Vogun-Medium.ttf
│ └── style.css
│
└── minion-pro/
├── MinionPro-Regular.woff
├── MinionPro-It.woff
├── MinionPro-Medium.woff
├── MinionPro-Bold.woff
└── style.css
CSS Değişkenleri
:root {
--font-vogun: 'Vogun', Georgia, 'Times New Roman', Times, serif;
--font-minion: 'Minion Pro', Georgia, 'Times New Roman', Times, serif;
}
Font Kullanımı
/* Başlıklar - Vogun */
h1, h2, h3, h4, h5, h6 {
font-family: 'Vogun', Georgia, 'Times New Roman', serif;
}
/* Menüler ve UI - Vogun */
.btn, .nav-link, .dropdown-item, .badge, label {
font-family: 'Vogun', Georgia, serif;
}
/* Paragraflar ve içerik - Minion Pro */
p, .content-text, .biography, .book-description, .excerpt {
font-family: 'Minion Pro', Lora, Georgia, serif;
}
/* Makale içeriği - Minion Pro */
article {
font-family: 'Minion Pro', Lora, Georgia, serif;
font-size: 1.1rem;
line-height: 1.86;
}
/* Makale başlığı - Vogun */
.article-headline {
font-family: 'Vogun', Georgia, Times, 'Times New Roman', serif;
font-size: 3.2rem;
font-weight: 400;
line-height: 1.15;
}
Font Ağırlıkları
Vogun
| Ağırlık | Değer | Kullanım | |———|——-|———-| | Medium | 500 | Tüm kullanımlar |
Minion Pro
| Ağırlık | Değer | Kullanım | |———|——-|———-| | Regular | 400 | Normal metin | | Medium | 500 | Orta vurgu | | Semibold | 600 | Alt başlıklar | | Bold | 700 | Güçlü vurgu |
Font Boyutları
| Element | Boyut | Satır Yüksekliği |
|---|---|---|
| Body | 16px (1rem) | 1.5 |
| Article | 1.1rem | 1.86 |
| Article Headline | 3.2rem | 1.15 |
| Navbar Link | 0.93rem | - |
| Display-3 | 4.5rem | - |
| Display-4 | 3.5rem | - |
| H6 | 1rem | - |
Responsive Font Boyutları
/* Büyük ekranlar (1920px+) */
@media (min-width: 1920px) {
html { font-size: 17px; }
article { font-size: 1.24rem; }
h6, .h6 { font-size: 1.1rem; }
}
/* Tablet (max 991px) */
@media (max-width: 991.98px) {
.display-3 { font-size: 3.5rem; }
.display-4 { font-size: 3rem; }
}
/* Mobil (max 767px) */
@media (max-width: 767.98px) {
.display-3 { font-size: 2rem; }
}
🧱 Layout Sınıfları
Container Sistemi
/* Bootstrap container genişletmesi */
@media (min-width: 1920px) {
.container, .container-lg {
width: 1280px;
max-width: 1280px;
}
}
Özel Layout Sınıfları
| Sınıf | Açıklama |
|---|---|
.tofront |
z-index: 1 ile öne çıkarma |
.full-width |
Tam genişlik (viewport) |
.site-content |
Ana içerik alanı (margin-top: 50px) |
.remove-site-content-margin |
Üst margin’i kaldır |
.add-site-content-margin |
Üst margin ekle |
Spacing Sınıfları
.mb-2rem { margin-bottom: 2rem; }
.mt-neg5 { margin-top: -5rem; }
.ml-neg5 { margin-left: -5rem; }
.sticky-top-offset { top: 70px; }
Yükseklik Sınıfları
@media (min-width: 768px) {
.h-md-100-v { height: 100vh; }
.h-md-100 { height: 100vh; }
}
@media (min-width: 1200px) {
.h-xl-300 { height: 300px; }
.h-max-380 { max-height: 380px; }
}
🔘 Buton Stilleri
Temel Buton
.btn {
padding: 0.35rem 1.1rem;
font-size: 1rem;
line-height: 1.6;
border-radius: 0.25rem;
position: relative;
}
.btn:hover, .btn:focus {
outline: 0 !important;
}
Buton Boyutları
| Sınıf | Padding | Font Size |
|---|---|---|
.btn |
0.35rem 1.1rem | 1rem |
.btn-lg |
0.65rem 2rem | 1.15rem |
.btn-sm |
0.15rem 0.7rem | 0.875rem |
Yuvarlak Buton
.btn-round {
border-radius: 30px !important;
}
Renk Varyantları
/* Link butonları */
.btn-link.btn-primary { color: #03a87c; }
.btn-link.btn-secondary { color: #7832e2; }
.btn-link.btn-success { color: #03a87c; }
.btn-link.btn-info { color: #09ebaf; }
.btn-link.btn-warning { color: #ffde03; }
.btn-link.btn-danger { color: #ea2f65; }
.btn-link.btn-dark { color: #212529; }
.btn-link.btn-purple { color: #ad6edd; }
.btn-link.btn-orange { color: #fbb500; }
/* Beyaz buton */
.btn-white {
background-color: #fff;
}
🧭 Navbar Stilleri
Ana Navbar
.navbar {
transition: top 0.2s ease-in-out;
font-weight: 400;
}
.navbar-brand {
margin-right: 2rem;
font-size: 1.55rem;
font-family: Georgia, "Times New Roman", serif;
}
.navbar-light .navbar-nav .nav-link {
color: rgba(0, 0, 0, 0.5);
font-size: 0.93rem;
}
.nav-link {
font-weight: bold;
}
Highlight Link
.navbar .highlight .nav-link {
color: #03a87c !important;
border: 1px solid #03a87c;
padding: 0.3rem 1rem;
border-radius: 3px;
font-size: 0.93rem;
}
.navbar .highlight .nav-link:hover {
background: #03a87c;
color: #fff !important;
}
Scroll Davranışı
/* Navbar gizleme/gösterme animasyonu */
.nav-up {
top: -70px; /* Navbar yüksekliği kadar yukarı */
}
.nav-down {
top: 0px;
}
🃏 Kart Stilleri
Temel Kart
.card a:hover {
text-decoration: none;
color: #03a87c;
}
Tarih Badge
.card .date {
position: absolute;
top: 20px;
right: 20px;
z-index: 1;
background: #ea2f65;
width: 55px;
height: 55px;
padding: 12.5px 0;
border-radius: 100%;
color: #FFFFFF;
font-weight: 700;
text-align: center;
}
.card .date .day {
font-size: 16px;
line-height: 1;
}
.card .date .month {
font-size: 11px;
text-transform: uppercase;
}
Kitap Kutusu
.kitap-kutu {
background: #f5f5f5;
margin-bottom: 4vh;
}
📖 Kitap Görselleri
Kitap Gölgesi
.book img {
filter: drop-shadow(2px 2px 7px gray);
}
.cover-shadow {
filter: drop-shadow(0px 0px 4px rgba(0, 0, 0, 0.597));
}
Kapak Görselleri
.cover-images {
width: 75%;
margin-bottom: 2vh;
}
.slider-image {
max-height: 30vh;
}
🎠 Carousel Stilleri
Ana Carousel
.carousel-item {
height: 50vh;
}
.carousel-item img {
position: absolute;
top: 0;
left: 0;
min-height: 50vh;
}
.carousel-indicators li {
width: 40px;
height: 8px;
}
.carousel-control-prev-icon,
.carousel-control-next-icon {
width: 40px;
height: 40px;
}
.slider {
padding-left: 0 !important;
padding-right: 0 !important;
}
Tabbed Carousel (Hachette Style)
.tabbed-carousel-section {
padding: 4rem 0;
background: #fff;
overflow: hidden;
}
/* Tab navigasyonu */
.tabs-list {
display: flex;
justify-content: center;
list-style: none;
padding: 0;
margin: 0 0 3rem 0;
border-bottom: 1px solid #eee;
gap: 2rem;
}
.tabs-link {
display: block;
padding: 0 0 1rem 0;
font-size: 1.1rem;
font-weight: 700;
color: #999;
text-decoration: none;
border-bottom: 3px solid transparent;
margin-bottom: -1px;
transition: all 0.3s ease;
text-transform: uppercase;
letter-spacing: 0.5px;
}
.tabs-link.active {
color: #032957;
border-bottom-color: #ff0002;
}
/* Grid tabanlı carousel */
.carousel-track {
display: grid;
grid-template-columns: repeat(4, 1fr);
grid-template-rows: repeat(2, auto);
gap: 1.5rem;
}
/* Carousel öğesi */
.carousel-item {
background: #f3f3f3;
border-radius: 12px;
height: 280px;
display: flex;
justify-content: center;
align-items: center;
transition: all 0.3s ease;
padding: 20px;
}
.carousel-item:hover {
transform: translateY(-5px);
box-shadow: 0 10px 25px rgba(0, 0, 0, 0.05);
}
/* Carousel butonları */
.carousel-btn {
position: absolute;
top: 50%;
transform: translateY(-50%);
width: 50px;
height: 50px;
border: none;
background: #fff;
color: #032957;
border-radius: 50%;
cursor: pointer;
box-shadow: 0 4px 15px rgba(0, 0, 0, 0.1);
z-index: 20;
}
.carousel-btn:hover:not(:disabled) {
background: #032957;
color: #fff;
transform: translateY(-50%) scale(1.1);
}
/* Pagination noktaları */
.pagination-btn {
width: 10px;
height: 10px;
border: none;
border-radius: 50%;
background: #ccc;
cursor: pointer;
transition: all 0.3s ease;
}
.pagination-btn.active {
background: #333;
transform: scale(1.2);
}
📰 Blog/Post Stilleri
Post Thumbnail
.post-thumb-container {
display: block;
width: 180px;
height: 140px;
min-width: 180px;
min-height: 140px;
overflow: hidden;
border-radius: 4px;
}
.post-thumb-container img {
width: 100%;
height: 100%;
object-fit: cover;
object-position: center top;
}
Post Kart Düzeni
.post-card-row {
display: flex;
align-items: flex-start;
}
.post-card-row .post-thumb-col {
flex: 0 0 180px;
width: 180px;
}
.post-card-row .post-content-col {
flex: 1;
padding-left: 15px;
}
📝 Makale Stilleri
Makale İçeriği
article {
font-size: 1.1rem;
line-height: 1.86;
font-family: Lora;
}
article p, article pre, article figure,
article img, article blockquote,
article iframe, article embed {
margin-bottom: 2rem;
}
/* İlk harf büyütme (Drop Cap) */
article:first-letter {
float: left;
font-size: 5em;
line-height: 1;
margin: 0 0.2em 0 0;
vertical-align: top;
}
Alıntı (Blockquote)
article blockquote {
padding-left: 40px;
margin-left: 0px;
font-style: italic;
position: relative;
}
article blockquote:before {
content: """;
font-family: Georgia;
font-size: 8rem;
margin: -1rem 2rem 0 -3.9rem;
position: absolute;
opacity: 1;
float: left;
line-height: 1;
}
Başlıklar
article h1, article h2, article h3,
article h4, article h5, article h6 {
margin-bottom: 2rem;
margin-top: 2rem;
font-weight: 600;
}
.article-headline {
font-family: Georgia, Times, "Times New Roman", serif;
font-size: 3.2rem;
font-weight: 400;
line-height: 1.15;
color: #222222;
}
🔔 Alert Stilleri
Temel Alert
.alert-primary {
color: #fff;
background-color: #03a87c;
border-color: #03a87c;
}
.alert-danger {
color: #fff;
background-color: #ea2f65;
border-color: #ea2f65;
}
.alert-warning {
color: #fff;
background-color: #ffde03;
border-color: #ffde03;
}
Alertbar (Alt Bildirim)
.alertbar {
box-shadow: 0 -3px 10px 0 rgba(0, 0, 0, 0.0785);
position: fixed;
bottom: 0;
left: 0;
background-color: #fff;
width: 100%;
padding: 20px 0;
z-index: 1021;
display: none;
}
/* Tablet ve altında gizle */
@media (max-width: 991.98px) {
.alertbar {
display: none !important;
}
}
🎯 Icon Box Stilleri
.iconbox {
border: 1px solid;
text-align: center;
display: inline-block;
}
.iconbox.iconsmall {
width: 40px;
height: 40px;
line-height: 40px;
font-size: 1rem;
}
.iconbox.iconmedium {
width: 60px;
height: 60px;
line-height: 60px;
font-size: 1.8rem;
}
.iconbox.iconlarge {
width: 80px;
height: 80px;
line-height: 80px;
font-size: 2.2rem;
}
🔲 Overlay Stilleri
.overlay {
position: relative;
}
.overlay .container {
position: relative;
}
.overlay:before {
content: "";
display: block;
height: 100%;
left: 0;
top: 0;
position: absolute;
width: 100%;
}
.overlay-black:before {
background-color: rgba(0, 0, 0, 0.5);
}
.overlay-blue:before {
background-color: rgba(23, 29, 90, 0.5);
}
.overlay-red:before {
background: linear-gradient(0deg, rgba(44, 44, 44, 0.2), rgba(224, 23, 3, 0.6));
}
📋 Liste Stilleri
Numaralı Liste (Featured)
ol.list-featured {
counter-reset: my-awesome-counter;
list-style: none;
padding-left: 0;
}
ol.list-featured li {
counter-increment: my-awesome-counter;
display: flex;
font-size: 0.8rem;
}
ol.list-featured li:before {
content: "0" counter(my-awesome-counter);
font-weight: bold;
font-size: 2rem;
margin-right: 0.5rem;
font-family: Arial;
line-height: 1;
opacity: 0.1;
}
Span Border
.spanborder {
border-bottom: 1px solid #e8f3ec;
margin-bottom: 2rem;
}
.spanborder span {
border-bottom: 1px solid rgba(0, 0, 0, 0.44);
display: inline-block;
padding-bottom: 20px;
margin-bottom: -1px;
}
🎵 Müzik Oynatıcı Stilleri
.audio-container {
background-color: #c7c7c7;
padding: 5vh;
margin-bottom: 1vh;
border-radius: 1vh;
}
.plItem {
display: flex;
font-size: x-large;
padding: 1.5vh;
color: #013b38;
}
.plTitle {
margin-left: 2vh;
text-transform: capitalize !important;
}
.plLength {
margin-left: auto;
}
#plList li:hover {
background-color: rgba(0, 0, 0, 0.1);
}
.plSel, .plSel:hover {
background-color: rgba(0, 0, 0, 0.1);
color: #fff;
cursor: default !important;
}
#tracks a {
border-radius: 3px;
color: #013b38;
cursor: pointer;
display: inline-block;
font-size: 2.3rem;
height: 40px;
line-height: 0.2;
margin: 0 5px 30px;
padding: 12px;
text-decoration: none;
transition: background 0.3s ease;
}
#tracks a:hover, #tracks a:active {
background-color: rgba(0, 0, 0, 0.1);
color: #fff;
}
#nowPlay {
display: flex;
font-size: x-large;
margin: 2vh;
color: #013b38;
}
🛒 Buyout (E-Ticaret) Stilleri
.buyout {
width: 100%;
background: #E5E5E5;
z-index: 3;
border-radius: 0 0 3px 3px;
float: left;
position: relative;
display: flex;
flex-direction: row;
}
.buyout li {
padding-left: 0.2vw;
padding-right: 0.2vw;
width: auto;
height: 5vw;
line-height: 5vw;
font-size: 1.15vw;
list-style: none;
}
.buyout li:nth-child(1) {
margin-right: 0.5vw;
padding-left: 0.5vw;
padding-right: 0.5vw;
background: #005e85;
color: #FFF;
border-radius: 0 0 0 2px;
}
.buyout li img {
width: auto;
height: 1.60vw;
-webkit-filter: grayscale(100%);
filter: grayscale(100%);
opacity: 0.5;
}
.buyout li img:hover {
-webkit-filter: none;
filter: none;
opacity: 1;
}
🦶 Footer Stilleri
footer {
margin-top: 50px;
z-index: 1022;
position: relative;
background-color: #032957;
}
.footer-link {
transition: all 0.3s ease;
}
.footer-link:hover {
color: #ff0002 !important;
padding-left: 5px;
}
.social-icon {
transition: all 0.3s ease;
display: inline-block;
}
.social-icon:hover {
color: #ff0002 !important;
transform: translateY(-3px);
}
footer a:hover {
text-decoration: none;
}
🔍 Arama Stilleri
.bd-search .form-control {
font-size: 0.85rem;
color: #999;
border-radius: 30px;
height: 35px;
border: 3px solid #eee;
}
.lunrsearchresult .title {
color: #d9230f;
}
.lunrsearchresult .url {
color: silver;
}
.lunrsearchresult a {
display: block;
color: #777;
}
.lunrsearchresult a:hover,
.lunrsearchresult a:focus {
text-decoration: none;
}
.lunrsearchresult a:hover .title {
text-decoration: underline;
}
📱 Responsive Breakpoints
| Breakpoint | Min-Width | Açıklama |
|---|---|---|
| xs | 0 | Mobil (varsayılan) |
| sm | 576px | Küçük cihazlar |
| md | 768px | Tablet |
| lg | 992px | Masaüstü |
| xl | 1200px | Geniş ekran |
| xxl | 1920px | Çok geniş ekran |
Responsive Örnekler
/* Mobil (max 576px) */
@media (max-width: 576px) {
.tabs-list { gap: 1rem; }
.tabs-link { font-size: 0.9rem; }
.carousel-item { padding: 15px; height: 200px; }
}
/* Tablet (max 768px) */
@media (max-width: 768px) {
.carousel-track { grid-template-columns: repeat(2, 1fr); }
.carousel-item { height: 240px; }
}
/* Masaüstü (max 992px) */
@media (max-width: 992px) {
.carousel-track { grid-template-columns: repeat(3, 1fr); }
}
/* Geniş ekran (min 1920px) */
@media (min-width: 1920px) {
html { font-size: 17px; }
.container { width: 1280px; max-width: 1280px; }
}
🎭 Animasyonlar
Fade In Animasyonu
@keyframes fadeIn {
from {
opacity: 0;
transform: translateY(10px);
}
to {
opacity: 1;
transform: translateY(0);
}
}
.tabs-panel {
animation: fadeIn 0.5s ease;
}
Geçiş Efektleri
/* Genel geçiş */
a, a:hover {
transition: all 0.2s;
}
/* Navbar geçişi */
.navbar {
transition: top 0.2s ease-in-out;
}
/* Carousel öğesi */
.carousel-item {
transition: all 0.3s ease;
}
/* Buton hover */
.carousel-btn:hover:not(:disabled) {
transform: translateY(-50%) scale(1.1);
}
🔧 Utility Sınıfları
Display
.d-inline-grid {
display: inline-grid !important;
}
Z-Index
.z-index-1 { z-index: 1; }
.tofront { position: relative; z-index: 1; }
Cursor
.c-pointer:hover {
cursor: pointer;
}
Text
.text-humayun {
color: #ffc107 !important;
}
.baslik-link {
display: block;
text-align: center;
}
📊 CSS Dosya Yapısı
| Dosya | Konum | İçerik |
|---|---|---|
main.css |
assets/css/ |
Bootstrap özelleştirmeleri |
theme.css |
assets/css/ |
Tema stilleri |
tiny-slider.css |
assets/css/ |
Slider stilleri |
buyout.css |
assets/css/ |
E-ticaret stilleri |
music.css |
assets/css/ |
Müzik oynatıcı |
plyr.css |
assets/css/ |
Video/Audio player (lokal) |
Font Dosyaları
| Font | Konum | Açıklama |
|---|---|---|
| Font Awesome 5.15.4 | assets/font/fontawesome/ |
İkon kütüphanesi (lokal) |
| Lora | assets/font/lora/ |
Google Fonts alternatifi (lokal) |
| Vogun | assets/font/vogun/ |
Başlık fontu |
| Minion Pro | assets/font/minion-pro/ |
İçerik fontu |
🎨 Renk Şeması Özeti
┌─────────────────────────────────────────────────────┐
│ RENK ŞEMASI │
├─────────────────────────────────────────────────────┤
│ │
│ ████████ Primary #03a87c (Yeşil) │
│ ████████ Accent #ff0002 (Kırmızı) │
│ ████████ Navy #032957 (Koyu Mavi) │
│ ████████ Dark #212529 (Siyah) │
│ ████████ Light #f8f9fa (Açık Gri) │
│ ████████ Background #e8f3ec (Açık Yeşil) │
│ ████████ Border #ced4da (Gri) │
│ ████████ Danger #ea2f65 (Pembe) │
│ │
└─────────────────────────────────────────────────────┘
📝 Sonuç
Mihrabad Yayınları web sitesi, Bootstrap 4.6 temelinde özelleştirilmiş bir tasarım sistemi kullanmaktadır. Ana tasarım prensipleri:
- Tutarlı Renk Paleti: Yeşil (#03a87c) ana renk, kırmızı (#ff0002) vurgu
- Serif Tipografi: Başlıklarda Vogun, içerikte Minion Pro/Lora
- Responsive Tasarım: 6 farklı breakpoint ile tam uyumluluk
- Animasyonlar: Yumuşak geçişler ve hover efektleri
- Modüler CSS: Ayrı dosyalarda organize edilmiş stiller
-
Bağımsız Fontlar: Tüm fontlar (Font Awesome, Lora) lokal olarak barındırılmaktadır “ },
{ “id”: 75, “url”: “/kitaplar/feed.xml”, “title”: “”, “body”: “{% if page.xsl %}{% endif %}Jekyll{{ site.time | date_to_xmlschema }}{{ page.url | absolute_url | xml_escape }}{% assign title = site.title | default: site.name %}{% if page.collection != “posts” %}{% assign collection = page.collection | capitalize %}{% assign title = title | append: “ | “ | append: collection %}{% endif %}{% if page.category %}{% assign category = page.category | capitalize %}{% assign title = title | append: “ | “ | append: category %}{% endif %}{% if title %}{{ title | smartify | xml_escape }}{% endif %}{% if site.description %}{{ site.description | xml_escape }}{% endif %}{% if site.author %}{{ site.author.name | default: site.author | xml_escape }}{% if site.author.email %}{{ site.author.email | xml_escape }}{% endif %}{% if site.author.uri %}{{ site.author.uri | xml_escape }}{% endif %}{% endif %}{% if page.tags %}{% assign posts = site.tags[page.tags] %}{% else %}{% assign posts = site[page.collection] %}{% endif %}{% if page.category %}{% assign posts = posts | where: “categories”, page.category %}{% endif %}{% unless site.show_drafts %}{% assign posts = posts | where_exp: “post”, “post.draft != true” %}{% endunless %}{% assign posts = posts | sort: “date” | reverse %}{% assign posts_limit = site.feed.posts_limit | default: 10 %}{% for post in posts limit: posts_limit %}{% assign post_title = post.title | smartify | strip_html | normalize_whitespace | xml_escape %}{{ post_title }}{{ post.date | date_to_xmlschema }}{{ post.last_modified_at | default: post.date | date_to_xmlschema }}{{ post.id | absolute_url | xml_escape }}{% assign excerpt_only = post.feed.excerpt_only | default: site.feed.excerpt_only %}{% unless excerpt_only %}{% endunless %}{% assign post_author = post.author | default: post.authors[0] | default: site.author %}{% assign post_author = site.data.authors[post_author] | default: post_author %}{% assign post_author_email = post_author.email | default: nil %}{% assign post_author_uri = post_author.uri | default: nil %}{% assign post_author_name = post_author.name | default: post_author %}{{ post_author_name | default: “” | xml_escape }}{% if post_author_email %}{{ post_author_email | xml_escape }}{% endif %}{% if post_author_uri %}{{ post_author_uri | xml_escape }}{% endif %}{% if post.category %}{% elsif post.categories %}{% for category in post.categories %}{% endfor %}{% endif %}{% for tag in post.tags %}{% endfor %}{% assign post_summary = post.description | default: post.excerpt %}{% if post_summary and post_summary != empty %}{% endif %}{% assign post_image = post.image.path | default: post.image %}{% if post_image %}{% unless post_image contains “://” %}{% assign post_image = post_image | absolute_url %}{% endunless %}{% endif %}{% endfor %}” },
{ “id”: 75, “url”: “/yazarlar/feed.xml”, “title”: “”, “body”: “{% if page.xsl %}{% endif %}Jekyll{{ site.time | date_to_xmlschema }}{{ page.url | absolute_url | xml_escape }}{% assign title = site.title | default: site.name %}{% if page.collection != “posts” %}{% assign collection = page.collection | capitalize %}{% assign title = title | append: “ | “ | append: collection %}{% endif %}{% if page.category %}{% assign category = page.category | capitalize %}{% assign title = title | append: “ | “ | append: category %}{% endif %}{% if title %}{{ title | smartify | xml_escape }}{% endif %}{% if site.description %}{{ site.description | xml_escape }}{% endif %}{% if site.author %}{{ site.author.name | default: site.author | xml_escape }}{% if site.author.email %}{{ site.author.email | xml_escape }}{% endif %}{% if site.author.uri %}{{ site.author.uri | xml_escape }}{% endif %}{% endif %}{% if page.tags %}{% assign posts = site.tags[page.tags] %}{% else %}{% assign posts = site[page.collection] %}{% endif %}{% if page.category %}{% assign posts = posts | where: “categories”, page.category %}{% endif %}{% unless site.show_drafts %}{% assign posts = posts | where_exp: “post”, “post.draft != true” %}{% endunless %}{% assign posts = posts | sort: “date” | reverse %}{% assign posts_limit = site.feed.posts_limit | default: 10 %}{% for post in posts limit: posts_limit %}{% assign post_title = post.title | smartify | strip_html | normalize_whitespace | xml_escape %}{{ post_title }}{{ post.date | date_to_xmlschema }}{{ post.last_modified_at | default: post.date | date_to_xmlschema }}{{ post.id | absolute_url | xml_escape }}{% assign excerpt_only = post.feed.excerpt_only | default: site.feed.excerpt_only %}{% unless excerpt_only %}{% endunless %}{% assign post_author = post.author | default: post.authors[0] | default: site.author %}{% assign post_author = site.data.authors[post_author] | default: post_author %}{% assign post_author_email = post_author.email | default: nil %}{% assign post_author_uri = post_author.uri | default: nil %}{% assign post_author_name = post_author.name | default: post_author %}{{ post_author_name | default: “” | xml_escape }}{% if post_author_email %}{{ post_author_email | xml_escape }}{% endif %}{% if post_author_uri %}{{ post_author_uri | xml_escape }}{% endif %}{% if post.category %}{% elsif post.categories %}{% for category in post.categories %}{% endfor %}{% endif %}{% for tag in post.tags %}{% endfor %}{% assign post_summary = post.description | default: post.excerpt %}{% if post_summary and post_summary != empty %}{% endif %}{% assign post_image = post.image.path | default: post.image %}{% if post_image %}{% unless post_image contains “://” %}{% assign post_image = post_image | absolute_url %}{% endunless %}{% endif %}{% endfor %}” },
{ “id”: 75, “url”: “/sahsiyetler/feed.xml”, “title”: “”, “body”: “{% if page.xsl %}{% endif %}Jekyll{{ site.time | date_to_xmlschema }}{{ page.url | absolute_url | xml_escape }}{% assign title = site.title | default: site.name %}{% if page.collection != “posts” %}{% assign collection = page.collection | capitalize %}{% assign title = title | append: “ | “ | append: collection %}{% endif %}{% if page.category %}{% assign category = page.category | capitalize %}{% assign title = title | append: “ | “ | append: category %}{% endif %}{% if title %}{{ title | smartify | xml_escape }}{% endif %}{% if site.description %}{{ site.description | xml_escape }}{% endif %}{% if site.author %}{{ site.author.name | default: site.author | xml_escape }}{% if site.author.email %}{{ site.author.email | xml_escape }}{% endif %}{% if site.author.uri %}{{ site.author.uri | xml_escape }}{% endif %}{% endif %}{% if page.tags %}{% assign posts = site.tags[page.tags] %}{% else %}{% assign posts = site[page.collection] %}{% endif %}{% if page.category %}{% assign posts = posts | where: “categories”, page.category %}{% endif %}{% unless site.show_drafts %}{% assign posts = posts | where_exp: “post”, “post.draft != true” %}{% endunless %}{% assign posts = posts | sort: “date” | reverse %}{% assign posts_limit = site.feed.posts_limit | default: 10 %}{% for post in posts limit: posts_limit %}{% assign post_title = post.title | smartify | strip_html | normalize_whitespace | xml_escape %}{{ post_title }}{{ post.date | date_to_xmlschema }}{{ post.last_modified_at | default: post.date | date_to_xmlschema }}{{ post.id | absolute_url | xml_escape }}{% assign excerpt_only = post.feed.excerpt_only | default: site.feed.excerpt_only %}{% unless excerpt_only %}{% endunless %}{% assign post_author = post.author | default: post.authors[0] | default: site.author %}{% assign post_author = site.data.authors[post_author] | default: post_author %}{% assign post_author_email = post_author.email | default: nil %}{% assign post_author_uri = post_author.uri | default: nil %}{% assign post_author_name = post_author.name | default: post_author %}{{ post_author_name | default: “” | xml_escape }}{% if post_author_email %}{{ post_author_email | xml_escape }}{% endif %}{% if post_author_uri %}{{ post_author_uri | xml_escape }}{% endif %}{% if post.category %}{% elsif post.categories %}{% for category in post.categories %}{% endfor %}{% endif %}{% for tag in post.tags %}{% endfor %}{% assign post_summary = post.description | default: post.excerpt %}{% if post_summary and post_summary != empty %}{% endif %}{% assign post_image = post.image.path | default: post.image %}{% if post_image %}{% unless post_image contains “://” %}{% assign post_image = post_image | absolute_url %}{% endunless %}{% endif %}{% endfor %}” },
{ “id”: 75, “url”: “/feed.xml”, “title”: “”, “body”: “{% if page.xsl %}{% endif %}Jekyll{{ site.time | date_to_xmlschema }}{{ page.url | absolute_url | xml_escape }}{% assign title = site.title | default: site.name %}{% if page.collection != “posts” %}{% assign collection = page.collection | capitalize %}{% assign title = title | append: “ | “ | append: collection %}{% endif %}{% if page.category %}{% assign category = page.category | capitalize %}{% assign title = title | append: “ | “ | append: category %}{% endif %}{% if title %}{{ title | smartify | xml_escape }}{% endif %}{% if site.description %}{{ site.description | xml_escape }}{% endif %}{% if site.author %}{{ site.author.name | default: site.author | xml_escape }}{% if site.author.email %}{{ site.author.email | xml_escape }}{% endif %}{% if site.author.uri %}{{ site.author.uri | xml_escape }}{% endif %}{% endif %}{% if page.tags %}{% assign posts = site.tags[page.tags] %}{% else %}{% assign posts = site[page.collection] %}{% endif %}{% if page.category %}{% assign posts = posts | where: “categories”, page.category %}{% endif %}{% unless site.show_drafts %}{% assign posts = posts | where_exp: “post”, “post.draft != true” %}{% endunless %}{% assign posts = posts | sort: “date” | reverse %}{% assign posts_limit = site.feed.posts_limit | default: 10 %}{% for post in posts limit: posts_limit %}{% assign post_title = post.title | smartify | strip_html | normalize_whitespace | xml_escape %}{{ post_title }}{{ post.date | date_to_xmlschema }}{{ post.last_modified_at | default: post.date | date_to_xmlschema }}{{ post.id | absolute_url | xml_escape }}{% assign excerpt_only = post.feed.excerpt_only | default: site.feed.excerpt_only %}{% unless excerpt_only %}{% endunless %}{% assign post_author = post.author | default: post.authors[0] | default: site.author %}{% assign post_author = site.data.authors[post_author] | default: post_author %}{% assign post_author_email = post_author.email | default: nil %}{% assign post_author_uri = post_author.uri | default: nil %}{% assign post_author_name = post_author.name | default: post_author %}{{ post_author_name | default: “” | xml_escape }}{% if post_author_email %}{{ post_author_email | xml_escape }}{% endif %}{% if post_author_uri %}{{ post_author_uri | xml_escape }}{% endif %}{% if post.category %}{% elsif post.categories %}{% for category in post.categories %}{% endfor %}{% endif %}{% for tag in post.tags %}{% endfor %}{% assign post_summary = post.description | default: post.excerpt %}{% if post_summary and post_summary != empty %}{% endif %}{% assign post_image = post.image.path | default: post.image %}{% if post_image %}{% unless post_image contains “://” %}{% assign post_image = post_image | absolute_url %}{% endunless %}{% endif %}{% endfor %}” },
{ “id”: 75, “url”: “/sitemap.xml”, “title”: “”, “body”: “ {% if page.xsl %} {% endif %} {% assign collections = site.collections | where_exp:’collection’,’collection.output != false’ %}{% for collection in collections %}{% assign docs = collection.docs | where_exp:’doc’,’doc.sitemap != false’ %}{% for doc in docs %} {{ doc.url | replace:’/index.html’,’/’ | absolute_url | xml_escape }} {% if doc.last_modified_at or doc.date %}{{ doc.last_modified_at | default: doc.date | date_to_xmlschema }} {% endif %} {% endfor %}{% endfor %}{% assign pages = site.html_pages | where_exp:’doc’,’doc.sitemap != false’ | where_exp:’doc’,’doc.url != “/404.html”’ %}{% for page in pages %} {{ page.url | replace:’/index.html’,’/’ | absolute_url | xml_escape }} {% if page.last_modified_at %}{{ page.last_modified_at | date_to_xmlschema }} {% endif %} {% endfor %}{% assign static_files = page.static_files | where_exp:’page’,’page.sitemap != false’ | where_exp:’page’,’page.name != “404.html”’ %}{% for file in static_files %} {{ file.path | replace:’/index.html’,’/’ | absolute_url | xml_escape }} {{ file.modified_time | date_to_xmlschema }}
{% endfor %} “ },
{
"id": 75,
"url": "/robots.txt",
"title": "",
"body": "Sitemap: {{ "sitemap.xml" | absolute_url }} "
},
{
"id": 75,
"url": "/blog/page2/",
"title": "Haberler",
"body": "
{{page.title}}
{% for post in paginator.posts %}
{% include main-loop-card.html %}
{% endfor %}
{% if paginator.total_pages > 1 %}
{% if paginator.previous_page %}
« Prev
{% else %}
«
{% endif %}
{% for page in (1..paginator.total_pages) %}
{% if page == paginator.page %}
{{ page }}
{% elsif page == 1 %}
{{ page }}
{% else %}
{{ page }}
{% endif %}
{% endfor %}
{% if paginator.next_page %}
Next »
{% else %}
»
{% endif %}
{% endif %}
{% include sidebar-featured.html %}
” },
// Tüm postlar
{
"id": 75,
"url": "/abdulhamidi-hem-yazdim-hem-oynadim/",
"title": "Abdülhamid’i hem yazdım hem de oynadım: Ben her şeyimle Büyük Doğucu’yum",
"body": "Üstün İnanç, Necip Fazıl’ın yazdığı II. Abdülhamid oyununu sahneye koyarak 519 temsil gerçekleştirmiş. Bu temsillerin 200 tanesinde II. Abdülhamid’i bizzat kendisi canlandıran İnanç, yıllar sonra bir de “Gök Sultan Abdülhamid Han” isminde bir tiyatro oyunu kaleme almış.
Aylar öncesinden telefonlaşılmış ancak birkaç kez ertelenmiş bir portre için Cağaloğlu’na, Damla Yayınevi’ne gidiyorum. Konuğum, pek çok sıfatın altından hakkıyla kalkabilecek gazeteci, roman ve tiyatro yazarı, Marmaratör ve Büyük Doğucu Üstün İnanç. Kendisi hayli erkenci. Ben odaya girdiğimde şık takım elbisesi üzerinde, yakasında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti rozeti ile çayını yudumluyor. Telefon sohbetimiz üzerinden birkaç hafta geçmiş bile. İnanç sitemle, “Ya ölseydim?” diye soruyor. Müdafaamı yapıyorum: “Sizin söylediğiniz tarihte olsaydı bu sohbet, telefona kalacaktı. Sizinle yüz yüze görüşemeyecektik…” Mazeretim kabul ediliyor, sohbete başlıyoruz.
“Ben her şeyimle bir Büyük Doğucu’yum” diyen Üstün İnanç ile konuşurken zaman zaman gösterdiği sert tavırlarında, kararlılığında ve bakışlarının derinliğinde adeta Necip Fazıl’ın gölgesini hissedebiliyorsunuz. Kendisi senelerdir üzerinde çalışarak Üstad Necip Fazıl ile anılarını anlattığı, “Toz Kanatlı Kelebek” isimli kitabını yakın bir zamanda Mihrabad Yayınları’ndan çıkarmaya hazırlanıyor. Kapağın kenarında kitaba adını veren Üstad’a ait şu küçük bir dörtlüğü yer alıyor; “Ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim, Minicik gövdeme yüklü Kafdağı. Bir zerreciğim ki arşa gebeyim, Dev sancılarımın budur kaynağı.”
KİRAZ’I İLÇE YAPAN BABACIĞIMDIR
6 Ocak 1937’de İstanbul’da doğmuş Üstün İnanç. İstanbullu olmayı bir meziyet, övgü sebebi olarak görmese de ailesi anne tarafından yedi göbek İstanbullu. Baba tarafının ise son üç kuşağı İstanbul’da doğmasına rağmen ailenin kökleri Diyarbakır’a uzanıyormuş. Aileye soyadını veren dedesinin ağabeyi Kazım Paşa’ymış. Mustafa Kemal’i Samsun’a gönderen askeri bürokrasinin en önemli isimlerinden biri olan Kazım Paşa’ya “İnanç” soyadını kendisine inandığı ve desteklediği gerekçesi ile bizzat Atatürk tarafından verilmiş.İnanç, dünyaya gözlerini tarihi yarımadada açsa da küçük yaşta babasının mesleği sebebiyle pek çok il gezmiş. İlkokula İzmir’in Kiraz ilçesinde başlamış. Aile buraya taşındığında Kiraz henüz bir ilçe değilmiş. Babası Hasan Fehmi İnanç’ın çabasıyla ilçe olmuş. Hasan Fehmi İnanç da kaymakam vekilliği görevinde bulunmuş. “Kiraz’ı ilçe yapan sevgili babacığımdır” diye anlatıyor İnanç, “Çok uğraştı, ilçenin elektriğine varıncaya kadar pek çok şeyi ile alakadar oldu. Biz Kiraz’da iken elektrik bilmezdik. Hep lambayla mum ile ders çalışırdım. İstanbul’a gelince elektriği görürdük” diyor.
Aile her sene İstanbul’a gelirmiş. Buraya geldiklerinde babaanne ve dedesinin evinde kalırlarmış. Ortaokulun ardından İstanbul Erkek Lisesi’ne başlayınca İstanbul’a babaannesinin yanına taşınmış. Muhafazakar ama tutucu olmayan bir ailede büyüyen İnanç, ailesinin İstanbul’un kabuk değiştirmelerine ve yeni kurulan devletin modern diyebileceğimiz günlerine şahit olduğunu söylüyor. Örneğin, disiplini ile hatırladığı küçük halası Nadide İnaç, İstanbul Şehir Tiyatrosu birimlerinde müdire olmasının yanında beş vakit namazı kılan bir hanımmış. Yeğenini küçük bir çocukken dahi onu Şehir Tiyatroları’nın oyunlarına götürürmüş. İnanç, sahnede kuliste koşup oynarken Şehir Tiyatroları’nın efsane baş yönetmeni Muhsin Ertuğrul onu görür, kızarmış.
İŞTE BU BENİM ADAMIM
İstanbul Erkek Lisesi’nde okurken bir kıza aşık olup şiirler yazmaya başlamış. Yazdığı şiirler etrafındakiler tarafından da beğeniliyormuş. Sınıflarında edebiyat bilgisi olağanüstü bir çocuk varmış. İnanç da “İşte bu benim adamım” deyip onunla arkadaşlık etmeye başlamış. Tatil günlerinde buluşup birlikte gezerlerlermiş. Bir tatil günü Beyazıt’ta buluşmuşlar ve arkadaşı, “Hadi Emirgan’a gidelim. Orayı bir gör dönmek istemezsin” demiş. Tramvaya verecekleri üç kuruş ile kitap, dergi alırız düşüncesiyle yürüye yürüye Emirgan’a varmışlar. Karakolun karşısında bulunan Çınaraltı Kahvesi’ne gidip hayli kalabalık bir meclisin biraz dışında boş bir yer bularak oturmuşlar. Arkadaşı İnanç’ın kulağına eğilip, yavaşça mecliste bulunan isimleri sıralamaya başlamış: Ahmet Hamdi Tanpınar, Nihat Sami Banarlı ve göbek ortasında Yahya Kemal Beyatlı… Anının devamını İnanç şöyle anlatıyor: “Oturduk bekliyoruz. Ama adamlar öyle sessiz konuşuyorlar ki. Adeta balıkların akvaryumda ağızlarını oynatması gibi görünüyor. Nihayetinde sıkıldık. ‘Kalkıp gitsek mi’ diye aramızda konuşuyoruz. Tam o sırada bomba gibi bir ses patladı: ‘Ne hasta bekler sabahı/Ne taze ölüyü mezar/Ne de şeytan bir günahı/Seni beklediğim kadar’ İkimiz de sus pus olduk. Meclisten çıkınca ben gayet bilginç, uyuz ve ukala bir tavırla ‘Yahya Kemal de amma döktürmüş ha!’ dedim. Arkadaşım güldü, ‘O şiir Yahya Kemal’in değil, Necip Fazıl’ın’ dedi. Kıpkırmızı oldum. O zaman anladım ki uyuzluk ukalalık iyi bir şey değil.” Necip Fazıl’ın şiiriyle ilk tanışması böyle olmuş.
Üstün İnanç, Türkiye Yazarlar Birliği’nden ödül alırken.
KAPIDAN KOVSANIZ PENCEREDEN GİRERİM
İnanç lise yıllarında şiir yazmaya devam etmiş. Kendisi gibi şiir yazan ama komünist olan genç bir akrabasının peşinde, “Şiirlerimi bastırır” ümidi ile devamlı kuyruk gibi dolaşırmış. Akrabası da ya gücü yetmediğinden yada kendi istemediğinden İnanç’ı atlatırmış. Bir gün akrabası yedek subay olarak göreve başlamak için Haydarpaşa’ya sülüsünü almaya giderken İnanç da ona eşlik etmiş. Asıl maksadı yine şiirlerini göstermek, basılmasını rica etmekmiş. Ancak akrabası, “Biz sosyalistiz, solcuyuz. Öyle rastgele aşk meşk şiirleri basmayız” diyerek reddetmiş. İnanç bu kez, “E Attila İlhan’a ne dersin?” diye üzerine gidince, “O Attila İlhan. Hem o solcu ya sen?” diye sormuş. İnanç, ikna edemeyince çıkarıp elindeki şiiri ona uzatmış. Şiirin hikâyesini İnanç şöyle anlatıyor: “Rahmetli babacığım entelektüel bir adamdı ve okumayı severdi. Onun bir dolabı vardı. Kendine mahsus kırtasiye değerleri, kitapları vardı. Kitlerdi o dolabı. Ama ben bir gün açtım, içerisinden Nazım Hikmet’in “835 Satır” kitabını aldım ve kopya ettim. Asıl hedefim o akrabama yağ yapmak. Ki büyük bir tehlikedir, babam kıyak dayak atardı. ” Akrabası, bir kutsal emanet gibi alıp saygıyla cebine koymuş verdiği kağıdı. Ardından “Sen böyle aşk meşk şiirlerini bırak. Toplumsal içerikli bir şeyler yazsana” demiş. İnanç bu seçeneğe de hazırlıklı, o sıralar yazdığı “Sarışın adam eve gitti, gaz yok hava yok” dizeleriyle “Sarışın Adam” şiirini kendisine okumuş. Akrabası da “Tamam, bunu bastırıyoruz” demiş. Aralarında bu sohbet geçerken, akrabası güvertede yalnız olmadıklarını görmüş. Biraz ileride orta yaşlı elinde sigara ile güvertede dolaşan bir adam. Ateş arıyor. Akrabası görür görmez “Yav bu Necip Fazıl” diye fırlamış, kibritini çıkarıp Necip Fazıl’ın sigarasını yakmış. Üstad elindeki kağıtları fark edince, “Oo, meslektaş mıyız?” diye sormuş. “Yok, bu arkadaşımın şiiri ama ben de şairim” diye yanıtlamış akrabası. Bu konuşma üzerine Necip Fazıl randevu verip her ikisini de ertesi gün evine davet etmiş. O buluşmayı birinci ağızdan dinliyoruz: “Selamiçeşme’de bir köşkte kirada oturuyordu o sıralar. Evine ilk defa gittik. Şimdi oturduk, Üstad ateş gibi bir adam bir başladı konuşmaya, sanki çağlayan bir nehrin kenarındayım. Sonra Üstad şiiri bir anlattı ki hayran olmamak mümkün değil. Bu sırada kapı çalındı, onun gibi kısa boylu bir adam içeri girdi. İsmi Abdurrahman Şeref Laç. Üstad, ‘Bu bey benim avukatımdır. İpten adam almak ile meşhurdur, inşallah beni de alacaktır’ dedi. O günlerde Üstad, Malatya Suikasti yüzünden idamla yargılanıyordu. Biz izin isteyip yanından ayrılırken bizi kapıya kadar uğurladı. Çok kibar adamdı! Tam Osmanlı beyefendisi. Bana dönüp, ‘Sizinle hiç konuşamadık’ dedi. ‘Üstadım farketmez, ben alacağımı aldım. Bundan sonra ben zaten sizi bırakmam. Kapıdan kovsanız pencereden, pencereden kovsanız kapıdan girerim’ dedim. Güldü, ‘O zaman size bir kapıyla bir pencere yaptırmamız gerekiyor’ dedi.”
Şiir yazmayı bu görüşmeden sonra bırakıp, bırakmadığını soruyorum İnanç’a, “Sen şiir yazdığımı nereden biliyorsun? Ben vuruyorum şiir yazdığımı bilenleri” diyerek takılıyor bana. Çünkü arasak da İnanç’ın tek bir şiirini bile bulamıyoruz. Sebebi, Necip Fazıl’ın şiiri ile karşılaşınca bütün şiirlerini bir küçük fırsatta annesi evde yokken, banyonun termosifona doldurup yakması.
Üstün İnanç’ın Necip Fazıl ile üçüncü karşılaşması ve büsbütün hayranı olması ise imam hatipli bir arkadaşı sayesinde olmuş. O zamanlar İstanbul Erkek Lisesi’ne gidenler imam hatiplilerle arkadaş olmazmış. İmam hatip deyince hepsinin aklına “yobazlık” ve “ölü yıkayıcılık” gelirmiş. İnanç bir istisna olarak imam hatiplilerle arkadaşlık edermiş. Celalettin Ökten’in Fatih’in Çarşamba semtinde kurduğu ilk imam hatipten İsmail Özen isminde bir arkadaşı varmış. İnanç’ı ilk kez Necip Fazıl’ın Milli Türk Talebe Birliği’ndeki “İman ve Aksiyon” isimli konferansına götürmüş. Ve Üstün İnanç adeta aşık olmuş!
MİKRO KENEFTE ÜSTAD’I AĞIRLADIK
Lisenin ardından İstanbul İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü’nden mezun olmuş. İlk yazıları Yelken, Durum, Sanatkâr ve Büyük Doğu dergilerinde yayımlanmış. 1956 yılında Hadiselere Tercüman Gazetesi’nde stajyer muhabir olarak çalışmaya başlamış. Daha sonra Bâbıâli’de Sabah, Bugün, Hergün, Son Havadis, Tercüman, Zaman ve Yeni İstanbul gibi pek çok gazete değiştirmiş. Henüz, Bâbıâli’de Sabah’ta çalışırken Üstad’ın hasretini çeker, aşığın maşuku görmek istemesi gibi onu bol bol görmeyi arzularmış. Fakat Necip Fazıl’ın sürekli devam eden davaları sebebiyle kendisine rahatsızlık vermek istemez, gömülmüş onun yazılarını kitaplarını okurmuş. Yine aynı dönemlerde bir akşamüstü aynı evde yaşadığı Bahri Zengin ve İsmail Kazdal ile bir camide ikindiyi kılıp çıkmışlar. İnanç, arkadaşlarına biraz hava almayı teklif etmiş. Yürüye yürüye Laleli’ye kadar gelmişler. Bir de bakmışlar ki karşı kaldırımdan Necip Fazıl yürüyor. “Üstad” diyerek yanına gidip elini öpmüşler. Birlikte bir kahvehaneye geçmişler. O günlerde Üstad’ın peşinde “Yakalasam da şu müterciyi, bir hesap sorsam” diyen bir ağır ceza reisi varmış. Her yerde Necip Fazıl’ı arıyormuş. Üstad da bu nedenle evine gidemiyor, otellerde kalıyormuş. “Çocuklar bana kalacak yer lazım” diyince üçü birden “Üstad’ım, bize buyurun” demişler. “Üstad’ım, şeref buluruz dedik ama moderniyeteye alışmış adam. Bizim ev ona ters. Ufacık, berbat bir ev. ‘Mikrokenef’ derdi bizim eve” diyerek anlatıyor İnanç. Yine de Üstad bir süre onlarla beraber yaşamış. Yemekleri ev sahibi hanım yapar beraber yerlermiş. Hem ev sahibi hanım, hem de yeğeni Nimet Hanım, Üstad’ı tanır ama kimseye söylemezlermiş. “Delikanlı kadındı” diyor İnanç ev sahibi için. Nimet Hanım ise yıllar sonra İsmail Kazdal ile evlenmiş. Her gün sabah vakti namaz için uyanır, “Üstün! Abdestini al evladım, hemen çıkalım” diye seslenerek onu da kaldırırmış. Birlikte evin hemen yakınındaki Sofular Mescidi’ne gider sabah namazlarını kılarlarmış. Cemaat henüz televizyon veya fotoğraf yaygın olmadığından gelenin Necip Fazıl olduğunu bilmezmiş. Günün devamında Cağaloğlu’na Bab-ı ali’de Sabah Gazetesi’ndeki işine giden İnanç, aynı zamanda Üstad’ın gazete yazılarını da Son Posta Gazetesi’ne bırakırmış. “Düşmanı da çoktu, dostu da çoktu” diyor İnanç Necip Fazıl için. Kendisi ortalıkta yokken yazılarının yayınlanması özellikle düşmanlarını çıldırtıyormuş.
AMATÖR VE DELİ BİR TİYATROCU
“Aslına bakarsanız tiyatro biraz dinlenme hareketidir benim için. Zaten siyaseti sevmezdim, 27 Mayıs’tan sonra başıma gelenler üzerine tamamen siyaseti bıraktım. Başka meşgaleler aradım. Çünkü Büyük Doğucu durmaz” sözleriyle anlatıyor tiyatroya girişini İnanç. Üniversitede okuyan arkadaşları ile bir grup kurmuşlar. Gruptaki isimlerden biri de şimdiki kayınbiraderi Gündoğdu Serhatlı’ymış. Bir gün kahvehanede oturup, “Ne yapsak?” diye düşünürken akıllarına tiyatro gelmiş. Grup kabul edince, “Yapalım” demişler. Ancak tiyatro için bir metin gerek. O zaman da Üstad Necip Fazıl’ın kapısını çalmışlar. Üstad, bitmek üzere olan “Ulu Hakan Abdülhamid” oyununu onlara vermiş. İnanç, Sultan II. Abdülhamid’i anlatan oyunu tamamı amatörlerden oluşan bir kadro ile sahneye koymuş. II. Abdülhamid’i canlandıran oyuncu o sıralar Yüksek İslam Enstitüsü’nde talebe olan Abdulkadir Zengin’miş. Sınav zamanı geldiğinde oyuna katılamadığında da onun sahnelerini Üstün İnanç kendisi oynarmış. II. Abdülhamid’in tanınmadığı ve sevilmediği o yıllarda Anadolu’yu gezerek tam 519 temsil sergilemişler. Bu temsillerin 200 tanesinde Abdülhamid’i İnanç canlandırmış. Bu temsillerin sonunda Yenikapı’dan eve dönerken 11 kişinin saldırısına uğramış, sağlam bir dayak yemiş. İnanç, “Tamamı amatör çocuklarla muhteşem oyunlar çıkardık. İşte delilik bu! Benim deli olduğumu söylerlerse inan yani” diyor İnanç gülerek.
Üstad’ın kaleme aldığı “Ulu Hakan Abdülhamid” oyunundan yıllar sonra İnanç tam 79 yaşında iken yeniden II. Abdülhamid’i konu alan o meşhur, Gök Sultan Abdülhamid Han” oyununu yazmış. İnanç’ın yazdığı oyun II. Abdülhamid’in tüm yaşamından kesitler sunuyor. Hatta geçmişte pek de bahsedilmemiş, II. Abdülhamid ve Madam Flora arasındaki ilişkiyi de konu ediniyor. İnanç, “Biz bu oyunla Sultan II. Abdülhamid üzerinden bir milli bilinç oluşturmaya çalıştık. Ben daha geniş bir çerçeveden olaylara baktım. Üstad’ın oyuna almadığı bir çok yeni karakteri oyuna dahil ettim ve şehzadeliğinden de bahsettim” diyerek oyunu anlatıyor.
SİNEMA ÜSTAD’IN EMRİYDİ
İlerleyen yıllarda sinemaya da yönelen İnanç, sinemayı Üstad’ın kendisine verdiği bir emir olarak niteliyor. Bu emiri şöyle anlatıyor: “Üstad sosyalizmden, komünizmden bahsettiği bir konferansında çarpıcı bilgiler paylaşmıştı. Üstad’ın konuşmasında İslâm’ın toplum görüşünü anlatırken Marx’ın ileri sürdüğü prensipler, birtakım tabirler geçiyordu. Konferans sonunda Üstad’ın yanına geldim ve ‘Efendim, solcular bunu Marx’tan diye biliyor’ dedim. O da, ‘Marx bunları İslâm’dan almıştır. Gidin bilmeyenlere anlatın bunları’ dedi. Üstad’ın bu sözü benim için bir emirdi. Fırladım, Yeşilçam’a…” İnanç, Beyoğlu’nda bulunan Yeşilçam Sokağı’na gitmiş gitmesine ama kimseyi tanımıyormuş. Girip bir kahvehaneye oturayım demiş. Karşısında akranı olabilecek yaşta birini görüp selamlaşmış. Böylece tanışmışlar Erdoğan Tokatlı ile. “Erdoğan, inançsız, komünist bir adam. Benim tam zıttım. Ama kaynadık birbirimize, dost olduk” diyerek anlatıyor arkadaşlıklarını. Sinema dünyasına Tokatlı ile adım adan İnanç, teker teker tüm yönetmenlerle, senaristlerle görüşmüş.
İnanç, Bugün Gazetesi’nde köşe yazarlığı yaparken yönetmen Halit Refiğ’in de “Ulusal Sinema Kavgası” kitabı yayımlanmış. Oldukça ilgi çeken bu kitabın başlattığı tartışmayı Milli Türk Talebe Birliği, bir açık oturuma taşımak istemiş. Ezel Elverdi’nin önerisi ile oturumu Üstün İnanç yönetmiş. 1977 yılında düzenlenen ve o dönemin sinema ustalarından Halit Refiğ, Salih Diriklik, Metin Erksan, Atıf Yılmaz, Yücel Çakmaklı ve Ayşe Şasa’nın konuşmacı olarak katıldığı açık oturum da en az kitap kadar ses getirmiş. MTTB’de sinema üzerine yapılmış en etkili çalışma olan bu oturumda ilk defa “milli sinema” kavramı da ortaya çıkmış. İnanç, yıllar sonra yayınladığı “Yalnız Değilsiniz” romanının sinemaya uyarlanmasını ise şöyle anlatıyor: “Mesut Uçakan o zaman üniversite talebesiydi. Pek meraklıydı bu işlere. O zamandan beri tanışırdık. Söyledim ona ‘Yalnız Değilsiniz, diye bir eserim çıktı. İyi bir film olur’ dedim. Senaryoyu ben yazdım.”
1994’te Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesiyle birlikte Gösteri Sanatları Merkezi kurulmuş. Akşam saatlerinde ders yapılan, İçerisinde tiyatro, yönetmenlik ve yazarlık bölümleri olan ve akşam saatlerinde ders yapılan bu merkez adeta bir eğitim kurumu gibiymiş. Gösteri Sanatları Merkezi kuruculuğunu ve müdürlüğünü yapan İnanç, Oyunculuk ve Tiyatro Yazarlığı bölümlerinde de hocalık yapmış.
Necip Fazıl Kısakürek ve gençler
Yirmi beş gün süren işkence
27 Mayıs darbesinden önce Demokrat Parti Fatih Gençlik Kolu Başkanlığı’nı üstlenen Üstün İnanç, uzun yıllar partide çalışmalar yapmış, hizmetlerde bulunmuş. Hatta aynı dönemde kendisi gibi CHP Fatih Kadın Kolları’nda çalışan Fatma Girik ile de tanışırmış. Siyasetten hoşlanmadığı halde bu oluşumun içerisinde olmasının sebebi, inandığı değerler çerçevesinde bir yer, bir mekan oluşturmak çabasıymış. “Eskiden böyle lokaller falan yoktu. Sizin gibi düşünen insanlarla böyle bir araya gelebilirdiniz. Ancak o kadar bütçesizdik ki! Mesela bir yere gideceğimiz zaman araba tutacak paramız bile yoktu. Ben de ‘Arkadaşlar, marş söyleye söyleye Kocamustafapaşa’ya gideceğiz’ diyerek ekibi tavlardım. Samatya’dan rap rap marş söyleye söyleye giderdik” diyerek anlatıyor o günleri. Tüm imkansızlıklara rağmen himayesini gördüğü bir ismi rahmetli, doktor Ömer Faruk Sargut’u da rahmetle anmadan geçmiyor. 27 Mayıs darbesi ile ortalık toz duman olmuş. Yargılanmalar, infazlar gerçekleşirken babası Hasan Fehmi İnanç, oğlu için endişelenerek, “Ben ne yapacağım bu herif de siyasetçi çıktı” düşüncesiyle uyuyamıyormuş. Evde müthiş bir korku ve endişe varmış. Elbette İnanç da darbeden payına düşeni almış. O dönem bir havacı yarbay, Fatih’e kaymakam tayin edilmiş. Babası, Beyazıt Nahiye Müdürü olduğundan İnanç’ı tanıyor, Demokrat Parti ile ilişkili olduğunu biliyormuş. Demokrat Parti Gençlik Kolları’nın silahlı olduğu iddiasıyla İnanç, sorguya çağrılmış. Gittiği gibi, “Silahları nereye koydunuz?” diye sorulmuş ardından falakaya yatırılmış. Bu sorgu ve dayak yirmi, yirmi beş gün boyunca devam etmiş.
Marmara Kıraathanesi
Marmara ‘sui generis’idir
Üstün İnanç’a göre Marmara Kıraathanesi bir “Marmara sui generis” idir. Kendine mahsus özellikleri olan, örneği olmayan demektir. İnanç Marmara Kıraathanesi’ni adeta bir akademi, Reşat Şen’in değimiyle Marmaratörleri de bu akademi disiplinini kendi kendine almış insanlar olarak tanımlıyor. “Ama akademileri biliriz. Kurallar vardır, yöneticiler vardır. Burada o yok. Serbest. O serbestlik içerisinde kendini yetiştirmiş insanlarız” diyor. İnanç gibi bir döneme damgasını vuran Marmara Kıraathanesi’nin müdavimleri arasında Osman Yüksel Serdengeçti, Erol Güngör, Hilmi Oflaz, Ali Fuat Başgil, Muzaffer Özak,Hilmi Ziya Ülken, Mahir İz, Fethi Gemuhluoğlu, Sezai Karakoç, Mehmed Niyazi, Mehmed Şevket Eygi, Emin Işık, Reşat Şen ve Ahmet Nuri Yüksel gibi isimler de bulunuyor.
“Gök Sultan Abdülhamid “ oyunundan bir sahne.
Kenan Pars’tan destek gördüm
Üstün İnanç’a ilk tiyatro teklifi ise Bakırköy Lisesi’nden gelmiş. Çanakkale Zaferi’ni anlatan bir tiyatro oyunu sahnelemek için hazırlanıyorlarmış. İnanç’ın tiyatro yönettiğini bilen yakın akrabalarından Doktor Uğur Metin Alyanak da bir gün oyunun provalarından birini izlemeye gelmiş. Yanında da dönemin ünlü oyuncularından Kirkor Cezveciyan, bilinen adıyla Kenan Pars varmış. Sessizce bir köşede oturup tüm oyunu izlemiş. Çalışma bitince İnanç’a notlarını söylemiş ve “Ben sonuna kadar senin yanındayım” demiş. Çanakkale Zaferi’ni anlatan bir tiyatro oyunu için bir Türk Ermenisi’nin ağzından dökülen bu sözler İnanç’ı hem şaşırtmış hem de gururlandırmış. O günden sonra arkadaşlık kurmuş ve görüşmeye başlamışlar. İnanç’ı şaşırtan bir başka olay ise, Beyoğlu’nda bir kulüpte kendisine yabancı muamelesi yapılan bir Ermeni’nin, “Bana ne diyorlar bre ben Osmanlıyım” diyerek ağlamasıymış. Birebir tanık olduğu bu iki olayı, “Yani bir kültür yok edildi, ben o zaman uyandım. O günden sonra ‘Ben bu işin davasına soyunacağım’ dedim. O zamandan beri Türk milliyetçisiyim. Osmanlı dostuyum, Allah’ın izniyle Müslüman’ım” sözleriyle değerlendiriyor.
“Son Kuşlar” filminden bir kare
Son Kuşlar setinde tanıştık Son Kuşlar filminin senaryo grubunda yer alan İnanç, burada uzun yıllar dost kalacağı Ayşe Şasa ile tanışmış. Senaryoyu birlikte kaleme almışlar. Zaman zaman kendisine takılır, laf atarmış. Şasa da kendini savunmaya çalışırmış. “Entelektüel ve zengin bir aileden gelmişti. Ötekiler kadar hırslı ve muhtaç değildi. Müthiş bir arayışı vardı” diyerek anlatıyor Şasa’yı. Kendisine zaman zaman Sezai Karakoç’un Diriliş’ini getirirmiş. Birgün Şasa’nin elinde Diriliş’i gören Kemal Tahir, “Ne yapıyorsun Ayşe?” diye sormuş. O da, “Ağabey faşist bir arkadaş var, bana bunları veriyor” demiş. İrtibatları kimi zaman yüz yüze kimi zaman telefonda Şasa’nın vefatına kadar devam etmiş. Şasa da “Ruh Macerası” kitabında “Bana ilk tebliğ yapan Üstün İnanç’tır” diye kendisinden bahsetmiş.
Kaynak: Yeni Şafak “ }
{
"id": 75,
"url": "/hafizamdaki-okuyucu-hafiz-ve-mevlithanlar/",
"title": "Hafızamdaki okuyucu, hafız ve mevlithanlar",
"body": "Dr. Mehmet Ali Sarı’nın Türk Tavrı’nın fem-i muhsin temsilcileri ile mevlid üstadlarını anlatığı “Kur’ân Tilâvetinde Türk Tavrı ve Merhum Temsilcileri” çalışması genişletilen ikinci baskısı ile okuyucuya sunuldu. Dr. Sarı, “Yazdığım temsilcilerin hepsini hem gördüm, dinledim hem muhatap oldum. Hafızamda onları muhafaza ettim ve elimden geldiğinde bu kitaba aksettirmeye çalıştım” diyor.
Dr. Mehmet Ali Sarı, tilâvet usûlü, Türk Tavrı ile Arap Tavrı arasındaki farklar, Türk Tavrı’nın fem-i muhsin üstad temsilcileri ile İstanbul Tavrı ve Mevlid üstadlarını “Kur’ân Tilâvetinde Türk Tavrı ve Merhum Temsilcileri” çalışmasıyla kitaplaştırdı. Dr. Sarı, çalışmasıyla ilgili olarak, ‘Kur’an-ı Kerim’in Tilavetinde Türk Tavrı ve Merhum Temsilcileri’ dediğimizde ben bu yazdığım temsilcilerin hepsini hem gördüm, dinledim hem muhatap oldum. Hafızamda onları muhafaza ettim ve elimden geldiğinde bu kitaba aksettirmeye çalıştım” ifadesinde bulunuyor.
Kur’an-ı Kerim’i okumada güzel bir üslup, ahenk bizlere Efendimizin (sav) emri diyebilir miyiz?
Kur’an-ı Kerim, malum içinde bulunduğumuz böyle bir Ramazan ayında vahiyler başladı. sonra yirmi üç sene zarfında vahiyler halinde devam etti ve tamamlandı. Vahiyleri Cenab-ı Hak, Cebrail vasıtasıyla Peygamberimize (sav) duyurdu. Kur’an-ı Kerim’de Kıyamet Suresi’nde “okudu” diye geçer. “O’nu sana okuduğumuzda Sen O’nun okunuşuna uy” mealindedir ayet-i kerime. Bu itibarla Kur’an-ı Kerim önce Cenab-ı Hak tarafından Cebrail’e okunmuştur. Cebrail Aleyhisselam da Allah’ın emriyle vahiyleri vahiy meleği olarak Peygamberimize (sav) okudu. Peygamberimiz de (sav) çeşitli pozisyonlarla halet-i ruhiyye ile almış olduğu vahiyleri yakınlarına, ashab-ı kirama okudu. Peygamberimizden (sav) ashab-ı kirama, ondan sonraki nesillere okunarak tevatür halinde geldi. Kur’an-ı Kerim’in tevatürü kelimelerindedir, cümlelerindedir. Kur’an-ı Kerim’in sesinde, yazılışında değildir. Kur’an-ı Kerim’in tevatürü yani gücü kuvveti, bozulmamış olarak bize kadar gelmesi ayetlerlerde, cümlelerde, kelimelerde Kur’an-ı Kerim’in dizilişindedir. Bu öneme binaen biz Kur’an-ı Kerim’i bir türlü gelenek halinde seslendirmeye devam ediyoruz.
Kitabınızda “Her Müslüman ülke tertil esaslarını dikkate alarak Kur’an-ı Kerim’i kendi yerel ses ve nağme selikaları ile okur. Tavır denilen fark budur” diyorsunuz…
İnsanlar, İslamın şartlarını uygulayarak Müslüman olurlar, iman esaslarını da kalplerine yetiştirerek mümin olurlar. Dünyada bu esaslar dahilinde günümüzde iki milyara yakın insan var. Dünyanın değişik coğrafyalarına yayılmışlardır. Bunların bu esaslara inandıkları, o esasları uyguladıkları halde dilleri farklıdır, kültürleri farklıdır, renkleri farklıdır, sesleri farklıdır, nağmeleri farklıdır… Bu farklılıkla o iman esaslarını yerine getirirler. Nasıl ki tesettür özünü muhafaza ederek farklı giyindiğimiz gibi, Kur’an-ı Kerim’in vahyedilen özünü, Peygamberimizin (sav) ashab-ı kirama okuduğu özünü muhafaza ederek farklı şekilde nağme yükleyebilir, farklı şekilde Kur’an-ı Kerim’i seslendirebiliriz.
Arap tavrının tüm Müslüman coğrafyada hakim olduğunu görebiliyoruz. Ancak Türk tavrının ortaya çıkışı nasıl gerçekleşti?
Peygamberimizin (sav) başlattığı Arap tavrı Mısır’a intikal etmiş. Mısır’da çok büyük sesler, ustalar meydana gelmiş. Kur’an-ı Kerim’in tilaveti sonradan Müslümanlığın gittiği ülkelere onlar vasıtasıyla ulaştırılmış. Müslümanlığı onlar iletince Müslümanlığın temel kitabı olan Kur’an-ı Kerim’in seslendirilmesini de onlardan öğrenmiş dünya. Ama bir de Arap dünyasının dışında bir Acemi dünyası var. Onlar da Kur’an-ı Kerim’i kendi tavır ve kendi seslerine göre okumuşlar. Kullandıkları sesi Kur’an’a uygulamışlar. Bizim de gök coğrafyamızda bizim gök kubbemiz altında bize özel bir kıyafet gibi bize özel nağmelerle olduğu için bir Türk tavrı meydana geliyor. Bu Türk tavrı, Türk kelimesi gibi hakim kubbedir. Bu hakim kubbe altında diğer milletler de küçük küçük kubbeler halinde büyük kubbeye tabii olarak bu Kur’an-ı Kerim’i seslendiriyorlar.
TÜRK TAVRININ ZİRVESİ İSTANBUL TAVRI
Türk tavrının ötesinde bir de tilavetin zirvesi olarak gördüğümüz “İstanbul tavrı” var. İkisinin farkı nedir?
Türk tavrı farklıdır. Türk tavrının özellikleri bütün detaylarıyla okuduğunuz zaman ses bilgisine sahip olmanız lazım, ileri bir tilavet için. Ses deyince makamları bilmeniz lazım. Makamların birbirleriyle olan münasebetini bilmeniz lazım. Bu makam renklerini, nağme renklerini, hangisinin hangisi ile uyacağını bilmeniz lazım. Böyle bir sanat meydana gelmiş. Bu sanatın ileri derecesine de İstanbul tavrı denmiştir. Bu sanata giderken, bu zirveye giderken o yollar Türk tavrıdır. Zirveleştiği zaman o zirve İstanbul tavrıdır.
İstanbul tavrının tek temsilcisi Ali Üsküdarlı’dan sonra yeniden bu zirveye ulaşmak mümkün mü?
Bu zirve, ütopya değil. Erişilmez değil. Eğer kendi okuyuşuna razı olursan cemaatin, “Aferim maşallah” demesine kanarsan aramazsın. Aramazsan da olduğun gibi kalırsın. Tabi bu İstanbul tavrının temsilcisi Hafız Ali Üsküdarlı, bir kere İstanbul, Üsküdar’da doğmuş bu bir ayrıcalık. Ben Anadolu’da doğdum, İstanbul’a 16 yaşımda geldim. 16 yaşına gelinceye kadar Hafız Ali Üsküdarlı, büyük bir zirve katetmiş. Üsküdar Osmanlı payitahtında vezir vüzeranın oturduğu, yazlık olarak kullandığı bir yer. Amcası Üsküdarlı Şair Talat, şiir antolojilerine girmiş meşhur bir zât. Onun meclislerine devam etmiş babasıyla. Onlardan etkilenmiş. Üsküdarlı bestekârlardan meşk etmiş. Kendisinin de Allah’ın verdiği bir sesi bir kabiliyeti var. Bu şartların birleşimi ile şekillenmiş İstanbul tavrı. Dolayısıyla bu şartlar birleştiğinde, bir kabiliyet meşk edecek, sesi ve makamları tanıyacak, edebiyat bilecek, üslup dersi alacak, güzeli uyanı uymayanı anlayacak ve bütün bu kültürünü tilavete aksettirecek. İşte o tilavet İstanbul tavrıdır.
Kaynak: YENİ ŞAFAK “ }
{
"id": 75,
"url": "/mevlana-halid-bagdadi/",
"title": "Mevlânâ Halid Bağdadi",
"body": "Avrupa’nın; Endülüs Medeniyetinin sekiz yüz senelik birikimini kullanarak başardığı Rönesans, onları görünüşte modern, gerçekte ise daha hırslı ve vahşi yaptı. Semavi din olması dolayısıyla Hıristiyanlığın özünde olan bazı insani ve vicdani kırıntıları da yok eden Avrupa, tamamen materyalist görüşe dayanan bir misyonerlik ideolojisi ile kapitalizmi birleştirerek dünyanın başına sömürgecilik belasını sardı.
Osmanlı Devletinin siyasi ve askeri yönden güçlü olduğu dönemlerde, İslam ülkeleri üzerinde fazla etkili olamayan sömürgecilik, 19. Yüzyıldan itibaren daha belirgin şekilde hissedilmeye başlandı. İspanya, Portekiz, Hollanda, Belçika gibi sömürgecilerin daha çok ticari ve ekonomik istilaları yanında, İngiltere’nin siyasi, askeri ve dini maksatlı saldırıları, Müslüman dünyasını hedef almıştı. Osmanlı, bilim ve teknikteki gerilemeye paralel olarak Avrupa’da, Balkanlar’da güç kaybettikçe, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da da problemler gittikçe büyümekteydi.
İslam ülkelerinin yeraltı zenginliklerinin ortaya çıkması Avrupalı sömürgecilerin iştahını kabartmış ve dikkatini Ortadoğu’ya çevirmişti. Bölgede, İngiltere’nin misyonerler ve casuslar vasıtasıyla Müslüman toplulukları Halife’ye ve Osmanlıya karşı kışkırttığı, mezhep, ırk ve kabilecilik damarını kullanarak onları birbirine düşürmeye çalıştığı sıkıntılı bir devir yaşanıyordu.
ZİYAEDDİN HALİD DOĞUYOR
İşte böyle bir devirde, Irak’ın Süleymaniye şehri yakınında Şehrezur bölgesindeki Karadağ kasabasında 1779 yılında (Hicri 1193) bir çocuk dünyaya geldi. Bu yavrunun adını Ziyaeddin Halid koyan babası Pir Mikail, Caf aşiretine mensuptu. Caf, İran ve Irak’ta yaşayan çok kalabalık bir Kürt aşiretiydi. Aynı zamanda soyunun Hazreti Osman’a (r.a.) dayandığı da rivayet edilmekteydi.
Ziyaeddin Halid, ilk öğrenimini Karadağ’da yaptıktan sonra, Süleymaniye’de müderris Şeyh Abdülkerim el-Berzenci’nin derslerine devam etti. Bölgedeki diğer ilim merkezlerinde çeşitli hocalardan öğrenim gördükten sonra Bağdat’a gitti. Burada zahiri ilimlerdeki üstünlüğünü herkes gibi âlimler de kabul ettiler. 1799 yılında Şeyh Abdülkerim’in vebadan vefat etmesi üzerine, henüz yirmi yaşındayken onun Süleymaniye’deki medresesinde yedi yıl müderrislik yaptı. Bir gün Süleymaniye’de karşısına bir Hintli derviş çıkarak, Hindistan’da Nakşibendi Şeyhi Abdullah Dihlevi’yi ziyaret etmesini tavsiye etti. İran ve Afganistan yoluyla çeşitli şehirlerde konaklayarak altı ayda Delhi’ye ulaşan Halid Bağdadi, Abdullah Dihlevi’nin dergahında bir yıldan az bir zamanda Nakşibendi mertebelerini seyri sülukla geçti. Şeyhi onu halifesi yaparak kendi memleketinde irşad için görevlendirdi. Ona verdiği icazetnamede Mevlânâ unvanını kullandı.
MEVLÂNÂ HALİD’İN YAŞADIĞI DEVİR
Osmanlı Devletinin siyasi ve askeri yönden gerilemeye başlaması hem toprak kaybına yol açmış hem de farklı milletlerin bağımsızlık taleplerini artırmıştı. Batılı ülkeler, İslam dünyasının parçalanması ve Halife’nin Müslümanlar üzerindeki nüfuzunun zayıflaması için Osmanlı Devletinin yıkılması gerektiğini düşünüyordu. Bu politikanın gereği olarak özellikle Ortadoğu’da Arap ve Kürtleri, Balkanlarda ise Boşnak, Arnavut, Hırvat, Sırp, Bulgar ve Yunan halklarını menfi milliyetçilik, bağımsızlık ve özgürlük gibi yeni akımlarla kışkırtmaya başlamışlardı.
İslam toplumu içinde bu bozgunculuğun etkili olmasının en önemli sebepleri, Müslümanların inanç ve ibadet yönünden zayıflaması, medrese ve tekke arasındaki çekişmenin artması, mezhep ve tarikat tartışmalarının şiddetlenmesi olarak ifade edilebilir. Ayrıca İslam beldeleri arasındaki iletişimin kopukluğu, misyonerlik ve casusluk faaliyetinin hızlanması, Müslümanların yalan haber ve propagandanın etkisinde kalması bu süreci çabuklaştırmıştı.
Böyle bir ortamda bir Kürt aşiretine mensup olan Mevlânâ Halid, Türk, Arap, İranlı ve Hintlilerle yıllarca bir arada yaşamış, İslam Âleminin iki büyük tarikatı olan Kadiri ve Nakşiliğin manevi ikliminde yetişmiştir. Ayrıca çok iyi bir medrese eğitimi alarak ilmi kariyerini daha yirmi yaşındayken bugünün ifadesiyle profesörlük seviyesine çıkarmış, müderris olarak ders vermeye başlamıştır. Ardından tasavvufa yönelerek tarikat geleneğine göre çok kısa bir zamanda manevi mertebeleri kat ederek mürşid konumuna yükselmiştir.
Bugünkü ölçülerimize göre genç sayılabilecek 48 yaşında vefat etmesi, bu kısa ömre sanki yüzyılları sığdırması, Allah’ın ona ihsanıdır. Çok geniş bir coğrafyada manen müessir olan Mevlânâ Halid, Şah-ı Nakşibend ve İmam-ı Rabbani’den sonra Nakşiliğin üçüncü önemli şahsiyetidir.
MEVLÂNÂ HALİD NELER YAPTI?
Hem müderris hem şeyh olan Mevlânâ Halid, ilim öğretimi ve manevi terbiyeyi, günün şartlarına göre farklı bir şekilde yeniden düzenlemiştir. İlim ve tasavvufa getirdiği bu yenilikler, onun asrının müceddidi olduğunun en önemli delilidir.
- Medrese ve tekkeyi birleştirdi.
Son asırlarda çok çeşitli sebeplerle bozulmaya yüz tutan medrese ve tekkelerin yöneticileri devamlı birbiriyle çekişmeye başlamış, ilim ehliyle tasavvuf erbabı arasındaki bu kavgadan İslam düşmanları istifade etmişti. İmamı Rabbani’den intikal eden ilim ve tarikatı birleştirme mesleğini çok iyi uygulayan Mevlânâ Halid Bağdadi; medreseleri, eğitim kurumu olma özelliğini bozmadan manevi bir terbiye merkezi olan tekkeyle birleştirdi. Böylece Arapça, tefsir, hadis, fıkıh, kelam gibi İslami ilimlerle tasavvuf terbiyesi bir arada verilmeye başlanmış, medrese talebesiyle, tekke dervişi bir zaman sonra aynı vizyona sahip olmuştur.
- Kadiriliği ve Nakşiliği şahsında cem etti.
Mevlânâ Halid’in şahsi meziyetleri, Nakşibendiliğin gelenekleriyle birleşince, bölgedeki birçok tarikat şeyhi Nakşi tarikatına geçmiş ve tekkelerinde hem tasavvuf eğitimi hem de İslami ilimleri okutmaya başlamışlardır. Bu bölgede asırlardır devam eden tarikat geleneği, Mevlânâ Halid’in faaliyete başlamasıyla Nakşiliğe meyletmiştir.
- Tarikat geleneğini değiştirdi.
Mevlânâ Halid; genel olarak inziva, çile, halvet gibi nefsi terbiye ermek için uzun sürelerde toplumdan uzaklaşma ve yalnızlık yerine, müridlerinin kısa sohbet ve irşadla manevi eğitimlerini tamamlayarak, tekrar insanların hizmetine koşmasının daha uygun olacağını ifade etmiştir. “İslam’da ruhbanlık yoktur” hadisinin manasını akıl ve kalplere iyice yerleştirmiş, iman ve Kur’an hizmetinin ancak halkın arasında mümkün olacağını söylemiştir.
- Kürtler arasında Nakşilik yaygınlaştı.
Mevlânâ Halid’in bir Kürt aşiretine mensup olması ve medreseden yetişerek daha sonra Nakşibendi tarikatına girmesi, özellikle kendi yaşadığı bölgede çok etkili olmuştur. İslam birliğini tehdit eden problemlerin başında gelen menfi milliyetçilik Avrupa’nın telkinleriyle, Türk, Arap ve Kürt ırkçılığını tahrik etmiş, hilafetin Müslümanlar arasındaki itibarını ve gücünü de azaltmaya başlamıştı. Halidiye’nin bölgede aşiretler üstü bir konuma gelmesi ve Kürtler arasında çok rağbet görmesi siyasi olarak birlik ve beraberliğe olumlu katkı yaparken, sosyal yönden de çok önemli barış ve kardeşlik ortamı oluşmasını sağlamıştır. Bunun en belirgin ve somut örneği kan davalarının kaldırılmasıdır.
- Osmanlı Devletini destekledi.
Mevlânâ Halid, İslamiyetin tek birleştirici güç olduğunu, halifenin bütün Müslümanların dünyadaki yegane temsilcisi olduğunu, Osmanlı Devletinin ve padişahın bu yüzden desteklenmesi gerektiğini ifade ederek, sömürgeci batıya karşı etkili bir mücadele vermiştir. Osmanlıları ve Halifeyi, Müslümanların hamisi olarak gören Mevlânâ Halid, iç ve dış mihrakların bütün kışkırtmalarına rağmen devlete ve padişaha tam destek vermiştir.
- Yüzlerce halife yetiştirdi.
Kısa ömrüne ve yaklaşık 15 senelik bir irşad faaliyetine karşılık; yüzlerce halifesi, binlerce müridi ve milyonlarca taraftarı olan Mevlânâ Halid, çok geniş bir coğrafyada etkili olmuştur. Çok çeşitli bölgelere gönderdiği halifeleri sadece manevi irşad değil, toplumu sosyal ve siyasi olaylara karşı yönlendirme ve İslami yönden bilinçlendirme görevini de ifa etmişlerdir. Mevlânâ Halid’in halifeleri, 19. Yüzyılın hızlı gelişen olayları ve sömürgeci devletlerin işgal ve zulümlerine karşı Müslümanların siyasi ve askeri mücadelelerine tam destek olmuşlardır. Bunun en çok bilinen örneği büyük mücahid Şeyh Şamil’dir. Mevlânâ Halid’in halifelerinden İsmail Şirvani’nin müridi olan Şeyh Şamil, Ruslara karşı yıllarca silahlı mücadele vermiştir.
- Şiilik ve Vehhabilikle mücadele etti.
Mevlânâ Halid, Şiiliğin Anadolu’ya ve İslam Alemine yayılmasını önlemek için onlara karşı tavır almıştır. Bütün halifelerine de bu şuuru vermiş, onlar da gittikleri bölgelerde Şiilere karşı daima mücadele içinde olmuşlardır. Mevlana Halid, 1805 yılında çıktığı Hac yolculuğu sırasında, Mukaddes beldelerde yayılmaya başlayan yeni bir cereyanı fark etmiş, ileride İslam dünyasında büyük bir tehlike oluşturacağını tahmin etmişti. 1792 yılında ölen Muhammed Abdülvehhab, misyonerlerin teşvikiyle yeni bir mezhep kurmuş ve Beni Suud gibi İngilizlerle münasebeti iyi olan aşiretler tarafından desteklenmişti. Mevlânâ Halid gönderdiği mektuplarla, Vehhabiliğin dini ve siyasi yönden tehlikesine dikkat çekerek devamlı halifelerini ikaz etmiştir.
- Halka manevi kuvvet ve ümit aşıladı.
Osmanlı Devletinin siyasi ve askeri olarak zayıfladığı ve devamlı toprak kaybettiği bir dönemde, halkın içine düştüğü ümitsizliğe manevi reçeteler sunan Mevlânâ Halid, yeniden toparlanma hareketi başlatmıştır. Materyalist felsefi akımların ve menfi milliyetçilik cereyanlarının Müslümanları ifsad etme ve bölme planlarına karşı etkili bir mücadele yürütmüştür. Halkı karamsarlıktan kurtararak, moral ve ümit veren bu faaliyetler ulemanın da dikkatini çekmiş, Nakşi tarikatına girmelerine vesile olmuştur.
- Fıkıh ve hadise çok önem verdi.
Mevlânâ Halid, tasavvuf eğitiminden önce öğretimde fıkıh ve hadis ilmine çok önem vermiştir. Kendi tahsil hayatında da çok önemli yer tutan bu ilimlere, tarikat adabından daha fazla rağbet etmiş, müridlerinin de âlimlere ve hafızlara hürmet göstermelerini istemiştir. Kitap ve sünneti hayatı boyunca kendine rehber eden ve halifelerini de bu şekilde yetiştiren Mevlânâ Halid, ilim öğrenilmesini bu kadar ön planda tutunca, onun yoluna “İlmiye sınıfının tarikatı” adı verilmiştir.
HALİFELERİNE TAVSİYELERİ
Hz. Peygamber’in (s.a.v.) sünnetine sıkı sıkıya bağlanmanızı ve bu konuda asla taviz vermemenizi tavsiye ediyor hatta emrediyorum. Müslümanlar arasına kasten sokulmak istenen bid’atlardan sakınmanızı, cahiliye devri adetlerinden kaçınmanızı tavsiye ediyorum. Devlet adamları ve varlıklı insanlardan daima uzak durunuz. İyilik kastıyla da olsa makam sahiplerine aracı olarak gitmeyiniz. Islah edemediğiniz insanları asla gıybet etmeyiniz. Zalim ve günahkarlara bakıp, salih olduğunuz için gurura kapılmayınız. Şu durumdaki insanları asla tarikata almayınız: Makam ve servet sahibi mağrur insanları, Dünya malına düşkün hırslı ticaret erbabını, Halk arasında itibar sahibi olmak isteyen ilim ehlini, Başkalarının sırtından geçinen, boş ve işsiz kimseleri, Şöhret için tarikatı ve hilafeti arzu edenleri, Kendisini herkesten üstün gören kibirli insanları tarikata almayınız.
Kaynak: Haber Vakti “ }
{
"id": 75,
"url": "/bir-kitap-beyoglunda-bir-hafiz-mehmet-ali-sari/",
"title": "Bir Kitap: Beyoğlu'nda Bir Hafız - Mehmet Ali Sarı",
"body": "Değerli hocamız Sayın Mehmet Ali Sarı’nın “Beyoğlu’nda Bir Hafız” adlı hatıra kitabını büyük bir zevkle, heyecan ve ilgiyle okudum… Kitabı okurken ben de kendisiyle birlikte İstiklal Caddesi’ne bakan Ağa Camii’nde kıldığım namazları, oralarda az da olsa geçen hatıralarımı hayal ettim…
Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özemre’nin “Üsküdar’ın Üç Sırlısı” kitabından hayranlıkla hatırladığım Ali Üsküdarlı Hoca ve birbirinden değerli üstatları okudukça onlara rahmetler okudum ve hayran kaldım…
Macera dolu bir hayatı olmasına rağmen ben sayın hocamızı bize göre çok daha şanslı gördüm…
İmam hatip okuluna başlaması, Yüksek İslam Enstitüsü öğrenciliği; bu arada birbirinden değerli hocalardan ve üstatlardan aldığı musiki dersleri, tashih-i huruf, aşare-i takrib ve Arapça dersleriyle kendini geliştirmesi, yetiştirmesi yeni nesiller için büyük örneklik teşkil ediyor… Ama şimdilerde kimse böyle şeylere ilgi duymuyor…
Keşke genç imam hatipli kardeşlerimiz, arkadaşlarımız bu kitabı okusalar diye canı gönülden temenni ediyorum…
Birkaç imam ve müezzin arkadaşa bahsettim ama pek ilgilenmediler…Onlar adına ne kadar çok üzüldüm…
Elimden gelse tüm imam hatip ve ilahiyat öğrencilerine ve öğretmenlerine, ayrıca görevde olan bütün Diyanet camiasına bu güzel kitabı okumalarını mecbur ederdim…
Haseki dersleri, hocaları, daha sonra İmam Hatip okulu öğretmenliği, Yüksek İslam Enstitüsü öğretim üyeliği gibi görevleri ve görev için İzmir maceraları…
İsveç’te yedi yıl kalması ve Türkiye’ye dönüşü. Ne kadar dolu dolu bir hayat yaşamış kıymetli hocamız…Ben yurtdışında sadece 23 gün kaldım. Üç dört günlük Etiyopya, bir o kadar da Lübnan-Beyrut seyahatim üzerine bir kitap olacak hatıra yazdım…
Sayın hocamız hıfzını çok güzel ikmal etmiş, ayrıca diğer Kur’an ilimleriyle, musiki bilgi ve becerileriyle kendini geliştirmiş, besteler yapmış, aynı zamanda tambur üstadı…Örnek bir hayat yaşamış….
Tavşancıl’ da yazlık yapma macerası çok ilgimi çekti. Keşke şu andaki evimi satabilsem ve oradan bir konut alıp onunla ve onun gibi güzel insanlara komşu olabilsem diye geçti içimden…
İmam hatip lisesinden sınıf arkadaşım hocamızın yeğeni Metin Mergen, kız kardeşi Emine Hanım’ın oğlu oluyor. Şu tevafuka bakınız ki benim rahmetli anneciğimin adı da Emine’dir. Arkadaşım Metin Mergen ne kadar şanslı birisi. İnsan; anadan, babadan, hocadan, çevreden de biraz şansı olmalı. Metin Mergen bence çok şanslı bir insan…
Hocanın eserinde buram buram bir İstanbul asaleti, kültürü, hayat tarzı, nezaketi ve zarafeti bütün kitaba yansımıştır…
Bizler Bursa Yüksek İslam Enstitüsü’nde öğrenciyken Mehmet Ali Sarı, İsmail Karaçam ve daha bir kaç arkadaşı okulumuzu ziyaret etmişlerdi. Kendisini ilk defa orada görmüştüm. Sanki o zamanlar onu biraz İsmail Karaçam’ın gölgesinde görmüştüm…
Daha sonra yakın zamanlarda TRT’de ramazan aylarında yapılan Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma yarışmalarında jüri üyesi olarak tanıdık… Kahramanmaraş depremi sonrası değerli hocamız Mustafa Sıddık Uslu Kocaeli’ne gelmişti. Sınıf arkadaşı olduklarını öğrendim ve bunu kendisine haber vermek istedim…
Yeğeni Metin Mergen’den telefonunu aldım. İki kere aradım, uzun uzun çaldırdım ve açmadı…
Ben bunu tanımadığı kişilerin telefonunu açmıyordur diye yorumladım. Akşam geç saatlerde beni aradı. Çok heyecanlandım.
Kendisiyle görüştük. Telefonda sesini duymak, kendisiyle konuşmak benim için büyük bir onur oldu…Kitabını okuduktan sonra kendisine hayranlığım daha da arttı.
Çok merak ettiğim bir durum gözledim. Hocamız birçok olayı, ilgili kişilerin adlarıyla, doğum ve vefat tarihleriyle, en küçük ayrıntılarıyla yazmış. Bu durumu Sayın Dr. Tayyar Altıkulaç’ın “Zorlukları Aşarken” adlı hatıralarında da gördüm. Bunu nasıl yapmışlar, zamanında notlar mı tutmuşlar, yoksa hafızlık yeteneklerinin böyle de bir tarafı mı var anlamadım…
Yaşar Kemal’e ait olduğunu sandığım “o iyi insanlar, o güzel atlara binip; çekip gittiler.. demirin tuncuna, insanın piçine kaldık..” sözü geliyor aklıma…
Değerli hocamıza Rabbimden sağlıklı uzun ömürler diliyorum…
Kaynak: Truva Edebiyat “ }
{
"id": 75,
"url": "/dini-ilahi-ve-ekber-sah/",
"title": "Din-i ilahi ve Ekber Şah",
"body": "16.Yüzyıl, Osmanlı Devleti’nin en muhteşem devri kabul edilmektedir. 1517’de Mısır’ı fetheden ve hilafeti İstanbul’a getiren Yavuz Sultan Selim, Osmanlıyı bir cihan devleti yapmıştı. Oğlu Kanuni Sultan Süleyman ise, yarım asır hükümdarlığında üç kıtaya hükmetmiş, İslâm âleminin merkezi durumuna gelen İstanbul’dan, hilafetin manevi gücünü de arkasına alarak ordularını Viyana önlerine kadar göndermişti.
Aynı asırda Hindistan’da ise bir başka Türk devleti hüküm sürmekteydi. Çağatay soyundan gelen Babür Şah’ın 1526’da kurduğu Babürlü Devleti, üç asırdan fazla bölgeye hakim oldu. 1556’da Babür Şah’ın torunu Ekber Şah tahta oturdu. 1605’de vefatına kadar 49 yıl boyunca Babürlü Devleti en parlak devrini yaşadı. Ancak “ulemaüssu” denilen sapık âlimlerin tesiriyle ortaya çıkan itikat buhranı, Müslümanları çok sarstı. “Din-i İlahi” diye ortaya atılan yeni inanç ve ibadet sistemi; İslamiyet, Hıristiyanlık, Budizm ve Hinduizm’in güya en beğenilen taraflarını birleştirmeyi ve “sulh-ı küll” denilen din ve mezhepler arası genel barışı amaçlamaktaydı.
İşte böyle bunalımlı bir dönemde itikadı sarsılan, ibadet ve dini hayatı gevşeyen Müslümanlara yeniden İslam’ın saf ve hakiki güzelliklerini gösteren bir hidayet rehberi ortaya çıktı. Allah’ın izniyle, batıl fikirleri darmadağın etti. Dini tecdit ederek insanları irşad etti. Hicri ikinci bin yıla damgasını vuran bu zirve şahsiyet, Müceddid-i Elfi Sani İmam-ı Rabbani Ahmed-i Faruki Sirhindi’den başkası değildi. *** YENİ BİR İNANÇ SİSTEMİ!
Çağatay soyundan gelen Babürlü sultanları, İslâmiyeti kabul etmiş olmalarına rağmen inanç ve ibadet konularında çok yanlış fikir ve uygulamalar içine girmişlerdi. Hindistan’daki eski dini inançlar ve batıl geleneklerin etkisinde kalan bu yöneticiler, bazı kötü âlimler vasıtasıyla çok yanlış bir icraata giriştiler. Kendilerine göre dinde reform yaptıklarını iddia ederek yeni bir inanç sistemi oluşturmaya kalkıştılar.
Ekber Şah ve devlet yöneticileri, İslâmiyet, Hıristiyanlık, Zerdüştlük, Hinduizm ve Budizm’den beğendikleri ilkeleri alarak birleştirip “Dini İlahi” adını verdikleri bu yeni inanç sistemini topluma kabul ettirmeye çalıştılar. Bu yeni dinin kendine göre inancı, ibadeti, yasakları ve emirleri vardı. İman zayıflığı, İslâmi hükümlere şüphe ile bakma, Kur’an ve sünneti hafife alma ve nihayet Hazreti Peygamber (s.a.v.) hakkında istihzaya varacak sözler sarfetme, bütün toplumu kuşatmıştı. Samimi Müslümanların çok zor durumda olmaları, baskı ve zorlamalar neticesinde ibadetlerini ya gizlemeleri veya terk etmeleri dini hayatı çıkmaza sokmuştu.
İmam-ı Rabbani gençliğinde, Ekber Şah’ın sarayında kaldığı için bu sapık faaliyetlerin kimler tarafından ne maksatla ortaya atıldığını çok iyi görmüştü. Burada edindiği tecrübe, onun ileride yapacağı mücadele ve ıslah hareketinin temelini oluşturmuştu. Bilhassa Ebül Fazl ile yaptığı tartışmalar, fikri olgunluğuna zemin hazırlamış ve bu dönemde “İsbatü’n-nübüvve” adlı ilk eserini yazmıştı.
İKİNCİ BİN YILIN MÜCEDDİDİ
İmam-ı Rabbani’nin Hicri ikinci bin yılın müceddidi olarak neler yaptığını tam anlayabilmek için, Babürlü sultanı Ekber Şah devrinin hayat tarzı ve düşünce sistemini detaylı olarak bilmek gerekir. Önceleri Müslümanlarla Hindular arasındaki çatışmaları önlemek ve barış içinde yaşamalarını temin etmek niyetiyle başlanan siyasi çözüm, zamanla dini ve felsefi bir şekle bürünmüştür. Ekber Şah, hocası Mir Abdüllatif’in değişik din ve mezhepteki insanların hoşgörü ve barış içinde yaşama fikrini benimsemiş ve uygulamaya çalışmıştır.
Daha sonra bazı sapık fikirli âlimlerin de teşvikiyle bu teşebbüs yeni bir din oluşturma aşamasına gelmiştir. Ekber Şah’ın bu batıl yola girmesine sebep olanların başında Şeyh Mübarek Nagori ve iki oğlu gelmekteydi. Ebül Feyz ve Ebül Fazl Allami isimli bu iki kardeş, sultanın her hareketine ilahi bir mânâ vererek onu yanıltmışlardır.
Ekber Şah inşa ettirdiği büyük bir divanhanede Müslüman, Hıristiyan, Hindu, Budist, Mecusi âlimlerini toplayarak birbirleriyle tartışmalarını dinliyordu. Bu divanda Ebül Fazl Allami, zekası ve hitabeti ile öne çıkarak Şah’ın güvenini ve desteğini kazandı. Etrafındaki dalkavukların telkiniyle kendisinde ilahi bir güç olduğuna inanan Ekber Şah, Fetihpur Ulucamii’nde minbere çıkarak Ebül Feyz tarafından hazırlanan bir manzum hutbe okudu. Şeyh Mübarek de onun “Sultanü’l- İslâm kehfü’l-enam emirü’l-mü’minin zıllullah ale’l-âlemin” olduğuna dair bir belge hazırlayarak bütün ulemaya imzalattı. Ekber Şah, 1582 yılında eyalet valilerinin önünde “Dini İlahi”yi kurduğunu resmen ilan etti.
Bunun üzerine İmam-ı Rabbani Ekber Şah’a, sarayında görevli olan Murtaza Han, Bayram Han ve Abdürrahim Han ile şöyle haber gönderdi:
“Ekber Şah, Hak Teâlâ’ya ve O’nun Resûlüne âsi olmuştur. Benim tarafımdan kendisine söyleyip hatırlatın ki; onun şahlığı da, kudreti de, iktidarı da, ordusu da her şeyiyle birlikte büyük bir bela ile dağılıp perişan olacaktır. Tövbe etsin, Allah ve Resûlü’nün (s.a.v.) yolunu tutsun. Aksi hâlde Allah’ın kahrını, gazabını beklesin.” Fakat İmam-ı Rabbani, hiçbir zaman Ekber Şah’ı zındıklık ve kafirlikle suçlamadı. Doğrudan muhatap almadan tesir edebilecek insanlar vasıtasıyla onu ikaz etmeye çalıştı. Asıl mücadelesi ise; sağlam inançlı, Kur’an ve sünnete bağlı, Allah rızasını kendine gaye edinen talebeler ve müridler yetiştirerek, bu ifsad hareketini önlemeye çalışmasıdır. Yani siyasi mücadele yapmaya imkanı olduğu halde, doğrudan iman ve Kur’ân hizmetine ve insan yetiştirmeye yönelmiştir.
İMAM-I RABBANİ NELER YAPTI?
Yaşadığı bölgenin ve zamanının problemlerini, yanlış düşüncelerini ve sapık iddialarını çok iyi kavrayan İmam-ı Rabbani, İslâmiyet’in ana kaynakları olan Kur’ân ve sünneti esas alarak tecdit ve ıslah hareketine başladı. Bir taraftan bozulmuş ve yanlış bilgileri düzeltirken, diğer taraftan ihtiyaç duyulan açıklamaları da nübüvvetin varisi olarak yapmaya çalıştı. Nakşibendiliği yeniden ihya ederek, İslâm ümmetinin kurtuluşu için reçeteler sundu.
Kurmuş olduğu Müceddidiye kolu ile Nakşiliğin bütün İslâm âleminde yaygın hale gelmesini sağlayan İmam-ı Rabbani, bütün tarikatların şeriata bağlı olduğunu, tasavvuftaki yanlış fikir ve batıl âdetlerin temizlenmesi gerektiğini söyledi. Önceleri kabul ettiği vahdeti vücud fikrini terk ederek daha sonra vahdeti şühudu, şeriat ve hakikata daha uygun bularak benimsedi.
Hayatının son otuz yılını geçirdiği Hicri 11. Asrın, diğer bir ifadeyle iki bininci yılın müceddidi olduğu, aradan geçen 400 yılda icma ile kabul edilmiştir. Tarikatın, şeriatın bir hizmetçisi olduğunu vurgulayarak; sufilere ilim, amel ve ihlas ile toplumda örnek olup hizmet etmelerini öğütlemiştir.
DİNİ İLAHİ NE DEMEKTİR?
Ekber Şah ve etrafındaki kötü niyetli alimler tarafından ortaya atılan bu yeni din iddiası, aslında İslâmiyet’in içinde yer alan bir nifak hareketiydi. Çünkü hem sultanı hem yöneticileri hem halkı Müslüman olan bir devlette reformist bir anlayışla, İslâmiyet’in inanç, emir ve yasakları üzerinde değişikliğe gidilerek oluşturulmuştu. Hatta önceleri Ekber Şah müçtehidlere özenmiş, daha sonra etrafındaki dalkavuklar, kendisine “imamı adil” unvanı vererek müçtehidlerden daha üstün olduğunu söylemişlerdi. Bu yalana inanan Ekber Şah ise artık içtihad yapıp mezhep kurmak yerine, birkaç dinin beğendiği taraflarını seçerek yeni bir inanç sistemi oluşturmaya karar vermişti.
Bu yeni inanç sisteminin bazı emir ve yasakları şöyleydi: Ekber Şah’ın huzuruna gelenlerin secde etmesi gerekiyordu. Hindulara özenerek inek kesmek yasaklandı. Günde dört defa güneşe yönelip, adını zikretme âdeti çıktı. Erkeklerin ipek giyip, altın kullanması caiz görüldü. Erkeklerin birden fazla evlenmesi ise yasaklandı. Domuz eti, temiz kabul edilerek helal kılındı. Cesetler toprağa gömülmeyip ya suya atıldı veya yakıldı. Zekat ve cizye verilmesi de Şah’ın emriyle kaldırıldı.
Sonuçta bu reformist hareket diğer dinlere değil, sadece Müslümanlara bir baskı aracı olarak kullanılmaya başladı. İmam-ı Rabbani genel olarak halkın batıl inanç ve âdetlerden kurtulması ve tasavvuf ehlinin tarikatı şeriatın önüne geçirmemesi hususunda ıslah ve irşad faaliyetleri yapıyordu. Fakat bu yeni din anlayışı doğrudan İslâmiyet’i hedef almıştı. Müslümanları şüpheye düşürüp toplumu bunalıma sürüklediği için, İmam-ı Rabbani “İsbatün-nübüvve” ve “Mektubat” adlı eserleriyle bu hastalıkların reçetesini vermeye çalıştı.
İMAM-I RABBANİ’NİN FİKİRLERİ
İmam-ı Rabbani’nin 20 yaşındayken saraya girmesi, devrin siyasi şahsiyetleri ve yöneticileriyle tanışması onun fikirlerinin oluşmasında çok önemli bir aşamadır. Ekber Şah önceleri dindar bir sultan olmasına rağmen, cehaleti yüzünden gereksiz tartışmaların tesirinde kalarak şüpheciliğe kapılmıştır. Bunun sonucu olarak tamamen İslâm akidesinden uzaklaşmasını gözlemlemiş olan İmam-ı Rabbani’nin, tecdid ve ıslah hareketine girişmesi bir zaruret olmuştur.
Ekber Şah’ın üzerinde çok etkili olan ve ona yanlış fikirler empoze eden iki kardeş ile önceleri dost olan İmam-ı Rabbani, zaman içinde hem Ebül Feyz hem de Ebül Fazl’ın yanlış hatta tehlikeli fikirler taşıdıklarını tesbit edip onlarla ilmi tartışmalar yapmıştır. Bilhassa peygamberliğin gereksizliğini savunan ve Sünni alimlere hakarete varan sözleri üzerine Ebül Fazl Allami’yi şiddetle tenkit etmiştir.
Ekber Şah ve oğlu Cihangir zamanında devlet idarecilerinde meydana gelen ahlaki yozlaşma, makam hırsı, maddi menfaat ilişkileri, adalet ve şeriattan uzaklaşma ve zulmün yaygınlaşması, genel olarak toplumda manevi bir çöküşe sebep olmuştu. Eğitim zayıflamış, ilim ve fikir dünyası adeta karanlığa gömülmüştü. Böyle bir ortamda yanlış ve batıl adetler yeniden revaç bulmuş, bazı devlet adamları ve âlimler tarafından desteklenen reform hareketleri, sonunda İslâm dini içinde bir nifak hareketi doğuracak seviyeye ulaşmıştı. Bu gelişmeleri yakından takip eden İmam-ı Rabbani, hayatının son 34 yılını geçirdiği iki bininci yılda irşad ve tecdid görevini yerine getirmiştir.
Bir tarikat mürşidi ve tasavvuf ehli olmasına rağmen İslâm’ın ilmi ve fikri yönünü daima ön plana almış, Kur’an ve sünnetin hurafeleri önlemek için yeterli olduğunu ortaya koymuştur. İmam-ı Rabbani, vefatından sonra sadece Hindistan’da değil, bütün İslâm dünyasında tanınmış ve fikirlerinden istifade edilmiştir. İslâmiyet’in itikadi konularını kuvvetlendirmek için çok gayret göstermiş, İslâm beldelerinde sağlam bir inanç ve sünnete uygun hayat tarzının yerleşmesinde çok önemli hizmetleri olmuştur.
Kaynak: Haber Vakti “ }
{
"id": 75,
"url": "/uygur-yazari-haitiwaji-2-yil-esir-tutuldugu-kampi-anlatti/",
"title": "Uygur yazar Haitiwaji, 2 yıl esir tutulduğu kamp hayatını anlattı",
"body": "Uygur yazar Haitiwaji, 2 yıl esir tutulduğu kamp hayatını anlattı Haitiwaji: “Gece nöbet tutuyoruz, gündüz 11 saat psikolojik siyasi çalışmalar yapılıyor” Çin’in Doğu Türkistan’daki kamplarında 2 yıl esir tutulan Gülbahar Haitiwaji, gece nöbet tuttuklarını ve gündüz 11 saat psikolojik…
Uygur yazar Haitiwaji, 2 yıl esir tutulduğu kamp hayatını anlattı
Haitiwaji: “Gece nöbet tutuyoruz, gündüz 11 saat psikolojik siyasi çalışmalar yapılıyor” PARİS - Çin’in Doğu Türkistan’daki kamplarında 2 yıl esir tutulan Gülbahar Haitiwaji, gece nöbet tuttuklarını ve gündüz 11 saat psikolojik siyasi çalışmalar yapıldığını söyledi. Fransa’dan Çin’e davet edilip tutuklanan, sorgulanan ve istismar edilen Uygur yazar Gülbahar Haitiwaji yaşadıklarını “Çin Kampından Nasıl Kurtuldum” adlı kitabında anlattı. Korku dolu günler geçirdiğini ifade eden Haitiwaji, kampta geçirdiği sürenin asır gibi geldiğini dile getirdi.
Kaynak: France 24 “ }
{
"id": 75,
"url": "/1939dan-2023e-buyuk-felaket/",
"title": "1939'dan 2023'e büyük felaket!",
"body": "Takvimler 27 Aralık 1939’u gösteriyordu. Zemheri ayı girmiş, diz boyu kar yağmıştı. Herkes sobasını yakmış, sıcacık evlerinde yemeklerini yemiş, soğuk ve uzun kış gecesinde kimisi sobasının üstünde kestane pişirmiş, kimisi de mısır patlatmıştı. Çocukların uykusu gelip yatınca, büyükler de kendi işlerine bakmışlardı. Bazı aileler tahta tekneye hamur mayalamış, ertesi günü tandır ekmeği yapmaya niyetlenmişti.
Gece saat 02.30 civarı sokakta köpekler havlıyordu. Birden yeraltından korkunç homurtu ve gürültüler duyuldu. Ardından şiddetli bir sarsıntı ile her şey sağa sola savrulmaya başladı. Bir dakikaya yakın devam eden deprem, kerpiç duvarları ve toprak damları yerle bir etmişti. On binlerce insan diri diri toprağa gömülmüştü.
Sonuç: 7,9 büyüklüğündeki deprem, 33 bin can kaybına sebep olmuştu.
Türkiye’nin nüfusu ise 1940 sayımına göre 17 milyon 820 bindi.
DEPREM ŞEHRİ ERZİNCAN
Erzincan’da doğup 18 yaşına kadar bu şehirde yaşayan biri olarak, çocukluk ve gençliğim deprem hikayeleri, daha doğrusu felaket hatıraları dinleyerek geçti. 1939 depremini yaşayanlar, bu büyük olaya felaket derlerdi. Hatta bu tarih Erzincan için milat olmuştu. Halk, “Felaketten önce” ve “Felaketten sonra” diyerek hayatını ikiye ayırmıştı.
Yerle bir olan şehirde her fert eğer eceli dolmamışsa ve yaşıyorsa mutlaka toprağın altından çıkmıştı. Daha sonra eksi 15-20 derecedeki soğuğa karşı bir mücadele başlıyordu. Karnını doyurma, barınma, ilaç bulma neredeyse imkansız hale gelmişti. Demiryolu ağı Allah’tan bir yıl önce Erzincan’a ulaşmıştı. Fakat buna rağmen Ankara’dan ilk yardım ancak iki gün sonra gelebilmişti.
Rahmetli dedem Emirmusa oğlu Gazi Ahmet Onbaşı, 1. Dünya Savaşı’nda Pasinler cephesinde savaşırken Ruslar’a esir düşmüştü. 1916 ile 1921 arasında tam beş sene Moskova’da esaret hayatı yaşamış, sonra firar ederek yurduna dönmüştü. 1922’de İstiklal Savaşı’na katılarak büyük zaferi yaşamış, 30 Ağustos’ta da terhis olup yaya olarak Erzincan’a gelmişti.
Tam 12 sene sonra döndüğü köyünde, kendisinden haber alamayan ve şehit olduğunu düşünen hanımının bir başkasıyla evlendiğini öğrenen Ahmet Onbaşı, bu haberle yıkılmıştı. Sonra yeniden evlenerek üç çocuk sahibi olmuş, çiftçilik yaparak evini geçindirmeye başlamıştı. Yazları köyde, kışları ise şehirde kalıyorlardı.
FELAKETİN BÜYÜKLÜĞÜ SONRA ANLAŞILDI
O felaket gecesini rahmetli babam, her seferinde aynı korku ve heyecanla bize şöyle anlatıyordu:
“Çok soğuk günlerdi. Kış çok çetin geçiyordu. Diz boyu kar yağmıştı. O gece yattıktan bir müddet sonra, korkunç bir gürültüyle uyandık. Her yer sarsılıyor, duvarlar yıkılıp dam üzerimize çöküyordu. Ağzımıza burnumuza toz toprak dolmaya başladı. Ben 12 yaşımdaydım. Ağabeyim 15, kız kardeşim 10 yaşındaydı. Biz hep bir ağızdan ‘Baba bizi kurtar!’ diye bağırmaya başladık. Bir müddet sonra sarsıntı durdu. Üzerimdeki toprağın ağırlığını hissettim. Kalkmaya çalıştım, kalkamadım. Elimle yüzümü, gözümü silmeye, ağzımı temizlemeye çalıştım. O sırada babamın sesini duydum. Kısa zamanda gelip bizi toprağın altından çıkardı.”
Haberleşme ve ulaşım sınırlı ve çok zor şartlarda yapıldığı için felaketin büyüklüğü ilk anda anlaşılmamıştı. Ancak günler sonra çevreden acı haberler geldikçe yaşanan depremin binlerce can aldığı, on binlerce insanın yaralanmasına yol açtığı ortaya çıkmıştı. Erzincan vilayetinde istasyon binası ile birkaç harabeye dönmüş yapıdan başka her şey yerle bir olmuştu. Artık bu şehirde, bu şartlarda yaşamak imkansız hale gelmişti.
Hükümet derhal vatandaşları çevre illere göndermek üzere bir plan hazırladı. Ahmet Onbaşı da oğullarının ısrarı ile Kahramanmaraş’a gitmeye karar verdi. Alabildikleri basit birkaç eşya ile birlikte istasyona geldiler. Bindikleri kara tren acı acı düdüğünü çalarken, çıkardığı simsiyah dumanlar sanki onların bahtını karartmıştı. Hiç bilmedikleri bir şehirde, ne yapacaklardı. Şaşkın, üzgün ve korku dolu gözlerle, vagonun penceresinden harabe haline gelmiş olan Erzincan’ı seyrederken, yine de canları sağ olduğu için Allah’a şükrediyorlardı.
1976 VAN MURADİYE DEPREMİ
Yedek subay olarak vatani vazifemi yaparken Van Muradiye depremini yaşadım. İlk defa böyle şiddetli bir sarsıntıyı gündüz gözüyle görüyordum. 24 Kasım günü Askeri garnizonun bahçesinde ağaçlar kökünden sökülür gibi sallanıyor, hiç kimse ayakta duramıyordu. Çökmek zorunda kalıp, tekbir, tehlil ve salavat ile o saatler kadar uzun saniyelerin geçmesini bekledik. Sarsıntı bitince yakın bir yerde şiddetli bir depremin olduğunu tahmin etmiştik. Nitekim yarım saat içinde Muradiye ve Çaldıran’ın yerle bir olduğu haberi gelmişti.
Komutanlarımızın emriyle yardım konvoyunun hazırlıklarına başladık. Mercedes marka Unimog kamyonetlere; çadır, kazma, kürek, giyim, yiyecek ve ilk yardım malzemeleri yükleyerek yola koyulduk. Lapa lapa yağan karın bembeyaz yaptığı tepeleri ve ovaları geçip Muradiye ilçesine vardığımızda, zifiri karanlık olmasına rağmen şehrin harap halini görebilmiştik. Gece yarısı vardığımız Çaldıran’da ise Jandarma Tabur komutanlığı binasından başka sanki hiç bir yapı yoktu. Sabaha kadar köyleri dolaşarak enkaz altından çıkan yaralıları kamyonetin arkasında Muradiye Devlet Hastanesi’ne yetiştirdik.
Ertesi sabah Çaldıran’da gördüğümüz manzara yüreğimizi burktu. Şehir değişik yükseklikte taş ve toprak yığınlarından meydana gelen tepeciklere dönüşmüştü. Çünkü binaların çoğu taş ve çamurdan yapılmıştı. Kerpiç evlerin geniş duvarları ve damın kalasları bir derece koruma sağlarken, bu taş ve çamur yapılar bir yığın haline dönüşmüş, altından sağ olarak bir canlının çıkması imkansız hale gelmişti.
Çaldıran Tabur Komutanlığı bahçesine kurduğumuz çadırda zor şartlarda geçen on günden sonra Van’a dönünce, felaketin boyutunu anlamıştık. Maalesef, 7,5 büyüklüğündeki depremde 3500 kişi hayatını kaybetmişti.
1999 GÖLCÜK DEPREMİ
Erzincan’ı sarsan 1992 depreminde İstanbul’dan gece yarısı hareket edip ertesi günü memleketimize varmıştık. Şehrin içler acısı halini görüp, akrabalarımıza ve dostlarımıza yardım etmeye çalışmıştık. Tek veya iki katlı eski evlerin ayakta, sağlam ve betonarme binaların yerle bir olduğunu hayretle ve ibretle görmüştük. Yurtdışından gelen prefabrik (kurma) evlerin yıkılıp yerine yapılan apartmanların yerle bir olduğu sokağımızdaki komşular bizim eve doluşmuştu. Çünkü evimiz, söylendiğine göre 11 büyüklüğündeki depreme dayanıklı, 1950 yapımı kurma evdi.
Erzincan’dan deprem korkusuyla evini köyünü satıp batıya göçenler, yedi sene sonra 17 Ağustos’taki Gölcük Depremine yakalandılar. Yakın akrabalarımdan 4 kişinin enkaz altında can verdiği Gölcük ve çevresinde, 500 Erzincanlının vefat ettiği söyleniyordu. İşte İlahi Kaderin garip cilvesi.
Çok büyük yıkıma sebep olan ve 18 bin vatandaşımızın vefat ettiği Gölcük depremini de, Armutlu’da yaşadım. Ailemle birlikte tatile çıkmış ve 17 Ağustos’ta Armutlu’da konaklamıştık. Gece saat 03.02’de korkunç bir gürültü ve sarsıntı ile uyanmış, çatlamış binanın içinden hızla dışarı fırlamıştık. İstanbul’a dönüş yolunda şahit olduğumuz manzara inanılır gibi değildi. Ya bir rüya veya bir film sahnesi gibiydi. Son araba vapuruna binip Darıca’ya geçtiğimizde bütün yolların kapandığını ve trafiğin kilitlendiğini öğrenmiştik. İstanbul ise korku ve dehşet içinde sokaklara dökülmüş, hayat durma noktasına gelmişti.
YÜZYILIN FELAKETİ
Depremlerle iç içe geçen hayatımda hiç görmediğim, tahayyül bile edemediğim görüntüler karşıma çıktı. Bu kadar geniş bir alanda bu kadar yıkıcı bir deprem gerçekten yüzyılın felaketi oldu. Bütün depremlerde merkez üssünde büyük yıkım olur, çevrede bu etki azalarak kaybolurdu. Bütün çalışma ve yardımlar o merkeze yapıldığı için de nispeten hızlı olurdu.
Bu felaketin 10 ili, yüzden fazla ilçeyi ve çok sayıda köyü vurması, iki büyük depremin üst üste gelmesi, ilkinin insanlar uykudayken gece yarısı olması ve ağır kış şartları olayın boyutlarını tahminlerin kat kat üstüne çıkardı. Allah’tan temennimiz can kaybının artmaması ve yaralı vatandaşlarımızın bir an önce şifa bularak sağlığına kavuşmasıdır. Bu felaketin büyüklüğüne rağmen devletin, resmi kurumların, stk’ların ve vatandaşların olağanüstü gayretleri ve yardımları her türlü takdirin üstündedir. Depremin daha ilk saatlerinden itibaren ciddi bir organizasyonla arama kurtarma çalışmaları, sağ kurtulanlara her türlü yardım ve desteğin verilmesi ve hükümetin felaketi masa başında değil bizzat sahada yönetmesi başarılı çalışmaların anahtarıdır. Maddi manevi hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan yardım ekiplerine, isimsiz kahramanlara gönülden teşekkürü bir borç biliyorum. Allah yardımcıları olsun.
TEKBİRDEN RAHATSIZ OLANLAR
Felakete uğrayanlar enkazdan sağ salim çıkarılırken hem ekiplerin, hem de yakınlarının tekbir getirmesi bazı örümcek kafalıları rahatsız etmiş. Allahüekber kelimesini siyasi bir slogan olarak görüp böyle bir zamanda güya siyasi rant peşinde olanlar kınanmış. Her şeyden önce böyle musibet zamanında insanlara teselli veren dini inanç ve duadır. Din düşmanlığını siyasi slogan diyerek açığa vuran zavallıları muhatap bile almaya gerek yoktur.
Bilinçli ve sorumlu yayın yapan medya kuruluşlarını tebrik ve takdir ederken, basının yüz karası kuruluşları, dine mukaddesata ve millete olan kinlerini adeta kusanları da tel’in ediyorum. Kimisi yardım kuruluşlarını hedef alırken, kimi de dini terimleri suçlu sandalyesine oturtmaya çalışıyorlar.
Böyle bir karikatürde; yıkılmış bir binanın enkazında okunan tabelalar içinde bulunan hırsızlık, rüşvet, malzemeden çalma gibi ahlaksızlıkların yanına kader, fıtrat ve ecel gibi terimleri de eklemiş. Acaba bugüne kadar ecel, kader ve fıtrat inancı yüzünden bir kişinin dahi zarar gördüğü vaki midir? Müslümanlar inançlarını ihmal sebebi yapmazlar. Önce gerekli tedbirleri alıp daha sonra Allah’ın takdirine boyun eğerler. Her durumda Allah’a şükrederler. Bu düşünce musibete uğrayan insanları manevi yönden güçlü kılan psikolojik bir destektir.
Kur’an-ı Kerim’in Teğabün Suresi’nin 11. Ayeti’nin meali şöyledir:
“Allah’ın izni olmayınca hiçbir musibet isabet etmez. Her kim de Allah’a imân ederse O, onun kalbine hidâyet verir ve Allah her şeyi bilir.”
Bizler binamızı sağlam zemine, teknik şartlara, inşaat yönetmeliklerine uygun yapmakla mükellefiz. Yine yaşadığımız evlerde deprem ihtimaline karşı her türlü tedbiri almak zorundayız. Fakat bundan sonra ancak Allah’a tevekkül ederek hayata devam edebiliriz. Yoksa sürekli bir korku, evham ve tedirginlikle ne uyku uyuyabilir ne de normal yaşantımızı sürdüremeyiz.
ENKAZ ALTINDA MUCİZE
Daha önceki tecrübeler, enkaz altından 72 saate kadar sağ insan çıkabileceğini, bu saatten sonra canlı kalmanın çok zor olduğunu söylüyordu. Hele böyle ağır kış şartlarında bu süre bile uzun sayılırdı. Allah’a şükür 72 saatten sonra yüzlerce vatandaşımız sağ salim enkaz altından çıkarıldı. Hatta 90. saatte bile canlı insanların kurtarıldığına şahit olduk. Bu zor ve zahmetli kurtarma çalışmasını yapan bütün ekipleri tebrik ediyoruz. Gerçekten yaşanan mucizelere en büyük katkıyı yapan bu fedakar insanlara ne kadar teşekkür etsek azdır. Fakat unutulmasın ki, o mucizeyi yaratan Allah’tır. İnsanı bir damla sudan yaratan Rabbim, istediği zaman yaşatır, istediği zaman öldürür. Anadolu irfanında “Öldürmeyen Allah öldürmez” diye çok manidar bir söz vardır. İşte 92. saatte 65 yaşında bir hanımefendiyi o enkazın altında yaşatan Allah, insanlara ibret için böyle bir mucizeyi yaratıyor.
Hepimiz, bu büyük felaketten kendimize bir ders çıkarmalıyız. Şahsi olarak hatalarımızı gözden geçirip sorumluluklarımızı yeniden hatırlayalım. Günahlarımıza tevbe edip maddi ve manevi kirlerden temizlenelim. Her an ölümün gelebileceğini düşünüp kötülükten, haksızlıktan, ahlaksızlıktan ve her türlü menhiyattan uzak duralım. Musibetlerin, hastalıkların ilahi bir ikaz olduğunu unutmayalım.
Allah’tan bu felakette hayatını kaybedenlere rahmet, geride kalan yakınlarına sabırlar diliyorum. Yaralı kardeşlerimize acil şifalar temenni ediyorum. Bu musibeti de İnşaallah atlatacağız. Devletimiz ve milletimiz inançlı ve güçlüdür. Bütün İslam ümmeti arkamızdadır.
Allah yar ve yardımcımız olsun. Milletimizin başı sağolsun.
Kaynak: Haber Vakti “ }
{
"id": 75,
"url": "/ustun-inanc-beni-kurtaran-necip-fazildir/",
"title": "Üstün İnanç: Beni Kurtaran Necip Fazıl’dır",
"body": "60’lı, 70’li yıllarda “Sol” ve “Sağ” olarak adlandırılan çevreleri, toplulukları yakından tanıyan birisiniz. O dönemin kültür-sanat hayatından bize bahsedebilir misiniz?
O dönem… Nurlar içinde yatsın, Üstad Necip Fazıl sosyalizmden, komünizmden bahsettiği bir konferansında çarpıcı bilgiler paylaşmıştı. Biz de, Marks başta olmak üzere sol çevrenin okuduğu kitapları da okuyanlardandık. Bu ideolojinin diline aşinaydık. Üstad’ın konuşmasında İslâm’ın toplum görüşünü anlatırken Marks’ın ileri sürdüğü prensipler, birtakım tabirler geçiyordu. Konferans sonunda Üstad’ın yanına geldim ve bu hususu sordum. O da, “Marks bunları İslâm’dan almıştır” dedi. Ben, “Efendim solcular bunu Marks’tan diye biliyor.” deyince, “onlara anlatın bunları, bilmiyorlar.” dedi. Üstad’ın bu sözü benim için “emir”di. Fırladım, Yeşilçam’a… Orada bir kahvehaneye girip oturdum. Ne ben kimseyi tanıyorum; ne kimse beni. Yeşilçam, Beyoğlu’ndaki Emek sinemasının aşağı tarafında, film şirketleri, senarist, yönetmen, müzisyenlerin uğradığı sokak. Baktım; karşımda akranlarımdan bir adam oturuyor. Tenha bir saat, tanıştık. Adı, Erdoğan Tokatlı. Yeşilçam’ın en usta yönetmen ve senaristlerinden. Kaynadık birbirimize. Erdoğan, inançsız, komünist bir adam. Benim tam zıddım. Ama dost olduk. Bahsettiğim meseleleri konuşuyorduk. O beni dönemin Marksist sinemacılarından Metin Erksan’a götürdü. Ben, daha önce Metin Erksan’ın “Sevmek Zamanı” filmini seyretmişim, etkilenmişim. Çünkü filmi seyredince, ‘Marksist bir yönetmenden millî motiflerin hakim olduğu bir filmi nasıl çıkar’ diye insan sormadan edemiyor. O filmde Türk musikisinin önemli unsuru ud ile solo sahneleri yer alıyor. Zira o dönem Türk musikîsi çok horlanıyor, “tu kaka” gösteriliyordu. Bu arada ben de, TRT organizasyonuyla hazırlanacak bir programda, ud solosu eşliğinde şiir okumaları yapacağım inşallah. Erdoğan’la bir başka sohbetimizde Ertem Gönenç’in bir filmi bahis mevzuu olmuştu. “Karanlıkta Uyananlar” diye… İşçi dünyasını anlatıyor. Erdoğan, bu filmi sıkı bir şekilde tenkit etti. Metin Erksan da yanımızda. Tophane’deki İtalyan yokuşu üzerinde bir apartmanda oturuyordu. Ben, fırsat bulup konuşmaya başladım çünkü işim nedeniyle acil çıkmam gerekiyordu; söyleyeceklerimi söyledim ve eyvallah deyip çıktım. Metin Erksan beni sormuş Erdoğan’a… Erdoğan da, “faşist, gerici bir arkadaşım.” demiş. Erksan da, “bu arkadaşı dönüştürelim ya.” demiş.
Müslümanların kültürde, sanatta keyfiyeti nedir o dönem?
Zamanla MTTB (Milli Türk Talebe Birliği) bizim yani inananların eline geçti. İsmail Kahraman’dan sonra gelen merhum Nizamettin Bey’in döneminde ben de gazetecilikle meşgulüm; Bugün gazetesinde köşe yazarıyım. O sıralar yönetmen Halit Refiğ’in de “Ulusal Sinema Kavgası” kitabı yayımlanmış, bir takım yanlışları olsa da dikkatleri üzerine çekmişti. Halit Refiğ’in başlattığı tartışma nedeniyle onunla da görüşmüşler. “Ulusal Sinema”, bizim dilimizle “millî sinema” üzerine büyük bir açık oturum düzenlenecek. Doktor Ezel Elverdi vardı. Rahmetli Nurettin Topçu’nun yeğenidir. Elverdi, benim de davet edilmemi istemiş. Oturumu ben yönetiyorum; ilgi büyük, salon kalabalık. “Deve dişi” gibi herifler gelmiş. Metin Erksan gelenlerden biri. Halit Refiğ de orada. Metin Erksan’a, işte Üstad’ın az önce belirttiğim teşhisleriyle ilgili sual sordum. Baktım; Metin Erksan da aynını söyledi. “Marks” dedi; “bu teorilerini İslam kaynaklarından almıştır.” Anlayacağınız hepsi “güneş”i keşfetmiş. Merhum Ayşe Şasa da onlardandı. Onlar Müslüman bir topluluk halindeydi. Tabii sualim üzerine Erksan bunları söyleyince alkıştan ortalık yıkıldı. 27 Mayıs Darbesi Müslümanları Sindirdi
Müslümanların kültür ve sanatta zaaf belirtmesini neye bağlıyorsunuz?
Kültür ve sanatta Müslümanların aleyhine gerçekleşen birinci kırılma noktası 27 Mayıs darbesidir. Toplum sindirilmişti. Siyasi mahiyette ele alınmalıdır. Mesela ben, 60’larda “Demokrat Parti Gençlik Kolları Başkanı” idim. O dönem bir havacı yarbay Fatih’e kaymakam tayin edilmişti. Bu adama işim münasebetiyle her gün giderdim. Çünkü babam, Fatih ilçe sınırlarına dahil olan Beyazıt’ın Nahiye Müdürü idi. Her gittiğimde beni dövüyordu. Neden biliyor musunuz? Güya gençlik kolları silahlıymış. Bana da ‘silahlar nerede’ diye sorup duruyor, ‘bilmiyorum’ dedikçe falakaya yatırıyorlardı. Oysa silah falan yok. Sonra çıkıp geliyordum. Şimdi karikatür gibi gelir ama biz bunları yaşadık. Dahası var. Üstad’ın “Ulu Hakan Abdulhamid” adlı bir eseri çıkmıştı. O eseri sahneye koydurdum. Anadolu’da tam 519 temsil sergiledik. İstanbul’a döndük. 1968’li yıllar. Yenikapı’da 11 kişi tarafından saldırıya uğradım. Ne ağzım kaldı ne burunum.
Sebep, Abdülhamid düşmanlığı?..
Evet. Abdülhamid düşmanlığı böyle aptalca bir düşmanlık işte. II. Abdülhamid o zaman da hatırlandı fakat büyük baskı vardı Müslümanlar üzerinde. Ben sonradan “Gök Sultan”ı da yazdım gerçi. Bazı arkadaşlar Ankara’da bir dergi etrafında toplandılar. Ancak onların avantajları bizde yoktu. Siyasi himaye görüyorlardı. Nazım Hikmet önceleri karpuz tezgahı açıp onunla geçinirdi. Gelene telkin, propaganda yapardı. Mina Urgan hatıralarında anlatır. Bakın; Mina Hanım, soyadını Üstad’ın koyduğunu söyler. Soyadı kanun henüz yeni çıkmış. Mina Hanım bir takım şairane soy isim örnekleri sıralamış. Üstad, “maddi olsun… Urgan!” demiş. O da Urgan yaptırmış soyadını. Solcu ama Üstad’ın hayranlarından. Mina Urgan, Falih Rıfkı Atay’In evlatlığıdır. Üniversitede Halide Edip Adıvar’ın yanında yetişmiştir. Nazım Hikmet’in karpuz sergisini Urgan anlatıyor hatıralarında. Bunların da kendine has dünyaları var; serbest. Bizde de bir sürü disiplinler var. Zor iştir. Ne diyor Necip Fazıl; “zehirle pişmiş aşı yemeye kim gelir.” Onun gibi… Ayşe Şasa, babasını reddetmiştir. Avni Şasa İstanbul’un en zengin adamı. Vehbi Koç’un bile adı yok o zamanlar. Tanıştım babasıyla. Cihangir’de Atilla Tokatlı’dan ayrıldıktan sonra oturduğu daireye özel çıkan asansörü vardı. Erdoğan’la giderdik. Ayşe Hanım’ın büyük bir “long play”i vardı. Biz de kendimize göre enayice Batı müziğinin senfonilerini dinlerdik. Ben Beethoven, Erdoğan Bach hayranıydı. O çalar, biz dinlerdik. Erdoğan’ın “Son Kuşlar” isimli Yeşilçam’da epey sükse yapmış filminin senaristlerinden biri de Erdoğan’dı. Benim de biraz katkım olmuştu. Ayşe Hanım’a derdim ki, “şu arkadaşına bak… Ulan, Bach ruhçu! Ne alaka, görmüyor musunuz.” Böyle bir dünya. Şimdi yok böyleleri…
Üstad tiyatroya çok büyük önem vermiş. Sinemadan da üstün tutuyor. Malumunuz ciddi sayıda tiyatro eseri var. Üstad’ın tiyatroya olan ilgisine dair neler söyleyebilirsiniz?
Elbette… Üstad büyük bir sanat adamıydı. Onun hakkında hatıralarım var; yarım kaldı. Dua edelim de onu bitirelim inşallah. İsmini de buradan ilân edeyim; “Toz Kanatlı Kelebek: Necip Fazıl Kısakürek”. Kapağının kenarında da küçük bir dörtlüğü var;
“Ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim, Minicik gövdeme yüklü Kafdağı. Bir zerreciğim ki arşa gebeyim, Dev sancılarımın budur kaynağı.”
Üstad, sert adamdı. Sertlik ona yakışırdı. Şimdi Üstad’ın tiyatroya alâkası artistik bir canlılık halindeydi. Konferanslarında da bunu belli ederdi. Aktör tavrı. En yakın tiyatrocu arkadaşı Muhsin Ertuğrul’du. Ertuğrul “solcu” bir adam ancak Üstad’ın hayranıydı. Rusya’da yetişip gelmiş. Üstad’ın “Bir Adam Yaratmak” adlı eserinin oyununda baş rolü oynamıştı. Bu eser hâlâ seçkin bir eserdir. Büyük Doğu klâsiğidir.
“Reis Bey’i Tiyatroya Taşıdım” ‘Reis Bey’ hâlâ oynanıyor mesela…
Evet. Ha… Reis Bey’in hikâyesini anlatayım size. Üstad, 1960, 27 Mayıs darbesi olunca hapsedildi. Demokrat Parti iktidarını müdafaa ediyor iddiasıyla. Onun “Son Vade 1960” başlıklı yazısını okuyunuz. “Ya Ol Ya Öl” yazısını. DP ve lideri Adnan Menderes’e hitaben yazılmış yazılardır. DP sempatizanı görünen veya öyle zannedilenler de hapse alınmıştı. Onların hepsi serbest bırakıldı. Bir tek Üstad içeride kaldı. O sıralarda, sağcıların bir araya geldiği Aydınlar Ocağı diye bir kuruluş var. Onun da anası sayılan Aydınlar Kulübü vardı. Beyazıt’ta, Kanaat İşhanı’ndaydı. Ayhan Songar, Nevzat Yalçıntaş, Süleyman Yalçın gibi ağabeylerimiz gelirdi. Üstad ise Toptaşı Cezaevi’nde. Evleri kira, çocukları var, mağdur. Hanımefendi elbiselerini satacak kadar korkunç bir mahrumiyet içinde. Boğazlarına kadar borca batmışlar. O zamanın Büyük Doğu dergisinin genel yayın yönetmeni Hüseyin Rahmi Yamanlı. Nur içinde yatsın. O, sağdan soldan öteberi, para bulup Üstad’ın evine getiriyor. Muhsin Ertuğrul’un Üstad’la dostluğu ileri ama onun bu durumdan haberi yok. Bir fırsat bulup Üstad’ı hapiste ziyarete gidiyor. Necip Fazıl’a, “benim için zevkle, seve seve oynayacağım bir oyun yazar mısın” diyor. Üstad gülüyor; “kafamda böyle bir oyun var; okuyunca bayılacaksın” diyor. İşte “Reis Bey” buradan doğmuştur. Hapishanede yazdı onu. Nitekim eser geldi; Muhsin Bey Şehir Tiyatrosu’nda hüngür hüngür ağlayarak okuyor. Derken isyan çıkıyor. Erol Keskin başta olmak üzere solcu kesimden uğultular halinde nümayiş, protestolar yapıyorlar tiyatroda. Şimdiki TRT binasının bulunduğu Tepebaşı’nda. O zaman ahşap bir binaydı. “Süper Mürşid’in oyunu Şehir Tiyatrosu’nda oynanamaz!” filan diyorlar.
Neden?
Onu Erol Keskin’e sorabilirsin. Geçenlerde Şehir Tiyatrosu galasında gördüm onu. Çocuklaşmış, eşi sağa sola götürüyor. Allah bizi o hale düşürmesin. Neyse… Üstad bana emir verdi; “git eseri al, gel” dedi. Eseri aldım, getirdim. Benim o mekânâ rahat girmem mümkündü. Çünkü oradaki kütüphanenin müdürü, beş vakit namaz kılan halam idi. Nadide İnanç, Allah rahmet eylesin. O zamandan itibaren bir tek eseri repertuar dışı kalmıştır Üstad’ın. Nasip oldu. Repertuar Kurulu Üyeliği’ne atandım. Zamanın belediye başkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından. O zaman da Reis Bey’in oyunu geldi. Savunması bana nasip oldu. Ve repertuara girdi, şimdi oynuyor. Böyle çileler yaşanmış. Necip Fazıl’ın sanat yönü çok büyüktür, çok derindir. Bahri Zengin adında bir arkadaşımız vardı. Yüksek Makine Mühendisi. Onunla münakaşaya girer, inat ederdi. Üstad gayet nazik, mülayim davranırdı. Nazım Hikmet ile Üstad arasında pek bilinmediğini düşündüğünüz bir vakıa var mı? Nazım Hikmet, Bursa’da cezaevinde bulunduğu sıralarda onu en çok ziyaret eden kişi Necip Fazıl’dır. Bu pek bilinmez. “İki zıt şair” olarak karşılaştırılıyor o dönem. Nazım Hikmet bir gün şöyle ‘takılıyor’ Necip Fazıl’a, “hoş geldin meleklerin hocası!..” Meleklerin hocasından kastı, “Azazil”, yani şeytan. Üstad ise hiç istifini bozmadan, “hoş bulduk Asiye’nin kocası!” diyor. Asiye kim olarak bilinir. Firavun’un karısı! Geçenlerde bir arkadaşımız sohbet sırasında anlattı. Nazım Hikmet’i yurt dışında gezerken bir ara namaz kılarken görmüş… Bilemeyiz.
Üstad’ın “Anadolucu” kimliği öne çıkardı malumunuz…
Nurettin Topçu da Anadolucu idi. Nihal Atsız’ın ırkçı çıkışlarına karşı öne sürülmüş de olabilir diye düşünüyorum. İdeolocya Örgüsü’nde geçer. Üstad bu tabiri de açar. Hem MHP’yi müdafa eder, hem de partici görünmek istemezdi. Siyasete mesafeliydi aslında.
“Beni Kurtaran Necip Fazıl’dır”
Büyük Doğu yayınlarının toplumdaki etkisini nasıl görüyordunuz?
Ben mesela… Her şeyimle “Büyük Doğucu”yum. Büyük Doğu olmasa, sıradan solcular gibi dangalağın biri olabilirdim. Beni kurtaran Büyük Doğu’dur; Necip Fazıl’dır. Bir de onun, “Büyük Doğu’nun düşük çocukları” olarak adlandırdığı tipler var. Şu söz çok doğrudur; “Buz dağını hohlaya hohlaya erittik, şimdi geç geçebilirsen çamurdan…” İsim geçmeyelim şimdi. Ama buz dağını hohlaması da doğru, ortalığı vıcık vıcık ‘çamur’ basması da doğru. Üstad Büyük Doğu dergisini çıkarırken bir ara, “Yahu çocuklar Sezai’yi görüyor musunuz” demişti. Biz de, “arada bir Cağaloğlu’nda rastlıyoruz kendisine efendim” dedik. “Yahu neden gelip telif ücretini almıyor?” dedi. Teliflerini toplamış. Çekmeceyi açıp gösterdi. “Bir sakarlık ederim, harcarım parayı sonra… Şunu bulun hemen gelsin parasını alsın.” dedi. Derken, bir tıkırtı oldu kapıda. Çekmeceden tabancasını çıkardı. Kocaman bir tabanca. Kapı bir açıldı; Sezai abi… Üstad, “Sezai! Yahu gel, paranı vereyim.” Ben şahidim. Aziz Nesin bir mektup yazmış Üstad’a. Gazete çıkaracağını bildiriyor. Üstad’da kuruş yok. Nesin, bir rakam yazmış. Üstad reddetmişti. Ben de bilgiçlik yapıyorum aklımca, “neden almıyorsunuz Üstad’ım” dedim. “Ne yani para için kendimizi mi satalım. Bana bak, teke nasıl kokar bilir misin?” diye sordu. “Nasıl kokar Üstad’ım” dedim. “Erkek gibi kokar ulan… erkek gibi. Ben de öyle erkeklik kokarım, herkes anlar” demişti. Aziz Nesin de Üstad’ın hayranıydı. Kabul etmemişti Üstad. Allah rahmet eylesin…
Aylık Dergisi 176. Sayı
Kaynak: Aylık Dergisi “ }
{
"id": 75,
"url": "/mehmet-ali-sari-gonenli-mehmet-efendi-yad-etti/",
"title": "Mehmet Ali Sarı Gönenli Mehmet Efendi'yi Anlatıyor",
"body": "Geçmiş Zaman Olur ki…
Mehmet Ali Sarı HOcamız İz Bırakan değerlerimizden Gönenli Mehmet Efendi’yi konuşup, yâd etti.
” }
{
"id": 75,
"url": "/ustun-inancin-romanlari-uzerine-inceleme/",
"title": "Üstün İnanç'ın Romanları ve Romancılığı Üzerine Bir İnceleme",
"body": "Bu çalışmada, son dönem yazarlarından Üstün İnanç’ın hayatı, çalışma alanları, sanatı, romanlarının kronolojik tanıtımı ve romancılığı üzerine bir incelemesi yapılmıştır. 1937 yılında İstanbul’da doğan Üstün İnanç,Basın Yayın ve Gazetecilik Yüksek Okulu’ndan mezun olmuş iş hayatına 1956’da başlamıştır. Gazetecilik, tiyatro ve roman yazarlığı, tiyatro yönetmenliği ve oyunculuğu yapan sanatçı bugün hayatta ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Bölümünde çalışmalarına devam etmektedir. Romanlarının Tanıtımı bölümünde eserler; olay, kahramanlar, mekân ve zaman unsurlarına göre incelenmiş, sıralama kitapların yayın tarihlerine göre kronolojik olarak yapılmıştır. Romanlar konularına göre Yalnız Değilsiniz, Ayıp Uşakları ve Yazıklar Çıkmazı arayış ve kuşak çatışmasını, İnsanlar Böyledir ve Bir Kimlik Lütfen işçi sınıfını ve son iki romanı Makedonya Gamzesi ve Yağmur Kanla Başladı ise II. Meşrutiyet yıllarını işleyen eserler olarak tasnif edilmiştir. Romancılığı bölümünde ise romanların içeriğine göre roman anlayışı üzerinde durulmuştur. Bunlar; Necip Fazıl Kısakürek etkisi, kahramanların özellikleri, rüyalar, dini unsurlar, ikinci Abdülhamit, kitap yazma ve okuma, güzel sanatlar, aile, ahlak, doğruluk, sosyal, siyasal, ekonomik, psikolojik, popüler roman gibi unsurlar olarak belirlenmiştir.
Yüksek Lisans Tezi
MEHMET KURNAZ
Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı
Kaynak: Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Tez Merkezi “ }
{
"id": 75,
"url": "/nurettin-taskesen-mescidi-aksaya-cevap/",
"title": "Mescid-i Aksa’ya cevap!",
"body": "Ey Mescid-i Aksa ne söylesen haklısın!
Birlikte yaşıyoruz fitnesini ahir zamanın!
Bize yaptığın bütün sitemlerine müstehakız!
Sen bize uzak olsan da biz sana çok yakınız!
Elbet bir gün geleceğiz kapına yeniden,
Dolduracak yüz binler, taşacak bahçelerinden!
Bekle bizi ey Aksa, bekle usanmadan,
Müslümanlar uyanmayacak, tam yanmadan!
EY MESCİD-İ AKSA!
Âlemlere rahmet o yüce Resul’ün (s.a.v.) ayak izini bağrında saklayan, Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’den sonra en mukaddes üçüncü mescid olan, yıllarca namazlara kıblegah olan ey Aksa!
Ey, peygamberler diyarının mukaddes beyti, Hz. İbrahim Halilullah’ın bereketi, Hz. İshak’ın dirayeti, Hz. Yakub’un sabrı, Hz. İsmail’in sadakati, Hz. Zekeriya’nın metaneti, Hz. Yahya’nın ismeti, Hz. Meryem’in iffeti, Hz. İsa’nın ruhaniyeti.
Hazret-i Ömer’in yadigarı, Nureddin Zengi’nin gayesi, Selahaddin Eyyubi’nin emaneti, Halepli Neccar’ın hassasiyeti, Yavuz Sultan Selim’in himayeti, Kanuni Sultan Süleyman’ın hizmeti, Sultan Abdülhamid Han’ın vasiyeti, Devlet-i Aliyye’nin göz bebeği, ey Aksa!
Bir gece seni ansızın terk edip gittiğimiz doğrudur. Lakin bağrımızda taş, gözümüzde yaş, verilen sorumsuz emirlere mecburen eğdik baş! Yine de seni tamamen yalnız bırakmadık. Ağrılı Onbaşı Hasan ve arkadaşlarını ölünceye kadar nöbettar yaptık. Sen onu çok iyi tanırsın ey Aksa!
EY MESCİD-İ AKSA!
Bizler elbette suçluyuz, İslam’ın koruyamadık izzetini. Haçlı güruhuna çiğnettik harim-i pakini. Ama bilsen Müslümanlar üzerinde ne oyunlar oynandı. Asırlarca süren desiseler sonunda, ümmet bu yalancılara kandı. Birbirine düşman oldu kardeşler. Bölündü, parçalandı ve yutuldu sonunda birer birer.
Şimdi darmadağın olmuş Alem-i İslam. Acaba tekrar geri gelir mi o mesut eyyam. Fikirler çelişmiş, kalpler ayrılmış, vicdanlar sönmüş, menfaatler, ihtiraslar, insanları alıp götürmüş. Unutulmuş Kur’an’ın ahkamı, kalmamış artık içimizde sünnetin namı. Kin, nefret, düşmanlık kaplamış benlikleri, ahlak-ı hasene terk eylemiş çoktan diyar-ı İslamı.
14 asır görülmeyen en büyük fitne gelmiş. İçte ve dışta İslam düşmanları birbiriyle yarışır olmuş. Kimi inancını kaybetmiş, kimi ahlakını. İbadet eden de bilmez ne yaptığını. İşte böyle bir zamanda seni de işgal etmiş, almışlar elimizden. Herkes şaşkın birbirine sorar: Ne gelir elden?
EY MESCİD-İ AKSA!
Fakat, bizler yeni bir dirilişin arefesindeyiz, üzülme, kederlenme sen! Tekrar Mekke dönemini yaşıyoruz, bir bilsen! Kur’an yeni nazil oluyormuş gibi her gün heyecanlıyız. Birer birer artıyoruz belki ama azimliyiz, imanlıyız. 40 kişiyi çoktan aştık, içimizden bir Ömer çıkmadı fakat hepimiz İbn-i Hattab’ız.
313’ü bekliyoruz, Bedr’in aslanları gibi olmak için. O zaman karşımızda duramaz yüzbinler, lakin. Keyfiyet, elbette her zaman üstündür kemiyetten. “Nasıl da küçük bir topluluk üstün gelmişti, büyük kalabalıklara, Allah’ın izniyle” Bir sapan taşına yüklenen sayısız hikmetle. Davud (a.s.) Calut’u serdi yere.
O yüce Resul’ün (s.a.v.) sahabelerini örnek aldık kendimize. Adadık ömrümüzü iman ve Kur’an hizmetine. Saadet asrını yeniden yaşamak, ensar ve muhacir kardeşliğini tekrar yerleştirmektir, maksadımız. Unutulan hasletler, ihlas, uhuvvet ve isar en önemli şifremiz.
EY MESCİD-İ AKSA!
Yeis bütün ümmeti almışken esir, Müslümanlar ne yapsın! Nasıl gücünü toplayıp ayağa kalksın! Bizler “La taknatü min rahmetillah” kılıcını elimize alıp ümit doldurduk bütün zihinlere. Ufkumuz aydınlandı, bir anda sürurumuz çıktı göklere. Geliyoruz ey Aksa, bizi bekle!
313 ruhu sardıkça benliğimizi, durduramaz Kureyş kılıklı hiç kimse bizi. Haçlı, misyoner, Siyonist veya evangelist fark etmez. İslam’ın elmas kılıcı karşısında hiçbirinin bize gücü yetmez.
Hastalıklarımızın yapılınca teşhisi, hepsinin Kur’an eczanesinden bulunur bir çaresi. İman kuvveti en büyük dayanağımız, güzel ahlak en üstün meziyetimiz olsun. Şuurlu Müslümanlar çoğalsın. Bütün dünya önünde selam dursun.
Doğruluyoruz, yavaş yavaş ey Aksa! Ayağa kalktığımız gün, sen de güleceksin, sevinecek tüm mazlumlar dünyada.
EY MESCİD-İ AKSA!
Cehaleti yendik ilimle, zarureti aştık sanat ve fenle, ihtilafı giderdik kardeşlikle. Kur’an yeniden gönüllerde aksedip dalgalandı, İslam’ın güzellikleri alemleri kapladı. İstikbalde en gür sada, olacaktır elbette İslam’ın. Zira bu müjdesidir, bize Kur’an’ın: “İnanıyorsanız mutlaka üstünsünüz” ilahi kelamıdır, Yezdan’ın.
Yeni bir nesil geliyor, ey Aksa! Seni de tüm mazlum ve mağdurları da esaretten işgalden kurtaracak, bir nesl-i cedid geliyor! Asım’ın nesli, diriliş nesli, nur nesli, Anadolu gençliği sel gibi geliyor! Görmeyen gözlere, duymayan kulaklara, hissetmeyen kalplere, uyanmayan vicdanlara inat, gürül gürül geliyor!
Zihinleri rakamların dar kalıplarına takılmış hasta ruhlar, bu pırıl pırıl gençliği saymaya kalkıyor, azınlık sanıyor, görünüşe aldanıyor! Bunların üçü 111 kişinin manevi kuvvetine sahipler. Çünkü ihlasın, kardeşliğin sırrına ermişler. Kardeşinin nefsini kendi nefislerine tercih etmişler. Kur’an’da övülen isar hasletini içlerine sindirmişler.
EY MESCİD-İ AKSA!
Müjde ver bahçende oynayan gençlere, çocuklara. Geri dönüyor de, beklenen nesil tekrar bu diyarlara. Osmanlı ölmedi, onun ruhunu yaşatan varisleri, hükmedecek yeniden bütün dünyaya. Müslümanları etrafında toplayacak bir salat-ı kübrada.
Aksa’nın çocukları koşar oynar, gözleri parlar görünce ay yıldızı. Kudüslü esnaf hala bekler, hala söyler, hala unutmaz adımızı. Tarihin sıkıntılarından geçtik, hainlerin ihanetlerini gördük, sırtımızdan hançerlendik. Yine yılmadık, yıkılmadık, dimdik ayaktayız. Çünkü biz Osmanlıyız!
EY MESCİD-İ AKSA!
Bizler hayal ve hamaset yolcuları değiliz. İslam’ın “Oku” emrini “Yaradan Rabbimizin adıyla” imtisal edip, ilim, fen, sanat, irfan, terakki, kemalat ve medeniyet yolunda cehd ve gayret sarf ediyoruz. Geçmişteki yüksek kültür ve medeniyetimizle övünüyor ama asla teselli bulmuyoruz. Gelecekte daha ileri gidebilmek için sağlam kök ve temellere dayanıyoruz.
Bütün dünyayı hayrette bırakacak, onlar dururken biz koşacağız. Yepyeni ufuklara uçacağız. İslam’ın güzelliklerini bütün dünyaya yayacağız. Menfaat ve sömürü düzenlerini yıkacağız. Umumi barış ve güvenliği tesis edeceğiz. Bunların hepsini yapmaya imkanımız ve imanımız var. Gerçekleşmesi ise çalışma, azim, gayret, dua ve tevekkülle olur. Eğer Allah’ın tevfiki refik olursa diken bahçesi bile gülistana döner. Ey Aksa, kederlenme, sitem etme ne olur, Müslümanların uyanması çok yakındır.
EY MESCİD-İ AKSA!
Bizler uyandık, “uyuyan bir ümmet” değiliz artık, ayağa kalktık. Belimizi doğrultmaya çalışıyoruz. Ezilmiş belki ama kırılmamış belimiz. Allah’a şükür tutuyor, ayağımız, elimiz. Kur’an’ın nuruyla ışıldıyor, kalbimiz.
Yakında 313 kişi olunca aşacağız dağları, yırtacağız ovaları, zalime dar edeceğiz dünyayı. Öyleyse, Bedr’in ruhunu yakalayıp İslam’ın özüne, Kur’an’ın hükmüne, Resulullah’ın (s.a.v.) yoluna ram olmalı.
Bekle bizi ey Aksa! Biliyoruz yüz yılı aştı, hasretimiz. Unutmadı hiçbir zaman seni, mahzun kalbimiz. Mutlaka ama mutlaka bir gün geleceğiz! Meraklanma sen, elbette geri döneceğiz!
Kaynak: Haber Vakti “ }
{
"id": 75,
"url": "/nurettin-taskesen-mescidi-aksa-dile-gelse/",
"title": "Mescid-i Aksa Dile Gelse!",
"body": "Mescid-i Aksa dile gelse acaba neler söyler?
Nice zulümlere, katliamlara şahitlik ettiğini,
Hangi işgallerin onu üzüntülere boğduğunu,
Nice sevinçler, neşeler yaşadığını, Müslümanlarla beraber!
Ve şimdi, derin bir keder içinde, hürmetinin çiğnendiğini!
BEN MESCİD-İ AKSA!
Âlemlere rahmet o yüce Resul’ün (s.a.v.) gelişini görmüştüm, bir gece ansızın. Önce semayı dolduran kanat seslerini işittim, Burak’ın. Sonra O’nun (s.a.v.) ayak seslerini. Karanlıkları dağıtan, âlemlere nur saçan o mübarek simasına doyasıya bakmaya çalışırken, birden haremimi dolduran enbiyanın içinde yıldız gibi parlamıştı. İmamete geçip “Allahüekber” dediğinde, arş ve ferş ona iktida etmiş, semavat ehli gıptayla yeryüzüne bakmıştı.
“Muallak Taşı” aşkıyla havada asılı kalırken, Cebrail (a.s.) alıp götürdü O’nu (s.a.v.) yedi kat semaya. Uruc etti göklere, vardı “Sidretül Münteha”ya. Kutlu olsun sana Mi’rac-ı Güzin, Ya Resulallah! Kıl şefaat ümmetine, Ya Habiballah!
O’nun (s.a.v.) bana dönerek namaz kılması, Müslümanların ilk kıblesi olma şerefi, en büyük mazhariyet oldu benim için. Nice peygamberler gördüm, Kudüs’e gelen, burada yaşayan, bedenleri bu topraklara tevdi edilen. Ama ben son peygamberin emanetiyim, mescidiyim son din İslam’ın!
BEN MESCİD-İ AKSA!
Peygamberlerin ceddi, Allah’ın dostu geldi önce bu topraklara. Halilullah (a.s.) Ka’be’yi de yükseltmişti, İsmail’le (a.s.) beraber bir zaman. Ken’an diyarı da oğul ve torunlarına oldu vatan. Hz. İbrahim, İshak, Yakup, Yusuf (aleyhimüsselam) tevhid dinini yaydılar, asla müşrik olmadılar! Yusuf’un (a.s.) gittiği diyar-ı Mısır’dan bir gün Musa (a.s.) çıkageldi. Fakat bir türlü bana vasıl olamadı yine de. İsrail’in (Yakub’un) oğulları nefislerine zulmettiler, ceza olarak 40 yıl dolaştılar, Tih Çölü’nde.
Talut ile Calut’un savaşı, iman ile küfrün mücadelesiydi. Az bir topluluk, nasıl da Allah’ın izniyle büyük bir kalabalığa galip gelmişti. Bir sapan taşı, azgın Calut’u yere sermişti. Çünkü onu atan aslında Davud (a.s.) değildi. Onu attıran Allahü Zülcelal’di.
BEN MESCİD-İ AKSA!
Davud (a.s.) önce peygamber, sonra kral idi. Allah ona mülk ve hikmet verdi, oğluna da saltanat. Kıyamete kadar hiç kimseye verilmeyen dünya saltanatı, Süleyman’ı (a.s.) gaflete düşürmedi. Benim haremimde yaptırdığı muazzam bir mabed ile Rabbini tazim etti. Sultan Süleyman’a kalmayan dünyayı bölüşmek için birbiriyle kavga eden bedbahtlar! O, çok şükreden bir kuldu.
Zekeriya, Yahya, Meryemoğlu İsa (aleyhimüsselam), benim son misafirlerimdi. Onlar, rüku ve secdeye devam ettiler, namazı ve zekatı emrettiler. Meryemoğlu İsa (a.s.) annesinin ve kendisinin ilah olduğunu asla söylemedi. Ne Üzeyir (a.s.), ne de İsa (a.s.) Allah’ın oğlu değildi. O’nu ne asabildiler, ne de öldürebildiler. Allah O’nu bu topraklardan semaya yükseltti.
BEN MESCİD-İ AKSA!
Halifesi, O yüce Nebi’nin (s.a.v.) ayak bastığı yeri, bırakır mıydı hiç müşriklere! Hattaboğlu Ömer (r.a.), daha henüz irtihalinden beş yıl geçmeden Peygamberi’nin (s.a.v.), geldi Kudüs’e. Şehrin anahtarlarını bizzat patrikten aldı. Verdiği “emanname” ile hem adaletini hem İslam’ın merhametini gösterdi bütün dünyaya. Kudüs’ü “darüsselam” yaptı asırlar boyunca.
Sonra benim içler acısı halimi gördü. Hemen temizletti bahçemi, bir küçük mescid yaptırdı, Âlemlerin Rabbine secde edilsin diye. Sonra muhteşem mescidler inşa edildi buraya. Kıble Mescidi, Kubbetüssahre, Burak Mescidi, Mervan Mescidi, rüku ve secde edenlerle doldu taştı. Ümeyye oğullarının sayısız zulümleri yanında, bu hayırları elbette azdı.
BEN MESCİD-İ AKSA!
Abbasilerin ve Fatımilerin devirlerini gördüm. Selçuklularla çeyrek asır beraber yaşadım. Fakat o meş’um olaydan bir yıl evvel yeniden Fatımiler bu şehre hakim oldular. Ehl-i Salib’in seferi yıllar önce duyulmasına rağmen, tedbirlerini zamanında alamadılar. 1099 İslam Âlemi için oldu, büyük hüzün yılı. 15 Temmuz katliamı dünya tarihinin yüz karası.
Masum insanlar, silahsız, korumasız yaşlılar ve çocuklar, sığındılar benim mabedlerime. Acımasız katil Haçlı sürüsü, kana susamış aç kurtlar gibi saldırdılar. Böyle büyük katliamı dünya görmemişti, o güne kadar! Katıldılar şehitler kervanına çoluk, çocuk, yaşlı, genç, kadın, erkek. 70 bin şehit elbette mahşerde tutar yakanızdan tek tek. Peki, Yahudilerden ne istediniz de havralara doldurup canlı canlı yaktınız, 15 bin insanı acımadan. Mabedlerim kirletildi, kubbelerime dikildi, haç. Nakus denen o büyük çan beynimde inledi durmadan.
BEN MESCİD-İ AKSA!
Derin kederler içinde kaldım gündüz ve gece. Acaba Müslümanlar ne yapıyor diyerek merak içinde. Sonra duydum Halep’te bir neccar, bir musanna minber yapmış, benim için. Soranlara da elimden gelen budur dermiş. Kudüs mutlaka yeniden feth edilecek diye söylermiş.
İşittim adını İmadüddin oğlu Nureddin’in, kumandanı Esedüddin Şirkuh’un, yeğeni Selahaddin Yusuf’un. Hayatını bu mukaddes şehre adamış, yeniden İslam’ın sancağını dalgalandırmak için. Etrafındakilere dermiş: “Nasıl rahat uyursun, nasıl tıka basa yersin, nasıl gülersin” Selahaddin, Kudüs fethedilmeden hiç gülmemiş.
Müslümanlar bölük pörçük olmasa, hiç Haçlı gelebilir miydi bu diyarlara! İslam Birliği’nden önce gönül birliği lazım Müslümanlara! Sultan Selahaddin, sabırla, azimle, ihlasla cihad edince, sancağının altında toplandı Müslümanlar, Haleb’den, Dımaşk’a, Urfa, Âmid ve Musul’dan Sincar’a. Büyük İslam ordusu, Hıttin’de mağlup edip Haçlıyı, Kudüs yolunu açtı ardına kadar. 88 yıl sonra bir Miraç yıldönümünde, kavuştum yeniden Müslümanlara! Ezanlar yankılandı kubbelerim arasında!
BEN MESCİD-İ AKSA!
Tam 12 bin kandille aydınlandı Kıble Mescidi o gece. Sultan Selim Han, ta payitahttan kalkıp buraya gelmiş diye! Mukaddes beldeleri himaye etmiş, hilafeti alınca uhdesine. Osman oğulları Harameyn-i Şerifeyn gibi beni de etti, handan ü şadan. Sultan Süleyman, III. Murad, Abdülmecid ve II. Abdülhamid Han. Hepsi olsun İnşaallah, cennet mekan.
Dört yüz yıl sürdü, barış ve huzur bu diyarda. Ama son Haçlıların gözü vardı bu mukaddes topraklarda. Bir gün İslam’ın ezeli düşmanı kirletti, pis çizmeleriyle haremi. İngilizin işgalinde bir daha göremedim huzur ve selameti. Yıllarca baskı, zulüm ve şiddet içinde yaşayınca, anladık Osmanlının şefkatli himayesini. Bir gün Haçlılar Siyonistlere devretti, terörü ve ihaneti. İşte o zaman başladı Müslümanların Nekbe denilen Büyük Felaketi.
BEN MESCİD-İ AKSA!
Siyonistler bir canavara dönüşüp başladı katliama. Deyr Yasin, Lud, Remle, Kudüs boyandı kana. Mülteci oldu yüz binler, döküldü yollara. Bir müddet Ürdün koruması altında kaldıysam da, işgalci tankları sonunda dayandı kapıma. 1967 savaşı bütün umutları tüketince, kaldım Siyonistlerin insafına. İki yıl sonra alçak bir Siyonist, yangın çıkardı Kıble mescidimde. Harap olurken o mabedin bir bölümü, kül oldu 8 asırlık Halepli Neccarın göz nuru, el emeği. Selahaddin Eyyubi’nin bütün Müslümanlara emaneti.
Ey Müslümanlar nerdesiniz, çiğnendi şerefiniz, işgal altında hareminiz! Emanete sahip çıkamadınız! Resul-i Ekrem’in ayak izine, Miracın tecelligahına, ilk kıblenize bu mudur hürmetiniz! Darmadağın olmuş kalpleriniz! Maddiyat, menfaat hepinizi esir almış, sizi aldatmış nefisleriniz!
Olaydan sonra ne dedi acuze Golda Meir: “Biz istediğimiz her şeyi yapabiliriz. Çünkü Müslümanlar uyuyan bir ümmettir.” Yine de uyanmadınız ey İslam ümmeti, veyahut da uyur gibi yaptınız!
BEN MESCİD-İ AKSA!
Kardeşim, ey Harem-i İbrahim! Mübarek Ramazan’da sen de mi kana bulandın! El-Halil’in kahraman gençleri, 68 şehidin katili alçak Siyonisti yaşatmadı ama kapandı mescidin! Aylar sonra açılınca, gördüler ki yurdun gibi işgale uğramış mabedin. Havraya çevirmişler yarısından çoğunu Halilürrahman’ın. Müslümanlar yabancısı sanki buranın. Siyonistler, Mescidi benzettiler hapishaneye, insanları tek tek aldılar içeriye. İstedikleri zaman izin verdiler ezan-ı muhammediye.
Beyrut kasabı katil Şaron, 2000’de ilk baskını yaptığında mübarek hareme, Müslümanlar hep birden ayaklandı başladı intifada. Kahraman Filistinli taşla karşı koydu tanklara. Onların yegane dayanağı Allahü Teala’ydı. Canları pahasına korudular Mescid-i Aksa’yı.
BEN MESCİD-İ AKSA!
Şimdi de devamlı yapılan baskınlarla, benim mekanımı ve zamanımı bölmektir maksatları. Mübarek Ramazan’da her sene artar saldırıları. Böylece test edilir Müslümanların sabırları. Film seyreder gibi, rahat koltuğuna gömülüp ah vah diyerek, arada bir Siyoniste küfrederek Kudüs’ü kurtaracaklarını zanneden zavallılar! Bu yolda sıkıntı var, fedakarlık var, hapis var, ölmek var. Haydi bakalım, kendine gel, ayağa kalk, cihad et, Allah’a yalvar.
BEN MESCİD-İ AKSA!
Kudüs’te, Gazze’de, Batı Şeria’da, çocuklar, kadınlar, yaşlılar, gençler ölüyor. Onlar “Direndiler, ileri atıldılar ve kaçmadılar” Ey “Suskun ve aciz, helâk olmuş ölüler! Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felâketler karşısında? Bir halk yok mu? Hiç mi kimse yok, Allah için ve ümmetin namusu için kızacak?” Yok mu tekerlekli sandalyede bu sözleri haykıran Şeyh Ahmed Yasin’den ibret alacak.
Katil işgalcileri tedirgin etti derinden. Yaşlı, felçli bedeniyle oturduğu yerden. Sekiz buçuk sene işgal hapishanelerinde yaptıkları zulümler yetmedi. Onun nefes almasına bile tahammül edemediler. Helikopterlerle, füzelerle üstüne geldiler. O en yüce şehadet mertebesini kazandı. Geriye sadece bize sitemleri kaldı.
BEN MESCİD-İ AKSA!
Garip ve kimsesiz kaldım öz yurdumda, ah Kudüs ah! Neredesin ya Ömer bin Hattab (r.a.), ey Ebu Ubeyde bin Cerrah? Yüce Peygamberin (s.a.v.) ayak bastığı mübarek mekanlar çiğnendi, kirlendi. Mescidlerimde secde edenler, itildi, kakıldı, tekmelendi! Neredesin ey Selahaddin Eyyubi, nerede o muazzam İslam ordusu, nereye gizlendi?
Tekrar gelirsen eğer mescidime, 12 bin yerine 120 bin kandil yakarım sana ey harameyn-i şerifeynin hadimi. İslam Âlemini fitnelerden temizleyen, Osmanlı’nın Yavuz Selim’i. Neredesin, payitahtta oturup üç kıtaya hükmeden Sultan Süleyman? Yaptırdığın surlar aşıldı, Siyonistler tarafından.
Neredesin, Filistin’in bir karış toprağını dahi Yahudiye kaptırmayan Sultan Abdülhamid Han? Müslümanlar zor durumda ey Sultan-ı cennet mekan. Ceddinin 400 sene himaye ettiği mukaddes beldeler, sen gittikten sonra edildi talan.
Nerdesiniz ey Müslümanlar? Duydum ki sayınız artmış ama eksilmiş cesaretiniz. Dünyayı güzel gösterip aldatmış sizi nefisleriniz. Haydi uyanın artık, siz uyuyan ümmet değilsiniz. Rehberiniz olsun iman kuvvetiniz!
BEN MESCİD-İ AKSA!
Sizleri bekliyorum gece gündüz, her hafta! Gelin mescidlerimde namaz kılın mutlaka. Gelemeyenler de yardım etsin, buraya. Bir avuç Kudüslünün, Filistinlinin değil, bütün Müslümanlarındır bu dava! Oku, öğren, bilinçlen, sonra anlat bütün dünyaya.
Kaynak: Haber Vakti “ }
{
"id": 75,
"url": "/zafer-bilgi-66-adimda-ayasofya-soylesi/",
"title": "Zafer Bilgi 66 Adımda Ayasofya Söyleşisi",
"body": "Yazarımız Zafer Bilgi, Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesinde “66 Adımda Ayasofya” isimli bir söyleşi gerçekleştirdi. 26 Şubat Cumartesi günü saat 14.00’te başlayan söyleşide Ayasofya’nın tarihi, mimarisi ve kültürel etkisi üzerinde duruldu. Katılımcılardan gelen soruların cevaplandırılmasının ardından yazarımız Zafer Bilgi, okurları için kitaplarını imzaladı. Söyleşinin ardından toplu olarak hatıra fotoğrafı çektirildi.
” }
{
"id": 75,
"url": "/nurettin-taskesen-ronesansin-temelinde-endulus-medeniyeti-vardir/",
"title": "Rönesans’ın temelinde Endülüs medeniyeti vardır",
"body": "“Rönesans’ın temelinde Endülüs medeniyeti vardır.”
TV Net Kitap Cafe’nin bu haftaki konuğu yazarımız Nurettin Taşkesen oldu.
Mihrabat Yayınları’ndan çıkan Endülüs Fatihleri ve Kurtuba’nın Altın Çağı eserleri ile dikkatleri Endülüs üzerine çeken yazarımız Nurettin Taşkesen; Endülüs üçlemesinin son kitabı Elhamra’nın Gözyaşları’nı okurları için anlatıyor.
Endülüs Fatihleri, cihad ve fetih uğrunda ömür tüketen mücahidleri; Kurtuba’nın Altın Çağı, Endülüs’ün her alanda zirvede olduğu devri gözler önüne sermişti. Endülüs serisinin üçüncü kitabı olan Elhamra’nın Gözyaşları ise Müslümanların sekiz asır süren hâkimiyetlerinin, iç çekişmeler ve taht kavgaları yüzünden sona erişinin hazin hikâyesini dile getirirken askerî ve siyasi zafiyete rağmen, Endülüs’te ortaya konan sanat ve mimarideki mükemmel eserlere de ışık tutmaktadır.
Okurunu tarihî bir yolculuğa çıkaran yazar, eserinde bazı tespitlerde de bulunuyor:
“711 yılında Tarık Bin Ziyad’ın Cebelitarık Boğazı’nı geçerek İspanya topraklarına ayak basmasıyla başlayan tarihin bu muhteşem sayfasının, 1492’de Gırnata’da Elhamra Sarayı’nın önünde sona ereceğini Allah’tan başka kimse bilemezdi. Fakat sekiz asırlık Endülüs Medeniyeti, izlerini ve tesirlerini yüzlerce yıl devam ettirdi.
Fethin ilk gününden itibaren can, mal ve namus emniyeti sağlanan; din, inanç ve ibadet hürriyeti verilen Hıristiyanlar, yüzyıllar boyunca içlerindeki kin ve düşmanlığı hiçbir zaman unutmadılar. Hatta bu gayelerine kendilerince bir isim bile taktılar: Reconquista, yani yeniden fetih. Fakat onlar hiçbir zaman kendi güçleriyle galip gelerek Endülüs’ü ele geçiremediler. Çoğu zaman Müslümanlar aralarında kavga ederek, hatta Katolik krallarla işbirliği yaparak o güzelim şehirleri, Tuleytula’yı, Kurtuba’yı, İşbiliye’yi onlara altın tepsi içinde sundular.”
Kitap Cafe’nin konuğu olan yazarımız söyleşinin bir bölümünde “Gırnata Emirliği, Avrupa’nın en batısında kurulmuş sekiz asır devam etmiş bir İslam devleti ve medeniyeti. Yani devletten ve ülkeden çok medeniyet tarafı çok önemli. Çünkü orada gerçekten bahsettiğimiz altın döneminde; 9. ve 10. yüzyıllarda müthiş bir gelişme, ilmî olarak medeniyet olarak yaşayış olarak büyük bir gelişme var. O sırada Avrupa Orta Çağ karanlığında. Avrupa’nın daha sonraki aydınlanma döneminde Rönesans’ın temelinde Endülüs medeniyeti vardır.” ifadesiyle hakkı sahibine teslim ederken, “Asıl Orta Çağ’da bu medeniyet gelişimini alıp, devam ettirip Avrupa’ya aktaran da Müslüman bilim adamlarıdır. Özellikle bunun bilinmesinde ve tarihî olarak da bu iç çekişmeler yüzünden kaybedilen İspanya’nın, Endülüs’ün öğrenilmesinde yarar var. İç çekişmeler maalesef her zaman her yerde bizim en büyük problemimiz olmuştur.” diyerek sorunun kaynağını okurlara göstermiş oluyor.
Mehmet Âkif Ersoy’un şiirinde dile getirdiği, eserin belki de en can alıcı ve akıllarda kalan sahnesi ise Benî Ahmer Sultanı Ebu Abdullah’ın, Gırnata’dan ayrılırken şehrin güneyinde Büşşerât’a (Alpujarras) giden yol üzerindeki son dönemeçte Gözyaşı Tepesi’nden geriye dönüp Elhamra’ya bakarak ağlamaya başlaması olmuştu. Bunun üzerine annesi Ayşe Sultan oğluna şöyle der:
“Erkekler gibi savunamadığın ülken için şimdi kadınlar gibi ağla.”
” }
{
"id": 75,
"url": "/nurettin-taskesen-yazdi-moriskolar/",
"title": "Nurettin Taşkesen yazdı: Moriskolar",
"body": "Moriskolar
İspanya’da Endülüs Müslümanlarından geriye kalanlar, insanlığın yüz karası Engizisyon Mahkemelerinin işkenceleri altında inim inim inleyen zavallılar, türlü baskılar altında zorla Hıristiyanlaştırılan sonra da samimiyeti sogulananlar, işte Moriskolar… (Moro kelimesi, Ortaçağdan beri İspanya’da Müslümanlar için kullanılmıştır. Morisko ise İspanyol hakimiyeti altında yaşayan zor kullanılarak Hıristiyanlaştırılmış müslümanlara verilen isimdir.)
SON SULTAN
Son Sultan Ebu Abdullah, Endülüs’te sürgün olarak gönderildiği Endereş kasabasında huzurlu değildi. Gırnata ve Elhamra’nın Katoliklere teslim edilmesinde önemli rol oynayan vezirler İbni Kümaşe ile Ebül Kasım, gizli olarak Ebu Abdullah’ın bütün hareketlerini, görüşmelerini ve konuşmalarını Katolik Krallara ihbar ediyorlardı. Zaten buradaki bir nevi esaret hayatından bıkan devrik Sultan da, Endülüs’ten ayrılma planları yapıyordu.
Bir yıl sonra, Ebu Abdullah’ın vezirleri ile Katolik Kralların katibi Hernando da Zafira arasında yapılan anlaşma sonunda, Ebu Abdullah ve ailesinin Endülüs’ü terk etmesine karar verildi. Bütün mal varlığını 80 bin altın karşılığında Kastilya Kralı’na satan Ebu Abdullah 1493’ün Ekim ayında, 700 kişilik bir kafile ile gemiye binerek Fas’a gitti. Fas Kralı onu mülteci olarak ülkesine kabul ettiyse de, müslüman halk Endülüs’ün son kalesini düşmana teslim etmesinden dolayı ondan hiç hoşlanmadı. Fas’ta 1536’da vefat ettiği belirtilen kaynaklarda, daha sonra çocukları ve torunlarının maddi sıkıntı çektikleri kaydedilmiştir.
GIRNATA’NIN TESLİM ANLAŞMASI
Anlaşma maddeleri Müslümanlara önemli haklar sağladığı halde, Katoliklerin daha önce işgal ettikleri şehirlerde bu tür yazılı metinleri ihlal etmeleri yüzünden Gırnata halkı Kastilya’ya güvenemiyordu. Kral Ferdinand ve Kraliçe İzabella bu güvensizliğin, teslimden önce veya sonra Gırnata’da ayaklanmaya sebep olabileceğinin farkındalardı. Bu yüzden tereddütleri gidermek ve halkı ikna etmek için sözlü olarak da anlaşma maddelerine uyulacağına dair yemin ettiler.
Müslümanlara tanınan ayrıcalıkların başında din ve ibadet hürriyeti, giyim kuşam, örf ve adetlerde serbestlik, kendi mahkemelerinde yargılanma hakkı, seyahat ve ticaret yapma güvencesi veriliyordu. Camiler, mescitler, medreseler aynı şekilde faaliyetlerine devam edecek, Hıristiyanlar bu mabedlere izinsiz giremeyecekti. Gırnata’da yaşayan Yahudiler de aynı haklardan istifade edeceklerdi.
Anlaşmanın en önemli maddelerden biri de Müslümanların asla Hıristiyan olmaya zorlanamayacağı idi. Gırnata Sultanı Abdullah ile Kral Ferdinand ve Kraliçe İzabella’nın imzalarını taşıyan anlaşma iki nüsha şeklinde düzenlendi. Birisi Archivo General de Simancas’ta P.R.11-207 numaralı belge olarak “Capitulaciones con Moros” ismiyle kayıtlıdır. İkincisi ise Gırnata Belediyesi tarafından korunamamıştır.
Fakat bu rahatlığın uzun sürmeyeceği kısa zamanda anlaşıldı. Kraliçe İzabella, Müslümanların ikna yoluyla Hıristiyan olmalarını sağlamak için Hernando de Talavera’yı başpiskopos yaptı. Talavera toplantılar düzenleyerek Müslümanlara Hıristiyanlığı anlatmaya çalışıyor, kendine bağlı misyonerlere de Arapça öğrenmelerini tavsiye ediyordu. Böylece Müslümanlar kısa zaman içinde Hıristiyanlaşacaklardı. Fakat tahmin edilen başarı elde edilemeyince, daha sert tedbirler almak üzere 1499 yılında Tuleytula Başpiskoposu Francisco Ximenez de Cisneros göreve getirildi.
İNSANLAR VE KİTAPLAR YAKILDI
Ximenez’in ilk işi Müslümanlara ait kitapları toplatıp yaktırmak oldu. 1501’de çıkarılan Kraliyet Fermanına göre, fakihler ve halk ellerindeki bütün Arapça kitapları teslim etmek zorunda kaldı. Kitapların muhtevası, dini olup olmadığı önemli değildi. Toplanan binlerce kitap Gırnata meydanında halkın gözü önünde yakıldı. Zaten Engizisyon diri diri insanları meydanlarda yakarak cezalandırıyordu. Bu insanlık dışı cezadan kitaplar da nasibini almış, yüzlerce yıllık medeniyet ve ilim hazineleri birkaç saat içinde kül olmuştu.
Bağnaz Katolikler, insanların inançlarını değiştirmek için akla gelmedik yollar deniyorlardı. Önce Müslümanlara silah taşıma yasağı getirildi. Daha sonra şehirlerden köylere göç etmeye zorlandılar. Bir yandan baskı uygulanırken, diğer yandan ileri gelen kişilere Hıristiyan olması için para ve makam teklif ediliyordu.
Bu metodlar istenen sonucu vermeyince, bir dizi yasak kararı alınarak, tatbik edilmeye başlandı. Artık Engizisyon Mahkemesi devreye girerek yasakları çiğneyen kişilere en ağır cezaları veriyordu. Arapça konuşmak, kitap bulundurmak, eğitim yapmak kesinlikle suçtu. Erkek çocukların sünnet edilmesi, Cuma günü tatil yapılması, kadınların İslami kıyafet giymesi yasaklandı. Hamamlar yıkıldı, cami ve medreseler ile İslami usullere göre kesim yapan mezbahalar kapatıldı.
1524’ten itibaren yeni doğan Müslüman çocuklarının kilisede vaftiz edilme mecburiyeti getirildi. Ramazan’da oruç tuttuğu, domuz eti yemediği, Cuma günü evinde ibadet ettiği, odasında haç bulundurmadığı tesbit edilenler, Engizisyon Mahkemesine sevk ediliyordu. Parasına ve malına el konma, ömür boyu kürek mahkumiyeti verilme ve diri diri yakılarak öldürülme gibi cezalar veriliyordu.
OSMANLI’NIN MORİSKOLARA YARDIMI
1520’de Yavuz Sultan Selim’in oğlu Kanuni tahta geçince, bütün dünya Müslümanlarında olduğu gibi Endülüs’te de yeni bir ümit doğdu. Moriskolar kaybolmaya yüz tutan İslami inanç ve kimliklerine yeniden sarılarak, hilafeti uhdesine almış olan Osmanlı’dan yardım beklemeye başladı. Akdeniz’i bir göl haline getiren Osmanlı donanması, Barbaros Hayreddin Paşa, Turgut Reis, Piyale Paşa gibi meşhur denizcilerle İspanya sahillerini vuruyor, hicret etmek isteyen Moriskoları Kuzey Afrika, Mısır veya Osmanlı ülkesine götürüyorlardı. Kaptan-ı Derya Barbaros HayreddinPaşa İspanya’ya yedi sefer düzenlemiş, yaklaşık 70 bin Morisko’yu Osmanlı topraklarına taşımıştır.
1567’de Kral II. Felipe yeni bir ferman çıkararak, Moriskoların üç yıl içinde İspanyolca öğrenmelerini, kadınların Hıristiyanlar gibi giyinmelerini ve çocuklarını kilise okullarına göndermelerini emretti. Müslümanların mallarına el konulması ile ortam iyice gerildi. 1568 yılında Gırnata Moriskoları, asıl adı Hernanda de Cordoba olan Muhammed b. Ümeyye’nin liderliğinde büyük bir isyan başlattılar. Dağlık Alpujarro bölgesinde başlayan isyan kısa zamanda büyüdü. Osmanlı Devletinden istenen yardım, o sıralarda Kıbrıs’ın fethi yüzünden tam olarak yapılamadı. Cezayir Beylerbeyi Kılıç Ali Paşa vasıtasıyla bir miktar asker, erzak ve silah yardımı yapıldıysa da yeterli olmadı.
Moriskoların kendi arasında çıkan ihtilaflar ve Cezayir’den destek için gönderilen askerlerle anlaşmazlığa düşmeleri isyanın zayıflamasına sebep oldu.1571’e kadar süren isyan hareketi, liderlerin öldürülmesi yüzünden sona erdi. Krallık tekrar bir isyan çıkmasını önlemek için, 80 bin Morisko’yu Kuzeydeki dağlık bölgelere sürgün etti. Bu bölgelere sürülen Müslümanlar ile orada yaşayan Hıristiyan halk arasındaki sürtüşmeler, krallığı çok rahatsız ettiğinden Müslümanların tamamen ülke sınırları dışına çıkarılması gündeme geldi. Ayrıca Osmanlıların Fransızlarla birlikte İspanya’ya saldıracağı söylentileri de Krallığın Moriskolara karşı daha sert tedbirler almasına sebep oldu.
SON SÜRGÜN KARARI
Yüzyıl başladığında artık Müslümanların İspanya sınırları içinde yaşamasına izin verilemeyeceği görüşü benimsendi. 1609’da alınan toplu sürgün kararından sonra, 1614 yılına kadar 300 bin Morisko İspanya’dan zorla sürgün edildi. Çok zor şartlar altında yaşanan bu sürgünde emniyet tedbirleri alınmadığı için bu zavallı insanlar eşkıyalar tarafından soyuldu. Uzun süren yolculuklar sırasında çocuklar ve yaşlıların bir kısmı açlık, susuzluk ve hastalıktan öldü. İnsafsız ve açgözlü gemi kaptanları Afrika’ya gitmek isteyen bu göçmenlerden aşırı paralar talep ettiler. Bu yüksek mablağı ödeyemeyenlerden bir kısmı denize atıldı. Bir kısmı köleleştirilerek satıldı. Bütün bu zorlukların üstesinden gelebilenlerin çoğu Kuzey Afrika’ya, bir kısmı da Osmanlı ülkesine gittiler. Bu sürgünde Yahudiler de İspanya’dan çıkarıldı.
Böylece Endülüs’ün sekiz asır süren medeniyetine, Moriskoların esaret içindeki 9. Asrı da ekleniyordu. Katolikler, 1614’den itibaren İspanya’da hiç Müslüman kalmadığını zannediyordu. Fakat İslam inancı kalıplarda değil kalplerde yer etmişti. Yüzyıllar sonra bile özünü arayıp bulan, geçmişini hatırlayan İspanyollar, Müslüman olmaya devam ediyor.
1885 yılında Malaga’ya bağlı bir kasabada dünyaya gelen Blas Infante, 1920’li yıllarda Fas’a gitti. Faslı Müslümanlardan çok etkilendi. Endülüs’te aradan geçen yüzyıllara rağmen İslam’dan izlerin yaşandığını fark etti. Halkın işinden ve tarlasından dönüşte aynen abdest alma şeklinde temizlendiklerini hatırlayınca, İslam’a ilgi duydu ve araştırmaya başladı. Kendi ailesinin de kökeni Moriskolara dayanıyordu. Fas’ta Müslüman olan Blas Infante, Ahmed ismini aldı.
Endülüs milliyetçiliğinin fikir babası olan Ahmed Blas İnfante’yi, İnşaallah gelecek yazımda geniş bir şekilde tanıtmak istiyorum.
Kaynak: habervakti.com “ }
{
"id": 75,
"url": "/nurettin-taskesen-selahattin-eyyubi-kudus-sifresi/",
"title": "Nurettin Taşkesen Selahattin Eyyubi ve Özgür Kudüs'ün Şifresini Anlattı",
"body": "Mihrabat Yayınları yazarı Nurettin Taşkesen, İstanbul Başakşehir Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmen Gelişim Programı kapsamında öğretmenlerle birlikte çevrimiçi bir seminer gerçekleştirdi. 12 Ocak 2022 Çarşamba günü saat: 18.00’de gerçekleşen çevrimiçi seminerde Hz. Ömer’den Selahattin Eyyubi’ye ve Osmanlı döneminden günümüze Kudüs’ün serüveni anlatıldı. Öğretmenlerin yoğun ilgisi ve soru-cevap faslıyla seminer sona erdi.
” }
{
"id": 75,
"url": "/gurbuz-azak-edebiyat-odulu/",
"title": "Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri Edebiyat Ödülü Gürbüz Azak'ın",
"body": "Edebiyat dünyasının usta ismi Denizlili yazar Gürbüz Azak, Kültür Sanat Büyük Ödülleri Edebiyat dalında ödül aldı. Beştepe’deki ödül töreninde Denizlili sanatçı, ödülünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldı.
” }
{
"id": 75,
"url": "/fahreddin-pasa-ve-medine-mudafaasi/",
"title": "Fahreddin Paşa ve Medine Müdafaası",
"body": "Fahredddin Paşa 1. Dünya Savaşı esnasında Musul’da bulunan 12. Kolordu’ya komutan olarak atanmış, Kolordusu ile Halep’e gitmiştir. Kanal Harekâtını yönetmek üzere Bahriye Nazırı ve IV. Ordu Komutanı Cemal Paşa tarafından 26 Ocak 1915 tarihinde karargâhı Şam’da bulunan Ordunun Kumandan Vekilliği’ne tayin edilmiştir. Son dönemlerde Medine Muhafızı Basri Paşa tarafından kendisine Şerif Hüseyin’in Osmanlı Devleti’ne karşı İngilizlerin de desteğini alarak isyan edeceği raporunu alan Cemal Paşa konunun araştırılması için Fahreddin Paşa’yı görevlendirmiştir. Bunun için Paşa maiyeti ile birlikte Medine’ye, asıl maksat gizlenerek Hicaz Demiryolu’nu denetlemek ve Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etmek gayesiyle mübarek beldeye gidecektir.
Fahreddin Paşa ve yanındakiler Şam’dan bir tren katarı ile yola çıkmış, bir süre yol almış ve Medine’ye yaklaşınca tren hızını iyice yavaşlatmıştır. Çünkü Hicaz Demiryolu ulaşıma açılınca Peygamber Efendimiz’in muazzez ruhu rahatsız olmasın diye rayların üzeri keçe kaplanmıştır. Ayrıca rayların yan tarafları ay yıldız ile damgalanmıştır. Tren yavaşça ilerlemiş ve Medine tren istasyonuna ulaşınca kendisini orada başta Basri Paşa, Şerif Hüseyin’in oğulları Faysal ve Ali, askeri erkân, Medine halkı tarafından karşılanmıştır.
O sırada II. Kanal Harekâtı’na güya destek vermek için Medine’de bulunan Şerif Hüseyin’in oğullarının asıl amacı; şehirde bulunan ve Yemen’e gidecek olan 1.500 Osmanlı askerinin ayrılmasından sonra Medine’yi ele geçirmekti. Daha 1910 yılından itibaren İngilizlerle irtibat kuran ve Temmuz-1914 tarihinde destek sözü alan Şerif Hüseyin Büyük bir Arap İmparatoru olmak hevesindeydi. Osmanlı Devleti’nin haksız şekilde(!) Arapların elinden alınan Halifelik makamını yine Araplara kazandırmayı planlayan, bu konuda Osmanlı’ya karşı isyan edecek olan Şerif Hüseyin çeşitli bahaneler ileri sürüyordu (Kuran’ın Türkçeleştirilmesi, Osmanlı askerlerinin oruç tutmaması, orucun yasaklanması, Arapların Şam’da asılması vb). Özellikle I. Kanal Harekâtı’nın (2 Şubat 1915) başarısızlığa uğraması üzerine, önceden Cihad ilanına katılarak destek vereceğini söylemiş olmasına rağmen son ana dek Osmanlı Devleti’nden mali, silah, cephane yardımı istemekten de geri durmamıştı (kısa bir süre önce 1.500 tüfek ve 20 bin altın verilmişti). Artık isyan vaktinin geldiğine inanarak oğullarını Medine’ye göndermişti.
İşte Şerifin oğulları Faysal ve Ali büyük bir saygı ile Fahreddin Paşa’yı karşılamış ve Basri Paşa ile birlikte gece şerefine Uhud Dağı eteklerinde verilecek ziyafete katılması için davette bulunmuşlardı. O da ilk önce yolculuğunun asıl gayesinin Mescid-i Nebevi’yi ziyaret olduğunu ilk önce bu ziyareti yapmak istediğini belirtmiştir. Eğer paşalar gece yapılacak ziyafete gelirlerse ikisini de derdest edip yakalayıp komutansız kalan Medine’ye saldırarak ele geçirmek düşüncesindeydiler. Ancak durumun farkında olan Medine Muhafızı Basri Paşa ziyafete gidilmemesi için Fahreddin Paşa’ya tavsiyede bulunmuştur. O da; eğer ziyafete gitmezlerse Şerifin oğullarının iyice şüpheleneceklerini belirtmiş, kendisinin davete icabet edeceğini ama Basri Paşa’nın Medine’de askerin başında kalmasını söylemiştir.
O gece ziyafete sadece Fahreddin Paşa’nın geldiğini gören Faysal ve Ali şaşırmış yine de aşırı saygılı davranmış, emrindeki isyancılar kahramanlık gösterilerinde bulunmuş ve Kanal’da İngilizleri nasıl yeneceklerini abartarak anlatmış ve oyunlarla da bunu göstermişlerdi. Gecenin sonuna doğru Fahreddin Paşa Medine’ye dönmüş sabahleyin kendisine bir mektup verilmiştir. Kanal Harekât’ına katılacak hecinsüvar birliğinin bir süre daha hazırlığını tamamlaması ve babasından gelen emir gereği Mekke’ye döneceklerini belirtmişlerdir. Aslında Medine ve yakın çevresine mevzilenmiş, her an isyan ateşini yakmak için beklemeye geçmişlerdi. Fahreddin Paşa şehirdeki son durumu Cemal Paşa’ya bildirmiş gelen karşı cevapta isyanın bastırılması için gereğinin yapılmasını istemiş ama ilk önce saldırının isyancılar tarafından gerçekleştirilmesinden sonra harekete geçilmesini özellikle emretmiştir.
23 Mayıs 1916 tarihinde en yakın tren istasyonlarına baskınlar yapılmış ve telgraf hattına saldırılar düzenlenmiştir. Gittikçe artan saldırılar üzerine hem Medine’nin hem de askerin idaresini ele alan Fahreddin Paşa Eylül-1916 yılına dek isyancılara ağır darbeler vurmuştur. Medine’nin 50 km.lik bir çember dahilindeki yerler asilerden temizlenmiş hatta Şerifin oğlu Ali, İngiliz casus Lawrence Yanbu’daki İngiliz gemilerine zorlukla kaçarak sığınabilmiştir…
Bu arada Medine’nin boşaltılması gündeme gelmiş ancak Fahreddin Paşa’nın “Medine anavatan değil mi?” diyerek yaptığı ısrarlar neticesinde ve İslam âleminden gelecek tepkilerden dolayı bu karardan vazgeçilmiş, Medine’nin savunulmasına karar verilmiştir. Tren yolu ulaşıma açık iken kutsal emanetler ve Mahmudiye Medresesi Kütüphanesi’ndeki kitaplar bir heyet huzurunda tespit edilmiş ve bir tutanakla Fahreddin Paşa tarafından İstanbul’a yollanmıştır.
Medine’yi takviye için askeri birlik, iaşe Hicaz Demiryolu ile gönderilmiş ama daha sonra tren yolunun tahrip edilmesiyle birlikte kuşatma altında kalan şehirde yiyecek sıkıntısı baş göstermiştir. Fahreddin Paşa o dönemde toplam 50.000 kişilik isyancıya karşı Medine’yi, artık kendine inanmış 4.000 asker ile koruyacaktı. Bundan sonra şehre ne takviye ne de yiyecek gönderilebilecektir.
Yiyecek sıkıntısı had safhaya ulaşınca çekirge yenmesini tavsiye etmiş bunun için fıkıh kitaplarını araştırarak yenmesinin caiz olduğunu belirtmiştir:
“Çekirgenin serçe kuşundan ne farkı var? Yalnız tüysüzdür. Fakat serçe gibi kanatlıdır, uçar, yeşilliklerle beslenir. Serçe gibi huysuz, serçe kadar asabidir, yediği şeyleri titizlilikle seçer. Temiz ve taze şeyleri yer. Hem tiryaki hem de keyif sahibidir. Tütün ve limondan büyük zevk alır. Sonra topluca yaşamayı sever. Nereye gitse, hep beraber kafile halinde gider, birbirlerinden ayrılıp dağılmazlar. Tıpkı serçeler gibi…
Büyük bir dikkat ve titizlilikle ve kendime mahsus ihtimamla yaptırdığım tecrübelerde tıbbi yararları güzelce anlaşılan ve yenmesi sünnet olan çekirgeye yan gözle bakmak ve ondan tiksinmek, en hafif tabir ile nimetnaşinaslıktır. Dün karargâh sofrasında (çekirge tavası) vardı. Arkadaşlarımla beraber pek tatlı yedim ve bunu dil konservesinden pek ziyade buldum. Hele zeytinyağı ve limon suyu ile salatası çok nefis oluyor.
Kısaca, dün çekirgeyi bahçelerden yok etme tedbirlerini düşünürken, ‘Bugün çekirge geliyor mu?’ diye yollarını gözlüyorum. Hangi bölgeye çekirge düşerse, tarifime göre faydalanılmasını ve bana hediye olarak çekirge gönderilmesini arkadaşlarımdan rica ediyorum.”
Bu arada Fahreddin Paşa askerini oyalamak, moralini artırmak için Karagöz-Hacivat oyunları, güreşler, sancak konulu kompozisyon ve şiir yarışmaları düzenlemiştir. İsyancılara karşı koyarken Medine’nin imarı için de çalışmış, Ravza-ı Mutahhara’ya giden daracık yolu ve eski püskü dükkânları yıktırarak caddeyi genişletmiştir. Bu caddeye ve Mescid-i Nebevi’ye yakın yerlere Itır ve misk-i amber ağaçları ile güller diktirerek süslemiştir. Hatta mübarek kabrin yakın çevresindeki esnafı ve askerini hassasiyet göstererek şöyle uyarmıştır:
”Cuma günleri namaz vakti dükkânların kâmilen açık bulunduğu ve alışveriş ile iştigal edildiğinin geçen Cuma farkına vardım. Ve bu çirkin halin kaldırılıp önlenmesi için Belediye Reisliğine emir verdim. Askerimizin namaz vaktinde çarşıda, sokaklarda dolaşmalarını ve dükkânların önünde alışveriş ile vakit geçirmelerini kesinlikle istemem.
Harem-i Şerif-i Nebevi’ye pek yakın olan iç surun sınırladığı bölgede sokakta herkesin gözü önünde asla sigara ve nargile içilmemesini emrederim.”
Buz fabrikası, telgraf istasyonu, tavukhane, süthane ve mandra kurdurtmuş, hasta eratın iyi beslenebilmesi için bahçelerde sebze yetiştirmiş, su kuyuları açtırmıştır. Şerif Hüseyin’in çıkardığı “El Kıble” gazetesindeki suçlamalara kendisinin zorlukla çıkardığı “El Hicaz” gazetesi ile karşılık vermiştir. Askerini alnından öperek göreve göndermiş, onlara ilk defa “Mehmetçik” demiştir.
Cuma günleri hutbeye çıkarak askerine seslenmiş, Medine’de kalma kararlığını belirtmiştir. Bayramlardan önce Ravza-ı Mutahhara’nın temizliğini askerleri ile bizzat yapmış, oradan toplanan tozlar, mumlar kutsal bir emanet gibi saklanmıştır. Yiyecek alabilmek için asker arasında para toplayarak bir hamiyyet defteri oluşturmuştur. Çevredeki aşiretlerden yiyecek almak için gayret etmiştir.
Her sabah kefenini giyerek düzenlettiği caddeyi yürüyerek Peygamber Efendimizin huzuruna gitmiş (Bu hareketi ile ölünceye dek buradayız demek istemiştir). Orada dua etmiştir.
Bu arada Mondros Mütarekesi imzalanmıştır (30 Ekim 1918). Devletin iki kumandanı silah bırakmamıştır; biri Kazım Karabekir Paşa diğeri de Fahreddin Paşa’dır. Kendisine “teslim ol” emrini getiren Yüzbaşı Ziya’yı gözaltına aldırmış, haberin asker tarafından duyulmamasını istemiş ardından Padişahın iradesini talep etmiştir. İrade gelmiş o iradeyi askerinin huzurunda yırtarak şöyle demiştir:
“Düşman işgali altındaki padişahın verdiği irade geçersizdir. Medine’yi savunmaya devam edeceğiz.”
Çünkü o ve askerleri bir söz vermişti. O söz de şöyledir:
“Malumunuz olsun ki kahraman askerlerim, İslam âleminin gözbebeği olan Medine’yi son fişengine, son damla kana, son nefesine kadar muhafaza ve müdafaaya memurdur. Buna askerce ant içmiştir. Bu asker Medine’nin enkazı içinde ve nihayet Ravza-ı Mutahhara’nın altında kan ve ateşten örülmüş bir kızıl kefen ile gömülmedikçe, Medine kalesinin burçlarından ve Mescid-i Saadet minarelerinden Türk’ün al bayrağı alınmayacaktır!”
Ancak daha sonra en yakınındaki kurmay başkanı kaçarak Şerif Hüseyin’e teslim olmuş ve Medine’yi savunmakta olan askerlerin aklını çelerek kaçmalarını istemiştir. Askerlerin zayıflıktan, hastalıktan, sıcaktan şehit olması ve maiyetindeki subayların da ısrarları üzerine asilerle anlaşmayı zoraki kabul etmiş, bu iş için yardımcısını görevlendirmiştir. Kendisinin teslim olması beklenirken o Ravza-ı Mutahhara’ya “Mücaviriz!” diyerek sığınmış, orada kalmaya başlamıştır. Yapılan anlaşmanın yerine gelmesi için kendisinin teslim olması gerekmektedir. Fahreddin Paşa asla teslim olmayı düşünmemiş bunun üzerine İngilizler eğer paşa teslim olmazsa İstanbul’u bombalayacakları tehdidinde bulunmuşlardır. Ne yazık ki kendi subaylarının bir oldubittisi neticesinde derdest edilerek, Ravza-ı Mutahhara’dan zorla çıkarılmış isyancılara teslim edilmiştir. (12 Ocak 1919) O son anda, Peygamberimizin huzurundan götürülürken Fahreddin Paşa’nın feryadı yürek parçalayıcıdır: “Şahit ol ya Resulallah! Ben gitmiyorum, zorla götürüyorlar!”
“Elbiselerini getirdiler, giydirdiler, koltuğuna girdiler, merdivenlerden indirdiler. Bab-ür Rahman önüne kadar götürdüler. Burada Kumandan paşa başını çevirdi. Acılı ve hüzünlü, her şeyden ümidini kesmiş bir bakışla Hücre-i Resullullah’a baktı… Paşa’nın boynu bükülmüş, gözleri yaşarmıştı. -Ne durma, ne düşünmeden yürüme imkânı var- anlamında bir tavırla -Görüyorsun Ya Muhammed! Ben gitmiyorum, götürüyorlar - demek istemişti.
Aniden kılıç ve tabancasını hatırladı. Bunları getirdiler, yavrusundan ayrılanların ancak hissettikleri bir duyguyla kalbi sızladı. “Götürünüz, Hazret-i Peygamber’in kızı Hayrünnisa Hazret-i Fatıma’ya emanet ediniz! Medine Müdafii’nin kılıcını, tabancasını ancak o koruyabilir” dedi. Götürdüler. Emanet yerine konduktan sonra Paşa, Bab-ür Rahman’dan çıkarılmıştı. Otomobile bindirildi. Soluna bir Kaymakam(Yarbay), karşısına bir Jandarma Yüzbaşısı yerleştirildi… 13 Ocak 1919”
Kimse onun teslim olduğuna inanmaz. Urbanlar, yerli halk kendisini görmek için koşmuş, çöl “Fahri Fahri Fahri!” sesleri ile inlemiştir.
İlk Önce Mısır’daki esir kampına götürülmüş, üniformasının çıkarılması istenmiş, çıkarmamıştır. Daha sonra Malta’ya sürgüne gönderilmiş sayıma inmesi istenmiş orada da sayıma inmemiştir.
Nihayet yurda dönmüş (2 Ağustos 1921), Afganistan elçisi olarak 1922-1926 yılları arasında görev yapmış, 22 Kasım 1948 yılında Ankara’ya giderken Eskişehir tren istasyonunda kalp krizi geçirerek vefat etmiştir. Vasiyeti üzerine Rumeli Hisarı Mezarlığı’na gömülmüştür.
*İngilizler 1962 yılında “Arabistanlı Lawrence” adıyla bir film çevirerek 7 dalda Oscar vererek propaganda yaptılar. Ne yazık ki aradan yüz sene geçmiş olmasına rağmen Fahreddin Paşa’nın bir filmi yoktur. Sadece ve sadece hakkında yazılmış beş tane kitap vardır…
Umarız ve dileriz ki Fahreddin Paşa’nın filmleri çevrilir, dizileri yapılır, romanları, hikâyeleri yazılarak sayısı yüzleri bulur, belediyeler sokaklara, kültür merkezlerine, meydanlara onun adını verirler… Genç nesiller böylece bir nebze olsun paşayı tanımış olurlar… Yüzyıl süren unutulmuşluğa, vefasızlığa inat. Neden olmasın? “ }
{
"id": 75,
"url": "/cin-kampinda-yasadiklarini-anlatti/",
"title": "Çin kamplarında yaşadıklarını anlattı",
"body": "Çin’de iki yıl boyu kamplarda tutulan Gülbahar Haitiwaji (Heyithacı) yaşadıklarını “Çin Kampından Nasıl Kurtuldum” adıyla kitaplaştırdı. Heyithacı, dünyanın gözü önünde Uygur halkının yaşadığı soykırıma sessiz kalınmaması için çağrıda bulunuyor.
Fransa’da yaşayan eşinin yanına giden ve bir telefonla ülkesi Doğu Türkistan’a dönmek zorunda kalan Gülbahar Haitiwaji (Heyithacı) orada yaşayacaklarından habersiz yola koyuldu. Yola çıktığında ailesinin yanına, heybesinde pek de hatırlamak istemeyeceği ama bir kitap çıkaracak kadar çok, yaşanmışlıkla geri döneceğinden habersizdi. Heyithacı, ne olduğunu bile anlamadan ülkesinde tutuklanıp, 2 yıl boyunca toplama kampında tutuldu.Burada başına gelenleri Fransız gazeteci Rozenn Morgat’a anlatınca ortaya “Çin Kampından Nasıl Kurtuldum” adlı kitabı çıktı. Dünyada büyük ses getiren kitap geçtiğimiz ay Mihrabad Yayınları tarafından Türkçe olarak basıldı. Kitapta Heyithacı, yaşadıklarını en ince detaylarına kadar anlatıyor. Peki bu kamplarda ne yaşanıyor? Uygur Türkleri seslerini dünyaya duyurabiliyor mu? Bu soruları Heyithacı’ya ve aynı zamanda kitabın Türkçe baskısının editörlüğünü yapan Doç. Dr. Abdülhamit Avşar’a sorduk.
AİLESİ GÖÇE ZORLANMIŞ
Uygur Türkü olan Doç. Doç. Dr. Abdülhamit Avşar 1965’te zorbalıklar yüzünden Türkmenistan’dan göç etmiş bir ailenin üyesi. Çin’in Uygurlara reva gördüğü dramı yakından yaşayan aile, göç sonrası 4 yılını Afganistan’da geçirmiş. Aile böylelikle Çin’i ve politikalarını yakından tanımış, bu yapılanları anlamlandırma konusunda bir hayli yol almış. “Çin, tarihten beri hep acımasızdı” diyor Abdülhamit Avşar ve şunları anlatıyor: “Dilimizdeki ‘Çin işkencesi’ terimi de rastgele bir adlandırma değil. Çin tarihini bilenler, Çin ve işkence kavramının birbirini tamamladığını çok iyi bilir. Çin devlet tefekküründe, insan değersiz bir varlık. Bunu Çin’in kendi halkına, yani Çinlilere karşı tutumunda da açıkça görürüz. Ne var ki Çin, diplomasiyi, propagandayı da çok iyi kullanır ve kendini mülayim, şiddetten uzak bir devlet, toplum olarak sunmayı da başarır. Yaptıklarının ortaya çıkmasından çekinen Çin, bunu engellemek için de zulüm ve baskıya başvuruyor. Gülbahar Heyithacı’nın yaşadıkları da bunun bir örneği.”
SIRADAN, APOLİTİK BİR İNSAN
Yıllar sonra Gülbahar Heyithaci’nin yazdığı “Çin Kamplarından Nasıl Kurtuldum” kitabının editörlüğünü yaparken de geçmişte aile büyüklerinin anlattığı acıları yeniden hatırlamış. Kitabın yazarı olan Heyithacı’nın eğitimli ama sıradan, apolitik bir kişi olduğunu söyleyen Avşar, Çin’in ayrılıkçı olarak nitelediği bir düşünce dünyasına da sahip olmadığını aktarıyor: “Fransa’da yaşayan eşinin yanına gitmiş, sığınma teşebbüsünde bulunmamış bir kadın. Bir gün çalıştığı iş yerinden gelen bir telefonda, emeklilik için bazı evrakları tamamlaması istenmiş. Geçirdiği tereddütlere karşın, Çin’in kendisine dokunmayacağına inanarak Doğu Türkistan’a gitmiş. Daha sonra o işkence dönemi başlamış. Çin için önemli olan tek şey, 1949’daki işgalden bu yana devam ettirdiği, 2016 itibariyle de tamamlamak istediği Uygurları, Doğu Türkistan Türklerini asimile etme süreci. Bunu da Gülbahar Hanım ve benzeri binlerce kişinin hayatını şantaj konusu haline getirerek yapıyorlar.”
KALBİM KAMPLARDAKİ İNSANLARLA
Hikayenin devamını bu defa Gülbahar Heyithacı’dan dinliyoruz. Kamplarda işkence görüp hayatta kalmak, üstüne üstlük bu acıyı yaşayanların hala var olduğunu bilmek oldukça zor bir süreç. Elinizden geleni yapmak için uğraşırsınız ama düşünmeniz gereken bir de aileniz vardır. Gülbahar Heyithacı da her ne kadar güvende olsa da bu endişelerle yaşamını sürdürüyor.
Yaşadıklarını şöyle özetliyor, “Uygur olduğum için, isteğim dışında Çin kamplarında alıkonuldum. Çin hükümeti beni kamu düzenini bozmak ve terörizmle suçladı. Kızımın medya kampanyaları ve Fransız diplomatik faaliyetleri sayesinde Fransa’da ailemle yeniden bir araya geldim. Ama kalbimin bir parçası hala Doğu Türkistan’da, kamplarda acı çeken insanlarımla birlikte. Ayrıca kendi ailemi, annemi, kardeşlerimi ve akrabalarımı da çok düşünüyorum. Çin’in benim yüzümden onlara zarar verebileceğini veya onlara işkence edebileceğini biliyorum. Her zaman endişelerle yaşayacağımı biliyorum ama adalet için savaşmak zorundayım.”
KAMPLAR RUHEN DE ÖLDÜRÜYOR
Çin, sözde eğitimler sırasında Uygurları; dini aşırılık, radikallik gibi zararlı alışkanlıklardan arındırıp, mesleki eğitim alarak bireysel şekilde kendilerini yetiştirme imkânı sağladığını iddia ediyor. Fakat kitap bu söylenenlerin yalan olduğunu da açıkça gözler önüne koyuyor. Heyithacı kampta yaşadıklarını hala unutamamış. Hem ruhen hem bedenen aldığı yaraların iyileşmediğini söylüyor. Kamplarda yaşadığı işkencelerden dolayı görme yetisinin zayıfladığı, sırt ve baş ağrısı yaşadığını anlatıyor. Hala kendini güvende hissetmediğinin de altını çiziyor. Yani yaşanan o korku ve endişe Fransa’ya döndüğü halde devam ediyor.
Kamplarla ilgili Abdülkadir Avşar da önemli bilgiler veriyor. Bu kampların, “gerçek anlamda bir ceza kampı” olduğunu dile getiren Avşar sözlerini şöyle sürdürüyor: “Hapishaneden farkı, yerel yetkililerin bireysel kararlarıyla istenilen insanın buralara atılabilmesi ve belirsiz bir süre tutulması. Kamplarda hayatın ne derece çekilmez olduğunu, bir insanın bu işkenceyi nasıl yapabileceğini, kitabı okurken iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Vicdanınızın en derin köşesine kadar büyük bir acı duyuyor, adeta nefes alamaz hale geliyorsunuz. Okuyanın bu duruma düştüğü bir gerçeklik karşısında bunu bizzat yaşayanlar nasıl hayatta kalabiliyor, büyük bir muamma. Fiziki ölümlerin sayısı açıklanmadığı için bilemiyoruz fakat bir de ruhen ölümler var. Tüm kültürel ve dini geçmişleri silinen, deliren, beyinleri yıkanarak yaşarken ölüme mahkûm edilenlerin sayısının binlerce olduğunu da söyleyebiliriz.”
Kamuoyu baskısı karşılık buldu
Abdülhamit Avşar, “Gülbahar Heyithacı’nın kitabı ilk basımdan sonra, Batı kamuoyunda büyük bir yankı uyandırdı. Öncesinde Batılılar, Uygurların söylediklerine inanmıyor, anlatılanları bir masal gibi görüyordu. Doğu Türkistanlıların Müslüman olması da önyargıları harekete geçirince gereken ilgi sürekli esirgendi” diyor. Kamplardaki tanıklıklar artınca, Batı kamuoyunda bir duyarlılık oluştuğunu da ekliyor, “Doğu Türkistan’da üretim yapan şirketler kamuoyu baskısıyla üretimlerini durduruyor, toplama kamplarında tutulanların emekleriyle üretim yapan uluslararası bazı fabrikalar kapanıyor. Toplama kampı uygulamasını hayata geçiren kişilere karşı yasaklama ve ambargolar hayata geçiriliyor.” Hâlâ kendimi güvende hissetmiyorum
Kampların vücuduna oldukça zarar verdiğinden de bahsediyor Heyithacı ve şunları söylüyor: “Vücudum zayıf. Kamplarda 7 gün 24 saat neonlar altında bırakılmak nedeniyle görme sorunlarım var. Aynı zamanda sürekli sırt ve baş ağrılarım oluyor. Uyurken bile beynim hala düşünüyor, tamamen rahatlamak benim için şu an oldukça zor. Fransa’da rahat olmama rağmen, bazen güvende değilmişim gibi hissediyorum. Eski hayatıma dönmek için zamana ihtiyacım var. Kısacası, sporla ve ailemle geçirdiğim zaman sayesinde eski rutinlerime dönmeye çalışıyorum.”
Soykırımı göstermemiz lazım
Kamplarda hala çok sayıda insan olduğunu da ekleyerek, zulmün sona ermesi için dünya çapında gösteriler yapılması gerektiğini aktarıyor. Gülbahar Heyithacı “Tüm dünya varlığından haberdar olduğu halde Çin, 5 yıldan beri kampları tutuyorsa, bunun nedeni Çin’in ekonomik gücüne ve etkisine inanmasıdır. Mümkün olduğu kadar çok ülkeyi, Çin’e baskı yapmaya zorlamamız gerekiyor. Onları zorlamak için sosyal medyayı kullanarak medyatik kampanyalar düzenlememiz gerekiyor. Ekonomik baskılar benim için şu anda Çin’e karşı en etkilisi. Aynı zamanda Çin’e ve diğer ülkelere Uygurların var olduğunu ve gözlerimizin önünde gerçek bir soykırımın yaşandığını göstermek için dünyanın her yerinde gösteriler yapmaktan vazgeçmemeliyiz” diyor.
Haber Kaynağı - Yeni Şafak “ }
{
"id": 75,
"url": "/huseyin-ozturk-beyoglunda-bir-hafiz/",
"title": "Beyoğlu'nda Bir Hafız",
"body": "Hüseyin Öztürk yazdı: Beyoğlu’nda Bir Hafız
Bu hafta tanıtacağımız eser, Mihrabad Yayınlarından çıkan “Beyoğlu’nda Bir Hafız” isimli eser. Yazarı ise Dr. Mehmet Ali Sarı.
Mehmet Ali Sarı hocayı TRT’nin Ramazan ayında yayınladığı “Kur’an Bülbülleri” programının jürisinden hatırlayanlar ve tanıyanlar olacaktır.
Mehmet Ali Sarı hoca yakın tarihin şahidi olarak, fakirliğin ve yoksulluğun en dibini yaşamış bir çocuk olarak Bolu’nun Seben ilçesinin Tepe köyünde dünyaya gelmiş.
1930’lu yıllardan 1960 senesine kadar devletin ve milletin malum zihniyetin altında nasıl inim inim inlediğini görmüş ve dini-milli değer yargılarından taviz vermeden bugünlere gelmiş.
Hocanın hayat hikâyesi uyduruk kişisel gelişim kitaplarını silip süpürecek cinsten.
Eğer insan inanır, başarmaya azmeder ve tedbirlerini aldıktan sonra kaderin akışına uyum sağlar, Allah’a teslim olur, zuhur eden her şeye razı gelirse, önünde hiçbir engel kalmıyor ve tüm engeller aşılıyor.
Mehmet Ali hocanın sadece çocukluğunun geçtiği dönemde, bırakın onun İstanbul’un adını, Bolu’nun bile adını duymaması gerekirdi.
“İnsanın kaderi nasibini takip eder, nasibi de kaderini” derler. Mehmet Ali Sarı hocanın kaderi nasibini, nasibi de kaderini takip etmiş ve tereddütsüz uyum sağlamış.
•
Hocanın köyünden çıkışına bakalım:
“Çocukluğum, gençliğim ve tahsil hayatım, Türkiye’nin 1930’lu, 40’lı ve 50’li yılların çok zor şartları altında geçti.
Okumak için köyümüzden gurbete çıkan ilk kişiyim. Yöremizin de ilklerindenim. İlkokuldan sonra hafızlığımı köyümde bitirince önce Bolu’ya, sonra da İstanbul’a götürüldüm.
Hayata sıfırdan başlayıp, 80’e yaklaşan yaşımla, en tepe noktalarda bulunmaktayım. Bu yaşın talebelik ve gençlik yıllarını İstanbul’un en hareketli semti Beyoğlu İstiklal Caddesinde bulunan Ağa Camii’nde, sonrasında da çoğunlukla yine İstanbul’da geçirmiş olmam hasebiyle, tanıdıklarım ve yaşadıklarımla ilgili hatıralar benimle gitmesin, yaşadıklarımdan genç kuşaklar istifade ederek geleceğe yönelik dersler çıkarsın diye benden hatıralarımın yazılması istendi.
Bilhassa günümüzün gençlerine, kendi hayat imkânları ile mukayese fırsatı vererek, içinde bulundukları nimetlerin değerini anlayıp şükretmelerine ve daha çok çalışmalarına, kendilerini daha iyi yetiştirmelerine inşallah vesile olur”.
•
Mehmet Ali Sarı hocanın bu biyografisi başka bir isimle roman olarak yazılsaydı, romanda anlatılanların hepsinin hayal ürünü olduğu düşünülürdü. Çünkü “böyle bir hayat olmaz” denilirdi.
Hoca annesini anlatmış bir kısmını paylaşalım:
“Annem, üç yaşından itibaren üveyliğin tüm acılarını yüreğinde hissederek büyüdüğü o zor günleri, ‘Kuru ekmek canıma minnet olurdu’ diye ağlayarak anlatırdı”,
Bir parça da babasından söz edelim: “Askerlikte geçirdiği sekiz seneden sonra köyüne döndüğünde babasından kalan ev yanmış, eşi geride öksüz bir kız çocuğu bırakarak ölmüş”.
Hatıratın İstanbul kısmı ise inanılır gibi değil vesselam. Gerisi kitapta.
Eser hakkında: Mihrabad Yayınları; 0212-514 28 28 www.mihrabadyayinlari.com
Haber Kaynağı - Yeni Akit “ }
{
"id": 75,
"url": "/egenin-efendileri-kahraman-milletimizi-anlatiyor/",
"title": "Ege’nin Efeleri Kahraman Milletimizi Anlatıyor",
"body": "Bâbıâli’nin sevilen ve sayılan ismi ressam ve yazar Gürbüz Azak’ın kaleme aldığı Ege’nin Efeleri kitabının tanıtım toplantısı Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi (Kızlarağası Medresesi)’nde yapıldı. Nurettin Taşkesen, Mustafa Nadir Önay, Muammer Erkul ve Mehmet Nuri Yardım eser ve yazarı hakkında konuştular. Seçkin bir davetli topluluğunun iştirak ettiği toplantıda dinleyiciler de söz alarak kısa konuşmalar yaptılar.
Mihrabad Yayınları’nın düzenlediği panelde konuşmacılar Ege’nin Efeleri kitabını ve Gürbüz Azak’ın hizmetlerini anlattılar. Panelin idareciliğini yapan Mehmet Nuri Yardım, rahatsızlığı dolayısıyla konuşmacı olduğu hâlde toplantıya katılamayan Prof. Dr. Durali Yılmaz’ın mektubunu okudu. Yardım, Gürbüz Azak’ın artık Bâbıâli’de çok nadir kalan müstesna münevverlerden biri olduğunu belirterek konuşmasına şöyle devam etti:
“Gürbüz ağabey çok iyi bir ressam olmasının yanısıra kıymetli bir yazarımızdır. Hepsinden önemlisi bir gönül ve yürek insanıdır. Genç gazetecilere, sanatçılara, edebiyatçılara hep sahip çıkmış, dostlarına vefa göstermiştir. Şimdi de seçkin bir eseri olan Ege’nin Efeleri kitabıyla hemşehrilerine olan borcunu ödüyor. Hemşehrileri de bu gayretin kıymetini bilmiş, Mustafa Nadir Önay’ın önayak olmasıyla Denizli’de ‘Gürbüz Azak Evi Müzesi’ kurulmuştur. Eserde başta şehit başvekil Adnan Menderes ve diğer efeler, çok duygulu ve gerçekçi bir dille anlatılmıştır. Herkesin ama bilhassa bütün Egelilerin bir an önce okuması gereken bir eserdir Ege’nin Efeleri.”
KOCA YÜREKLİ VATANSEVERLER ANLATILIYOR Gürbüz Azak, Egenin Efeleri ismini verdiği eserinde Adnan Menderes’i ve Kurtuluş Savaşı’nda destan yazan diğer koca yürekli vatanseverleri anlattı. Konuşmacılar, hem “Bâbıâli’nin Gürbüz Ağabeyi”ni hem de hem de bir devre mührünü basan haksız komplolarla vatan için canından olan efelerin efesi Menderes’i dile getirdiler.
Panelde konuşan tarihçi yazar Nurettin Taşkesen, Ege yöresinin efeleri arasında Adnan Menderes , Demirci Mehmet, Çakıcı Mehmet, Gökçen Efe , Gümüş Diş, Emir Ayşe ve Yörük Ali’nin bulunduğunu anlattı. Taşkesen, Adnan Menderes’in efelik yönünün Türk insanına hayal kurma hakkını geri vermesi olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
MENDERES’İN KURDUĞU HAYALLER “Menderes Türk insanına hayal kurma hakkını geri vermiştir. Adnan Menderes’e göre hayal etmek bir memleketin ulaşabileceği en üst seviye. Hakikaten de bu konuyla alakalı ‘Hayal etmesini bilmeyenlerin projeleri, planları ve hedefleri olamaz.’ demiştir. Bu söz onun bütün gayesini ihtiva ediyor. Adnan Menderes’i gerçek bir demokrasi kahramanı yapan kuvvet, onun yüreğindeki ağrısıdır. Yüreğinin ağrısı dinme yen insanların milletine, vatanına hizmet etmesi düşünülemez.” Adnan Menderes’in Millî Mücadele’ye bizzat katıldiğını, sıcak cephelerden meclis kürsülerine bu heyecanı taşıdığını, nezaket abidesi ve vatan sevdalısı olduğunu tek parti sultasına karşı Anadolu medeniyetini savunan bir mücahid olduğunu belirten Taşkesen, “On sene boyunca milletinin selameti için içerideki hainlere rağmen canla başla uğraştı. Onu Menderes yapan özellikleri şöyle sıraladı: “Yüreğinin hiç dinmeyen ağrısı, tane tane ölcerek tek tek konuşması, sesinin ta yüreğinden gelmesi, yanlızlığı kendine dost edinmesi ve içine kapanıp sık sık ağlaması.” Taşkesen, konuşmasını, kitaptan okuduğu şiirle tamamladı.
ÖNAY: “HALKIMIZ ÇOCUKLARINI EFE HİKÂYELERİYLE BÜTÜTÜR” Yapımcı ve yönetmen Mustafa Nadir Önay, kültürün etnik yapı ve toprak olmak üzere iki temele bağlandığına dikkati çekerek, “Bölge halkı, çocuklarını efe hikâyeleriyle büyütür. Efelerin ve zeybeklerin asıl görüldüğü dönem İstiklal Harbi yıllarıdır. Demirci Mehmet, Yörük Ali, Çakıcı Mehmet gibi efeler Denizli, Aydın, Muğla, Burdur gibi yörelerde geziyorlar. Hatta Tahir Kutsi Makal’ın Meydan Dayağı adlı romanında ilk başlarda Demirci Mehmet Efe’nin barut imal ettirerek, bu barutları cepheye taşıdığı bilgisi geçmektedir. Gürbüz Azak da bu efelerin hikâyelerini çocukluğunda çok duymuş, tesirleri kendi çocukluğunda da devam etmiştir.” diye konuştu. Önay, Gümüş Diş isimli efeye yakılan “Alettin’e vardım emme durmadım.” isminde bir türkünün olduğuna işaret ederek, Emir Ayşe’nin ise kadın efe olduğunu söyledi. Mustafa Nadir Önay, günümüzün efesi Gürbüz Azak’ın 1938 yılında Denizli’nin Acıpayam ilçesindeki Oğuz boylarının adını ve kültürünü taşıyan bölgesinde dünyaya geldiğini ve kendisinin bu kültür ve hissiyatla yetiştiğini ifade etti. Önay, Gürbüz Azak’ın “Örfün Aydını” olduğunu belirterek konuşmasını bitirdi.
BİRLİKTE ÇALIŞTIK Ressam ve yazar Muammer Erkul ise Ege’nin Efeleri kitabının yazarı Gürbüz Azak’ı yıllar önce tanıdığını belirterek, beraber çalıştıkları dönemde kendisinden çok şey öğrendiğini dile getirdi. Günümüz köy hayatını anlatan muhteşem romanları ile, mimarlığı, ressamlığı, karitatüristliği, şairliği, grafikerliği, gazeteciliği, en önemlisi Bâbıâli’nin ağabeyliği ile Türk kültür hayatına hizmet eden çok yönlü bir vatansever olduğuna dikkat çekerek “O gazetecilik mesleğini sevmiş ve bizlere de sevdirmiştir.” dedi.
Dinleyiciler arasında bulunan kültür tarihçisi Dursun Gürlek, “Gürbüz Azak tam bir Osmanlı ve İstanbul beyefendisidir.” derken Murat Başaran ise “Yanındaki kişilerde hem samimiyet, hem hürmet oluşturan farklı bir kişiliği var.” şeklinde konuştu. Zeki Yılmaz Gürbüz Azak’ın büyük bir sanatçı ve sanatçı dostu olduğunu
kaydederken Muhsin Karabay da Gürbüz Azak’ın Türkçeye ve kültürümüze büyük hizmetleri olduğunu vurguladı. Tarihçi yazar Nurettin Taşkesen, yapımcı ve yönetmen Mustafa Nadir Önay ile ressam ve yazar Muammer Er kul konuşmalarındansonra dinleyicilerin sorularına cevap verdiler. Gürbüz Azak, kardeşinin ağır hastalığı dolayısıyla toplantıda bulunamadı. Program, konuşmacıların ve dinleyicilerin toplu fotoğraf çektirmelerinin ardından sona erdi. “ }
{
"id": 75,
"url": "/15-temmuz-destani-yeniden-istiklal/",
"title": "Elif Sönmezışık, 15 Temmuz Destanı İle İlgili Yeniden İstiklal’i Anlattı",
"body": "“MİLLETİMİZ, DÜNYA DOLUSU KÖTÜLÜĞE DİRENİYOR”
Mehmet Nuri Yardım
15 Temmuz Destanı, artık tarihimizin unutulmayacak günlerinden ve şerefli levhalarından biridir. Nesiller boyu hatırlanacak, konuşulacak, yazılacak ve ibret alınacak bir işgal ve darbe hareketi ama aynı zamanda aziz milletimizin de bir direniş ve şahlanış ismidir. Bu konuda pek çok kitap yazıldı bugüne kadar. En yenisi, Elif Sönmezışık imzasını taşıyor. 41 yazarın görüşlerini Bir Milletin Uyanışı Yeniden İstiklal adıyla bir araya getiren Elif Sönmezışık’la 15 Temmuz’u, yazarları ve kitabı konuştuk. İşte sorularımız ve aldığımız cevaplar:
MEHMET NURİ YARDIM: Elif Hanım biliyorsunuz 15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye, tarihinin en büyük ihanet saldırısına uğradı. Bunu İslam dünyasındaki en korkunç ihanet olarak da adlandırabilir belki. Sadece bir darbe değil bir işgal hareketiydi bu. Ve milletimiz büyük bir direniş gücüyle hainleri ve onlarla birlikte hareket eden düşmanları püskürttü, mağlup etti. Bu konuyla alakalı birçok eser yazıldı, yazılmaya devam ediyor. Müşterek kitaplar da çıktı. Sizin hazırladığınız Bir Milletin Uyanışı Yeniden İstiklal kitabı büyük ilgi gördü, görmeye devam ediyor. 41 yazarın kaleminden 15 Temmuz Destanı’nı bir araya getirdiniz. Daha önce farklı kitaplarınız, denemeleriniz yayımlanmıştı. Bu kitap düşüncesi sizde nasıl oluştu?
ELİF SÖNMEZIŞIK: 15 Temmuz’un hemen sonrasında böyle bir hadise satırlara sığar mı, eli kalem tutanların olanları ifade etmeye gücü yeter mi diye düşünüp endişelenmiştim. Özellikle ilk bir hafta boyunca olanca gücümle haberleri, hem sosyal medya hem de televizyon kanalları üzerinden takip ve normalleşmeye tanıklık etmeme rağmen hâlâ duygularımı ve düşüncelerimi tarif edebileceğime inanamıyordum. Sonra bazı süreli yayınlardan ve sevgili Gülcan Tezcan’ın hazırladığı Okçular Tepesi kitabı için yazmam konusunda talep oluşunca kaleme sarılmak zorunda olduğumu anladım. Yaşadığım kısa süreli ama sarsıcı kopuşu bu şekilde aştım. Ve baktım ki, hayatın önemli saydığımız gerçekleri, 15 Temmuz’un ardından erimiş ve önemsiz kalmış. Onun için 15 Temmuz’u hem kendim hem de ülkemin toprakları ve insanları adına bir milat kabul ediyorum. Yaşadıklarımız ve o gece kilitlendiğimiz hadiseler karşısında hissettiklerimizi anlatmaya hâlen kelimeler kâfi gelmiyor ama anlatma gayretimizi daha fazla kenetlenerek sürdürmemiz ve daha çok yazmamız gerektiğine inanıyorum. İşte bu hislerim ve gayretimi ifade etme isteğim Damla Yayın Grubu sayesinde somut bir esere dönüştü. Yayınevi yöneticilerine, böyle bir zemin ve imkân oluşturdukları, her aşamada bilhassa inisiyatif konusundaki cömertlikleri ve güvenleri konusunda çok teşekkür ediyorum. Elbette satırlarını bize emanet eden 41 kıymetli yazarımıza da…
YARDIM: 15 Temmuz’da herkesin bir hikâyesi oldu. Her yazar kendi cephesinden meseleyi ele aldı, yazdı. Hazırladığınız Yeniden İstiklal kitabındaki 41 yazar arasında isminiz yok, ama önsöz de duygu ve düşüncelerinizi belirtiyorsunuz. Size göre Türkiye’de neler yaşandı, ülkemiz nasıl savrulma içindeydi, bu destanın / zaferin tahakkuk etmesini neye, kimlere borçluyuz?
SÖNMEZIŞIK: 15 Temmuz’un ertesi, hâlen devam eden güvenlik gerilimine rağmen, hayata yeniden kavuştuğumuzu ve bir mucize yaşadığımızı anlatıyordu hepimize. Bunu meydanlarda yan yana durduğumuz herkesin yüzünde okudum. Bir şey söylememize lüzum yoktu. Olan biteni anlatacak kelimeler de yoktu henüz. Hazmetme aşamasındaydık. Şehitlerimizin ve gazilerimizin vurulma anlarını görmüştük, hepsine can borcumuz vardı, biliyorduk. Özellikle geceden sabaha kadar okunan ezan ve selalarla imanlarımız tazelendi, teskin olduk ve manevi kılıçlar kuşanıldı. Semaları dinlerken yeni bir geleceği karşılıyorduk aslında. Gün ağardığında ise o gelecekle tanıştık. Bu çağda bir arada yaşadığımız bu topraklara mensup hiç kimse büyük savaş görmemişti. Seferberliği yaşamamıştı. Üzerine ilk defa tank yürüdü. İlk defa bir ağır silah namlusuyla tanıştı. Başına ilk defa bombalar, ateşler yağdı. İnsanlarımız ilk defa birbiri için canını siper etti. O gecenin hikmeti, ülke çoğunluğunun vatanını canıyla bir gören idrakinin uyanmasıdır. Doğru olan, doğru yaşayan ve Allah’ın emrini bilen tereddütsüz vatan savunmasına soyundu. Tereddüt etmedi. Zira bugün devam eden bütün siyasi ve sosyal kargaşa, tereddütlülerin ve vatan düşmanlarının eseri. FETÖ, yandaşları ve türevleri tüketilinceye kadar bize rahat yok.
YARDIM: Bugün bir küçük panel için bile iki üç yazarı bir araya getirmek bazen mümkün olamıyor. Siz 41 yazarla görüştünüz ve yazılarını bir araya getirip kitaplaştırdınız. Zor bir işe talip oldunuz. Bu seçmenin, antolojinin diğer kitaplardan başlıca farkları nelerdir?
SÖNMEZIŞIK: Kitap çalışmasına karar verdiğimizde, birkaç önemli kolektif eser hâlihazırda okuyucusunu bulmuştu. Türkiye’de çok önemli yazarlarımız bu kitaplarda yer aldılar. Öncelikli amacımız muhteva konusunda bir alternatif oluşturmaktı. Her bir yazının geleceğe mektup olacağından yola çıktık. Çünkü 15 Temmuz’un üzerinden aylar geçmişti ve bazı fikirler kıvamını bulmuştu. Daha net ve berrak bir bakış vardı. Yazarlarımızın öncelikli olarak o geceye dair anılarını anlatan değerlendirmelerine taliptik. O günün ve geleceğe yansımasının kritiğini yapmayı önemsedik. Kitap dediğiniz şey, bütün zamanlar içindir. Yazarlarımızdan beklentimiz de bu bakış oldu. Kolektif işler sahiden organize noktasında güçlükler içerir. Ama yazarlarımızın yoğun programları ve meşguliyetlerini büyük ölçüde aştık, emeklerini esirgemediler. Malumunuz kültürün kalbi İstanbul’da atar ama Anadolu’nun muhtelif yerlerinde yaşayan çok kıymetli yazarlarımız da var. Diğer kolektif kitaplarda yer almamış ve İstanbul dışında yaşayan yazarlarımıza özellikle yer verdik. 15 Temmuz için yeni sesler oluşturmak istedik. Bu da Anadolu ruhunun kitapta hissedilmesini sağladı. Yazıların arasında usta gazetecilerin elinden çıkmış çok önemli kronolojik kritikler, değerli edebiyatçılarımızdan edebî ve manevi üslupla harmanlanmış güzel anekdotlar var. Bu çalışmanın hazırlayanı olmak, beni 41 ayrı zihinde farklı yolculuklara çıkardı. Bu kıymetli kalemlerin belleğinden toplum belleğine aktarılan değerlere aracı olmak, kendi adıma şükür vesilesidir.
YARDIM: Gördüğümüz kadarıyla kitap estetik bakımdan da özel bir itina ile hazırlandı. Yazarların fotoğrafları var, seçme sözleri için sayfalar ayrılmış. Ayrıca 15 Temmuz’la alakalı çok özel fotoğraflar da kullanmışsınız. Kitabın muhteva ve mizanpajı hakkında size okuyuculardan ve yazarlardan dönüş oluyor mu, kitap hakkındaki umumi kanaati merak ediyorum.
SÖNMEZIŞIK: Kitap yazı muhtevası yanında görsel olarak da bir zenginlik sunuyor. Kolektif kitaplarda yazarların sima olarak da tanınması güzel bir yaklaşım. Onun için yazıdaki üslubu ve genel bakışı temsil edebilen spot cümleler eşliğinde yazar portrelerini derledik. Her yazıya en az bir tane 15 Temmuz temasını yansıtan fotoğraf eşlik etti. Üstelik kitabın her yaştan her gelir grubundan insana ulaşması da önemliydi. Bu bakımdan erişilebilir, hem topluma hem de kültür hayatına katkı sunması amaçlanmış bir çalışma oldu. Her kitap bir emek mahsulüdür ve kolektif bir iştir aslında. Bu kitap hem muhteva, hem de ortaya koyma sürecinde birçok insanın emeğiyle desteklendi. En başta yayınevi sahibi Hüseyin Doğru beyefendinin projeyi sahiplenmesi, şahsınızın değerli katkıları ve rehberliğinin yanı sıra, Ahmet Dur’un meydanlardan derlediği tematik fotoğrafları, Yener Turan’ın mizanpajdaki titizliği, İsmail Gürgen’in kapak grafiği ve diğer yayınevi çalışanlarının katkısı, kitabı bu güzel noktaya taşıdı. Beğenildi ve takdir gördü. Bütün bu sesler bizim için çok değerli. Hayırlara vesile olması, en büyük temennimiz.
YARDIM: Hazırlık safhasında kendilerinden yazı istemeyi düşündüğünüz yazarların ilk tepkileri ne oldu? Konu hakkında yazmaktan çekinenler oldu mu? Veya 15 Temmuz’a inanmayıp bu konuda kalem oynatmak istemeyen aydın hâlâ Türkiye’de var mı? İsim vermeden genel olarak bu konuda bizi aydınlatırsanız seviniriz.
SÖNMEZIŞIK: Tepkilerinden dolayı hayal kırıklığına uğradığım hâlde, etik olmayacağını düşündüğüm için burada adını geçmek istemediğim yazarlar var. Fakat gerçek okuyucu yazarların izini çok iyi sürer ve bu yazarlar kendilerini ifşa etme konusunda zaten son derece başarılılar. Hazırlık sürecinde millî ve manevi duygularımızın ortak olduğunu düşündüğümüz yazarlarımızın kapısını çaldık. Kapıyı yüzümüze kapayanlar olduğu gibi, kapı aralığından 15 Temmuz’un gerçek olamayacak kadar saçma olduğunu söyleyenler oldu. Kendi adıma bu insanlarla -onlar bu milletten af dilemedikçe- bir daha hiçbir projede bir araya gelmeme ve referans göstermeme kararı aldım. Saçma ve çarpık bakışlardan böyle bir tecrübe ile arındığım için mutluyum. Elbette kapılarını çalarken belki sıcak bakmazlar diye düşünmüştüm, fakat aldığım tepkinin bu kadar ileri olacağını tahayyül edemedim. Bu yüzden okuyucularımıza tavsiyem, yazarlarımızın hangi yolu takip ettiklerini iyi izlemeleri ve daha uyanık olmaları. Zaten birçok isim çalıştığı yayınevleri itibariyle de hassasiyet durumlarını yeterince ortaya koyuyor. Aydın sancısı, Tanzimat’tan bu yana, bu toprakların en büyük imtihanlarından biridir. Biz de zaten bu handikapları aşmış kalem erbabını, “aydın” kelimesinin içi boşaldığından “mütefekkir/yazar” diye anmayı tercih ediyoruz.
YARDIM: Yeniden İstiklal, şimdiden ‘milli kaynak kitaplar’ arasına girdi ve seçkin kütüphanelerdeki özel yerini aldı. Bu kitabı hazırlamak sizde nasıl bir duygu uyandırdı? Bir görev şuuru, bir mesuliyet idraki veya bir yazarın üzerine düşeni yapması diyebilir miyiz?
SÖNMEZIŞIK: İnşallah biz de bu vesileyle, dile getirdiğiniz cümledeki güzel kelimelerle anılırız. Duygularımı ifade etmekte aciz kalıyorum elbet. Allah, bir şekilde bizi bu işe tahsis etti ve sizleri vesile kıldı. Bende kalan en güzel hatıralardan olacak. Bu hayal edebileceğimden fazlasıydı… Bu toprakların değerini anlamaya vesile olmasını diliyorum.
YARDIM: Kitabı okuduğumuz kadarıyla 41 yazar da samimi bir şekilde duygu ve düşüncelerini açıkça ve cesurca belirtmişler ve şahsi kanaatlerini ifade etmişler. Kitabı okuyup bitirdiğimizde şöyle bir his uyanıyor insanda. Bundan sonra hiç kimse bu tür alçak darbe teşebbüsünde bulunamayacak. Hem milletten hem devletten, hem de aydınlardan ve yazarlardan böyle şiddetli bir tokat yiyenler, bir daha o cesareti bulup ayağa kalkamayacak. Ne dersiniz? Herkesin birbirine sorduğu soruyu ben de size sorayım: Tehlike geçti mi? Türkiye’de artık bir daha darbe olamaz diyebilir miyiz? Yoksa, ‘nöbet’, ‘tedbir’ ve ‘teyakkuz’ hâli sizce devam etmeli mi?
SÖNMEZIŞIK: İnşallah efendim, bu büyük dirayetle savrulmuştur tüm şer işler, organizeler ve kişiler… Ama bu ülke, Türkiye. Osmanlı İmparatorluğu’nun ve Selçuklu hükümdarlığının beldesi. Toprağını Allah için kazanan ve ona emanet edenlerin yurdu, o medeniyetin beşiği. Kanını vatanına bağışlayanların meskeni. Yetimin yoksulun çatısı, hamisi… Onun için kötülük sızmak için uygun fırsatı kollar. Bu milletin yüreği yufkadır. Bir kötüye bu yüzden inanır. Ama feraset hep vardır, eninde sonunda uyanır. Dünya dolusu kötülüğe direniyor bu millet. Ne kadar yozlaştığımızı, iyiliklerin azaldığını düşünüyor olsak da, dünyada iyiliğin ve bereketin numunesi olduğunu cümle âleme her fırsatta gösteriyor. Buna aracılık eden yöneticilerimizden Hakk razı olsun. Önce fert iyileşecek, önce fert hissedecek ve bu güç yayılacak. Biz beraberken güçlüyüz. O yüzden toplumdan önce kendimizi, doğru-eğri meselesinde sınamamız gerekir. Çünkü düşman ne bitti, ne de kötülük ve fitne sona erdi. Şer ittifakı daima rehaveti bekler. 15 Temmuz bize her şey bir yana, artık tatlı rüyalı uykularımız olamayacağını anlatıyor. İnşallah, uyumadıkça huzura kavuşacağız.
YARDIM: Elif Hanım, sorularıma lütfedip verdiğiniz cevaplar için şimdiden teşekkür ediyorum.
SÖNMEZIŞIK: Bu nezih sohbet için ben teşekkür ederim efendim.
ELİF SÖNMEZIŞIK BİYOGRAFİSİ
1978 yılında İstanbul’da doğdu. İlköğretim ve lise eğitimini yine İstanbul’da tamamladı. 1994 yılında girdiği Selçuk Üniversitesi El Sanatları Öğretmenliği bölümünden 1998 yılında mezun oldu ve doğduğu şehre geri döndü. Kısa süre çeşitli kuruluşlarda desen tasarımcısı ve mesleki eğitmeni, dış ticaret ve yöneticilik gibi değişik alanlarda görev yaptı.
Yazı hayatı deneme ve hikâye çalışmaları ile başladı. Deneme türündeki metinleri, muhtelif dergilerde ve internet sitelerinde yayımlandı. 2010 yılı itibarıyla kültür sanat sitesi sanatalemi.net’te köşe yazısı yazmaya başladı. Aynı yıl sitenin Yazıişleri Müdürü oldu ve 2016 yılına dek Genel Yayın Yönetmenliği’ni sürdürdü. ESKADER Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundu. 2008 yılından bu yana çok sayıda yayınevi ve yazara edebiyat editörü olarak katkı sundu ve çok yönlü kültür sanat faaliyetleri içinde yer aldı. Hâlen Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü’dür.
Cemreler (Çağrı Yayınları, deneme 2014) ve Yeniden İstiklal (Mihrabad Yayınları, derleme 2017) isimli kitapları bulunan Elif Sönmezışık’ın yayınlanmayı bekleyen eserleri de bulunuyor. Yeni Söz gazetesinde haftalık kültür sanat yazıları yayımlanmaktadır. Deneme ve öykü türünde yazılarıyla dahil olduğu kolektif kitaplar ise şöyle: Benim Adım Kadın (Az Kitap, 2016), Mürekkep Kokan 33 El (40’larKulübü Yayınevi, 2016), Üsküdar Masalları (Üsküdar Belediyesi, 2016), Okçular Tepesi (Erdem Yayınları, 2016)
(Divanyolu Dergisi, Temmuz 2017) “ }
{
"id": 75,
"url": "/suleyman-naziften-mehmed-akif-kitabi/",
"title": "Süleyman Nazif’ten Mehmed Âkif Kitabı",
"body": "“İnanışını taklitten tahkike ulaştırdıktan sonra, Mehmed Akif daha kavi bir Müslüman olmuştur. Hazreti Muhammed’in bereketli nefesi, şairin her mısraında açıkça görülür”.
“Mehmed Akif kadar, ayıplardan ve kötülüklerden nefret eden pek az adam gördüm”. Süleyman Nazif
Bu haftaki eserimiz, Mihrabad Yayınları’ndan çıkan, Süleyman Nazif’ten“Mehmed Akif” isimli kitap.
Merhum Mehmed Akif hakkında yazılan eserlerin pek çoğunu yakından inceledim, dostlarından ziyade eleştirenlere, tekfir edenlere de baktım.
Dostlarının hemen hepsi Akif’in, “insan ve İslam karakteri” ile yoğrulduğunu, onur ve sevinçle kaydediyorlar.
Akif’in hayatı ve şiirleri hakkında olumsuz görüş ileri sürenlerin de zorunlu olarak birleştikleri nokta aynı. “İnsan ve İslam karakterli oluşu”.
Süleyman Nazif, gönül gözüyle tanıyıp sevdiği Akif’in hayatından muhtelif kesitleri yazdığı kitabında, İstiklal ve İslam şairinin şiirlerini, konuşmalarını ve dünya görüşünü ayrıntılı şekilde yazmış.
Mehmed Akif’in yetiştiği çevreyi, o dönemin edebiyat âlemini, fikir muhitlerini, şairin duygu ve düşüncelerini, zorlu mücadelelerini özlü biçimde kaleme almış.
Bir bakıma önümüze; iyi düşünülmüş, üstünde çalışılmış ve hakkı verilmiş bir Mehmed Akif portresi çıkmış.
Süleyman Nazif’in kaleminden Akif’e dair bir şu sözleri paylaşalım.
“İpekli (İpek şehri Kosova’nın başkenti Priştine’ye 120 km uzaklıkta Karadağ sınırına yakın köy. HÖ.) müderris Mehmed Tahir Efendinin dini bütün, ilim sahibi ve katıksız bir Müslüman olmakla beraber, asrın icaplarını hakkıyla kavramış bir hocaefendi olduğu da ezcümle oğluna verdiği terbiyeden açıkça belli oluyor.
Mehmed Akif ölçüsünde büyük bir şairi ancak böyle bir baba cihana getirebilirdi. Bir taraftan camilerde Arap ve Acem lisanlarıyla İslami ilimleri esaslı surette öğrettiği hayırlı oğluna, bir taraftan da İstanbul Mülkiye İdadisinde ikinci bir tahsil gösteriyor. Yüksek tahsilini de birincilikle çıkmış olduğu Baytar Mektebi’nde tamamlamıştır.
Kimya, hikmet, nebatat, hayvanat, teşrih (şerh etme, açıklama) fizyoloji, hâsılı -dine karşı olduğu zannedilen- tabii ilimler, genç şairin irfana susamış olan fikrine sırlarını söylerken, vicdanındaki ezeli imana dokunmaya adeta kıyamıyor.
Mehmed Akif, medreseden götürdüğü inanç yükünün bir zerresini bu mekteplerde bırakmadan ve bilakis buralardan imanına daha kuvvetle sarılarak hayat kavgasına atıldı”.
Mehmed Akif’teki vatan sevgisini yine Süleyman Nazif’ten okuyalım.
“Ben o toprağa vatan derim ki, üstünde dinim ve devletim, hükmünü ve hükümetini yürütsün. Böyle bir toprak üstünde küçük bir kulübe ile cılız bir oğul bana kâfidir.
Dinimden, devlet ve milletimden ayrılmış ve mahrum edilmiş bir yetim diyar üstünde muhteşem saraylar, güçlü çocuklarım yükseleceğine, evim bir avuç kül, sülalem de mezarlar olsun”.
(Yeni Akit Gazetesi, 23 Ocak 2017)
Eserde ayrıca 1857 yılında Erzurum’da doğan ve ulusal kadın kahramanlarımızdan Nene Hatun’un mücadelesine de yer veriliyor. Roman, hem cephe, hem de cephe gerisinden kahramanların hikayelerini, günlükler şeklinde birinci ağızdan anlatıyor. “ }
{
"id": 75,
"url": "/icinde-tarih-gecen-romanlar/",
"title": "İçinde Tarih Geçen Romanlar",
"body": "Yerli değerlere önem veren yazarların eserlerini ön plana çıkaran Mihrabad’dan dört kitap daha okura sunuldu. Bu kitaplardan bazılarının piyasada baskısı tükenmişti. Bunlardan ikisi yazar Üstün İnanç’a ait. İnanç’ın başörtüsü meselesini konu alan ve Mesut Uçakan tarafından aynı adla sinemaya da uyarlanan Yalnız Değilsiniz romanını geçen haftalarda yayınlayan Mihrabad, aynı yazarın ‘Bir Kimlik Lütfen’ ve ‘Ayıp Uşakları’ adlı romanlarının yeni baskılarını yaptı.
İnanç, ‘Bir Kimlik Lütfen’de Türkiye’nin kimlik arayışlarını romanlaştırıyor. Ayıp Uşakları romanında ise, Füsun adlı kahramanın şahsında farklı ‘izm’lere kapılmış aydınlarımızın içine düştüğü bataklığa dikkat çekiyor. Mihrabad’dan çıkan bir başka eser ise ‘tarihi roman’ dizisinden çıkan Yıldırım Bayezid. Cavit Esen’in kaleme aldığı eser, Halçlılara karşı Niğbolu’da muhteşem bir zafer kazanan ve 14 yıl saltanat süren, hayatı ibretlerle dolu olan bir Padişah’ın romanı.
NENE HATUN’UN GAZASI
Aynı yayınevinden çıkan bir diğer tarihi roman da Sara Gürbüz Özeren imzalı ’93 Harbi ve Nene Hatun’ adını taşıyor. Yakın tarihimizde mühim bir olay olan 93 Harbi 1877-1878 Osmanlı Devleti’nin üzerinde yabancı emellerin hayata geçirildiği yıllar olarak biliniyor. Roman işte o yılların fotoğrafını okura sunuyor. “ }
{
"id": 75,
"url": "/nurettin-taskesen-esaret-1916-anlatti/",
"title": "Nurettin Taşkesen, Esaret 1916’yı Anlattı",
"body": "Yazarımız Nurettin Taşkesen, CNR 4. Uluslar arası Kitap Fuarı’nda yaptığı sohbette Mihrabad Yayınları tarafından yayımlanan Esaret 1916 adlı romanını anlattı. Dinleyiciler Nurettin Taşkesen’in konuşmasını pürdikkat dinlediler.
Romandaki Ahmet Onbaşı’nın dedesi olduğunu ifade eden edebiyatçı yazar Nurettin Taşkesen, yakın tarihimizin böyle pek çok kahramanı ortaya çıkardığını, bu şahsiyetleri yeni nesillere anlatmak ve tanıtmak gerektiğini söyledi. Taşkesen, konuşmasının ardından dinleyicilerin sorularına cevap verdi. “ }
{
"id": 75,
"url": "/hasan-basri-bilgin-peygamber-kissalarini-anlatti/",
"title": "Hasan Basri Bilgin, Peygamber Kıssalarını Anlattı",
"body": "Yazarımız Hasan Basri Bilgin 28 Şubat 2017 Salı günü CNR 4. Uluslar arası Kitap Fuarı’nda okuyucularıyla buluştu. Saat 13.00’de Salon2’de “Peygamber Kıssalarının Romanlaştırılması” konusunu anlatan Hasan Basri Bilgin’in konuşması dinleyiciler tarafından büyük bir ilgi ile takip edildi.
Bilgin, daha sonra Damla Yayınevi&Mihrabad Yayınları standında okuyucularına kitaplarını imzaladı. Bazı kitapları bulunan Hasan Basri Bilgin’in yeni eseri Aşkın Mihrabı Yusuf isimli romanı, Mihrabad Yayınları tarafından kısa bir süre önce neşredilmiş ve okuyucular tarafından büyük bir beğeni ile karşılanmıştı. “ }
{
"id": 75,
"url": "/yakin-tarihimizin-bilinmeyenleri/",
"title": "Üstün İnanç, Yakın Tarihimizin Bilinmeyenlerini Anlattı",
"body": "Üstün İnanç, CNR Kitap Fuarı’nda Mihrabad Yayınları’nın düzenlediği konferansta yakın tarihimizden ve kültür hayatımızdan tanıdığı bir çok şahsiyeti anlattı.
Üstat Necip Fazıl Kısakürek, Kemal Tahir, Metin Erksan, Tarık Buğra, Ziya Nur Aksun, Yücel Çakmaklı ve Ahmet Kabaklı’nın da aralarında bulunduğu şahsiyetler hakkında teferruatlı bilgiler veren Üstün İnanç, fikir, sanat ve edebiyat dünyamızla ilgili unutamadığı hatıraları dinleyicileriyle paylaştı. Dinleyicilerin de sorularıyla katkıda bulunduğu programı, edebiyatçı yazar Mehmet Nuri Yardım idare etti. Program, muhtevasıyla bir beyin fırtınasına dönüştü. “ }
{
"id": 75,
"url": "/hain-darbeye-darbe-vuran-kitaplar/",
"title": "Hain Darbe’ye, Darbe Vuran Kitaplar Çıkıyor",
"body": "Dünyanın en güzel ülkesi, yeryüzündeki mazlumların sığındığı son ve tek kale Türkiye’miz, 15 Temmuz 2016 tarihinde alçakça bir saldırıya uğradı. Bu hareket, sıradan bir taarruz değildi. İhanet, aziz milletimiz tarafından cesaretle, kahramanca püskürtüldü.
Bu kirli hareket, sadece kuru bir darbe teşebbüsü sayılamaz. İçerideki hainlerin ve dışarıdaki düşman devletlerin işbirliğiyle aziz vatanımız parçalanmaya çalışıldı. Bu sinsi ve kurnaz hareket, uzun zamandan beri planlanan ve tezgâhlanan bir hareketti. Kurulan pusu neticesiz kalmıştı. Nitekim, 15 Temmuz alçak saldırısının püskürtülmesi ve akamete uğratılması neticesinde emperyalist Batının gerçek yüzünü göstermeye başlaması tesadüfi değildir.
Bugün başta Almanya ve Hollanda olmak üzere Avrupa’nın birçok ülkesi Türkiye’ye karşı ortak tavır koyuyorsa bu son derece mânidardır. Asla ve kat’a tesadüfi ve kendiliğinden oluyor değildir. Türkiye’nin düşmanları o darbe teşebbüsünün neticesiz kalmasından son derece mustarip ve rahatsızdırlar. Bugün yürütülen “Hayır” kampanyasına Avrupa ülkelerinin de destek çıkması boşa değildir. Hedef bellidir. Yerli ve millî güçtür, biziz. Hükümetimiz, devletimizdir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsında aslında hedef Türkiye’dir. Nitekim halkımız da bunu farketti. Şimdi Batıya karşı haklı olarak bir tepki, bir infial doğdu. Bu yerli ve millî tavır giderek güçleniyor, büyüyor, gelişiyor.
Türkiye’nin yalnızlaştırılma politikasına karşı herkes üzerine düşeni yapmak zorunda. Bu konuda hassasiyet gösteren meslek grupları arasında yayınevleri de var. Vatanperver yayıncılarımız çoktan kolları sıvadı bile. Hemen hemen her yayıncı 15 Temmuz Darbe ve İşgâl İhaneti ile ilgili kitaplar yayınladı, yayınlamaya devam ediyor. Şu anda hazırlanan pek çok eser var. Yeni kurulan Mihrabad Yayınları da dört eserle bu milli duruşun arkasında oldu. İşte yayınevinden yeni çıkan kitaplar: Osmanlıda Darbeler İhanetler İsyanlar (Gürbüz Azak), Uyanış 15 Temmuz 2016 (Sara Gürbüz Özeren), Yarım Aşklar Ülkesi (Harun Çolak), İstiklalden İstikbale (Mehmet Nuri Yardım).
OSMANLI’DA DARBELER, İHANETLER, İSYANLAR Bizde darbelerin tarihi eskilere gider. Osmanlı’da da izleri unutulmayan darbelere sık sık şahit olunmuştur. Bunlar o devirde ‘kıyam’, ‘isyan’ ve ‘kalkışma’ şeklinde tanımlanmış ama hepsi de ‘ihanet’ olarak addedilmiştir.
15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye’de yaşanan darbe teşebbüsü ve Türkiye’yi parçalama planı başarısızlıkla sonuçlanmış ve hain darbeciler hak ettikleri cezayı almışlardır. Bu tarihten itibaren de toplumda darbelerin tarihine ilgi giderek artmıştır.
Bâbıâli’nin usta ismi Gürbüz Azak, Osmanlı tarihi boyunca meydana gelen isyan, darbe ve ihanet hareketlerini topluca bu eserde sunuyor. Bu teşebbüslerin sonuçları yaşananlar ve padişahları devirmek isteyenlerin akibetleri bir film şeridi gibi gözler önüne seriliyor.
Osmanlı Sarayı’na kafa tutanlar ve padişahları tahtlarından indirip kendi heves ve isteklerine uygun kişileri o makamlara oturtmak isteyenler, genelde başarısızlıkla sonuçlanan bu girişimleriyle hem toplumda lanetlenmiş hem de şiddetle cezalandırılmışlardır. Bugünü daha iyi anlayabilmek için, dünü bilmek ve anlamak gerekiyor.
UYANIŞ 15 TEMMUZ 2016
Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinin en büyük saldırılarından, ihanetlerinden birini yaşadı. Bu, topyekûn istila, parçalama ve yok etme hareketiydi. Dışarıda emperyalist güçlerin güçlerin ve içeride hain işbirlikçilerin emellerini sahneye koymaları işten bile değildi.Fakat unuttukları bir gerçek vardı. Her hesabın üstünde bir hesap olduğu… İçeride hainler, dışarıda küresel işbirlikçilerin hain emellerini sahneye koymaları işten bile değildi. Fakat unuttukları bir gerçek vardı: Her hesabın üstünde bir hesap olduğu…
İşte o hesabın bozulduğu an… Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, ekran karşısında canlı telefon bağlantısındaki tarihî konuşmasıyla milletimizi meydanlara inmeye ve ülkesine sahip çıkmaya davet ediyordu.
Mesaj alınmıştı. Millet, taşkın bir sel gibi akın akın meydanları doldurmaya, hainlere karşı göğüslerini siper ederek, vatanlarını işgalcilerden korumaya başlamıştı. Kimi tankların üstüne çıktı, kimi altına yattı. Kimi “Bir gül bahçesine girer gibi…” kurşunların üstüne üstüne gitti. Kimi de patlamaya hazır bir volkan gibi hainlerin tepesine çöktü.
Usta yazar Sara Gürbüz Özeren, Uyanış (15 Temmuz 1916)’ta bir milletin uyanışını, dirilişini, ayağa kalkışını ve şahlanışını anlatıyor. 15 Temmuz Destanı’nı âdeta nefes almadan o geceyi yaşayanların gözüyle bir roman tadında kaleme alarak geleceğe anlatıyor. Yazar, eserini o geceyi yaşayanların gözüyle ve bir roman üslûbuyla kaleme aldı ve geleceğe aktardı.Uyanış 15 Temmuz 2016’yı âdeta nefes almadan okuyacaksınız.
YARIM AŞKLAR ÜLKESİ
İnsanlık tarihi boyunca ihanetlerin ardı arkası kesilmemiştir. Bizde de seçilmiş devlet büyüklerine karşı çıkan, onlara isyan eden ve ihanette bulunan kişilerin ve kurumların sayısı az değildir. Harun Çolak, Yarım Aşklar Ülkesi romanında 15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye’de yaşanan uzun geceyi anlatırken, binlerce kahraman arasında öne çıkan Ömer Halisdemir’in hayatını, ideallerini ve güzel vatanımıza adanmış pırıl pırıl ömrünü gözler önüne seriyor.
Eserde, geçmişte Osmanlı döneminde yaşanan hazin bir olaya da yer veriliyor. Sultan Abdülaziz’in katledilmesinde etkin rol oynayan ihanet çetesinin cezasının yine Ömer Halisdemir gibi bir kahramanın Çerkez Hasan’ın eliyle verilmesi ve şehadeti ele alınıyor.
İSTİKLALDEN İSTİKBALE
Türkiye, 15 Temmuz 2016 tarihinde sadece alçak ve kanlı bir darbe teşebbüsü ile karşı karşıya kalmadı. O menhus gecede, “İslam’ın son kalesi” olarak kabul edilen ülkemizin istiklal ve istikbali de fütursuzca tehlikeye atılıyordu. Emperyalist Batının oyuncağı ve kuklası olan kirli bir örgüt, bize düşman sömürgeci ülkelerden aldığı desteğe rağmen başarılı olamadı. Yarım asırdır beslediği hain emellerine kavuşamadı.
Büyük oyunu ve tezgâhı farkeden aziz milletimiz, çoluğu çocuğuyla, yaşlısı genciyle yollara düştü, meydanlara indi ve güzel vatanımızın ihanet örgütlerine ve düşman devletlere peşkeş çekilmesine izin vermedi. İstiklâl Savaşı’nda Sütçü İmamlar, Nene Hatunlar, Kara Fatmalar, Şerife Bacılar nasıl direnip zafer kazandılarsa 15 Temmuz’da da aynı şanlı ecdadın kahraman torunları, kiralanmış askerlerin kirletilmiş kara tanklarına karşı tarihî bir direniş gösterdiler ve ihanete yol vermediler.
Kitaptaki yazılar, o kapkaranlık zifiri gün ve gecelere düşülmüş tarihî ve bilgilendirici notlardır. Geleceğin tarihçileri, bu yazı, intiba, hatıra, duygu ve düşüncelerden yola çıkarak destanlar yazmış büyük bir milletin uyanışını, dirilişini, direnişini ve şahlanışını anlatacaklardır.
(Milat Gazetesi, 26 Mart 2017) “ }
{
"id": 75,
"url": "/oku-dergisi-mihrabad-tarafindan-basildi/",
"title": "“Oku” Dergisi Mihrabad Yayınları Tarafından Toplanıp Basıldı",
"body": "Türkiye İmam Hatip Okulu Mezunları Cemiyeti tarafından yaklaşık 20 yıl boyunca çıkarılan “İslam’ın İlk Emri Oku” dergisi tek ciltte toplandı.
İlk sayısı 1961’de çıkarılan ve 1980 darbesine kadar yayınlarına devam eden derginin öne çıkan kısımları seçilerek hazırlanan eser, Damla Yayınevi’ne bağlı Mihrabad Yayınları tarafından basıldı.
Büyük ölçüde Ahmet Baltacı arşivinden yararlanılarak hazırlanan eserde, derginin 1978’e kadar olan sayılarından seçme bölümlere ve yazılara yer verildi.
Derginin kurucuları arasında yer alan ve daha sonra Damla Yayınevi’ni kuran Mehmet Doğru, eserin Milli Türk Talebe Birliği Konferans Salonu’nda yapılan tanıtım toplantısında konuştu.
Doğru, 1960 darbesinin ardından çıkarmaya başladıkları derginin 1980 darbesine kadar aralıksız olarak okuyucuyla buluşturulduğunu söyledi. “İslamın İlk Emri Oku” mecmuasının bir nesil için okul vazifesi gördüğüne işaret eden Doğru, “Matbaacılığı, yayıncılığı ve hatta yazarlığı bu dergi sayesinde öğrendik. Dergi aynı zamanda milletimiz için de bir ışık kaynağı olmuştur. Türkiye’nin dört bir yanında herkes bu mecmuaya dört elle sarıldı ve abone sayısını artırmak için gayret etti. Bu sayede devrin şartlarına göre çok iyi bir sayıya ulaştık.” diye konuştu.
Damla Yayınevi ve Mihrabad Yayınları Genel Müdürü Hasan Hüseyin Doğru da Mihrabad Yayınları’nın kültür, sanat, tarih ve edebiyat yayınları yapmak üzere kurulduğunu dile getirdi.
Doğru, Damla Yayınevi’nin kökünün “Oku” mecmuasına dayandığını belirterek, şunları kaydetti:
“Babam Mehmet Doğru, ‘Oku’ mecmuasının İstanbul’daki baskılarıyla ilgilenirken yayıncılık işini öğreniyor ve daha sonrasında Damla Yayınevi’ni kuruyor. Oku mecmuası bugün faaliyette olan pek çok yayınevi için tohum vazifesi gördü. ‘Oku’, en uzun süre yayınlanan en istikrarlı dergilerden biri. Hacca gitmenin, İslami mecmuaların yasak olduğu 20 yılı aşkın bir fetret devri yaşadık. Bu devrin ardından güneş doğduğunda, ilk yayınlanan dergilerden biri ‘İslam’ın İlk Emri Oku’ mecmuası oldu. Necip Fazıl’ın ‘Büyük Doğu’, Nurettin Topçu’nun ‘Hareket’, Sezai Karakoç’un ‘Diriliş’i gibi öncü dergiler var. ‘Oku’ mecmuası da bu dergiler gibi önemli dergisinde yer alıyor. Bu dergiyi ihya etmek, unutmamak ve unutturmamak amacıyla dergiyi bir cilt halinde topladık.”
Mihrabad Yayınları Yayın Yönetmeni Mehmet Nuri Yardım ise “İslam’ın İlk Emri Oku” dergisinde en çok dikkatini çeken hususun, bütün ümmete aynı gözle bakılması olduğunu aktardı.
Yardım, derginin kucaklayıcı bir üsluba sahip olduğuna dikkati çekerek, hazırlanan cilt sayesinde yeni nesillerin de dergiden ve o dönemlerden haberdar olabileceğini ifade etti.
Konuşmaların ardından Mustafa Uzunpostalcı, Hasan Tekelioğlu, Mustafa Ateş ve Hayrettin Karaman’ın yer aldığı bir panel gerçekleştirildi.
Toplantıya ayrıca, Hasan Basri Bilgin, Talip Arışahin, Ahmet Baltacı, Mehmet Ali Sarı, Muammer Kiraz, Mümin Çevik, Ramazan Apaydın ve Şaban Akpınar dergi ekibinde camiasında yer alan isimler de katıldı.
” }
{
"id": 75,
"url": "/omer-bin-abdulaziz-romani-dirilis-hikayesidir/",
"title": "Ömer bin Abdülaziz Romanı Bir Dirilişin Hikayesidir",
"body": "Muhsin İlyas Subaşı Anadolu’nun edebiyatımızdaki sesi, nefesi ve temsilcisidir. Yaşadığı Kayseri’de kaleme aldığı değerli eserleri düzenli olarak günışığına çıkaran Subaşı, gençlere ve kitapsevere birikimini aktarmaya devam ediyor.
Bugüne kadar pek çok eseri neşredilen Muhsin İlyas Subaşı, yeni dönemde Mihrabad Yayınları’ndan Mimar Sinan’ın hayatını romanlaştırdığı Aşkımı Taşla Yazdım ile Oğuz’un Altın Sesi Necip Fazıl Kısakürek’den sonra Beşinci Halife Ömer Bin Abdülaziz’i kültür, edebiyat ve inanç dünyamıza kazandırdı. Subaşı, yeni belge romanında, çakıl taşları arasındaki bir alyansı sunuyor biz okuyucularına. Değerli yazarımızla yeni eseri Beşinci Halife Ömer Bin Abdülaziz hakkında konuştuk. İşte Muhsin İlyas Subaşı hocamıza yönelttiğimiz sorular ve aldığımız cevaplar:
-Muhsin İlyas Hocam, 8’nci romanınızı yayınladınız ve farklı bir konuyu ele aldınız? Neden Ömer Bin Abdülaziz? İzah eder misiniz?
Efendim, İslam tarihinin en sarsıntılı döneminde, siyasetin İslam’ı İlahi ufkundan uzaklaştırmaya çalıştığı bir dönemde hizmet yapmış ve gerçekten bir Müslüman aydın olarak duruş sergilemiş bir isimdir Ömer Bin Abdülaziz.”
Mesela? Hazreti Ali’nin şehit edilmesinden sonra, Muaviye ortaya çıkar ve Halifeliğe talip olur. Aslında, dönemin Müslümanları Hazreti Ali’nin oğlu Hazreti Hasan’da birleşmişlerdir. Ancak Muaviye gerekirse savaşa gireceğini de söyleyerek baskı yapar ve bu görevi alır. Hazreti Hasan, Cemel ve Sıffin’de çok kan döküldüğünü, yeniden bir sosyal felaketin yaşanmaması için Muaviye’ye bu görevi verirken, ölümünden sonra yine Halifeliğin kendisine geçmesi şartıyla anlaşmıştı. Ne var ki, Muaviye buna uymadı, ölümünden sonra oğlu Yezit’i veliaht olarak tayin etti. Böylece şura ile halife seçiminden atama ile görevlendirme başlatılmış oldu. İslam tarihindeki gerçek kırılma işte bundan sonra başlar. Yezit, üç yıl kadar görev yaptı ama üç kanlı olaya sebep oldu: Bu adamın eğlenceye düşkünlüğü, alkol alışı gibi zaaflarına samimi Müslümanlar tepki gösterdi ve tavır aldılar. Böyle bir kişiliğin tabii sonucu olarak, Kerbela’da Hazreti Hüseyin’in şehit edilmesi, Mekke ve Medine şehirlerinin kuşatılması, tahrip edilip yağmalanması İslam tarihinin en büyük dramını oluşturur.
Sizin romana konu edindiğiniz Ömer bin Abdülaziz bu olayların neresindedir?” Ömer bin Abdülaziz, bu olayların merkezindedir. Babası Abdülaziz, Mısır Valisi iken, doğmuş, eğitilmiş, iyi yetiştirilmiş ve Medine Valiliği görevine getirilmiş bir isimdir Ömer bin Abdülaziz. Önemli özelliği, Hazreti Ömer’in kız torununun oğludur. Dedesinin ahlakı ve manevi disiplini içerisinde hayata bakmış ve aynı zamanda amcası olan kayınpederi Abdülmelik’in ölümünden sonraki dönemde hiç beklenmedik bir tarzda Halife olmuştur.”
Nasıl beklenmedik bir tarz bu? Abdülmelik’in ölümü üzerine bu görevi oğlu Velid devraldı. Onun da 10 yıllık bir yönetim dönemi vardır. 715 yılında vefat edince bu göreve kardeşi Süleyman getirildi. Süleyman iki yıl gibi kısa bir süre hizmet yürüttü ve Emevi geleneğinin tersine bir iş yaparak, oğullarından önce, amcaoğlu ve eniştesi olan Ömer bin Abdülaziz’i ölümünden sonra açılan vasiyetnamesinde veliaht tayin etti. Böylece Ömer bin Abdülaziz 717 yılında İslam dünyasının halifesi oldu.
Halife Süleyman neden böyle bir yolu seçti sizce? İslam, bu ilk asrında, Süleyman’ın halifeliğinden önceki yöneticiler döneminde büyük sarsıntılar yaşadı. Kendisi iki yıl gibi kısa bir sürede bunları düzeltemeyeceğini biliyordu. Kendi soyundan gelenlerin de bunu başaracaklarından pek emin gözükmüyor olmalı ki, Kardeşi 2. Yezit Halifeliği beklerken, beklenmedik bir hareket yaptı ve hiç akılda olmayan Ömer bin Abdülaziz’e Halifeliğin verilmesini istedi. Çünkü Ömer çok düzgün ve irade sahibi bir insandı. Önceki dönemde yaşanan ıstırap verici olaylara karşı hep birlikte tavır almışlardı. Medine Valiliği’nde bulunmuş ve tahrip edilen bu şehrin acılarını yakından yaşamıştı. İslam’ın siyasetin dışına çıkarılması gerektiğini ısrarla savunuyordu.
Çok ilginç bir gelişme bu.” Evet, öyle, Ömer bin Abdülaziz, görevi aldıktan sonra, Emevi hanedanının haksız yere sahip oldukları başka Müslümanların ellerinden alınan arazilerini yeniden sahiplerine iade etti. Önceki halifeler Velid ve Süleyman’ın kendisine bağışladıkları Fedek arazisini, Hz. Fatıma’ya dolayısıyla Ehli Beyte verdi. Görevi süresinde maaş almadı. Hatta hanımlarının ziynetlerini bile Hazineye bıraktı, satarak gelirini fakirlere kullandı. Aşevleri açtı, hasta tedavi merkezleri kurdu. Okuma seferberliği başlattı. Çok daha önemlisi; Muaviye’den itibaren Emevi Halifelerinin hutbelerde Ehli Beyte beddua ve hakaretlerine son verdi.
Siz romanınızda Haccac’tan sıkça söz ediyorsunuz, kimdir bu Haccac? Halife Abdülmelik tarafından Irak Genel Valisi olarak görevlendirilen Haccac, Emevi yönetiminin eli kanlı sopasıdır. Bütün kirli işleri ona yaptırmışlar. Onun zulmüne uğrayanlar devamlı olarak Ömer bin Abdülaziz’e sığınmışlardır. Haccac, Halifenin yeğeni ve aynı zamanda damadı olan Ömer’e karşı bir şey yapmak istememesine rağmen, Haccac ve çevresindekilerin yönlendirmesiyle sürekli şikâyet ve baskılar sonucu Medine Valiliği’nden alınarak Şam’a çağrıldı. Ömer, halife olmazdan önce, bu adamı kontrole almak için büyük mücadele verdi. Göreve gelmesinden iki yıl önce Haccac öldü. Bu adam toplumda öylesine nefret uyandırmıştı ki, cesedini de, yakınları ondan zulüm görenlerin tahrip etmemesi için bir nehrin yatağına mezar açarak oraya gömdüler.
Ömer bin Abdülaziz’in ölümü de biraz trajik galiba? Evet, maalesef öyle, İslam’ın sevgiye dayanan yönetim biçimini ayağa kaldıran ve ilk dört büyük Halifenin çizgisine taşıyan bu insanın başarılı hizmetleri toplum tarafından takdir edilmesine rağmen, hâkim güçlerin işine gelmedi, bundan rahatsız oldular. Ömer’den sonra halife olması yolunda Halife Süleyman’ın veliaht tayin ettiği 2. Yezit ve adamları onun daha fazla huzur getirmesini istemediler. 3 yılı bulmayan halifeliği döneminde, İslam’ı gerçek anlamıyla, Hz. Peygamber’in hizmet anlayışına kavuşturan Ömer bin Abdülaziz’i, 50 bin dirhem karşılığı, henüz kırk yaşında iken bir köle tarafından zehirlettirip ortadan kaldırdılar. Aslında bu cinayetle sadece onun hayatına değil, aynı zamanda İslam’ın geleceğine de kıymış oldular. Ben romanımda bu yoğun malzemeyi kullandım.
Efendim, teşekkür ederim. Sanırım bunun için romanınıza Beşinci Halife Ömer b. Abdülaziz adını verdiniz?” Evet, bunun için öyle yaptık. Çünkü bu roman, Çölün Bilgesi bir kahraman tarafından yeniden dirilişe doğru verilen mücadelenin hikâyesidir.
Hayırlı olsun efendim. Teşekkür ederim. MEDENİYETİMİZE ADANMIŞ BİR ÖMÜR Muhsin İlyas Subaşı, 25 Temmuz 1942 tarihinde Şarkışla’da doğdu. İlkokulu doğduğu yerde,, orta ve liseyi Kayseri İmam-Hatip Okulu’nda okudu. Yükseköğrenimine İzmir’de başladı. Kayseri Yüksek İslâm Enstitüsü’nde tamamladı. Bir süre gazetecilik, ardından Kayseri’deki çeşitli liselerde öğretmenlik yaptı. 1995 yılında emekli oldu. Gazetecilik mesleğini edebiyat çalışmalarıyla birlikte sürdürdü. Lise öğrenciliği döneminde; 22 Mayıs 1963 tarihinde Kayseri’de yayın hayatına giren Kayseri Ekspres gazetesinin yayın yönetmenliğini, yükseköğrenimi sırasında, iki gazetenin Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğünü yaptı. Bir dönem, bölgesel yayın yapan bir TV’nin Genel Müdürlüğünü ve İhlas Haber Ajansı (İHA)’ nın Bölge Müdürlüğü görevlerini yürüttü.
ESERLERİ: Tiyatro: Alparslan (1962). Şiir: Vuslat Türküsü 1968); Aydınlığın Gözleri (1979), Bu Yüreğin Ülkesinde (1981), Sevgi Donanması (1982), Deryâdil (1985), Sevdâkâr (1988), Bir Sır Gibi (1991), Aşkistan (2005), Gül Seferi (2013). Deneme: Şiirden Şuura (2004), Şehirname (2011) Roman: Ahtapot (1995), Güneşe Uçan Kelebek (2001), Aşkta Yanan Dede (2003), Ben Onurumu Çiğnetmem (2004), Aşk Prensesleri de öldürür (2011), Ateşi Gül Eylemek (2015). Eleştiri: Roman Üzerine Notlar (2017). Seyahat: Gezi Notları (2017). Biyografi: Taşla Konuşan Deha (1996), Ağırnaslı Sinan (2004), İki Mevlevî (2005), Batıdaki Mevlâna (2007), Toprağın Dili (2013), Gül Devrini Arayan Adam (2016), Oğuzun Altın Sesi Necip Fazıl (2017). Araştırma- İnceleme: Dünden Bugüne Kayseri (1986), Kayseri’nin Manevî Mimarları (1995), Bu Şehrin Hikâyesi (2003), Batı İslam’ı Tanıdıkça (2008); Batı Türk’ü Tanıdıkça (2008), 40. Yılında Kayseri OSB (2017). Ayrıca Dr. Esra Kürüm, Ortak Değerlerimizin Dili Muhsin İlyas Subaşı adıyla yazarın biyografisini kitaplaştırdı.
(Milat Gazetesi, 5 Ocak 2020) “ }
{
"id": 75,
"url": "/ustun-inanc-tiyatro-eserlerini-birlestirdi/",
"title": "Üstün İnanç, Tiyatro Eserlerinde Gelenekle Moderni Birleştirdi",
"body": "“Üstün İnanç’ın Tiyatro Eserleri” paneli, Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nde gerçekleşti. Toplantıya yazar Üstün İnanç’ın yarısıra tiyatro sanatçıları Caner Bilginer, Fulya Bilginer ve Erdal Yıldırım da katıldı. Paneli Mehmet Nuri Yardım yönetti.
Mehmet Nuri Yardım konuşmasında Üstün İnanç’ın çok yönlü bir sanatkâr olduğunu belirterek, “Üstün Hocamız romancıdır, gazetecidir, senaristtir, tiyatro yazarıdır. Ama biz bugün onun sadece tiyatro eserleri üzerinde duracağız. Üstün İnanç’ın sahnelenmesinde emek verdiği, merhum Necip Fazıl’ın Ulu Hakkan Abdülhamid Han adlı tiyatro eseri, geçmiş yıllarda Anadolu’da 519 defa sahnelenmiştir. Üstün İnanç gelenekli tiyatroyu modern tiyatro ile birleştirebilmiş bir yazarımızdır.” dedi.
Caner Bilginer, konuşmasında Üstün Hocanın talebesi olduğunu belirterek, “O eserleriyle bizi uyandıran, bizi doğru düşünceye sevkeden bir sanatkârımızdır. Üstün İnanç yerli ve millidir.” dedi. Fulya Bilginer de konuşmasında şöyle dedi: “2000’li yılların başına hocamla tanıştık. Ondan çok yararlandık, birikiminden istifad ettik. Baz ıoyunlarda yönetmenim oldu. Bize ışık oldu, bizi yönlendirdi.” dedi.
Erdal Yıldırım ise Üstün Beyi 1994’te ve 1995’te tanıdığımı belirterek, “Hocamız bilhassa Gösteri Santaları Merkezi’nde (GSM) bize yepyeni bir ufuk açtı. Bize sanatın ilkelerini hatırlattı. Bu anlamda GSM hepimiz için bir okul oldu. Bize araştırma ruhunu aşıladı. Oynayacağımız veya yazacağımız konularla ilgili iyi araştırma yapmamızı isterdi. Sadece yerli kaynaklardan değil yabancı kaynaklardan da faydalanmamızı arzu ederdi.” diye konuştu. Alaattin Koçak, Reşat Şen, Asalet Durmuş, Aziz Erdoğan, İhsan Kabil, Şemistan Kaya, Hasan Uyar, İsmail Yağcı ve Muhsin Karabay da Üstün İnanç’ın şahsiyeti ve tiyatro eserleri hakkında konuştular. Üstün İnanç, toplantının sonunda Mihrabad Yayınları’ndan yeni çıkan Tiyatro Eserlerim ile diğer romanlarını okuyucularına imzaladı. Program, çekilen hatıra fotoğrafları ile son buldu. “ }
{
"id": 75,
"url": "/cellat-tasinin-romani/",
"title": "Cellat Taşı'nın Romanı",
"body": "Akademisyen yazar Durali Yılmaz’ın son çıkan romanı Fetva Yokuşu, Osmanlı döneminde önemli bir görevin ifasında kullanılan Cellat Taşı’nın serencamınıa nlatıyor.
SÜLEYMAN KARAKULLUK HEMŞERİM ve saygıdeğer büyüğüm Durali Yılmaz’ın son kitabı Mihrabad Yayınları’ndan çıktı: FETVA YOKUŞU… Bizzat imzalayarak gönderdiği 220 sayfalık romanı büyük bir keyifle okudum.
Süleymaniye’deki Fetva Yokuşu’nu eski haliyle bize anlatan bir çalışma Bir taşın “varoluşu” ve “yok oluşu” bu kadar mı güzel anlatılır… Diyeceksiniz ki, taş bu… Var olsa ne olur, yok olsa neler… Aman ha, sakın öyle demeyin. Zira bu taş, öyle bir taş ki. Osmanlı’nın son yıllarına bizzat tanıklık eden, İstanbul’un son asrını “gözleriyle gören ve anlatan” bir taş…
Nazar Boncuğu Bana gönderilen kitapları okurken, İMLA’sına da çok dikkat ederim… Tashihlere filan takarım kafayı. Bu kitapta da bir küçük hata yakaladım: “Büyücek bir dörtgene benzeyen bu garip gövdede ne bir yazı, ne bir şekil yoktu” cümlesi tuhafıma gitti… “Vardı” diye bitmeliydi cümle. Bir cümlenin önünde “ne” kelimesi olumsuz anlamında kullanılıyorsa, cümlenin sonu olumsuz bitmez, olumlu biter… Deyip geçelim…
Ağa Kapusu’na geldi Cellat Taşı, bir taş ocağında bulunup Süleymaniye’deki Ağa Kapusu avlusuna konmak üzere usta bir mermerci tarafından yontuldu. Kullanma amacı idamlıkların infazı içindi. Cellat Taşı, son olarak işte bu çınarın altında görülmüştü. Fatih Belediyesi’nin 2018’deki kaldırım düzenleme çalışmalarından sonra bu taş ortadan kayboldu.Durali Bey, Cellat Taşı’nı bize öylesine güzel anlatıyor ki, o korkunç taş, gönlünüzde adeta, ufkumuzu aydınlatan bir lamba olup çıkıveriyor. Ufkumuzu aydınlatan diyorum, zira bu taş konuşuyor ve size Osmanlı tarihini, İstanbul’da yaşananları, Yeniçerileri, Genç Osman’ın katlini anlatıyor.
Taşın en mutlu anı “Bir insan en umutsuz anında, en kutsal uzvu olan yüzünü mermere sürüyordu. Bu an bitmesin istiyordu mermer taş; sonsuna dek insanın yüzünün dokunuşunu duymak duymak ne tatlı olurdu” Ağa Kapusu avlusuna Ak Süt gibi gelen bu mermer taş, önce kırmızıya sonra da koyu bir siyaha bürünürken, adeta ızdırap çekiyordu. Ama bir yandan da önemli bir görevi yerine getirmenin gururunu yaşıyordu. Ayrıca, onun karşısında durmaya kimsenin gücü yetmezdi! Öylesine kudretli bir taştı o…
Kelleler ve etekler!
yüzyılda, bir mermerin dağ başından kopup saray avlusuna gelişi ve sonunda çok hüzünlü bir yok oluşunun anlatıldığı romanda Durali Yılmaz, taşı konuştururken, Osmanlı’yı da konuşturuyor adeta… Şeyhülislamların, verdiği fetvalarla binlerce insanın yüzüyle temas etmenin hazzını yaşayan Cellat Taşı, gün gelince işlevini yitiriyor. Unutulmuşluğa terk ediliyor… Yıllarca mekân tuttuğu Ağa Kapusu’nun adı Fetva Kapısı’na dönüşünce bir hüzün kaplıyor benliğini!.. Sonra acılar içinde kıvranıyor. Sıradan bir taş haline gelmek bir yana, yıllarca üzerinde kellerin uçuştuğu Cellat Taşı’nın üstünde artık kızların etekleri uçuşmaktadır… Çöplük ve yok oluş Cellat Taşı’nın dramı bununla da bitmez. Bir gün dev bir vinç gelir onu Fetva Kapısı’ndan alır Süleymani’de bir çınar ağacının gölgesine bırakır… Artık yüzünebakan yoktur… Ama bitmez çilesi… Bir gün küçük bir çocuk çöp kovasını getirip üzerine boca edince, dünyalar başına yıkılır… Çöplük olmuştur artık. Gel zaman git zaman çöpçüler küreklerini onun beline beline vura vura temizlerken, Cellat Taşı; yıllarca kellerini aldığı yeniçerilerin ruhlarının kendisinden intikam aldıklarını düşünmektedir…
1948 Denizli Acıpayam doğumlu Durali Yılmaz hocama, en kalbi duygularımla hürmetlerimi sunuyor ve bu güzel eserini daha çok kimselerin okumasını temenni ediyorum. (Milat Gazetesi, 12 Ocak 2020) “ }
{
"id": 75,
"url": "/ruhlarimiz-olmus-zihinlerimiz-cilginligin-sinirlarina-dayanmis/",
"title": "Ruhlarımız Ölmüş, Zihinlerimiz Çılgınlığın Sınırlarına Dayanmıştı",
"body": "Bir insanın hayatı, gelen tek bir telefonla değişebilir mi? Herhangi bir Uygur Türkü için, eğer bu telefon Çin’den geliyorsa en iyisi o telefonu hiç açmamaktır, diyebiliriz. Tarihle henüz ilk tanışmamızda Uygurların, Orta Asya’da devlet kuran bir Türk boyu olduğunu öğrenir ve Uygur gerçeğinden haberdar oluruz. Uygur Türklerinin kendi alfabelerini icat etmiş ve matbaayı kullanmış olmaları da bizler için ayrı bir gurur kaynağı olmuştur.
Bunların ötesinde, Türk tarihi ve edebiyatı uzmanları ve sınırlı bir çevre dışında, toplumumuzun çoğunluğu Uygurlar hakkında fazla bir bilgi sahibi değildir. Hatta Uygurların yaşadığı yurtları muğlak bir ifade olan “Orta Asya” tabiriyle ifade edilir. Kadim Türk vatanı olan “Doğu Türkistan” denildiğinde, ideolojik bir söylem gözüyle bakılır ve ne yazık ki önemsizleştirilir. Oysaki ne kadar görmezden gelinse veya unutulmuşluğa terk edilse de tarihte ve günümüzde, bin yıldan fazla bir zamandır, Uygur ve Doğu Türkistan gerçeği varlığını korumuştur. Uygurlar, öz vatanları Doğu Türkistan’da, Türkçenin Uygur lehçesi olan dilleriyle, manevi değerleri ve aile bağlarıyla, yaşam tarzlarıyla, devletler ve siyasi oluşumlar inşa etmişlerdir.
1949 yılında Çin Doğu Türkistan’ı, resmen işgaliyle Şincan (Xinjiang, “Yeni Sınır”) Özerk Bölgesi olarak yapılandırdı. 1989 Tiananmen Meydanı Protestoları ile öğrencilerin baskıcı ve yozlaşmış hükûmete karşı olan başkaldırısını çok sert bir biçimde bastıran komünist parti, gelecekte bu tarz olayların yaşanmaması için özellikle Uygur Türklerine gerçek manada distopik bir yaşam tarzını dayattı. Her türlü gözetleme, asimilasyon ve soykırıma maruz kalan Uygurlar kadim vatanlarında azınlık durumuna düşürüldüler. Söz konusu bu zulmün modern dünyada yeri olmadığı aşikârken Çin’in ekonomik gücüyle yaptığı şantajların sonucunda dünya bu zulme sessiz kaldı. Her insanın sahip olması gereken insan hakları Uygurlar için geçerli değildi âdeta. Dünyanın tutumunu bir kenara bırakırsak Türkiye’nin ve Türk halkının bu zülme sessiz kalmasının izahı yoktur.
Bu davayı içselleştirmek için, korkunç işkence metotlarını uygulayan Çin’in önce inkâr ettiği, saklayamaz hâle geldiğinde ise “yeniden eğitim okulları” yalanıyla üzerini örtmeye çalıştığı Çin Toplama Kampları’nın içyüzünü ilk ağızdan, bizzat oradan kurtulmuş Gülbahar Haitiwaiji’den dinlemek çok etkili olacaktır. Öyle ki 24 saat hareketli kameralarla izlenen ve gün ışığının görülmediği demir perdelerle örtülü koğuşlar, dudakların ufak kımıldaması karşısında “dua ediyorsun” diyerek verilen hücre cezaları, yatağa zincirle bağlanarak geçirilen günler, sabahın erken saatlerinde başlayıp geç saatlere kadar devam eden eğitimler, yorulmanın yasak olduğu askerî ve psikolojik beyin yıkama eğitimleri, zorla yapılan kısırlaştırıcı ve “anıları silici” iğneler, bitmeyen sorgulamalar, her gün bir kişinin adının anons edilip asla geri dönmeyişlerinin yaşattığı sonu gelmez gerginlikler, her an idam edilmeye götürülme korkusuyla geçmek bilmeyen günler…
Gülbahar Haitiwaji’nin anılarını okuyunca, bu kamplarda Çin’in kendi adıyla literatürde özel bir yer edinmiş işkence metotlarını, Doğu Türkistan’ı Türksüz hâle getirmek için yaptıklarını ve kampların gerçek yüzünü öğrenecek; çaresizliğin verdiği bir isyan duygusu ve içten içe kabaran bir öfkeyi hissedeceksiniz. Uygurların kendi vatanlarında, binlerce yıl yaşadıkları topraklarında nasıl bir kıskaç içinde yok edilmekte olduklarını, Çin’in, “bölücülük”, “dinî radikalizmle mücadele” iddialarının nasıl bir yalan ve göz boyamadan ibaret olduğunu, ekonomik gücünü ve beşinci kol faaliyetlerini kullanarak bunlarla dünyayı nasıl aldattığını yüreğiniz daralarak birinci ağızdan idrak edeceksiniz.
Gülbahar Haitiwaji, yaşadığı onca acı ve maruz kaldığı insanlık dışı karşı uzun süre suskun kalmayı seçmiştir. Çünkü Çin Hükûmeti, sürekli onu, Doğu Türkistan’da kalan annesi ve kardeşlerini de toplama kamplarına kapatmakla tehdit etmiştir. Bu nedenle Çin’in artan yalanları ve göz boyamaları karşısında bedeli ne olursa olsun bu gerçeği dünya kamuoyuna açıklamaya karar vermesi, uzun içsel gerginlikler yaşamasına yol açmış, sonunda Uygur halkının geleceğini düşünerek harekete geçmeye karar vermiştir.
Fransa’da mülteci olarak ikamet etme hakkına sahip Gülbahar Haitiwaji (Heyithacı) sadece basit bir emeklilik işlemi için Doğu Türkistan’a gitmişti. Birçok risk ve tehdide rağmen Uygur soykırımını dünyaya haykırabilmek için yaşadıklarını, gördüklerini kitap hâlinde yayınlattı. Sözünü ettiğimiz eser, bir Uygur kadının Çin’in toplama kamplarında yaşadığı zulüm anılarıdır. Ve bugün Çin, Şincan’da toplama kampı kurma işini durdurmak bir yana, Uygurları kamplara taşımaya devam ederken, kadınlarını kısırlaştırırken, ne BM ne de herhangi bir uluslararası heyet günümüzde bu soykırımın boyutunu tespit etmeyi başarabildi. Bu kitap, söz konusu kamplardan kurtulup yaşananlara tanıklık eden ilk kişi olan Gülbahar Haitiwaji’nin sesi olması bakımından çok önemlidir.
Mustafa Naci Turan “ }
{
"id": 75,
"url": "/9-numara-senin-gulbahar/",
"title": "9 numara? Senin sıran! Gülbahar",
"body": "Hani derler ya bir kitap okudum, bir film seyrettim dünyam değişti. Ben de hafta sonu bir kitap okudum iki gün kendime gelemedim. Klasik yaklaşımla bu çağda bu olur mu? Bu eski zamanlarda kalmış uydurma masallardan bir roman olmalı, diye düşünebilirsiniz. Maalesef keşke öyle olsaydı ama öyle değil. Daha yeni yaşanmış bir acı; dramatik, travmatik bir gerçekten, hayat hikâyesinden söz ediyorum.
2016 yılında Doğu Türkistan’dan bir yetkili Gülbahar Heyithacı’yı arayarak emeklilik işlemlerini tamamlaması için Karamay’a gelmesini söyler. Gülbahar Hanım, kocası ve 2 çocuğuyla Paris’te yaşamaktadır. Kocası sığınmacı olmuş, Gülbahar Hanım Çin vatandaşıdır. Karı koca uzun yıllar petrol mühendisi olarak çalışmıştır. Gülbahar Hanım birkaç eksik evrak için dönmek istemez; tamamlayıp göndereceğini söyler ancak görevli ısrarla gelmesi gerektiğini ifade eder. Gülbahar bir müddet tereddüt eder ancak kocasının Fransız vatandaşı olması onu cesaretlendirir. Üstelik annesi, kardeşleri ve arkadaşlarını görme arzusu da ağır basar ve Doğu Türkistan’a döner. İşte o gün 2, 5 yıl sürecek çile başlar…
“Siz bilemezsiniz, sizin şer gördüğünüzde hayır hayır gördüğünüzde şer olabilir”; ilahî hükmü işte bundan sonra tecelli edecektir. Gülbahar bu dramı yaşamasaydı birçok insan Doğu Türkistan’da yaşananların farkında olmayacaktı. Kitaptan öğreniyorsunuz ki eğitim adı altında milyonlarca insan “beyin temizleme” operasyonuna tabi tutuluyor. 24 saat kameralarla takip ediliyor. En acı ve korkunç olan cezalardan biri “dudakların kımıldıyor dua ediyorsun” diye verilen hücre hapsi. İnsanlar numaralarla çağrılarak kimliklerinden soyutlandığı, komünist parti marşları eşliğinde aşağılandığı haller karşısında çaresiz, mazlum, şaşkın Uygur kadınlarının trajedilerine şahitlik ediyorsunuz…
Gülbahar’ın numarası 9’dur. Gardiyan onu “9 numara? Sıra senin!” diye çağırdığında bunun son çağrı olduğunu düşünür her zaman. Çünkü koğuşlardan numaralarıyla çağrılan kadınlardan birçoğu geri dönmemiştir. Numarası anons edilenlerden çoğu için sadece gidiş vardır, dönüş yoktur: “ Kamplarda yaşam ve ölüm arasında bir fark yoktu. Gece, gardiyanların ayak sesleri bizleri uyandırdığında yüzlerce kez beni kurşuna dizmeye geldiklerini sandım.”
Gülbahar’ın, kamplarda tutulan Uygur kadınlardan farkı kocası ve iki kızının Fransa’da yaşaması ve kızı Gülhumar’ın medya üzerinden dramı dünyaya duyurmasıdır. Çinliler bu açıklamalardan büyük rahatsızlık duyarlar. Gülbahar Hacıheyit’e 7 yıl eğitim cezası verilir. Fransa’nın da baskısıyla cezalandırma süresi 2,5 yılda biter.
Gülbahar Hanım yaşadıklarını anlatmakta büyük sıkıntı duyar çünkü annesi ve akrabaları Doğu Türkistan’da yaşamaktadır. Birçok mağdur bu gerekçelerle yaşadıklarını anlatamamaktadır. Rozenn Morgat, yaşananları Fransızca olarak kitaplaştırır. Kitap, Türkçeye “Çin Kampından Nasıl Kurtuldum?” adıyla Prof. Dr. Mustafa Daş tarafından çevrilmiş, editörlüğünü ise Doç. Dr. Abdülhamit Avşar yapmış, Mihrabat Yayınları tarafından basılmış.
Söylenecek çok şey var. Son sözü Gülbahar Hanıma bırakalım; “Ne yaşadıysam onu yazdım. Anlattıklarımın hepsi tamamen gerçek! Yaşadığım hiçbir şey, olayın şartlarını abartan hastalıklı bir mahkum fantezisi değil. Binlerce kişi gibi ben de bizi hapseden, bize işkence yapan Çin kasırgasında sürüklendim…”•
Kitap hakkında: Mihrabad Yayınları; 0212-514 28 28 www.mihrabadyayinlari.com
Haber Kaynağı - Yeni Akitından haberdar olduğu halde Çin, 5 yıldan beri kampları tutuyorsa, bunun nedeni Çin’in ekonomik gücüne ve etkisine inanmasıdır. Mümkün olduğu kadar çok ülkeyi, Çin’e baskı yapmaya zorlamamız gerekiyor. Onları zorlamak için sosyal medyayı kullanarak medyatik kampanyalar düzenlememiz gerekiyor. Ekonomik baskılar benim için şu anda Çin’e karşı en etkilisi. Aynı zamanda Çin’e ve diğer ülkelere Uygurların var olduğunu ve gözlerimizin önünde gerçek bir soykırımın yaşandığını göstermek için dünyanın her yerinde gösteriler yapmaktan vazgeçmemeliyiz” diyor.
Haber Kaynağı - Diriliş Postası “ }
{
"id": 75,
"url": "/orta-dogudaki-canakkale-savasimiz/",
"title": "Orta Doğu’daki Çanakkale Savaşımız: Kut’ül Amare",
"body": "Osmanlı’nın Son Zaferi Orta Doğu’daki Çanakkale Savaşımız: Kut’ül Amare
Mehmed Âkif’in deyimiyle; İstiklal Savaşımızın Habercisi, Ön Sözü…
Kut’ül Amare; Birinci Dünya Savaşı Yıllarında yaşanan; Irak, Bağdat yakınlarındaki; Dicle nehri kıyısında Kut’ül Amare denilen yerde Osmanlı Ordusunun İngilizleri büyük bir yenilgiye uğrattığı son zaferidir. O dönem karikatürlere konu olmuş; Türk Ordusuna ağır şekilde yenilen İngiltere yaralı aslan olarak tasvir edilmiştir. ‘’ Avrupa’nın hasta adamı’’ aslan terbiyecisi Osmanlı.
Kut’ta kazandığımız yüz yıl önceki destanımız, Milli Mücadele ve Kurtuluş Savaşımızın kazanılmasın da çok güçlü bir moral olmuştur. Azim, milli birlik ve beraberlik, Türk olmanın gücü; İngilizlerin teknik üstünlüğüne galip gelince, milli mücadelede halkımıza umut ve motive olurken, düşmanlarımız için de kırılma noktası olmuştur.
Kut’ül Amare ruhu, duruş, şeref, iman, cesaret, adanmışlık, bu topraklara sevdalı olmaktır. Bugün Orta Doğu’da yaşanan hadiseleri idrak edebilmek için; yüz yıl öncesinin tarihi olaylarını bilmenin ve anlamanın gerekliliği muhakkaktır. Bu noktada savaşa katılan üst düzey askerlerin hatıratları, devlet arşivleri, Genelkurmay Başkanlığı Arşivi’nden edindiğimiz bilgi, belge, resimler ile doyurucu bir eseri okuyucularımızla buluşturmaya çalıştık.
Kut Kahramanı Halil Paşa’nın kendinden 22 yaş küçük esir bir komutana davranış şekli ve asaleti karşısında; İngiliz General Townshend’ın ‘’Bu kadar necip bir düşmanla çarpışmaktan iftihar duyuyoruz.’’ sözü Türk olmanın farkını dünyaya bir kez daha ispatlar niteliktedir. Kitabın ‘’Kut Kahramanları’’ bölümünde, belki de ilk defa karşılaşacağınız kahramanlık hatıraları karşısında tarih bir okyanus ise biz halen bir kum taneciği kadar farkındalığa sahibiz diye düşünme den geçmek mümkün değil.
29 Nisan 1916 tarihinden itibaren, Silahlı Kuvvetlerimizde ‘’Kut Bayramı’’ olarak kutlanan bu zafer; 1952 yılında Türkiye’nin NATO üyesi olması ile beraber adım adım silinmeye mahkûm edildi. Kut’ül Amare Zaferi’nin bayram olarak kutlanmasından rahatsız olan İngilizler, NATO üyeliğimizin ardından bayramın kaldırılması için baskıcı tutumlar sergileyip, bu zaferi yâd edilemez hâle getirdiler. Ardından okullardaki ders kitaplarından da silindi.
O halde hep beraber bakalım; bugün bize tarihten ne düşer; Kut bize neyi fısıldar, bizden ne ister?
Kut’ül Amare Zafer Bilgi Mihrabad Yayınları İstanbul, 2017 251 sayfa “ }
];
// 2. Lunr indeksi oluşturma var idx = lunr(function () { this.ref(‘id’); this.field(‘title’); // Başlık alanı this.field(‘body’); // İçerik alanı
documents.forEach(function (doc) {
this.add(doc);
}, this); });
// 3. Arama fonksiyonu function lunr_search(term) { var results = idx.search(term); // Sonuçları göster }
### Arama Akışı
┌─────────────┐ ┌─────────────┐ ┌─────────────┐ │ Kullanıcı │────▶│ Arama │────▶│ Lunr.js │ │ Girişi │ │ Formu │ │ Index │ └─────────────┘ └─────────────┘ └──────┬──────┘ │ ▼ ┌─────────────┐ ┌─────────────┐ ┌─────────────┐ │ Modal │◀────│ Sonuç │◀────│ Eşleşme │ │ Gösterim │ │ Listesi │ │ Algoritma │ └─────────────┘ └─────────────┘ └─────────────┘
---
## 🎠 Carousel Algoritması
### Ana Sayfa Carousel (mainpage-carousel.html)
```javascript
// Tab ve Carousel Yönetimi
document.addEventListener('DOMContentLoaded', function() {
// 1. Tab Değişim Algoritması
tabLinks.forEach(link => {
link.addEventListener('click', function(e) {
e.preventDefault();
// Aktif tab'ı güncelle
tabLinks.forEach(l => l.classList.remove('active'));
this.classList.add('active');
// Panel'i göster
const targetPanel = document.getElementById(targetId);
targetPanel.classList.add('active');
// Carousel'i başlat
initCarousel(targetPanel);
});
});
// 2. Carousel Sayfalama Algoritması
function initCarousel(panel) {
const items = track.querySelectorAll('.carousel-item');
const itemsPerPage = 8; // 4 sütun x 2 satır
const totalPages = Math.ceil(items.length / itemsPerPage);
function showPage(page) {
const start = page * itemsPerPage;
const end = start + itemsPerPage;
items.forEach((item, index) => {
item.style.display =
(index >= start && index < end) ? 'flex' : 'none';
});
}
}
// 3. Swipe Desteği
track.addEventListener('touchstart', function(e) {
touchStartX = e.changedTouches[0].screenX;
});
track.addEventListener('touchend', function(e) {
touchEndX = e.changedTouches[0].screenX;
handleSwipe();
});
});
Kitap Filtreleme Mantığı
<!-- Yeni Çıkanlar: publishnumber'a göre sırala -->
<!-- Yakında Çıkacaklar: soon: true olanlar -->
<!-- Çok Satanlar: bestseller: true olanlar -->
<!-- Göster -->
📚 Kitap-Yazar İlişki Algoritması
Yazarın Kitaplarını Bulma
<!-- book.html layout'unda -->
<!-- Duplicate'leri temizle -->
Yazar Bilgisini Çekme
<!-- Kitap sayfasında yazar bilgisi -->
🎵 Müzik Oynatıcı Mimarisi
Veri Yapısı
# _persons/ içindeki dosyada
music: true
musics: [
["Furkan suresi 21-32. ayetler", "05:19", "22-hafiz-kani-karaca/1"],
["Kadr suresi", "01:10", "22-hafiz-kani-karaca/2"]
]
JavaScript Playlist Oluşturma
var playlist = [
];
// Plyr.js ile oynatma
const player = plyr.setup('#audio1');
🖼️ Lazy Loading Algoritması
// lazyload.js
document.addEventListener("DOMContentLoaded", function() {
var lazyImages = [].slice.call(
document.querySelectorAll("img.lazy")
);
if ("IntersectionObserver" in window) {
let lazyImageObserver = new IntersectionObserver(
function(entries, observer) {
entries.forEach(function(entry) {
if (entry.isIntersecting) {
let lazyImage = entry.target;
lazyImage.src = lazyImage.dataset.src;
lazyImage.classList.remove("lazy");
lazyImageObserver.unobserve(lazyImage);
}
});
}
);
lazyImages.forEach(function(lazyImage) {
lazyImageObserver.observe(lazyImage);
});
}
});
📜 Scroll Davranışı Algoritması
Navbar Gizleme/Gösterme
// theme.js
var didScroll;
var lastScrollTop = 0;
var delta = 5;
var navbarHeight = $('nav').outerHeight();
function hasScrolled() {
var st = $(this).scrollTop();
// Delta kontrolü
if(Math.abs(lastScrollTop - st) <= delta)
return;
// Aşağı kaydırma - navbar'ı gizle
if (st > lastScrollTop && st > navbarHeight) {
$('nav').removeClass('nav-down').addClass('nav-up');
$('.nav-up').css('top', -navbarHeight + 'px');
}
// Yukarı kaydırma - navbar'ı göster
else {
$('nav').removeClass('nav-up').addClass('nav-down');
$('.nav-down').css('top', '0px');
}
lastScrollTop = st;
}
setInterval(function() {
if (didScroll) {
hasScrolled();
didScroll = false;
}
}, 250);
🔗 URL Yapısı ve Routing
Permalink Konfigürasyonu
# _config.yml
permalink: /:title/
collections:
books:
permalink: /kitaplar/:title
authors:
permalink: /yazarlar/:title
persons:
permalink: /sahsiyetler/:title
URL Örnekleri
| İçerik Tipi | Kaynak Dosya | Oluşan URL |
|---|---|---|
| Kitap | _books/2021-09-01-ismail-saib-sencer.md |
/kitaplar/ismail-saib-sencer |
| Yazar | _authors/mehmet-ali-sari.md |
/yazarlar/mehmet-ali-sari |
| Blog | _posts/2021-12-09-cin-kampinda.md |
/cin-kampinda/ |
| Sayfa | _pages/hakkimizda.md |
/hakkimizda |
📡 RSS Feed Yapısı
# _config.yml
feed:
collections:
books:
path: "/kitaplar/feed.xml"
authors:
path: "/yazarlar/feed.xml"
persons:
path: "/sahsiyetler/feed.xml"
🔐 SEO Optimizasyonu
Jekyll SEO Tag Kullanımı
<!-- default.html -->
<!-- Begin Jekyll SEO tag v2.8.0 -->
<title>Mihrabad Yayınları - Mimari Dokümantasyonu | Mihrabad Yayınları</title>
<meta name="generator" content="Jekyll v3.10.0" />
<meta property="og:title" content="Mihrabad Yayınları - Mimari Dokümantasyonu" />
<meta property="og:locale" content="en_US" />
<link rel="canonical" href="https://www.mihrabadyayinlari.com/ARCHITECTURE/" />
<meta property="og:url" content="https://www.mihrabadyayinlari.com/ARCHITECTURE/" />
<meta property="og:site_name" content="Mihrabad Yayınları" />
<meta property="og:type" content="website" />
<meta name="twitter:card" content="summary" />
<meta property="twitter:title" content="Mihrabad Yayınları - Mimari Dokümantasyonu" />
<meta name="twitter:site" content="@" />
<script type="application/ld+json">
{"@context":"https://schema.org","@type":"WebPage","headline":"Mihrabad Yayınları - Mimari Dokümantasyonu","publisher":{"@type":"Organization","logo":{"@type":"ImageObject","url":"https://www.mihrabadyayinlari.com/assets/images/logo.png"}},"url":"https://www.mihrabadyayinlari.com/ARCHITECTURE/"}</script>
<!-- End Jekyll SEO tag -->
<!-- Oluşturulan çıktı -->
<title>Sayfa Başlığı | Mihrabad Yayınları</title>
<meta name="description" content="...">
<meta property="og:title" content="...">
<meta property="og:description" content="...">
<meta property="og:image" content="...">
<meta name="twitter:card" content="summary_large_image">
📊 Performans Optimizasyonları
1. CSS Sıkıştırma
# _config.yml
sass:
sass_dir: _sass
style: compressed
2. Lazy Loading
# _config.yml
lazyimages: "enabled"
3. Lokal Bağımlılıklar
Tüm JavaScript ve CSS kütüphaneleri lokal olarak barındırılmaktadır:
assets/
├── js/
│ ├── jquery.min.js # jQuery 3.6.0
│ ├── popper.min.js # Popper.js 1.16.1
│ ├── bootstrap.min.js # Bootstrap 4.6.0
│ ├── plyr.js # Plyr.js (ses oynatıcı)
│ └── ...
├── font/
│ ├── fontawesome/ # Font Awesome 5.15.4
│ │ ├── css/all.min.css
│ │ └── webfonts/
│ ├── lora/ # Lora font
│ │ ├── style.css
│ │ └── *.woff2
│ ├── vogun/ # Vogun font
│ └── minion-pro/ # Minion Pro font
└── css/
└── plyr.css # Plyr.js stilleri
Not: Harici CDN bağımlılıkları kaldırılarak site tamamen bağımsız hale getirilmiştir.
🧪 Build ve Deploy Süreci
┌─────────────┐
│ Kaynak │
│ Kod │
└──────┬──────┘
│
▼
┌─────────────┐ ┌─────────────┐
│ Jekyll │────▶│ _site/ │
│ Build │ │ Çıktı │
└─────────────┘ └──────┬──────┘
│
┌───────────────────┼───────────────────┐
│ │ │
▼ ▼ ▼
┌─────────────┐ ┌─────────────┐ ┌─────────────┐
│ GitHub │ │ Netlify │ │ FTP │
│ Pages │ │ │ │ Upload │
└─────────────┘ └─────────────┘ └─────────────┘
📝 Sonuç
Mihrabad Yayınları web sitesi, Jekyll’in güçlü koleksiyon sistemi ve Liquid şablon motoru üzerine kurulu modüler bir mimari kullanmaktadır. Bu yapı:
- Ölçeklenebilirlik: Yeni içerik türleri kolayca eklenebilir
- Bakım Kolaylığı: Şablonlar ve içerikler ayrı tutulur
- Performans: Statik dosya çıktısı ile hızlı yükleme
- SEO Dostu: Temiz URL yapısı ve meta etiketleri
sağlamaktadır.